Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Otellerden yıldız çıkartması
MTG'nin 4'üncü yabancısı Friday
Orhan Günşiray yaşama veda etti
Aziz ve Süleyman Denizli'ye imza attı
Hamitköy Fırat ile sözleşme imzaladı
Şenlikler sona erdi
Akkuş Çanakkale'de yarışıyor
Suriye ve Güney Kıbrıs arasında iki anlaşma
Mansion'da Burhan Öçal konseri
Rum siyasi partileri, Hristofyas'a desteklerini gözden geçiriyor
DAÜ tenisçileri İstanbul'da çeyrek finalde
Gökmen ve Toyki turnuva ile anılıyor
Havacılar Eskişehir'de
LAÜ, masa tenisini Türkiye'de oynayacak
Kiprianu: Kafkaslar'daki gelişmelerden endişeliyiz
Timvios, Rum Yönetimi'ni Avrupa Konseyi'ne şikayet ediyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ne olacak Türkiye'nin hali?

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yargıtay Başsavcısı'nın iktidardaki AKP için Anayasa Mehkemesi'nde kapatma davası açması ile Türkiye istikrarsız bir döneme giriyor. Bu tür davaların sonuçlanması genellikle 10-12 ay alır. Demek ki, Türkiye önümüzdeki bir yılı siyasi belirsizlik ve istikrarsızlıkla geçirecek. Bunun ülke için hayırlı olmayacağı ortada. 22 Temmuz seçimlerinden sonra Türkiye'nin güçlü bir hükümetle yoluna devam etmesi, hükümetin ciddi çalışmalar yapması bekleniyordu. Bu beklentiler gerçekleşmedi. Hükümet, seçimlerden bu yana ciddi bir çalışma ortaya koyamadı. Türban tartışmaları dışında pek bir şey yapılmadı. Şimdi, AKP aleyhine açılan dava ile durum daha da karmaşıklaştı. Bu durumda "Ne olacak Türkiye'nin hali?" diye sormaktan başka çare kalmıyor.

Türkiye şimdi parti kapatmanın doğru olup olmadığını tartışıyor. Ancak bu tartışma "neden dönüp dolaşıp bu noktaya varıyoruz?" sorusuna cevap üretmekten uzak. Sanki bir sağırlar diyaloğu yaşanıyor. Bir yanda AKP'nin kapatılmasına karşı olanlar, bir yanda da açıkça söylemeseler de davanın açılmış olmasından memnun olanlar, bundan siyasi kazanç bekleyenler var. Son 40 yıl içinde Türkiye'de 26 parti kapatıldı. Bu kapatmaların Türkiye'nin siyasi sistemine, siyasi parti sistemine, demokrasiye fayda getirmediği ortada.

Bugün Türkiye'de sağda ve solda yaşanmakta olan siyasi bölünmüşlüğün, aynı görüşte çok sayıda parti olmasının önemli bir nedeni parti kapatmalarıdır. Özellikle 1980 darbesinden sonra tüm siyasi partilerin yasaklanması, malvarlıklarına el konması, siyasilere yasak getirilmesi ve suni partiler kurulması büyük tahribat yaratmıştı. Türkiye, hala o tahribatın etkilerini yaşıyor. Kapatmaların Türkiye'de siyasi partileri nasıl etkilediği başlı başına bir araştırma konusu. Örneğin, parti kapatmaları eskiden beri var olan "lider sultası" olgusunun güçlenmesine katkıda bulundu mu? Köklü partilerin olmadığı bir ortamda lider ön plana çıkar. Her şey lidere bağlı olur. Türkiye'de siyasi kültür zaten "lider sultası" olgusuna yatkın. Sonuçta her şey liderin iki dudağı arasında olur. Partiler lider sayesinde var oluyor.

Siyasi partilerin kökleşememesi, parçalanması nedeniyle bugün Türkiye'de "tek parti, tek adam" dönemi yaşanıyor. Son beş yıla AKP ve lideri Recep Tayyip Erdoğan damgasını vurdu. Karşısında ciddi bir muhalefet yok. Siyasal sistemde tek bir parti ve kişinin hegemonyasının oluşması demokrasi açısından riskler içerir. Burada yapılması gereken AKP'yi kapatmak değil, muhalefet partilerini güçlendirmek olmalıdır.

