Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
15 dakikada böyle oldu
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı
Asrın deneyi, dünyaya bakışı değiştirebilir
Erol'la gururlandık
Kendi içimizde hazır hale gelmeliyiz
Kalçada, Jennifer Lopez ve Beyonce'yi geride bıraktı
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek
Gönyeli'nin lige mesajı:3-2
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki"
Zeytincilik semineri bugün

YORUMLANANLAR
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [3]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [1]
15 dakikada böyle oldu [1]
Devlet, yok oluşumuzu durdurmalı [1]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [1]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [1]
İktidara adayım [2]



Türkler Avrupalı mı, Asyalı mı?

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Ocak 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy, "Türkler Avrupalı değil, bu nedenle AB içinde yerleri yok" diyor. Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing de benzeri açıklamalar yapmıştı. Dikkat edilirse, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda Avrupalı olup olmama temelindeki itirazlar daha çok Fransa kaynaklı. Bu itirazların gerisinde çeşitli nedenler var. Fransa'nın AB vizyonu farklıdır. İşin içinde Asyalı diye gördükleri insanlara karşı önyargı ve küçük görmenin de payı olduğunu kabul etmek gerek. AB'nin genişlemesinde kriter coğrafi Avrupa kıtası mı? İsrail AB'ye üye olmak istese, bir kılıf bulunup üye yapılmayacak mı? Kıbrıs, coğrafi nedenlerle mi, yoksa dini-kültürel nedenlerle mi Avrupa coğrafyasında sayılıyor? Avrupa, Avrupalılık, AB'nin genişlemesinin kriterleri, genişlemenin nerede duracağı tartışmalı konulardır.

"Avrupalı değilsiniz" iddiaları karşısında büyük üzüntüye kapılıp Türklerin (bunu ırk anlamında değil, dil ve kültür birliği anlamında kullanıyorum) Avrupalı olduğunu kanıtlamaya çalışanlar var. Sanki Türklerin Avrupalı olduğu kanıtlanabilirse, AB yolları otomatik olarak açılacak. İş bu kadar basit değil.

Türklerin Avrupalı olduğunu savunanlar kadar buna karşı çıkanların kullanabileceği çeşitli argümanlar var. Konunun tartışılmasında hiç bir sakınca yok. Yeter ki, Avrupalı olmayı marazi bir konu haline getirmeyelim. Kimlik

konusu önemli bir konu. İnsanların ve halkların kendilerini nasıl tanımladıkları çok önemli. Avrupalı-Asyalı ikilemi sadece Türklerin karşı karşıya olduğu bir ikilem değil. Ruslar da aynı sorunla boğuşuyor. Önemli olan konuya

soğukkanlı ve mümkün olduğunca bilimsel yaklaşabilmek.

"Türkler Avrupalı mı, değil mi" tartışmasında Avrupalıların konuya Türkler gibi bakması mümkün değil. Onlar konuyu kendi tarihsel süreçleri, deneyimleri çerçevesinde ele alıyor. Avrupalılar için önce Arap İslam medeniyeti, sonra da Osmanlı İmparatorluğu hep "öteki" olmuştur. Hristiyan Avrupa, kendi kimliğini yaklaşık bin yıl "öteki" ile mücadele içinde oluşturmuştur. Önce Arapların İspanya'da ilerlemesi, sonra Osmanlı'nın Viyana önlerine gelmesi, Avrupa için yaşamsal tehlike oluşturmuştu. Bu dönemde Avrupa, "ötekine" korku ve saygı ile bakıyordu. Karşısında kendinden üstün bir güç olduğunu biliyordu. Amaç, "ötekini" Avrupa'dan çıkarmaktı. Önce İspanya geri alındı. Geriye Osmanlı İmparatorluğu'nu geri itmek kalmıştı. 1699 Karlofça Anlaşması'ndan sonra Avrupa'nın kendine güveni arttı. Avrupa yükselişte, Osmanlı gerilemedeydi. O artık "hasta adamdı". 1912-13 Balkan savaşları ile amaca ulaşıldı. Sevr Anlaşması son darbe olacaktı. Hayata geçiremediler. Türklerin Avrupalı olduğunu kanıtlamak için "Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük kısmı Avrupa'daydı" argümanını sık sık kullanırız. Ancak, Avrupalıların konuya bakışı böyle değil.

