Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Adres: Din Hizmetleri Müşavirliği
Güzelyurt'ta öfkeli yürüyüş
Hırsızlar gündüz de mesaiye başladı
Kıbrıs'ta sihir gibi festival
"Kıbrıs Geceleri"nde oryantal şov
Mağusa yine "Cezalı"
Anorthosis Futbol takımı Olimpiakos taraftarlarından şikayetçi
Tatlısu'dan merhaba
Futbolda yeni sezon yine Adidas ile oynanacak
Efes Pilsen Sokak Basketbolu start alıyor
Rum yönetimi Merkez Bankası'ndan 75 milyon KL almaya çalışıyor
Dellaloğlu istifa nedenlerini açıkladı
FIFA önerilerine cevap için cumartesi toplantı yapılıyor
II. Hrisostomos: Başkanın ayranı neden kabardı, şaşırdım
Rum yönetimi Gürcistan'daki gelişmelerden endişeli
Pedallarımız ilk günün 7'ncisi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Olimpiyatlar, Tibetliler, Uygurlar

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2008 yılının en önemli olaylarından biri kuşkusuz Çin'de yapılacak Olimpiyat Oyunları. Oyunlar nedeniyle tüm dünyanın dikkatleri Çin'e yönelmiş durumda. İşte bu çerçevede Tibet halkının verdiği mücadele dünyaya daha kolay duyuruluyor. Tibet'in başkenti Lhasa'da 10 Mart'ta başlayan gösterilere karşı Çin güvenlik güçlerinin kullandığı şiddet, dünyada büyük tepki yarattı. Batı basınının konuya ilgi göstermesi nedeniyle Tibet konusu ve Tibetlilerin talepleri ön plana çıktı. Olimpiyat meşalesinin dünya turu, Tibetlilere protestolarını tüm dünyaya yayma olanağı veriyor. Protestolar, Olimpiyat meşalesinin Çinlilere teslim edildiği Yunanistan'da başladı. Londra, Paris, San Francisco ve Arjantin'de devam etti. Tanzanya'da ve diğer ülkelerde devam etmesi bekleniyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Çin güvenlik güçleri, Olimpiyat Oyunları sırasında saldırı yapmaya hazırlanan terörist bir grubu ortaya çıkardığını açıkladı. Tutuklananlar Uygur Türkleriydi. Batı basını ve Batılı liderler hep Tibet sorunundan söz ediyorlar. Çin makamları, Uygur Türklerinin verdiği mücadeleyi radikal İslamcı terör hareketi olarak niteleyerek Batı'nın gözünü boyuyor. Ne yazık ki, Uygurlarla ilgili haberler çok kıt. Çin'le iyi ilişkiler içinde olmak isteyen herkes bu konuya dokunmuyor. Bazen BBC bu konuda haberler veriyor. Şöyle veya böyle, şimdi Olimpiyatlar nedeniyle Çin mercek altına alınınca, Tibet sorununun yanısıra Uygur Türklerinin sorunları da duyuluyor.

Tibetlilerle Uygur Türklerinin ortak yönü Çin idaresi altında olmaları. Tibet ve Çinlilerin Xinjiang diye isimlendirdiği Doğu Türkistan, Çin idari sisteminde otonom bölgeler ancak bu otonomi kağıt üzerinde. Merkezden, Komünist Parti tarafından yönetiliyorlar. Teoride sosyalizmin ulusal sorunu çözen, enternasyonalizm temelinde, sınıf temelinde, etnik ayrım yapmayan bir sistem olduğu söylenir. Pratikte bunun tam tersi oluyor. Lenin, çarlık dönemindeki Rusya'yı "halkların hapishanesi" diye isimlendirmişti. Sonradan Sovyetler Birliği, aynı hapishane niteliğini sürdürdü. Sosyalist diye nitelenen ülkelerin tümünde şoven politikalar uygulandı. Jivkov yönetiminin Bulgaristan Türklerine yaptıklarını gözlerimle gördüm. Ulusal sorun konusunda başarı örneği olarak gösterilen Yugoslavya'nın akıbeti malum. Bu sistemler çöktü. Geriye Çin'deki sistem kaldı. Bu sistemin, etnik ilişkiler konusunda eski sosyalist ülkelerden farkı yok. Çinli olmayan halklar eziliyor. Olimpiyat oyunları, bu konunun biraz da olsa ön plana çıkmasına yardımcı oluyor ve olacak.

