|
Hazırlık dönemleri sporcular için ne kadar önemli ise kulüp yöneticileri için de sezon öncesi gelir elde etme konusunda kısa ve uzun vadeli planların yapıldığı dönemdir. Lig maratonuna yönelik iyi bir hazırlık dönemi geçirmek, temellerin sağlam atılması teknik heyet ile sporcu kadrosuna imkanlar hazırlamak ekonomi ile doğru orantılıdır.
Dünyada spor organizasyonları giderek büyüyen hacimdeki bütçelerle dev bir sektör haline geldi. Gerek ülke içinde gerekse uluslar arası etkinliklerde görev başındaki yetkililer profesyonel mentalite ve kadrolarla çalışıyorlar. Bu büyük pastadan pay alabilmek, bütçelerini daha da büyütebilmek için çalışmalar yapılıyor.
Organizasyonların en can alıcı öğesi sponsorluktur. Biz sponsor bulabilmek için yalvarma noktasında iken birçok ülkede sıra bekleyen pazarlık yapan şirketler mevcuttur. Ülkemizin içinde bulunduğu konum, izolasyonların ve reklam gereksinimi ile bunun kendilerine yansımasını düşünen kurum ve kuruluşlar mevzuatın da yetersizliğinden sponsorluk olayında yetersiz kalıyor.
Gelir Vergisi Değişiklik Yasası ile yapılacak katkılarda safi kazancın yani şirketlerin giderlerinin hesaptan düştükten sonra kalan kârlarının yüzde 10'u kullanılıyor. Şirketlerin kâr oranları dikkate alınırsa sıkıntı ortaya çıkıyor. Bu oranların açıklanması konusunda zaman zaman yaşanan sorunlar yanında kurumların sesini duyurma aracı olarak Türkiye üzerinden halka ulaşma düşüncesi sorunumuz olarak duruyor. Türkiye'deki görsel ve yazılı basının ülkemizdeki yaygınlığı reklamların direk ulaşması gibi gerçeği ortaya çıkarıyor.
Ambargolar altında olmanın dezavantajını ile dışa açılamıyoruz, içe dönük politika ve kısır tartışmaların kıskacında yürümeye çalışıyoruz. Diğer sektörlerde olduğu gibi spor alanlarında da gelişmenin, çağı yakalamanın en önemli engeli olarak kaynak yaratma ve kurumsallaşmayı gösterebiliriz.
Dünyada sponsorluklar iletişim aracı olarak görülür ve her iki tarafın kazanması felsefesini içerir. Dünyada en güçlü spor federasyonları ve kulüplerinin enerjisinin kökeni sponsorluklardır. Hal böyle iken biz ambargo, reklam yansıması, yasaların yetersizliği gibi sorunlar yanında spordaki ürünümüzü de iyi ambalajlayamıyoruz. En büyük ilgi alanı olan futbolda çıkar, kavga ve küçük hesaplarla kişisel reklamların ön plana çıktığı, saha içi güzelliklerden fazla sorunların tartışıldığı yap boz tahtası bir süreç yaşanıyor. Ürünü daha iyi pazarlayabilmek için herkesin üzerine düşen görevi yapması gerekir.
Bu ülke insanından kazandığını bu ülke için harcaması gerekenler olduğu gibi devlet de spor kuruluşları da yapılan hataları gidererek sektörün çekiciliğini arttırmalıdır. Futbol Federasyonu 50 kuruma gönderdiği sponsorluk faaliyet alanları konulu bildiri ile arayışlarını sürdürüyor. Kurumların ve federasyonun karşılıklı sorumluluklarını içeren yedi ayrı bölümde sponsorluk arayışı için görüşmeler yapılacak. Devletin havuza yaptığı 2.5 milyon YTL'lik katkının yanına alınacak destek ve kulüplerin kurumsallaşması yolunda atacakları adımlarla yol alabiliriz.
|