Avrupalılar, giderek dünyanın birçok bölgesini sömürgeleri haline getirdiler. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Ortadoğu tamamen onların denetimine geçti. Bin yıl mücadele ettikleri "öteki" artık kontrollerindeydi. Tek istisna, Türkiye'de Mustafa Kemal önderliğinde verilen mücadele sonucu Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması oldu.

Avrupa'nın Asya ve Ortadoğu ile ilgili yeni söylemi, bakışı kendi üstün gücü temelinde oluştu. Genelde Asya, özelde Ortadoğu geri kalmış insanların yaşadığı, despot rejimlerin hakim olduğu ve Avrupalılar tarafından "aydınlatılması" gereken bir bölge; Batı kültürü en üstün kültür, Ortadoğu, Asya kültürleri geri kalmış kültürler olarak görüldü. Edward Said'in bu konuda yazdıklarını tekrarlamaya gerek yok.

Osmanlı Tanzimat'la, Atatürk başlattığı devrimlerle Türkiye'nin yüzünü Avrupa'ya çevirdi. Çağdaşlaşma, modernleşme hedefinde kıstas Avrupa ve Batı oldu. Dünyanın en gelişmiş bölgesi Avrupa değil, Asya olsaydı eminim Türkiye'nin yüzü Asya'ya dönecekti. Türkler, köken itibarıyla Asyalıdırlar. Orta Asya'dan gelip Anadolu'ya yerleştiler. Tanzimat ve Atatürk Türkiye'si ile yüzlerini Avrupa'ya çevirdiler. Bunun nedeni "çağdaş medeniyetler seviyesine yükselme" hedefidir. Türkler hem Asyalı, hem de Avrupalıdır. Asyalı olmanın, Ortadoğulu olmanın utanılacak bir yanı yoktur. Ortadoğu, medeniyetlerin beşiğidir. Avrupa karanlıktayken Ortadoğu insan medeniyetinin en önemli adımlarını attı. Çin büyük bir medeniyetti. Avrupa'nın son beş yüz yılda elde ettiği başarıları inkar edemeyiz. Ancak, insanlık tarihi son beş yüz yıldan ibaret değildir. Avrupa'nın üstünlüğü kalıcı değildir. Üstünlük hiç bir zaman kalıcı olmamıştır. Asya'da Çin ve Hindistan'ın yükselişi yeni oluşumların habercisi. Ne Avrupa karşıtlığına, ne de Avrupa karşısında ezikliğe gerek var.

Hem Asyalı, hem de Avrupalı olmak çok daha büyük zenginliktir. Batı'nın ve Doğu'nun en iyi yönlerini alarak çok daha başarılı olunabilir. Temel koşul çok çalışmaktır. Türkiye, gün gele AB üyesi olsa bile, Ortadoğu sisteminin, Asya'nın ve İslam dünyasının parçası olmaya devam edecek. Küreselleşme çerçevesinde dünyanın parçası olacak. Kültürümüz, zevklerimiz, geleneklerimiz Avrupa'dan farklılıklar içerecek. Tüm bunlar zenginliktir. Önemli olan insanın tarihi iyi bilmesi, kendi kimliğiyle barışık olması, Avrupa'nın, Asya'nın, tüm dünyanın başarılı yönlerine sahip çıkmasıdır.

   1304 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Ekim 2008, Pazar   Dünyayı sarsan yedi gün
09 Ekim 2008, Perşembe   Mali kriz ve AB
05 Ekim 2008, Pazar   ABD hegemonyası zayıflıyor
02 Ekim 2008, Perşembe   Global finans krizi ve gelecek
28 Eylül 2008, Pazar   Global finans krizi ve Marks
25 Eylül 2008, Perşembe   Nükleer enerji ve Türkiye
21 Eylül 2008, Pazar   AB'de hoşgörüsüzlük artıyor
18 Eylül 2008, Perşembe   Denizlerde rekabet
14 Eylül 2008, Pazar   Bekleme odasında 45 yıl
11 Eylül 2008, Perşembe   Pakistan'da Zerdari dönemi



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Özlediğimiz futbol...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital