Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Kara Kitap
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [1]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [2]
Bu kez Girne zehirlendi [2]



FENER MAÇINDA CHELSEA'Lİ OLMAK

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir Fenerbahçe Chelsea maçı ile ilgili yaratılan gündemi ilgiyle takip ediyorum. Aslında futbol kültürüm, futbolun 22 kişiyle oynanan bir top oyunu olduğunu bilmekten öteye gitmiyor.

Sorsanız, kaç futbolcu ya da takım adı sayarım, bilmiyorum.

Herkesin en anlamadığı bir şey varsa, benim kesinlikle futbol.

Sanki, bir fizik dahisi olabilirim çok çabalasam da, ne yapsam, futboldan anlayamam diye düşünüyorum.

Ancak, dünya çapında yıllardan beri yaratılan bu kültüre de saygı duymaya çalışıyorum.

Ne var ki, bizim bu konudaki kültür yaratımımız da diğer birçok alanda olduğu gibi, Türkiye üzerinden yapılıyor.

Ambargolar altında olmanın yarattığı gerçeklikle, kendi futbolunu geliştiremeyen biz, müzikten sinemaya kadar birçok dalda olduğu gibi futbolu da kendimizle değil, Türkiye ile yaşıyoruz.

Tuttuğumuz takım, Türkiye'nin üç büyüklerinden biri, genellikle.

Maç sonrası sokakları doldurup, korna sesleriyle yeri göğü inletirken de hep birlikte daha Türk oluyoruz.

Milli maçların en ön sıra seyircisi olarak, Türklük bilincinin, belki de en ateşli savunuculuğuna da futbolla birlikte yapıyoruz.

Fenerbahçe-Chelsea maçının İstanbul ayağında, onlarca Fenerbahçeli Kıbrıslı Türk ile birlikte aynı uçağı paylaştık, geçen hafta.

Maçtan bir gün önce, 1 saat 15 dakikalık yolculuk boyunca, karaborsaya düşen biletler, birçok futbolsever için hazine değerindeydi.

Hani, "1 milyara bilet var" deseniz, Nisan 1 şakası olduğunu söylemeye varmadan, havada kapacak heyecanlı bir gruptu bizimkisi.

Herkesin sarı lacivert giyindiği uzun bir kuyruktan çıkıp, hastaneye gidene kadar kaç tane dev bayrakla merhabalaşmak durumunda kaldığım ise, ayrı bir hikaye konusu.

Maç günü, kadın programlarından çocuk yayınlarına kadar, her yerden, marşlar eşliğinde başarılar dilenen, Milli bir gündü.

Chelsea'yi karşılayan Galatasaraylılar ise, neredeyse henüz değişmemiş, 301'de yargıya verilmek üzereydi.

Öyle ya, herkes Türk'tü ve Türk olan Fenerbahçeli olmak zorundaydı, o hafta boyunca.

Kazara Chelsea'li olmak ise, vatan hainliği ile eşdeğer.

Fenerbahçe'nin galibiyeti ile sonuçlanan ilk maçın ardından ise, her yerde bir zafer bayramı kutlaması yaşandı.

Yaşananlardan habersiz bir uzaylı, kesinlikle, 3. Dünya Savaşı sonucunda, dünyanın geri kalanında imparatorluk ilan ettiğine yemin edebilirdi, Türkiye'nin.

Tam da o zafer çığlıkları içinde, Lokmacı kapısı açıldı, ama, gündem kesinlikle en sarı lacivert haliyle, kimseyi duyacak durumda değildi.

Dönüş yolunda, biz, yine sarı lacivert bir uçakla geri geldik.

Fenerbahçeli Kaptan pilotumuz, duygularını paylaştı, onlarca Fenerbahçeli alkışladı.

Pasaport kuyruğu ise, 0-1 yaş grubu dahil olmak üzere, her yaştan, sarı lacivert insanlarla doluydu.

Zaferi kazanmış ve vatana dönmüştü, fatihler!

Büyük şans ki, üzerimizde nötr renkler vardı.

Düşünsenize, o kalabalık arasında Chelsea mavisi bir kazak giydiğinizi!

Birden eşime, "sırtına bir Chelsea bayrağı asmak istiyorum" dedim.

Hemen dönüp, "niye, ne yaptım ki sana?" şeklinde bir cevap verdi.

Birbirimize bakıp güldük.

İnsan, o kalabalık sarı lacivert içinde, işte kendini böyle savunmasız hissediyor. Biri çıkıp "ben Chelsea'liyim" dese, "Türkiye Kürt'tür" demekten beter olacak, çok iyi biliyor.

Geçtiğimiz gün, Londra'da oynanan rövanş ise, maalesef beklenilen sonucu getirmedi.

Her yerde bir matem havası.

Sanırsınız, Türkiye'nin topraklarının yarısı gitmiş, Kıbrıs satılmış! Ekonomi dibe vurmuş.

Bugünlerde de her yerde bu marazi haberleri ve öfkeli açıklamaları izliyorum.

Geçtiğimiz gün, Dışişleri Bakanı da Fenerbahçeliler ve Türklük dünyasından özür dileyince, ister istemez, bunlar geldi aklıma.

Bu kadar milliyetçileştirilen ve bir maçın üzerinden bu kadar baskı yaratılan kültürler, ilginç bir yerde.

Yine de iyi ki, Chelsea bir Yunan takımı değildi.

Şimdi savaşta bile olabilirdik, maazallah.

   833 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Farkı kalitesi...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital