Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Enerji perspektifleri

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   15 yıl sonra dünyanın petrol ve doğal gaz rezervlerinin durumu ne olacak? Geleceğe yönelik stratejik planlama yaparken bu soruyu sormamak mümkün değil. Ülkelerin kalkınması, güçlenmesi enerji kaynakları ile sıkı sıkıya bağlantılıdır. Geleceğin enerji haritasını oluşturmak, stratejik çözümlemeler yapmamızda bize yardımcı olur.

   Uzmanlara göre 15 yıl sonra petrol kaynaları konusunda üç ülke önemli olacak: Suudi Arabistan, Irak ve İran. Diğer bölgelerdeki petrol kaynakları büyük oranda sona yaklaşmış olacak. Doğal gaz konusunda gelecek İran ve Rusya’ya ait. Bu konuda Rusya birinci sırada, İran ikinci sırada yer alıyor. Hemen görüleceği üzere İran hem petrol, hem de doğal gaz merkezi. Konunun bu yönünü görmeden ABD ile İran arasında devam etmekte olan mücadeleyi, İran’ın bölgesel süpergüç olma çabalarını anlayamayız. Aynı şey Irak için de geçerli. Irak’ın geleceği planlanırken 15 yıl sonra üç büyük petrol ülkesinden biri olacağı hep hesaplardadır. ABD’nin yeni Savunma Bakanı Gates geçtiğimiz günlerde “ABD Körfez bölgesinden hiç bir zaman ayrılmayacak” dedi. Petrol ve doğal gaz konusunda yukarıda söylenenleri göz önünde bulundurduğumuzda ABD’nin neden Körfez bölgesinden ayrılmayacağını anlarız. Elbette Gates’in “hiç bir zaman” sözünü mutlak olarak ele almamak gerek. Petrol ve doğal gaz bittiği zaman ABD Körfez bölgesinden ayrılacak. Bu uzak bir gelecek.

    Dünyada alternatif enerji kaynakları üzerinde çalışmalar yapılıyor. Nükleer enerjiye “dönüş” var. Ama, toplam enerji kaynakları içinde alternatif enerji kaynaklarının oranı düşük olmaya devam edecek. Enerji tasarrufu konusunda da çalışmalar var. Uzman kuruluşlar bu konuda öneriler yapıyor. Yine de, sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan ülkeler daha çok uzun süre petrol, doğal gaz ve kömüre bağımlı olacak. Bu iki yönden önemli. Birinci olarak, önümüzdeki dönemde jeo-stratejik mücadelede petrol ve doğal gazın önemi artarak devam edecek. Bunun anlamı şiddetli rekabettir. İkinci yön, kullandığımız enerjinin küresel ısınma üzerindeki etkisi. Dünyada gaz emisyonlarının artışı ve bunun doğurduğu olumsuz sonuçlar ancak uluslararası işbirliği ile çözümlenebilir. Konunun çevre ile ilgili yönü çok önemli ama konumuz dışında.

     Batı’nın gücünü koruması ve artırması enerji kaynakları üzerindeki etkisine bağlı. Çin ve Hindistan’ın hızla yükselişe geçmesi, bu iki devin enerji oyununda rol üstlenmelerine yol açtı. Çin ve Hindistan’ın enerji ihtiyacı dünyada petrol ve doğal gaz talebini büyük oranda artırdı. Petrol fiyatlarındaki artışın bir nedeni de bu talep artışı. Çin ve Hindistan’ın enerji ihtiyacı artmaya devam edecek.

    Petrol ve doğal gaz kaynakları konusunda 15 yıl sonrasına baktığımızda bu konuda ilk dört sırada yer alacak ülkeden üçünün Türkiye’nin komşusu olduğunu görürüz. İran ve Irak komşu ülkeler. Rusya komşu sayılır. Demek ki, Türkiye doğal gaz kaynaklarının iki devi Rusya ve İran’la ve petrol kaynaklarının üç devinden ikisi İran ve Irak’la komşu. Bu gerçeğin Türkiye’nin kendi enerji ihtiyaçları ve dünya enerji oyununda oynayabileceği rol açısından büyük önemi vardır. Türkiye-AB ilişkileri açısından önemi vardır. Böylesi hassas bir bölgede olmanın doğurduğu güvenlik riskleri ve fırsatları açısından da önemi vardır. Geçen yazımda sözünü ettiğim stratejik seçenekler konusunu ele alırken, enerji boyutunu unutamayız.

    Türkiye, 73 milyon nüfusu ve büyümekte olan ekonomisi ile enerji ihtiyacı devamlı  artan bir ülke. Bu ihtiyaç esas olarak petrol ve doğal gaz ithalatı ile karşılanıyor. Türkiye’nin enerji ihtiyacı devamlı artacağına göre Rusya, İran ve Irak’la ilişkiler hep önemli olacak. Türkiye nükleer enerjiye yönelebilir. Kendi kaynaklarını geliştirmeye çalışabilir. Tasarruf yapabilir. Ama, petrol ve doğal gaz talebi artmaya devam edecek. Bölgesel işbirliği ve istikrar sorunsuz petrol ve doğal gaz akışı için yaşamsaldır.

   Kendi ihtiyaçlarının yanısıra Türkiye, petrol ve doğal gazın dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda önemli rol oynamaya aday. Irak ve Azerbaycan petrollerinin Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaşması bunun ilk örnekleri. Bu konuda büyük potansiyel var. Örneğin, AB ülkelerine doğal gaz sağlanmasında Türkiye belirli bir rol oynayacak. Bu konuda Rusya, Kazakistan gibi ülkelerle işbirliği potansiyeli büyük. Bu konularda bir çok proje var. Bunlar zamanla hayata geçirilecek. Enerji dağıtım merkezi haline gelen bir ülkenin uluslararası sistemdeki yeri farklı olur.

   Dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz rezervlerinin yanıbaşında olmanın getirdiği güvenlik riskleri ve fırsatları da var. Örneğin Türkiye, 1991 yılından beri Irak’ta yaşanmakta olan gelişmelerin olumsuzluklarını hissediyor. Irak’ta bundan sonra neler olacağı belli değil. İran’ın nükleer silah geliştirme çabalarının yarattığı sorunlar var. Sorunlar ve riskler listesi uzun. Aynı zamanda NATO üyesi Türkiye, böylesi hassas bir bölgede istikrarın sağlanması konusunda önemli rol oynayabilir. ABD ve AB bunu göz ardı edemez. Enerji güvenliği konusu giderek ön plana çıkıyor.

   Enerji, geleceği belirleyecek konulardan biri. Stratejik seçenekler konusunda kafa yorarken enerji perspektiflerini iyi hesaplamak gerek.                  
   462 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Ekim 2008, Pazar   ABD hegemonyası zayıflıyor
02 Ekim 2008, Perşembe   Global finans krizi ve gelecek
28 Eylül 2008, Pazar   Global finans krizi ve Marks
25 Eylül 2008, Perşembe   Nükleer enerji ve Türkiye
21 Eylül 2008, Pazar   AB'de hoşgörüsüzlük artıyor
18 Eylül 2008, Perşembe   Denizlerde rekabet
14 Eylül 2008, Pazar   Bekleme odasında 45 yıl
11 Eylül 2008, Perşembe   Pakistan'da Zerdari dönemi
07 Eylül 2008, Pazar   Futbol diplomasisi
04 Eylül 2008, Perşembe   Müzakereler başlarken



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Sonun başına geldik





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital