HUNKAR SAG GIYDIRME
19-03-2017 10:34

Anıtlar Yüksek Kurulu’nda yapılmaya çalışılan, çok tehlikeli

Anıtlar Yüksek Kurulu’nda yapılmaya çalışılan, çok tehlikeli
KIBRIS TV’de DAÜ Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, hükümetin kültürel mirasa yönelik attığı “olumsuz” adımları eleştirdi.
Anıtlar Yüksek Kurulu’nda yapılmaya çalışılan, çok tehlikeli
Haberi Paylaş:

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi, Tarihi Çevre, Koruma ve Restorasyon Uzmanı Doç. Dr. Ege Uluca Tümer, 11 kişilik Anıtlar Yüksek Kurulu’nda sivil toplum örgütlerinden gelen 4 üyenin iptal edilip, yerlerine daire çalışanlarından kişilerin atanmak istenmesini eleştirdi.

Tümer, “Anıtlar Yüksek Kurulu’nun yapısına yönelik karar çok tehlikeli… Odalardan gelen temsilcilerin üyelikten çıkarılarak, yerlerine sadece daire çalışanlarından oluşacak bir komisyon oluşturulması amaçlanıyor. Bu çok tehlikeli ve riskli” dedi. Tümer, odalardan gelen temsilcilerin bazı doğru olmayan kararların alınmasını engellediğini ancak dairelerden atanan, devlet memuru kişilerin aynı direnci gösteremeyeceğini vurguladı.

Tümer, Kuzey Kıbrıs’ta “kültürel mirasa” bakılınca en büyük eksikliğin umursuzluk ve yetersiz bakım olduğunu söyledi.  Tümer, denetlenemeyen yapılaşmanın ve yalnız bırakılan değerlerin, tarihi yerlerin yok oluşuna yardımcı olduğunu kaydetti.

Doktora tezini tarihi yapılarda koruma ve restorasyon programı alanında ve özelde Gazimağusa ile ilgili tamamlayan Doç. Dr. Tümer, KIBRIS TV’de, “Markaj” programında KIBRIS Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Baturay’ın sorularını cevaplandırdı.

Tümer, programda öncelikle kültürel mirasın ne olduğunu anlatırken, ülkede tarihi çevrenin korunması, bunun turizme katkısının arttırılması ve yeniden planlanması için etkin çaba ortaya konulması gerektiğini ancak devletin bu konuda “sağır” olduğunu söyledi.

“Kültürel mirasa özensiziz”

Ege Uluca Tümer, kültürel mirasın aslında birçok kavramı içinde barındırdığını; tarihi değerler yanında endüstriyel mirasın da buna dâhil olduğunu dile getirdi.

Kentler ve mimarlığın birçok dönemin farklı bakış açısının bir bütün olduğunu kaydeden Tümer, şöyle konuştu:

“Gidenin yerine yenisi gelmiyor. Tarihi eserlerde temizlik yaparken de bilinçli olmamız lazım. Kültürel hafıza çok önemli... Kent ve mimarlık içinde yaşayan insanlara da bir şeyler öğretir. İyi planlamış bir kentte yaşayan insanların davranışlarını da yönlendirmiş olursunuz. Dolayısıyla kültürel mirasa özensizlik böyle bir şansı yitirmemize de neden oluyor...”

“Tanınmamışlık gayri yasallığı doğal mı kılıyor?”

Doç. Dr. Tümer, tarihi eserleri hor kullandığımızın altını çizerek, şöyle konuştu:

“Birçoğumuz Kıbrıs’tan başka bir ülkeye gittiğimizde ‘Bizde daha güzelleri var ama neden korumuyoruz?’ diyoruz. Burada, kendi ülkemizde farkındalık o kadar az ki... Sadece hocaların, bilim insanlarının değil halktan birilerinin de dert edinmesi lazım. Ancak ne yazık ki doğal zenginlikleri cebiyle ilişkilendirenler de vardır.

