|
Turizm mevsiminin bitmesine artık sayılı günler kaldı.
Peki geriye baktığımızda ne görüyoruz?
Sorunlar, tartışmalar ve kapanmaya başlanan restoranlar...
Hafta içinde Kuzey Kıbrıs Türk Restorancılar Birliği ( KKTRB) başkanı Zihni Türksel yaptığı basın toplantısında acı gerçekleri dile getirerek ekonomik mağduriyet ve üzerlerine bindirilen kamburlar nedeniyle altı restoranın kapandığını, diğerlerinin de birer birer kapanacağını açık bir şekilde ortaya koydu.
Restoranların sağlık raporları, SSK ve İhtiyat Sandığı yatırımlarının oldukça yükselmesi ve "Ses kirliliği" yasası nedeniyle müzik izninin hafta sonu saat 01.00'le sınırlı tutulmasının Restourant&Bar ile Cafe&Barları çok müşkül durumda bıraktığını açıklayan Türksel bunların yanında Türkiye'deki küçük yerli esnafı iflasa sürükleyen özellikle beş yıldızlı otellerin her şey dahil sisteminin göz göre göre KKTC'ye de getirilmesinin buradaki restoranların da sonunu hazırladığını açık bir şekilde ifade etti.
Şu anda Girne ve Lefkoşa'da en fazla çalışır izlenimi veren Biyer, Huzur Ağaç, Eziç ve Califorian gibi restoranlar dahi kan ağlıyorsa diğer restoran sahiplerin durumunu düşünmek bile istemiyorum.
Diğer taraftan sözü başlıca soruna getirecek olursak; "ses kirliliği" yasası sadece küçük yerli işletmecilerimize değil, yerli sanatçılarımıza da darbe vuruyor. Restoranlarda bu yasa yüzünden müzikli geceler azaldığı için sanatçılarımız zamanını ya sahne yerine evde televizyon seyrederek geçiriyorlar ya da başka mekânlarda vakit öldürüyorlar.
Genç sanatçılarımız, müzik yaşamlarında büyük bir hayal kırıklığı yaşamalarına rağmen yine de müzikten kopmak istemeyip çalışmalarına devam ediyorlar. Hatta bunların içinde albüm çıkaran sanatçılarımız bile var...
Yani sizin anlayacağınız "Ses kirliği" yasasının özelikle bu yıl "hortlaması"yla birlikte sanatçıların durumu da "yürekler acısı" bir hal aldı.
Barlar, diskolar ve çeşitli eğlence mekânlarının, saatlerin gece yarısını vurmasıyla birlikte müziğin kapatılmasının eğlence sektörünü çökerttiğinden yakınması, restoranların da getirilen bazı yasalar ile tüzüklerin onları iflasa sürüklemesinin basit göstergesidir.
Aylardır basının bu konudan yakınmasına rağmen yine de yetkililer " Ses kirliği" yasasına çare bulamadı.
"Ses kirliliği" nedeniyle eğlence mekânlarında müziğin erken kesilmesi yüzünden ülkemiz gençleri soluğu ya beş yıldızlı otellerimizde, ya da Ayia Nappa'da alıyor. Hatta bazısı yol kenarlarına arabasını çekerek pervasızca vakit öldürüyor.
Parası olan da hafta sonunu dolu dolu yaşamak için kendini Türkiye'nin eğlence merkezi Bodrum, Ceşme ve Antalya sahillerine atıp oraların turizmini besliyor.
Peki ya bunun sonucu ne: Ülke turizminin her geçen gün daha kötüye gitmesi, küçük yerli işletmecilerin iflası, sanatçıların mağduriyeti ve gençlerin kendi ülkelerine yabancılaşması...
Tüm bu olumsuzluklara rağmen neden yetkililer hala daha "susuyor" anlamış değilim.
Ülkemizin tatil beldelerine gittiğimiz zaman turistten çok yerli halkımızı görüyoruz.
Bu cennet adanın sadece yaz alternatiflerinden yararlanma imkânı bulan İngiltere'deki Türkler'in bile bu yıl tatillerini geçirmek için ülkelerine gelmek yerine, aile hasreti çekme pahasına başka ülkelere gitmeleri düşündürücü değil mi?
Bir istatistik yapılsın bakalım, acaba son iki yılda İngiltere'de yaşayan kaç Türk ülkemize tatil yapmak için gelmiş!
İngiltere'den gelen Türkler'in sayısında çok önemli bir düşüş olduğu gibi yurt dışından gelen turistlerde de durum aynı.
" Bu yıl bıçak kemiğe dayandı."
Önümüzdeki yaz sezonuna kadar bu çarpık düzen düzelmediği takdirde ne restoranlar kalacak ne de disko işletmecileri. Hepsi, birer birer iflas edecek ve kaybolup gidecek.
Biz de içimiz kan ağlayarak restoran ve disko işletmecilerinin sadece buharlaşıp uçmasını izlemekle yetineceğiz.
|