|
Türkiye, AKP'nin kapatılması davasına kilitlendi. Bu temelde ikiye bölündü. Hararetli tartışmalar sürüp gidiyor. Anayasa Mahkemesi'nin AKP iddianamesini kabul etmesiyle hukuki süreç başladı. Dolayısıyla, konuya ilişkin tartışmalar, gerginlikler uzun süre devam edecek. Konular sadece laiklik- laiklik karşıtlığı temelinde tartışıldığında somut bazı sorunlar gözardı edilmiş oluyor. "Ne olacak Türkiye'nin hali?" başlıklı yazımda işsizlik sorununa değinmiştim. Sosyal dokuya en fazla zarar veren sorunlardan biri işsizlik sorunudur. Resmi verilere göre Türkiye'de gençlerin yüzde yirmisi işsizdir. Gerçek rakam bunun üzerindedir. Yine resmi verilere göre kadınların işgücü içindeki payı yüzde 22.2'ye düştü. Demek ki, kadınların beşte biri çalışıyor, beşte dördü ev kadını. Gençlerin önemli bölümünün işsiz olduğu, kadınların çalışma yaşamından giderek çekildiği bir toplum tehlike sinyalleri veren bir toplumdur.
Radikal gazetesi dün "Haydi kızlar kocaya" manşetini attı. Gazetenin haberindeki rakamlar, yukarıda sözünü ettiğimiz tabloyu tamamlıyor. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nin koordine ettiği Eğitim Reformu Girişimi'nin raporunda ortaya konan veriler çarpıcı. Raporda eğitimin son on yılı değerlendiriliyor. Rapora göre:
* İlköğretim çağındaki her üç çocuktan biri yoksul. İlköğretim çağındaki her beş çocuktan biri okula devam edememesinin esas nedenini 'okul masraflarını karşılayamamak' veya 'çalışmak zorunda kalmak' olarak belirtiyor.
* 0-6 yaş grubunda kentsel alanda yaşayan çocukların yaklaşık yüzde 20'si, kırsal alanda ise yüzde 40'ı yoksulluk sınırının altında.
* 6-17 yaş grubunda 78 bin çocuğun ücretli, maaşlı ya da yevmiyeli olarak tarım sektöründe çalıştığı tahmin ediliyor.
* 4-5 yaş grubundaki çocukların Türkiye genelinde yüzde 15,4'ü, Orta Anadolu Bölgesi özelinde yüzde 26,6'sı yetersiz besleniyor.
* 2000-2001 yılında kentlerdeki öğrencilerin yüzde 71'i ikili eğitim görüyordu. 2004-2005 eğitim yılına bakıldığında bu oranda büyük bir değişiklik görülmüyor; yüzde 65.
* Özel eğitim gerektiren yaklaşık 100 bin çocuk ilköğretim okullarına devam ediyor. Oysa Türkiye'de 5-14 yaş grubundaki 253 bin engelli çocuk yaşıyor. Yetişkin engelli yurttaşların yarısının ilköğretim diploması yok.
* 37 bini aşkın görme engelli çocuk olmasına karşın görme engelliler ilköğretim okullarına 1420 öğrenci erişebiliyor.
Bu tabloya bakarken insanın aklına Başbakan Erdoğan'ın "üç çocuk yapın" sözleri geliyor. Hangi bilimsel verilere dayanarak bunu söylüyor? Bunu açıklasa iyi olacak.
Raporun ortaya koyduğu bir diğer acı gerçek eğitimde erkek çocuklarla kız çocuklar arasındaki dengesizlik. İlköğretime gidemeyen her beş çocuktan üçünü kızlar oluşturuyor. Rapora göre:
* 2000-2001 eğitim-öğretim yılında her 100 erkek öğrenciye karşılık 90 kız öğrenci ilköğretim üçüncü sınıfa devam ederken, bu grubun mezun olduğu 2005-2006 eğitim öğretim yılında her 100 erkek öğrenciye karşılık 85 kız çocuğu ilköğretimden mezun oldu. Bu öğrencilerin ortaöğretime kayıt yaptırdığı 2006-2007 eğitim öğretim yılında her 100 erkek öğrenciye karşlık 75 kız dokuzuncu sınıfa kayıt oldu.
* Ağrı, Bitlis, Muş, Şanlıurfa, Şırnak ve Van'da ilköğretimden iki erkek öğrenciye karşılık bir kız öğrenci mezun oluyor.
* Yatılı bölge ilköğretim okullarında bile her 100 erkek çocuğa karşılık 68 kız okula devam edebiliyor.
Yukarıdaki rakamlar yorum gerektirmeyecek kadar açık. Çağdaş medeniyetler seviyesine yükselmenin temel kriterleri arasında eğitim hakkı, yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliği, yoksulluğu asgariye indirme de yer alır. Türkiye, kadın-erkek eşitliği açısından gerek çalışma yaşamında, gerekse eğitimde kırık not alıyor. Nüfusuna gerekli eğitimi veremeyen, iş sağlayamayan bir ülke ciddi sosyal sorunlarla karşılaşır. Laikliğe yönelik en büyük tehlike cahillik, işsizlik, kadın-erkek eşitsizliğidir. İşte esas tartışılması gereken konular bunlar.
* * * *
İktidarı kardeşinden devralan Küba'nın yeni lideri Raul Kastro, iki önemli karar açıkladı. Kübalılar artık cep telefonu, bilgisayar satın alabilecek, dövizle ödeme yapma şartıyla turistlerin kaldığı otellerde kalabilecek. Konunun yorumunu Küba'daki sistemi göklere çıkaranlara bırakıyorum. Daha özgürlükçü bir toplum kurma ideali ile yola çıkıp insanların cep telefonu sahibi olmasını (haberleşme özgürlüğünü) yasaklama noktasına varmanın öyküsü trajiktir. İbret vericidir. Ne diyelim! Darısı Kuzey Kore'nin başına.
|