Tibet, tarihte uzun süre Çin veya Moğol idaresinde oldu. 1913'ten 1949'a kadar De Facto bağımsızlık yaşadı. Kasım 1949'da Çin Komünist Partisi'nin iktidara gelmesinden kısa süre sonra Mao, Tibet'in işgali emrini verdi. BM buna seyirci kaldı. 1959 yılında Tibetliler Çin'e karşı ayaklandı. Sonuçta Tibetlilerin lideri Dalai Lama ve 80 000 Tibetli ülkeyi terketti. Dalai Lama Hindistan'a yerleşti. Sürgünde hükümet kurdu ve günümüze dek halkının hakları için mücadele veriyor. Batı'nın Tibetlilere sempatiyle bakması önemli bir avantaj.

Uygur Türkleri, resmi adı Xinjiang Uygur Otonom Bölgesi olan ve kendilerinin Doğu Türkistan diye isimlendirdiği bölgede yaşıyor. Uygurlar 20. yüzyılda iki kez bağımsız devlet kurdu. 1933'te ilan edilen ilk bağımsızlık kısa süreli oldu. İkinci Doğu Türkistan devleti 1944'te ilan edildi ve 1949'a kadar sürdü. Çin ordusunun bölgeyi ele geçirmesi ile bağımsızlık sona erdi. Sonra bölgede Çinlilerin sayısı devamlı arttı. Şimdi Çinlilerin sayısı Uygurlardan fazla. Ancak bölgede Uygurların yanısıra Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler de yaşıyor. Türklerin bölgede toplam nüfusu 8 milyon civarında. Bu önemli bir rakam. Uygurların en önemli sorunu bölgenin hızla Çinlileştirilmesi.

Olimpiyat Oyunları nedeniyle Çin'in insan hakları karnesinin zayıf olduğu ortaya çıkıyor. Çin Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapmayı talep ederken insan haklarını ve basın özgürlüğünü geliştireceği vaadinde bulunmuştu. Bu vaadler havada kaldı. İşte bu nedenle Çin'e duyulan tepkiler artıyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Olimpiyat oyunlarının açılış törenine katılmayacağını açıkladı. İngiltere Başbakanı Gordon Brown da açılış törenine katılmayacak. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de böyle bir karar alabilir. Nobel Barış Ödülü'nü kazanan Kenyalı Wangari Maathal, Tanzanya'da Olimpiyat meşalesini taşımaktan vazgeçtiğini açıkladı. ABD Temsilciler Meclisi ve Avrupa Parlamentosu, Çin'e ciddi eleştiriler yöneltiyor. Çin'in insan haklarını çiğnemesi, Darfur'da katliam yapan Sudan rejimini desteklemesi tüm dünyada kınanıyor.

Bilindiği gibi Çin ekonomide büyük başarılara imza atıyor. Dünyanın en hızlı gelişen ekonomisi. Ancak siyasi sistemi diktatörlük. Ekonomide dünyaya açılma politikası izleyen Çin, acaba politik sistemini ne zaman açacak, demokratikleştirecek? Bu hem Çin halkının, hem de Tibetliler, Uygurlar gibi Çin idaresindeki diğer etnik grupların yararına olur. Elbette, Çin'in siyasi sisteminin yakında değişmesi beklenmiyor. Yine de uluslararası tepkiler önemli.

   890 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Soğuk Savaş mı?
24 Ağustos 2008, Pazar   Stalin ve "ulusal sorun"
21 Ağustos 2008, Perşembe   Batı'nın Afganistan çıkmazı
17 Ağustos 2008, Pazar   Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?
14 Ağustos 2008, Perşembe   Kafkaslar'da yeni dengeler
10 Ağustos 2008, Pazar   Kafkaslar'da savaş
07 Ağustos 2008, Perşembe   Fransa ve Ruanda soykırımı
03 Ağustos 2008, Pazar   Belçika'nın geleceği
31 Temmuz 2008, Perşembe   AKP'ye sarı kart
24 Temmuz 2008, Perşembe   Suç ve ceza



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1831 1.1914
1 STERLİN 2.1825 2.1987
1 EURO 1.7433 1.7555



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital