Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Skandalda ikinci perde
Önce araca sonra demir kapıya vurdu
İki çocuğuyla sokağa atıldı
Ayri, Girne'de başka kızları da telefonla arayıp rahatsız etti
Avcılardan ağaç katliamı
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı
Tam uyum

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



ÜNİVERSİTE SORUNSALI

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ağustos 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kuzey Kıbrıs, yıllardır bir üniversite adası olarak tanımlanmaya çalışılıyor.

Şu anda adada faaliyet gösteren üniversite sayısı ile nüfusumuzu da orantılandırdığımızda adanın Kuzey'ini bir üniversite diyarı olarak tanımlamak mümkün gibi görünür.

Oysa üniversite, varlığı ya da binası ile değil, içinde verdiği eğitimin kalitesi ve akademiye sağladığı bilimsel katkı oranında kimlik kazanır.

En azından bu bütün dünyada böyle.

Ama biz, atılan temeller ve eklenen yeni derslikleri, üniversite eğitimi için yeterli görüyoruz, maalesef. Daha da ötesi, ne olursa olsun, ama "mutlaka bir diploma alınsın" zihniyeti ile de hareket ederek, üniversite eğitimini, neredeyse okuma yazma temeline indirgemiş oluyoruz.

Bu ada, her yıl, yüzlerce yeni mezun işsizin yaratılmasına sebep oluyor.

Belli sektörlerde yığılma, belli alanlarda ciddi eksikler yaratılmasını sağlıyor.

Çünkü her sektörde olduğu gibi eğitim alanında da geleceğe yönelik vizyon içeren planlamalar yapmıyoruz.

Üstelik üniversite diplomasını ve eğitimini bu kadar basitleştirdikçe de "uzman" ya da "bilir kişi" tanımlamaları da eksik kalıyor.

Bugün, üniversite diploması, eğitimi ölçmek yerine, baremi belirleyen bir araç halini aldı, maalesef.

Diplomanız olunca, kamuda daha yüksek baremle başlıyorsunuz çünkü, işe.

İlerleyen dönemde bu da yetmezse, yüksek lisansla, bu baremi daha da yükseltmek mümkün olabiliyor.

Yaklaşık 2 yıl önce, Dünya Bankası'nın Kuzey Kıbrıs için hazırladığı raporun eğitim bölümünde de aslında tam bu noktada oldukça önemli tesbitler yapılıyordu.

Rapora göre, KKTC'de, lise mezunlarının yüzde 72'si üniversitelere gidiyor.

Oysa, bu oran AB ülkelerinde yüzde 59.

Rapor, söz konusu oranın yüksekliğini, 'kabul standartlarının yeterince sıkı olmamasına' bağlıyor ve "Çok sayıda yetersiz gencin elenip, teknik eğitim gibi eğitim kanallarına gönderilmesi gerektiği halde, üniversitelere devam etmektedir." tespitine yer veriyor.

Ve daha da önemlisi rapor, gençlerin üniversiteleri tercih nedenini de 'kamuda iyi maaşla ve güvenli bir şekilde çalışma' arzusuna bağlıyor.

Bu ülkede, kamu hala en garanti ve "iyi" meslek alanı olarak adlandırıldığı sürece, üniversiteli işsizlerin sayısı yükselmeye devam edecektir.

Üniversiteler, bugün diploma ve askerlik erteleme araçları olarak görülüyor.

Ve hem erki elinde bulunduranlar, hem de halk tarafından karşılıklı beslenen bir açmaz var.

Üniversiteler bugün bilim üretmiyor.

Bilimsel olarak yayımlanan makale sayısı uluslararası standardların çok altında.

Çünkü, üniversiteler, sadece öğrenciye karşı olan sorumluluğunda değil, akademisyene karşı olan sorumluluğunda da ciddi sıkıntılar yaratıyor.

Bugün, eğitim sisteminden kaynaklanan çeşitli sorunlar ve üniversitelerin eleme sistemlerindeki yetersizlik nedeniyle, öğrenci kalitesi önemli bir düşüş yaşıyor.

