|
Günler, aylar, yıllar ne çabuk geçiyor değerli müminler! Geçen Ramazan, daha dün gibi hatıralarda bütün tazeliğiyle dururken bir kutsal Ramazan'ın daha gölgesi üzerimize düşmek üzeredir. 1 Eylül Pazartesi Ramazan'ın ilk günü... O, bir ay hep bizlerle beraber olacak, bizleri denetleyecek. Dış dünyamızdan alıp bizi iç dünyamıza götürecek. Ve orada, o gönül bahçelerinde, bizleri gerçek "ben"liğimizle tanıştırıp, baş başa bırakacak!..
Ramazan'ın şerefi, Kuran'ın indiği ay olmasındandır. Böyle şerefli bir aya yetişmek; ruhumuzu, bedenimizi, düşüncelerimizi, onunla temizlemek, onunla yücelmek, ne güzel şey!
Bu kutsal ayda, bu fırsatlar, hep, bizler için. "Bu ayda bir hayır yapan, başka aylarda bin farz etmiş gibi sevaba erecek."
Bu bir peygamber müjdesi. Bire bin, hangi toprağın, hangi bereketin cömertlik elinde var?
Ramazan bir seferdir, bir savaştır. Bu yolculukta aç susuz kalmak değildir murat. Nefsimizle irademizle, fiziki isteklerimizle savaşmaktır gaye. Bu savaşı kazanmak da var, kaybetmek de. Nefsine mağlup olan savaşı kaybeder. İradesini kullanmayan fiziki isteklerine mahkum olur. Akıllılık dünya fırsatlarını değerlendirmek değil. Asıl akıllılık, ebediyete ait fırsatları değerlendirmektir. Ve işte, bu kutsal Ramazan bunun için en güzel fırsattır!
Unutmayalım ki dünya dünyada kalacak. Dünyada ahiret için biriktirilenler ise bize azık olacak. Kabrin, sualin, sıratın, Mizanın, mahşerin, uzun ve korkulu yolculuğuna azıksız çıkılamaz.
Evet değerli müminler! İnanalım ki, Ramazan ayı ruh ve beden için bir terbiye ve disiplindir.
Ramazan, namazdan başka ibadetlerin de toplu halde yapıldığı, ibadet anlamının günün hemen, hemen 24 saatine yayılıp yaygınlaştığı, toplumsallaştığı bir aydır. Bunun içindir ki toplumsal seviyeyi kapatacak birçok başka ibadetler de emredilmiştir. Ramazan'da sadaka bunun başında gelir. Fakir fukaraya, eşe dosta, müşterek ziyafet demek olan iftar sofraları bunlardan bir başkasıdır. Allah'ın en çok sevdiği sofra; üzerinde çok lüks yemekler bulunan değil, çok el bulunan sofradır.
Evet Ramazan bir deniz, bir deryadır! Önümüzde akıp giden bu denize biz sadece bakarsak, buna akıllılık mı denir?
Ramazan öyle bir binektir ki o daima boş değil dolu gelir. Bitmez tükenmez yükünü bir bir dağıtır. Hem de kayırmasız. Herkes hakkı kadar, hak ettiği kadar alır. Giderken de boş gitmez. Herkes ne vermişse onu yükler, onu alıp götürür.
Ramazan bir "rahmet", gökten inen rahmete denk. Ama bunu anlayabiliyor muyuz? Sevgili peygamberimiz (SAV) bunu ne güzel ifade etmiş, "Ramazan'ı anlasaydınız her günün Ramazan olmasını isterdiniz!"
|