|
Turistler ülkeden ayrıldı. Sonbahar-kış döneminde ülkemize gelecek turist sayısın az olduğunu düşünürsek yine "biz bize" kaldık.
Yazlık eğlence mekanları kapılarını birer birer kapatıyor. Kışlık eğlence mekanları kapılarını açıp açmamakta
kararsız; papatya falı gibi acaba "açalım mı açmayalım mı?" diye kendi kendilerine sorup duruyorlar. Henüz bir yanıt bulamıyorlar.
Bu çark içinde bulmaları da imkansız.
Yaz boyunca yaşanan "ses kirliği" nedeniyle saat 01.00'de eğlence yerlerinin kapandığı, müziklerin susturulduğu bir ülkede işadamı neden eğlence sektörüne yatırım yapsın ki.
Yazı artık uğurlamaya çalışıyoruz. Hala daha "Ses kirliğine" bir türlü çözüm bulunmayan bir ülkede yaşıyorsak kış turizmine yönelik iş adamlarının kararsız kalması hayli normal.
Sonuç olarak bar ve diskoların kararsızlıkları bir yana yatırımcılar da aynı endişeyi taşıyor.
Plajlardaki rengarenk görüntüler artık yerini deniz dalgalarına bırakıyor.
Yazlık eğlenceler, kapalı mekanlar için gün saymaya başladılar.
Bu karmaşa içinde eğlence sektörü adamızda ayakta kaldıysa başarı sayılmalıdır.
İçişleri, ile Turizm ve Çevre Bakanlığı " bir birim oluşturup" en azından bu eğlence sektörünün sorunlarına çareler aramalıdır.
Mekan sahiplerinin "ses kirliği " sorununu çözmek için kapı kapı dolaşması hem işletmecileri usandırıp bıktırıyor hem de vatandaşlarımızı yatırım yapmaktan bezdiriyor.
Diğer taraftan düşündüğümüzde yaz turizmi ve kış turizminde yanı başımızdaki Güney'de çok değişik eğlence programları var. Gerek turistler gerekse yerli halk gecenin ilk saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar gönüllerince eğleniyor, coşuyor. Ülkelerin eğlence merkezlerinde bir renklilik, bir canlılık alıp başını gidiyor.
Biz ise iklim ve güzellik açısından turistlere hitap eden bir coğrafyada yaşamamıza rağmen değil güneşin ilk ışıklarına kadar saat 02.00'ye kadar bile eğlenceyi yaşayamıyoruz.
Keyifli vakit geçirmek için evinden ya da hotelinden çıkan eğlence severler trafikten kurtulup eğlenecekleri mekana ulaşana ve ortama girene kadar müzik çoktan kapanıyor. İnsanlara eğlenmek için topu topu bir saat kalıyor. O bir saatte de ne kadar eğlenebilirlerse.
Bunun akabinde ise hem eğlence severler, hem işletmeciler, hem yüzlerce çalışan ile haftada bir de olsa sahne alan sanatçılar mağdur durumda kalıyor.
Peki bu durum nereye kadar gidecek?
Turizmin cenneti Girne'de "ses kirliliği" nedeniyle gençlerin eğlenebileceği sadece bir kaç disko kaldı.
Artık buna bir çözüm bulunmalı. Eğlence merkezi ayrı bir bölgeye mi taşınır, "ses kirliliği" yasası makul bir saate mi çıkarılır orasını bilemem.
Bildiğim bir gerçek var ki; artık gençliğin sokaklarda ellerine aldıkları içki şişeleri ile sabahın ilk ışıklarına kadar başıboş bir şekilde eğlenmeleri "ses kirliliği"nden daha büyük bir sorun!
Yaz bitti, sonbahar geldi. Kış sezonu hazırlıkları başladı. Önümüzdeki ay bayramla birlikte Girne bölgesindeki casinolar sanatçı getirerek hareketlilik yaşamamıza vesile olacak.
Bizim sanatçılarımız ise her zamanki gibi boynu bükük bir şekilde görsel ve yazılı basında Türkiye'nin ünlü isimlerini seyretmekle yetinecek.
Zaten restoranlar ve barlar da sadece gece yarısına kadar alabildikleri izinle "boynu bükük garipler" gibi kendi sektörlerine küskün...
Mevsimler değişiyor, ama bu yanlışlıklar hala değişmiyor...
*** *** ***
Neyse ki Lefkoşa Türk Belediyesi, Gazimağusa Belediyesi ve Girne Belediyesi'nin ortaklaşa düzenledikleri Uluslararası Kıbrıs Türk Tiyatro Festivali'yle en azından sanata doyuyoruz.
Türkiye'nin gerçek anlamda tiyatro ustalarını izlemenin zevki bir yana bizim tiyatro sanatçılarının oyunlarını da gururla izledik. Tiyatroda büyük mesafeler aldığımız bir gerçek.
Bunda da hiç kuşku yok ki belediyelerin payı çok büyük. Tiyatrocularımızı kendi bünyelerinde alıp rahat bir çalışma ortamı yaratarak sadece sanatlarını yapmalarını sağlıyorlar.
Umarım belediyelerin sanata gösterdiği bu duyarlılık ülkenin turizmine de gösterilmeye başlanır ve saatler gece yarısını gösterdiğinde kapılara kilit vurulmaz.
|