|
İyi günde bizimle gülen, sevincimizi paylaşan, kötü günümüzde de bizimle gözyaşı döken ve destek olan, hayatımızda vazgeçilmez kıldığımız dostlarımız! Onlarla olan dostluğumuzu tarif eden bir çok şarkılar, sözler ve şiirler vardır... Mesela Nazım Hikmet'in 'Dostluk' şiiri buna bir örnektir;
Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın
Bu şiiri okuyan herkesin aklına hemen en yakın ve en eski dostları gelmiştir mutlaka! (Semay, Seder ve Fikroş :)) ve Nazım Hikmet ne kadar da güzel tarif etmiş kelimeleriyle gerçek 'dostu' ve dostluğu!
Hayatımızda bizi bir bütün hissettiren dostlarımız ve onlarla kurulan dostluklarımız sizce nasıl başlar? Hani hep derler ya 'kimyamız'ın uyduğu insanlarla arkadaşlık kurarız. Acaba bu bahsedilen 'kimya' aslında bizi biz yapan genlerimizin bir eseri mi? Ya da onların bir katkısı var mıdır acaba?
Bunu hiç merak ettiniz mi?
Merak edenler olmuş ki, Amerika'da Virginia Commonwealth Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada araştırmacılar, dostluğun 'genetik' olabileceği yönünde sonuçlar sunarak bayağı ilgi topladılar.
Genler ve fizyolojik gerçekler arasında keşfedilen bağların yanı sıra onların davranışlarımız ve psikososyal yönlerimizle arasında iddia edilen ilişkileri (yani çevresel ve genetik faktörlerin birbiriyle bağlantısı) insanda, neredeyse 'kaderinin' genler tarafından belirlendiği düşüncesini doğuruyor! Ancak bu araştırmayı gerçekleştiren uzmanlar, genlerin belli insanlarla dost olmanız yönünde kaderimizi belirlediğini savunmuyor. Bu uzmanlara göre, insanların ergenlik çağından erişkin çağına geçerken çevresel faktörlerin (aile yapısı ve arkadaş çevresinin) yanı sıra genetik yapılarının da etkisiyle belli başlı insan karakterleriyle dost olabileceğini iddia ediyor. Yani, genetik yapıları onları bu yönde eğilimli kılıyor.
Bilim dünyasında farklı tepkilere neden olan bu araştırma, 24 ve 62 yaşları arasında olan 1,800 erkek ikiz kardeşi inceleyerek bu sonuçları sunmuştur. Araştırma kapsamında, araştırmacılar, ikizlere 8 ve 25 yaşları arasında edindikleri dostlarla ilgili sorular sordular. Zaman sürecini her iki ve üç yıl olarak tutan araştırmacılar, ikizlerin her zaman sürecinde kaç tane sigara içen, alkol kullanan, ders asan, uyuşturucu kullanan veya satan (vb gibi) arkadaşları olduğunu kayıtlara geçirdiler.
Bu doğrultuda, araştırmacılar, aynı genetik yapıya sahip olan tek yumurta ikizlerinin, çift yumurta ikizlerine (yani farklı genetik yapıya sahip ikizlere) oranla, arkadaş konusuna gelince, daha fazla ortak yanları olduğuna dair kanıt sundular. Dolayısıyla genlerin, dostlarımızı seçerken bu seçimde rol oynayabileceğini iddia ettiler. Ancak bu, tek yumurta ikizlerinin her zaman aynı dost tiplerini seçtiği anlamında da yorumlanmamalıdır. Sonuçlar bu yönde yorumlanacak kadar güçlü değildir.
Araştırmayı yöneten Psikiyatri ve İnsan Genetiği üzerine uzman olan Dr. Kendler, insanların büyüyüp aile/ev ortamından çıktıktan sonra, dostluk ilişkileri kurarken daha çok genetik yapılarının etkisinde olduğunu iddia etmektedir. Tabi bu araştırma, bulgularını sadece beyaz ve de erkek olan ikiz kardeşler üzerine yaptığı incelemelere dayandırmaktadır. Dolayısıyla, bu alanda kesin sonuçlar çıkarılmadan daha kapsamlı araştırmalar çok gereklidir. Şu ana kadarki bulgular bile insanı daha çok merak duymaya ve düşünmeye sevk ediyor!! Bu da şüphesiz ki daha birçok araştırmaya yol açacaktır.
Genler ve Dostluk!! 'Daha neler!' deyip geçmeyin :) daha yolun çok başındayız!
Sevgili okurlarım bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun.
|