|
Daha ligin ilk haftaları... Her maçta olay, her maçta kavga... Bu kavgayla nereye gidiyorsunuz? Başka bir deyişle, kavgalarla nereye gitmek istiyorsunuz?
Sözlerim elbette kavgalardan medet umanlar için. Bir hafta tavan yapan futbol kalitesi, bir sonraki hafta dibe vuracak kadar inişe geçiyor ve yerini kavga-gürültüye bırakıyorsa, bir yerde durup düşünmemiz gerekiyor.
Önce ceza verir, sonra verilen cezayı abartılı bularak değiştirir veya affederseniz olacağı bu... Kavgaya sebep olan kadar kavgaya katılanlar da suçludur. Bu suçlamayı herkese yönelttiğimiz zaman sağduyunun galip geldiğini görecek, futbolun lezzetini bozan unsurlardan arınmış olacağız.
İki hafta ara vererek yeniden başlattığımız lig maratonu, bırakılan yerden daha kalitesiz, üstelik de kavgalarla sahne aldı. Verilen ara belli ki ne İsa'ya, ne de Musa'ya yaradı...
Girne'deki iki komşu kulüp... Birisi liderliğe oynuyor, diğeri ise alt sıralardan kurtulma mücadelesi veriyor. Dostça, kardeşçe bir mücadele izlemek üzere stadyuma gidenler, gittiklerine gideceklerine pişman oldular. Ne futbol kalitesi vardı, ne de dostça mücadele. Birileri bir yerlerde futbolu da, dostluğu da unutmuş gibi...
Zirve ekiplerinden Türk Ocağı, kendi sahasında, onca golcüsü varken, savunmadan çıkmaya korkan bir görünümdeydi. Çoğu zaman rakip forvetin tek elemanını dört savunma adamıyla kontrol etmeye çalışıyor, bunda da başarılı olamıyordu.
Düzkaya ise deplasmanda olduğunu hiç aklına getirmeden, cesur bir taktik uyguladı. İlerideki tek forvetine zaman zaman kattığı orta saha elemanlarıyla aradığı golleri buldu ve sahadan altın değerindeki üç puanı alarak ayrıldı. On kişiyle oynadığı bir saate yakın sürede iki de gol bulan kırmızı-beyazlılar, gelecek haftalarda çıkışını sürdürecek gibi...
Kavgasız, gürültüsüz, dostça maçlara duyulan özlemle, iyi hafta sonları diliyorum.
|