|
Bayan okurum, "Gerekmez, size inanıyorum" dediğim halde bir liste gösterdi bana.
Listede, Lefkoşa'nın güzide bir semtinde aylardır süregelen ciddi bir çevre sorununun ortadan kaldırılması için başvurduğunu ama umursamazlığından gına getirdiğini söylediği ilgililerin isimleri yazılıydı.
Ve ısrarla evinin bulunduğu bölgeye gidip durumu yerinde görmemi istiyordu.
Anlaşılan, ayaküstü anlattıklarının sorunun ciddiyetini kavrayabilmem için yeterli olamayacağına inanmıştı.
İkide bir "Lütfen gelin ve orada yaratılan kirliliği, pisliği kendi gözlerinizle görün" diyordu bana.
Oturduğu bölge tam bir çöplük halini almış.
Belediye, bölgeye evlerin çöpünün toplanması dışında hiç hizmet vermiyormuş.
"Bir de şehit arsaları diyorlar. Şehit arsaları değil çöplük arsaları olmuş orası" ifadesini kullandı.
Geçenlerde nasıl olduysa belediyeden birilerinin, evde olmadığı bir sırada gelip mutfaktaki dolap çekmecelerinden birinin altına fare zehri koyduğunu söyledi.
Anlayamadım ve sordum:
-Nasıl yani? Eve nasıl girdi?
-Ben işteydim, çocuğum evdeydi; ne bilsin açtı kapıyı, dedi.
Zehri bırakıp gitmişler. Eve gelince çocuğu söylemiş, bakmış ve zehri el altında görmüş.
Haklı olarak böyle bir ciddiyetsizliğin, tedbirsizliğin yol açabileceği vahamete dikkat çekti.
Çocuğu on iki yaşındaymış ama evde küçük çocuk da varmış, Allah korusun alıp yeseydi ne olacaktı?
İsmi yanımda saklı bayan okurum, halbuki belediyeden, leş gibi kokan, çevreye sinek yayan dereyi ilaçlamalarını istemiş, onlar gelip eve fare zehri bırakmış.
***
Okurumun anlattığına göre, Kermiya'daki şehit arsaları üzerine inşa edilen evlerde en az yetmiş aile yaşıyor.
Evlerin orta yerinde, ileride Güzelyurt yoluna bağlanmak için çember olarak yeşil bir alan bırakıldı.
Ama sözde yeşil alan; çemberin içinde yeşilden eser yok.
Aksine, yetiştirenin çöp ve moloz döktüğü bir çöplük haline geldi.
Çeşitli atıklar, kırık şişeler, camlar yollara taşıyor.
Bölge sakinleri, çemberin ağaçlandırılması, yeşillendirilmesi için belediyeden yardım istedi.
"Biz yaparız, burasını ağaçlandırırız, yeter ki siz bize biraz yardımcı olunuz" dedikleri halde kimse kılını kıpırdatmıyor.
Tolgay kardeşim; aylardır Lefkoşa'nın parklarının ışıksız ve susuz bırakılmasından yakınıyor da ne oldu?
Yakınmaktan öte yetkililere her gün veryansın ediyor, protesto yağdırıyor da kimin umurunda?
Varolan parklardaki yeşilin yok olmaya terk edilmesinden kimin içi sızladı da henüz yeşillendirilmemiş bir alanın gailesine düşecek.
Kermiya'da, başkent parklarında ya da başka bölgelerde yaşanan yeşil düşmanlığını, 'ilgililerin ilgisizliği" diye kalıplaşmış bir eleştiriyle geçiştiremeyiz.
Bunun adı olsa olsa rezalet olur.
***
Okuruma, söylediklerini aynen yazacağımı, ama hiç bir şeyin değişmeyeceğini söyledim.
Bu ülkede özellikle çevre ve doğa tahribatı, yeşil kıyımı konusunda basının uyarılarının dikkate alınarak yanlıştan dönüldüğü görülmüş müdür?
Tam aksine yanlışta ısrar ediliyor, yanlışa daha da yanlışlar ekleniyor.
Her gün çevreyi konuşsak, duyarlı çevrecilerin yakınmalarını dile getirsek ne yazar?
Alın işte...
Evde yazdığım bu yazıya dün akşam saatlerinde gazeteye geldiğimde ekledim...
Taptaze bir haber...
Yeşil Barış Hareketi Başkanı Sayın Doğan Sahir açıkladı...
Hükümetin hazırladığı Milli Park Yasa Tasarısı, parkın içindeki unsurları değil alanını dikkate alan, nasıl kullanabileceğini, kimin kullanılabileceğini düzenleyen bir "kullanım kılavuzu"ndan başka bir şey değilmiş.
Yasa çalışmalarının kendileri dışında sürdürülmesi halinde hazırladıkları ve bir kısmının uluslararası temaslar içeren eylem planını hayata geçireceklerini söylüyorlar.
Tanrı yardımcıları olsun.
|