|
Kafkaslar'da ateş kes sağlanmasından sonra Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Moskova ve Tiflis'i ziyaret etti. Bu ziyaretlerde ön plana çıkan Başbakan Erdoğan'ın "Kafkasya İstikrar Paktı" veya diğer adıyla "Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu" önerisi oldu. Peki, bu öneri gerçekçi mi? Gerçekleşme olanağı var mı? Bence gerçekçi değil ve gerçekleşme olanağı yok.
Öncelikle şunu belirtelim. Kafkasya İstikrar Paktı önerisi yeni bir öneri değil. Soğuk Savaş sonrası dönemde Süleyman Demirel tarafından ortaya atılmıştı. Ancak, Kafkaslar'da şimdi var olan durum, önerinin Türkiye tarafından ilk ortaya atıldığı dönemden farklı. Süleyman Demirel, bu öneriyi ortaya attığı zaman Rusya Federasyonu zayıftı. Sovyetler Birliği'nin yıkılması sonrasındaki zor dönemden geçiyordu. Buna rağmen, Türkiye'nin önerisini kabul etmemişti. Şimdi Rusya, petrol ve doğal gaz gelirleri ile ekonomik açıdan çok güçlü konuma geldi. İçte otoriter bir siyasi sisteme dayalı istikrar sağladı. Ekonomik gücünün bir kısmını ordusunu modernize etmede kullandı. Şimdi karşımızda güçlü bir Rusya var. Batı basınının yazdığı gibi "ayı uyandı". Beş günde Gürcistan'ı pes ettirmesi, bunun en yeni kanıtı.
Rusya, askeri gücünü sergileyerek Kafkaslar'da dengeleri kendi lehine değiştirdi. Bu durumda Türkiye'nin "Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu" önerisini niçin kabul etsin? Zayıf olduğu dönemde kabul etmediği bir öneriyi, güçlü olduğu dönemde kabul eder mi? Böyle bir şeye inanmak için naif olmak gerek.
Gürcistan'la savaşın bir kez daha kanıtladığı gibi Rusya Kafkaslar'da tek başına etkin olmak istiyor. Bölgeyi arka bahçesi olarak gördüğü için başka güçleri orada istemiyor. İnsan, arka bahçesinde yabancıların olmasını ister mi? İstemez. ABD, Monroe Doktrini çerçevesinde Orta ve Latin Amerika'yı arka bahçesi ilan ettiği zaman, orada hiç bir güçle işbirliği yapmayı kabul etmiyordu. İşbirliği bir tür ortaklık demek. ABD, bölgede başkaları ile işbirliği yapan değil, tek başına hakim olan, düzen kuran güçtü. Kafkaslar (ve genelde eski Sovyet coğrafyası) konusunda Rusya'nın tavrı buna benzer. Eski Sovyet coğrafyası, Rusya savunma doktrininde "yakın çevre" (near abroad) olarak nitelenir. Buralarda Rusya'nın özel hak ve çıkarları olduğu farzedilir.
Kafkaslar'a bu şekilde bakan ve son savaştan askeri ve diplomatik açıdan güçlenerek çıkan Rusya'nın bölgede ABD, AB ve Türkiye gibi güçlerle işbirliği yapmayı kabul etmesini bekleyemeyiz. Rusya, oluşan yeni dengelerle, bölgede konumunu daha da güçlendirmek, rakiplerini zayıflatmak için çaba harcayacak. Amaç, bölgede tam hegemonya kurmaktır. Nezaket icabı Başbakan Erdoğan'a "hayır" dememiş olmaları bu durumu değiştirmez. Başbakan Erdoğan, yaptığı açıklamalarda, önerinin Rusya tarafından olumlu karşılandığı izlenimini verdi. Türk basını da "Rusya, Kafkasya Paktı'na yeşil ışık yaktı" türü haberler yayınladı. Bunların gerçek durumu yansıttığını sanmıyorum.
AKP iktidarı, bu tür mesajlarla içte puan toplamayı amaçlayabilir. Ancak, ciddi dış politika konuları söz konusu olduğu zaman daha dikkatli davranmak gerek. Kafkaslar'da yaşanmakta olan gelişmeler son derece önemlidir. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Gürcistan'ın Batı'lı müttefikleri bölgede zemin kaybetti. Hazırlıksız yakalandılar. Saakaşvili'nin kumar oynamasını engelleyemediler. Bunun sonucunda Türkiye'nin ve Batı'nın uzun çabalar sonucu oluşturduğu zemin zarara uğradı. Bunu telafi etmek kolay olmayacak. Şimdi, Türkiye'nin gerçekçi Kafkasya politikaları oluşturması lazım. Aksi takdirde gelecekte yeni sürprizler ortaya çıkabilir.
Benzeri değerlendirmeler Türkiye basınında da yapılıyor. Yazımı dünkü Hürriyet gazetesinde yayınlanan Sn. İlter Türkmen'in "Kafkasya'da yeni jeopolitik tablo" başlıklı yazısından bir alıntı ile noktalıyorum: "Ne var ki şimdiki aşamada "Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu" gibi projeler için, bunlara muhataplarımızca nezaketen ilgi gösterilse de, koşullar elverişli olmaktan çok uzak. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ihtilaf devam ederken ve Türkiye-Ermenistan sınırı kapalıyken, Gürcistan uzun sürecek bir buhrana sürüklenmişken, hangi istikrardan ve işbirliğinden bahsedebiliriz? Moskova ve Tiflis ziyaretlerinden dönen Başbakan Erdoğan Türkiye'nin yaklaşım ve atılımları konusunda daha kapsamlı, gerçekçi ve özlü yeni bir değerlendirme yaptırmalıdır."
|