|
Su, sosyo-ekonomik kalkınmanın, yaşamın temel şartlarından biridir. Kıbrıs'ta çok ciddi su sorunu ile karşı karşıya olduğumuz malum. Bu yıl yağışların çok yetersiz olması su sorununu had safhaya ulaştırıyor. Yaz aylarında sorun daha da hissedilecek. Ancak su sorunu sadece Kıbrıs'ın sorunu değil. Dünyanın bir çok bölgesinin sorunu. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1992 yılında, 22 Mart'ın Dünya Su Günü olarak kutlanmasına karar vermişti. Dolayısıyla dün Dünya Su Günü'ydü. BM ayrıca 2008 yılını Dünya Sanitasyon (sağlık önlemleri) Yılı ilan etti. Dünya Su Günü nedeniyle dünyada çeşitli etkinlikler yapıldı. Verilen mesajlar iyimserlik yaratacak nitelikte değildi. Küresel ısınma ile birlikte su sorunu giderek artıyor. Su sorununu, dünya su krizi olarak niteleyenler var. İnsanlığın su sorununa (veya krizine) acilen çare bulması gerekiyor. Aksi takdirde su nedeniyle ciddi anlaşmazlıklar, çatışmalar, savaşlar yaşanacak.
Halen dünyada 1.1 milyar insan (dünya nüfusunun beşte biri) sağlık açısından güvenilir, temiz içme suyundan yoksundur. Dünyamızda her gün 4500 çocuk, temiz olmayan su içtiği için ölüyor. 2004 yılında 2.2 milyon insan bu nedenle ölmüştü. Ölenlerin yüzde 90'ı beş yaşın altındaki çocuklardı. Dünya nüfusunun üçte biri su yetersizliği olan bölgelerde yaşıyor. Bazı ülkelerde kadınlar, ailelerine su sağlamak için her gün altı mil yol yürüyorlar. Önümüzdeki 20 yıl içinde, su sorununun daha da büyüyeceği hesaplanıyor. 2030 yılında dünya nüfusunun 8.1 milyar olacağı hesaplanıyor. Nüfus artışı ve hızlı şehirleşmeye paralel olarak su ihtiyacı ve tüketimi de artıyor. FAO Genel Müdürü Jacques Diouf, su sorununu 21. yüzyılın en önemli sorunu olarak nitelemişti. Su sorunu öncelikle gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor ancak Kıbrıs gibi gelişmiş ülkeler de aynı sorunu yaşıyor. İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanlığı, 2025 yılında dünya nüfusunun üçte ikisinin su yetersizliği yaşayacağını açıkladı. Dünyadaki su kaynaklarının hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde verimli ve iyi şekilde yönetimi şart. Bu konuda ulusal hükümetlerle uluslararası örgütlerin birlikte çalışma yapmaları gerekiyor.
Su sorununun çeşitli nedenleri var. Sorunu sadece bir nedenle açıklamak mümkün değil. Ancak, küresel ısınma ve neden olduğu kuraklıkların su sorununu daha da artırdığına kuşku yok. Küresel ısınma, dünyanın belirli bölgelerinde yağışların azalmasına, su kaynaklarının kurumasına, giderek çölleşmeye yol açıyor. Kıbrıs'ın ve bölgemizin bu tehlikeden çok uzak olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurmakta yarar var. Geçen yıl Türkiye'de yaşanan kuraklık Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerin susuz kalması tehlikesini doğurmuştu. Küresel ısınma fırtına, sel gibi doğal afetlerin sayısını da artırıyor. Doğal afetler, tatlı su kaynaklarını, su taşıma ve depolama sistemlerini olumsuz yönde etkiliyor. Greenpeace örgütü, önümüzdeki dönemde su sorununun en önemli nedeninin küresel ısınma olacağını açıkladı. Küresel ısınma ile mücadele, su sorunu ile mücadelenin parçasıdır.
İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanı Gareth Thomas, Dünya Su Günü nedeniyle yaptığı değerlendirmede, su sorununun "su savaşlarına" yol açabileceği uyarısında bulundu. Su sıkıntısı yaşanan bölgelerde, su paylaşımının savaşa yol açabileceği konusunda kitaplar, makaleler yayınlandı. "Su savaşları" görüşü yeni değil. Gareth Thomas, su sorununa çözüm bulunmazsa, çok uzak olmayan bir gelecekte "su savaşları" yaşanabileceğini vurguladı. Yeni olan bu. Böylesi tehlikelerin var olduğu bölgelerden biri Ortadoğu'dur. Bu bölge bizi yakından ilgilendiriyor çünkü yanıbaşımızda.
Kıbrıslı Rumlar su sorununun çözümüne büyük önem veriyorlar. Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunundan sonra en önemli sorunun su sorunu olduğunu belirtti. Su sorununa çözüm bulmak için deniz suyu arıtma tesisleri kurarken, Yunanistan'dan su getirme konusu da tartışılıyor. Bizim de su sorununa önem vermemiz, bu konuda bütünsel bir strateji oluşturmamız gerekiyor. Türkiye'de en yetkili ağızlar, boru ile Kıbrıs'a su getirme konusunda gerekli anlaşmaların imzalandığını açıklamışlardı. Ancak pratikte bir gelişme olmadı. Yıllardır Türkiye'den su getirme konusu konuşuluyor. Politikacılar vaadlerde bulunuyor. Artık su konusunda ciddi adımlar atma zamanı geldi.
Su sorunu sadece yeni su kaynakları bulmakla değil, var olan su kaynaklarını doğru kullanmak, su israfı yapmamak, insanları bu konularda bilinçlendirmekle çözümlenebilir. Küresel ısınma ile mücadelede atılacak adımlar, özellikle ağaçlandırma çalışmaları, su sorunu ile mücadelenin parçalarıdır.
Dünya Su Günü, hepimize, özellikle de hükümetlere su konusundaki sorumluluklarını hatırlatıyor. Unutmayalım. Susuz hayat olmaz.
|