‘Yaşadığımız topraklar yıllar sonra nasıl olacak?’ diye düşünmüyorlar. Kaybolan mirasın geri dönüşü olmayacak. Kıbrıs, gelecekte tanınsın ya da tanınmasın, çözüm olsun ya da olmasın değer vermek korumak zorundayız. Turizm bizim için çok önemli. Bir kitle turizmi değil, doğa- kültürel miras turizmi yapılabilir. Ancak biz her geçe gün bundan uzaklaşıyoruz. Burası bizim adamız. Başka ülkemiz yok. Bizim hiç mi sorumluğumuz yok? ‘Tanınmamışlık illâ bir takım sistemsizlik, kuralsızlık ve gayri yasallığı doğal kılıyor’ gibi davranıyoruz.  Birileri de bundan nemalandığı için ses çıkarmıyor ve çözümü de bu nedenle istemiyor…”

“10 yıldır düzgün bir restorasyon yok”

Ege Uluca Tümer, Eski Eserler Dairesi’nin durumunu da değerlendirerek, “Bu daire İngiliz döneminden beri var olan ve devam eden çok önemli bir kurumdur. O dönem müthiş restorasyonlar yönetilmişti” dedi.

Tümer, 2006’ya kadar var olan fona işaret ederek, bu fonda bütün ören yerlerinden düşen paraların biriktiğini kaydetti.

Dairenin elindeki çok sayıdaki eserin kiralık olduğunu da söyleyen Tümer, şunları söyledi:

“Bunlar o fona düşer. Bu fonda büyük paraların biriktiğini biliyoruz.  Bu para restorelerde kullanırdı. Ancak 2006 yılından sonra bu fon Maliye Bakanlığı’nın denetimine alındı ve bundan sonra neredeyse hiç para verilmedi. 10 yıldır düzgün bir restorasyon yapılmadı. Öte yandan bu dairenin adı ‘Eski Eserler’ ancak çalışanlar arasında uzman kişi de çok az. Denetleyen kimse yok.  Şimdi de zaten sadece adı bulunan bu fonu tamamen kapatıyorlar...”

“Devlet hem fonu kaldırdı hem engel oldu”

Ege Uluca Tümer, Gazimağusa’da tarihi eserlerde devam eden restorasyon çalışmalarında yaşanan sıkıntılara da değindi ve son durumla ilgili şunları kaydetti:

“Restorasyon için taş sıkıntısı yaşanıyor. Bu taşların çıkarılabileceği taş ocağı çalıştırılamıyor. Burası bir özel şirkete verilmiş, daha sonra o kişi hiçbir çalışma yapmayınca alındı. Taş çıkarılamadı. Devlet kendi de çıkarabilirdi fakat yapmadı. Devlet hem fonu kaldırdı, hem de restorasyon için çalışma yapanlara engel çıkarıyor... Yol alamadık, bir çözüm bulamadık. Şu anda çeşitli yerlerden bulunan taşlarla restorasyon yapılıyor ancak daha iyi yapılabilmesi için bu taşlara ihtiyacımız var. Sayın Serdar Denktaş’ın bu konuda yaptığı açıklamalara da katılmıyorum.  Bizim de AB’den gelen bir desteğimiz var. UNDP’nin hem kuzeyde hem güneyde yürüttüğü projeler var. Ancak bu yardımlar gerçeğe dönüşmüyor...”

“Kimin malını kime veriyorsunuz?”

Tümer, Bedis Piknik Alanı’nın halkın kullanımına kapatılmasını ise şu sözlerle değerlendirdi:

“Gerekçe olarak çevre kirliliği ve oranın temizlenmemesini gösterdiler. Devlet neden vergi alıyor o zaman?  Belediye ne yapıyor? O bölgede bir tane piknik alanımız var. Kimin malını kime temizlik için veriyorsunuz? Bu ve bunun gibi olaylar üzüntü verici. Meclis, halkın sesini duymuyor, duysa da önemsemiyor.”

 

Haberi Paylaş:
Etiketler:

HABER YORUMLARI

    Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

HABERE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.