Anayasa Mahkemesi açılan davayı görme kararı alırsa, uzun süreli bir istikrarsızlık dönemi başlayacak. Ekonomi başta olmak üzere her şey bundan etkilenecek. Sonuçta AKP kapatılırsa, bunun çok ciddi iç ve dış sonuçları olacak.

Türkiye'nin gündemi parti kapatmak değil var olan ciddi sorunları çözümlemek olmalıydı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre AKP iktidarı döneminde ekonomi büyümüş olsa da işsizlik sorununa çözüm bulunamadı. Türkiye ekonomisi, iş piyasasına çıkan gençlere yeterli oranda iş yaratamıyor. Resmi verilere göre gençler arasında 2007 yılı sonunda işsizlik oranı yüzde 20.6. Ancak gençler arasındaki işsizlik oranının resmi rakamların çok üstünde olduğuna inanılıyor. Bu durumda Başbakan Erdoğan'ın "üç çocuk yapın" çağrısının hangi temele dayandığını anlamak mümkün değil. Türkiye'nin nüfus açısından sorunu nicelik değil, niteliktir. Gençleri eğitmek ve onlara iş sağlamaktır. AKP iktidarı bu konularda başarılı olamadı. Türkiye'de çalışan veya iş arayan insanların toplam nüfus içindeki oranında son beş yılda düşüş oldu. Beş yıl önce toplam nüfusun yüzde ellisi çalışıyor veya iş arıyordu. Şimdi bu rakam yüzde 46.2. Bunun esas nedeni kadınların çalışma hayatına katılımındaki önemli düşüş. 1990'da toplam işgücü içinde kadınların oranı yüzde 34.1 iken 2007 yılının sonunda bu rakam yüzde 22.2'ye düştü. Kadınların çalışma yaşamına katılımındaki düşüş ile AKP'nin kadına bakışı arasında bağlantı olduğuna kuşku yok. Elbette bu tek neden değil.

İşsizlik Türkiye'de siyasal istikrarsızlığı besleyen bir faktör olagelmiştir. Çeşitli ideolojilerden radikal gruplar, kadrolarını işsiz gençlerden elde ediyor. Eğitim düzeyi düşük işsiz gençler her zaman siyasi istismara açıktır. İşsizlik sadece ekonomik değil, ciddi bir sosyal sorundur.

AKP iktidarını işsizlik ve diğer sorunlar konusunda sorgulamak, eleştirmek, başarısızlıklarını ortaya koymak gerekir. Muhalefetin yapacağı iş bu olmalı. Parti kapatma, siyasi yasaklar hiç bir sorunu çözümlemez. Sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Türkiye'nin işsizlik gibi çok ciddi sorunları var. Bu sorunların listesi oldukça uzun. Gündem parti kapatma değil, bu sorunların nasıl çözümleneceği olmalıdır. Herkes bu yönde çaba harcamalıdır.

Umarız yaşanmakta olan gelişmelerden herkes (iktidar ve muhalefet) gerekli dersleri çıkarır. Ülkenin siyasi istikrarsızlıkla, krizlerle vakit kaybetmemesi gerek. Siyasi değişim seçim sandığında olmalı.

   735 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Soğuk Savaş mı?
24 Ağustos 2008, Pazar   Stalin ve "ulusal sorun"
21 Ağustos 2008, Perşembe   Batı'nın Afganistan çıkmazı
17 Ağustos 2008, Pazar   Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?
14 Ağustos 2008, Perşembe   Kafkaslar'da yeni dengeler
10 Ağustos 2008, Pazar   Kafkaslar'da savaş
07 Ağustos 2008, Perşembe   Fransa ve Ruanda soykırımı
03 Ağustos 2008, Pazar   Belçika'nın geleceği
31 Temmuz 2008, Perşembe   AKP'ye sarı kart
24 Temmuz 2008, Perşembe   Suç ve ceza



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1810 1.1893
1 STERLİN 2.1676 2.1837
1 EURO 1.7442 1.7564



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital