|
Uzun zamandır yılan hikayesine dönen Lokmacı'da bu aşamaya gelinmesi, mutluluk verici. Artık kapının açılması için gün sayılma noktasına gelindi.
Ve yaklaşık yarım asırdır, bir şehri ikiye bölen sınırın, iki toplumun karşılıklı geçişine açılması için belediyeler, yoğun bir çalışma içinde.
Lokmacı kapısının açılması, yeni bir dönem için çalışmalarına başlayan Talat ve Hristofias'ın da ellerindeki ilk somut sonuç olacak.
Lokmacı, Avrupa'nın bölünmüş son şehrindeki sınırları gevşetecek özel bir öneme sahip.
Ve şüphesiz, açılışıyla yeni dönemin de simgesi haline gelecek.
Yeni dönemin önemli gelişmelerinden biri de Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Kuzey Kıbrıs ziyareti ve bu ziyarette verdiği mesajlardı.
Son olarak, Lokmacı'nın açılışı ile ilgili, açık bir şekilde Türk tarafı, tek başına inisiyatif üstlenerek, köprüyü kaldırıp, kapıyı açma taraftarıyken, askeri cephe, bu niyet karşısına frene basmıştı.
Daha da ötesi, Türkiye dönüşünde, "askeri kanatla bu konuyu konuşmadık" diyen Cumhurbaşkanı'nın sözlerine karşılık Büyükanıt, bunu yalanlamıştı.
Ve daha da ileri giderek, "biz Cumhurbaşkanı'na yetkinin kimde olduğunu izah ettik" demiş, anayasanın geçici 10. maddesine çevirtmişti, bütün gözleri.
Önce yetki krizi, ardından yaşanan tokalaşma gerginlikleri ve Türklük tartışmaları, hala taze olarak duruyor hatıralarda.
İşte Büyükanıt, bu taze hatıralar akıllardayken ve Türkiye'de de gündemin hayli gergin olduğu, ama burada da iyimserlikle başlayan bir yeni sürecin hemen başlangıcında geldi adaya.
Ne var ki, açıklamaları, bu kez Talat'a destek verir nitelikte, sıcak mesajlardı.
Büyükanıt, sivil kıyafet içinde, Lokmacı kapısını ziyaret etti.
Uğruna köprüler kurulup zor yıkılan, ciddi krizler yaratan Lokmacı kapısını.
Büyükanıt, burada, çalışmaları izledi, halkı selamladı ve sıcak bir gülümsemeyle bölgeden ayrıldı.
Şüphesiz, özellikle bir süredir Rum basınında yer alan, "asker sorun yaratıyor" haberlerini yalanlaması ve geçmiş tartışmaların geride kaldığı mesajını vermesi açısından, önemliydi bu ziyaret.
Tabii, Cumhurbaşkanı Talat'ın pozisyonu ve bir görüşme sürecine girildiği dönemde, elini güçlendirmesi açısından da anlamlıydı.
Büyükanıt, dün adadan ayrılırken düzenlediği basın toplantısında da Lokmacı konusuna değindi. Bu kez, "Lokmacı'nın açılmasının, KKTC makamlarının bileceği bir iş olduğunu söyledi.
Ama, "bizim de sorumlu olduğumuz bir bölge var, oradan da geri adım atmamız söz konusu değil" uyarısını da ihmal etmedi.
Büyükanıt, Osmanlı'dan günümüze kadar tarihi anlattığı konuşmasında, Talat ve Hristofias arasındaki görüşmeleri değerlendirirken de dikkat çekici bir cümle kurdu.
"Konu diplomatiktir. Benim asker olarak konuya girmem doğru değildir. Ama sorunlar karşısında konuşulması, medeni ve önyargsız bir şekilde tartışılması da önemlidir" dedi.
Gelişinden gidişine kadar, adil ve kalıcı bir barışın altının doldurulup, kamuoyuna anlatılması gerektiğinden bahseden Büyükanıt, TSK'nın da bir çözüm anlaşmasının hemen ertesi günü değil, ama, güvenliğin tesisini gözlemleyerek, çekilmesinin gündeme geleceği mesajını verdi.
Farklı niyetlerle bu mesajlar, farklı şekillerde yorumlanabilir. Ama Büyükant'ın tavır ve üslubuyla, sadece Talat'ın değil, gelişinden üzgün olduğunu söyleyen Hristofias'ın da pozisyonunu rahatlatacak bir noktada durduğunu söylemek mümkün.
Büyükanıt, satır aralarında uyarılarını, yaptırım gücünü ve pozisyonunu hatırlatmayı ihmal etmedi.
Bunu da unutmamak ve gözardı etmemek gerekiyor.
Umalım ki, bu mesajlar, fotoğraf karelerinden de öte, bundan sonraki dikenli konularda da geçerliliğini koruyacak pozisyonların habercisi olsun.
Şimdilik öyle görünüyor.
İki lideri, kapsamlı görüşmeler için masaya oturtacak süreç çalışıyor.
Sıcak mesajlar yanında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ilişkilerinden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum başkanlık danışmanı Yorgo Yakovu.'nun çalışmalarından çıkan sonuçlar da umut verici.
Teknik komitelerin gündem belirleme çalışmaları sürerken, 7 Nisan'da fiili olarak çalışmaya başlanması bekleniyor.
Bütün bu olumlu gelişmler, Talat ve Hristofias'ın hanesinde olumlu birikimlerdir.
Ve bu gelişmeler, yarattığı olumlu hava yanında, aslında başlayan bu yeni sürecin, ne kadar müstesna bir süreç olduğunu da vurgulaması açısından dikkat çekicidir.
Bugün, olumlu ve işler başlayan bu sürecin ileriye götürülüp, bir anlaşma ile sonuçlandırılması, herkesin borcu ve sorumluluğudur.
Özellikle, bugüne kadar çözüm yolunda biriktirdikleri kötü puanlar altında ezilen, UBP ve DP'nin, bugünlerde iç politikada da zor günler yaşarken, mevcudiyetlerine, bu sürece katkı sağlamak ile sağlamamak arasında yapacakları seçimin büyük getirisi, ya da götürüsü olacaktır.
Bugün, iyi bir rüzgarla başlayan bu sürecin yaşaması ve sonuçlanması, geleceğin belirleyicisi olacaktır.
O yüzden, çözüm karşıtı, ya da yanlısı bütün unsurların, bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi dünden çok daha önemlidir.
|