|
İki lider, uzun bir aradan sonra, Kıbrıs sorunu çerçevesinde nihayet bugün biraraya geliyor.
Daha önce, defalarca aynı konuyu görüşen, birçok sosyal etkinlik vesilesiyle biraraya gelen Talat ve Hristofias, bugün, Kıbrıs'ın iki lideri sıfatıyla, soruna çözüm bulma yolunda inisiyatif üstlenecek, Cumhurbaşkanları olarak buluşuyor.
Bugünkü görüşmeden önemli bir netice beklenmese de bundan sonraki sürece dair ciddi ipuçları vermesi, özellikle de Lokmacı kapısının açılması konusunda bir prensip ortaya konması, genel beklentiler içinde.
Kıbrıs sorunu, özellikle referandum sonrasında girdiği duraklama süreciyle birlikte, yıllardır bu sorunla yoğrulan halkın da ana gündemi, daha da önemlisi heyecanı olmaktan uzaklaştı.
Ancak 17 Şubat'ta Güney Kıbrıs'ta gerçekleştirilen seçimler, bu heyecan donukluğu için ciddi bir motivasyon yarattı.
Her ne kadar, "kim gelirse gelsin bunlar aynıdır" diyen ve yeni bir gelişme beklemeyen karamsar tablolara rağmen, bugün, düne göre daha yapıcı bir iyimserlik ortamı var.
Yine de bu yeni yeşeren ortam, halkların birbirinden uzaklaştığı ve Kıbrıs sorununun daha da kemikleştiği gerçeğini değiştirmiyor, malesef.
İşte bu noktada iki lidere önemli bir görev düşüyor.
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofias, geçtiğimiz gün, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir basın toplantısı düzenledi.
Görüşmeden iki gün önce düzenlenen bu basın toplantısı, canlı tutulmaya çalışılan iyimserliği besler nitelikte bir basın toplantısıydı.
Konuşmasına, geçmiş yıllardaki alışıldık ortamın aksine, üç dilde merhaba diyerek başlayan Hristofias, simultane Türkçe ve İngilizce çevirileriyle de bir ilke imza attı.
Böylece ilk defa, farklı bir yöntem izlenerek, adada yaşayan iki topluma, aynı metin üzerinden, aynı mesajlar verildi.
Soruları yanıtlarken de özellikle suçlaycı bir mesaj vermeyeceğine vurgu yaparak, "görüşmeden 2 gün önce Talat'ı suçlayacak kadar mazoşist değilim" dedi, Hristofias.
Seçimler sonrasında Cumhurbaşkanı Talat'ın düzenlediği basın toplantısında da benzer bir ortam oluşturulmaya çalışılmıştı.
Talat da Hristofias gibi üç dilde selamladığı basın mensuplarını, yine 3 dilde uğurlamış, konuşması için İngilizce çeviri kullanmıştı.
Liderlerin aynı metin üzerinden anlık tercümelerle, adanın her iki tarafındaki basın mensuplarına aynı mesajları vermeleri önemlidir.
Bu yöntem geliştirilerek devam ettirilebilir.
Böylelikle, sadece toplumlara değil, bu tarz jestleri önemseyen uluslararası aktörlere de önemli bir mesaj verilmiş olur.
Özellikle referandumun yarattığı karamsarlıkla birlikte, uzun bir süredir, liderlerin karşılıklı olarak birbirini suçlaması ve mevcut düşman dili sürekli olarak beslemeleri, zaten varolan karamsarlığı ve iki toplum arasındaki uzaklaşmayı daha da körüklüyordu.
Şimdi, Hristofias'ın seçilmesiyle birlikte, bu suçlamalar da durulmuş gibi görünüyor.
Önemli olan, bundan sonra da düşman diller üzerinden değil, daha yapıcı ve uzlaşmacı bir dil üzerinden mesajlar verebilmek.
Anlaşmanın detayları arasında pazarlık kavgalarına başlamadan önce, liderlere önemli sorumluluklar düşüyor.
Bunlardan biri de referandum sonrasından yeniden düşmanlaştırılan toplumların yakınlaşması için adımlar atılmasıdır.
Zaten, bir türlü hayata geçirilemeyen 8 Temmuz anlaşması kapsamında, iki toplumun yakınlaşması için çalışacak komitelerin oluşturulması öngörülüyordu.
Şimdi, günlük hayat pratikleri içinde, düşmanlığı yıkıcı her türlü adım, iki liderin de öncelikli sorumluluğudur.
Belki pazarlıklarla hayati farklar yaratamaycak liderler, insani konularda gösterecekleri ilerici adımlarla, hem pazarlıklarını kolaylaştıracak, hem de Kıbrıs sorununun yapılan onlarca görüşmede değişmeyen felesefesine bir yenilik getirebileceklerdir.
Kıbrıs sorunu, 60 anlaşmaları dahil, iki düşman toplumun uzlaşısı tartışmaları üzerinden şekillendi. Dile getirilen çözüm formülü ister konfederasyon olsun, ister federasyon, herzaman ruhunda karşı tarafı, karşılıklı olarak düşman gören bir anlayış vardı.
Bugün, adanın her iki tarafında da bu düşman ideolojilerin karşısında duran iki lider, buradan başlayarak farklı adımlar atabilir.
Çünkü, karşı tarafın düşman olmaktan çıkarıldığı gün, Kıbrıs'ta anlaşabilme ortamı yaratılabilecektir.
Şimdi, Lokmacı kapısıyla birlikte, yeni kapıların açılması da gündeme gelebilir.
Bundan da öte, mevcut geçişlerin daha insani koşullarda yapılması sağlanabilir. Örneğin, karşı tarafta daha az olan geçişleri teşvik edebilecek, fazla prosedürler hafifletilebilir.
Kullanılan terminoloji üzerinde ciddiye alınan çalışmalar yapılabilir.
Bütün bunlar ve daha niceleri, kolaylıkla uygulanabilecek ve iki toplumun iyi niyetlerini besleyici bir merhem olabilir.
Yoksa birbirimizden bu kadar uzaklaşmışken, çetin bir pazarlık masasına oturulursa, varolan iyimserlik de ortadan kalkıp, mevcut uzaklık daha farklı boyutlar alabilir.
Anlaşmalar halkların desteği ve inancıyla yoğruldukları sürece yaşarlar.
Bugüne kadar başaramadığımız bu noktayı, bugünden başlayarak bu iki yeni liderin yaratmasını dileyelim.
|