Düşük beklentileri olan öğrenci karşısına çıkarılan akademisyen de bir süre sonra, akademisyenlikten öğretmenliğe yöneliyor.

Bugün, dünyada üniversiteler, bilimsel üretime olan destekleri ile saygınlık ve itibar kazanıyorlar. Bazı kurumlar da sırf bu yüzden, akademik kadrolarının bilimsel üretim ve araştırmalarını desteklemek adına, ders yükleri ve araştırma izinleri ile bunu yerine getirmeye çalışıyor.

Örneğin, Kıbrıs Üniversitesi, belli zaman aralıklarına dönem izni verip, ödenekli olarak araştırma iznine çıkardığı her düzeydeki akademisyenin, bilimsel üretiminin önünü açıyor.

Yani, üniversite her 3 yılda bir dönem araştırma izni veriyor, akademisyenine. Ve bunu yaparken de haftalık ders yükünü, 6 saatte tutuyor.

Uzun yıllar Kıbrıs Üniversitesi kadrosunda yer alan Niyazi Kızılyürek'e bu konu ile ilgili birkaç soru sordum. Yaptığı karşılaştırmalar ilginç;

Örneğin, şu anda Avrupa'nın en iyi üniversitelerinin öğrenci başına akademisyen oranları ile yarıştığını söylüyor, Kızılyürek, Kıbrıs Üniversitesi'nin.

Şu anda en iyi durumda olan Harvard'da 13 öğrenciye bir hoca düşerken, Kıbrıs Üniversitesi'nin de bu hedef üzerinden 15 öğrenciye 1 hoca oranlarına geldiğini anlatıyor.

Ve bugün, Kıbrıs Üniversitesi, çok daha az bir akademik kadroyla, 5 yılda 900'den fazla bilimsel makale üretirken, örneğin, DAÜ, daha fazla bir akademik kadroyla, 300 civarında kalıyor. Diğer özel üniversitelere bakıldığında da bu rakam daha trajik bir noktaya çekiliyor.

Eğer bugün bilimsel üretim hassasiyeti olsa, büyük paralar harcanıp, sürekli yeni fakülteler ve iddialı binalar inşa ederken, bu paralardan üretime de ayrılırdı.

20 Temmuz'da, YDÜ Tıp Fakültesi'nin açılışı yapılırken, bugüne kadar basının da önemli ölçüde kulak tıkadığı tartışmalar, aslında öenmli ölçüde bu zeminden şekilleniyor.

Ve aslında hükümet de Dünya Bankası raporunu, "Emperyalistlerin dayatması" olarak adlandıran sendikaları eleştirken, raporda açıklıkla ifade edilen üniversite eğitimi ile ilgili yapıcı adımlar atmak yerine, bu fotoğrafta Tıp Fakültesi'ne alkış tutmakla yetinebiliyor.

Yani herkes hala işine geldiği noktadan yürümeye devam ediyor.

Büyük alkışlarla açılan bu fakülte etrafındaki tartışmalar ve üniversiteler konusuna yarın da devam edeceğiz.

   592 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Kasım 2008, Cuma   BABALARINA BENZEYEN NESİLLER
20 Kasım 2008, Perşembe   AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?
19 Kasım 2008, Çarşamba   SEBEPSİZ BİR ÖLÜM KARŞISINDA SİZ NE DERDİNİZ?
18 Kasım 2008, Salı   CTP'NİN YAKLAŞAN KADER DÖNEMECİ!
14 Kasım 2008, Cuma   ANKET YORUMLARI
13 Kasım 2008, Perşembe   TRAJİK BİR ÖLÜM DAHA!!!
12 Kasım 2008, Çarşamba   OBAMA BEYAZ SARAY'DA, CTP SİLİHTARDAYDI!
11 Kasım 2008, Salı   YOL REZALETİ
08 Kasım 2008, Cumartesi   MUSTAFA
06 Kasım 2008, Perşembe   YOKSA SAM AMCA ÖLÜYOR MU?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6944 1.7064
1 STERLİN 2.5170 2.5358
1 EURO 2.1221 2.1370







© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital