Çizgileriyle sözünü söyleyen, karikatürün “Gazi”si

Serhan Gazioğlu, Ömer Dayı karakteriyle yıllardır bozuk düzene çizgiyle tepki koyuyor

Çizgileriyle sözünü söyleyen, karikatürün “Gazi”si
  • 07 Ocak 2018, Pazar 11:19

Murat OBENLER

43 yıldır kendini çizgiyle anlatan ve son kitabı “Ömer Dayı ve Bareyası” vesilesiyle buluştuğumuz karikatür sanatçısı M. Serhan Gazioğlu’nun gözünden, toplumun bir fotoğrafını çektik.


“Gazi” imzasıyla yıllardır çizen Gazioğlu, ‘Ömer Dayı’ karikatürleriyle bizleri Arif Hoca’lı, Çoronik’li, Denktaş’lı günlere götürdü.


Gazioğlu, karikatürün tepkisel yapısı içerisinde hiciv sanatının çok önemli bir yeri olduğuna işaret etti.


“Ben herkesin karikatürlerimi anlamasını isterim” diyen Gazioğlu, o yüzden yazı ve çizgiyi birleştirdiğini söyledi. Gazioğlu, kitabındaki Ömer Dayı’yı “Bozuk düzene tepki koyan” olarak değerlendirdi.

 

SORU: Serhan Gazioğlu’nun hayatına çizgi ne zaman ve nasıl girdi?

GAZİOĞLU: İçgüdüsel bir şeyle başladığımı söyleyebilirim. Çevrede çizen birileri de yoktu. İçine kapanık bir yapım vardı ve kâğıt-kalem kendimi ifade etmek için bir araç olmuştu. Çizgi küçüklükten itibaren hep hayatımda oldu. Çocukluğumdan beri düşünürken kâğıt-kalem kullanmayı hep sevmişimdir. Evimizin duvarına Göksel Arsoy, Atatürk, Fatih Sultan Mehmet gibi önemli kişileri portrelerini çizerdim.


Ben böyle resimle, çeşitli malzemelerle uğraşmaya meraklı olduğum için ortaokulda Yapı Sanat’a girdim. Bizden çıkan bazı arkadaşlar daha sonra yüksek lisans da yaparak iyi yerlerde çalıştılar ama okulumuza tembellerin gittiğiyle ilgili çok yanlış aşağılamalar hep yapıla geldi. Burada en büyük suç devletindir. Okulda bir gün çizdiğim ev ödevi resim öğretmenimizin dikkatini çekti ve Serhan Nevzat’ın çiziminin fark edilmesi o zaman başladı.

 

SORU: Gençlik yıllarınızda takip ettiğiniz çizgi romanlar veya karikatür dergileri var mıydı?

GAZİOĞLU: Çocukluğumuzu Ermeni komşularımızla geçirdik ve bu açıdan şanslıydık. İngiliz Okulu’ndaki Biran arkadaşımız The Dandy ve Dino diye İngiliz çizgi-karikatür dergilerini alırdı. Onları görürdüm. Bir de Akbaba dergisini bir şekilde keşfettiydim. Çocuk yaşta Zafer Zorlu’nun çizgisi beni çok etkiliyordu.  Çizgi tarzımın ona daha yakın olduğunu hissediyordum. Tabi zamanla kendi çizgimi oturttum 6 yaşına kadar çocukluğumu geçirdiğim Mağusa’da iyi bir izleyici, gözlemci olduğumu fark ettim.


O gözlem yeteneği daha sonra seçeceğim mimarlık mesleği için de önemliydi. Tabi ki karikatürde de önemlidir. Karikatürler geçmişin birikimidir de aynı zamanda. Kıbrıslıların eski söylemleri, yaşam tarzları, gelenekleri, kültürü, sosyal yaşamı hep bugünün çizimlerine yansır.

 

SORU: Üniversitede tercih ettiğiniz mimarlığın da karikatürdeki yaratıcılık sürecinde önemli katkıları olduğunu düşünüyorum. Biraz üniversite yıllarındaki bu süreçten bahsedebilir miyiz?

GAZİOĞLU: Üniversitede hocalar 3 boyutlu düşünen öğrencilere değer verirlerdi ve benim bu çizim yeteneğim bana çok yardımcı oldu. Karikatür 2 boyutludur ama mimarlıkta perspektif diye bir şey vardır ve doğru seçim- doğru aktarım bağlantısı önemlidir.


Mimarlıkla karikatür örtüşüyor zaten. Sadece çizgi değil. Kendi kendime çizdiğim ufak işleri bir tarafa koyarsak İTÜ Mimarlık’taki son yıllarımda Kıbrıs’tan gelen haberlerle ilgili karikatürler çizmeye başlamıştım. Bu karikatürler burada çıkıyordu(bunların sayısı çok fazla değildir). Perşembe günleri çıkan Akbaba’yı da takip ediyordum.

 

SORU: Sanıyorum 42 yıldır çiziyorsunuz. Karikatür ve mimarlık hep oldu mu hayatınızda?

GAZİOĞLU: Fiili olarak 1974’de çizmeye başladım. Akbaba’nın açtığı yarışmaya bir karikatür göndermiştim ve yayınlanmaya değer bulunmuştu. İlk karikatürüm Akbaba’da çıktı. İstanbul’dan adaya dönüşte İstanbul Öğrenci Derneği’nden dolayı kendimi CTP’de buldum. Mülakatla mimar olarak Planlama İnşaat Dairesi’ne girdim.


Bir yandan mesleğe başladım bir yandan da karikatüre devam ettim ama “GAZİ” imzasıyla yazdım. Haftalık olarak Yenidüzen’de 11 yıl çizdim. Sonra oradan koptum. Yeniçağ’da çizdim. Şimdi Afrika’da çiziyorum. Referandum döneminde bir ara yine Yenidüzen’de çizdim. Şimdilerde de haftalık mizah dergisi Tantana’da çiziyoruz.  Her eleştiriyi sövme olarak alanlar oluyor bazen. Ben zaten suç olacak şeyleri yapmam. İnsanın sakatlığı ile ilgili dalga geçmem, kişilik haklarına saldırmam, aşağılayıcı ifadeler kullanmam. Tantana’da 33. sayıya geldik. Şimdilik bir müdahale olmadı. Devam ediyoruz.

 

SORU: “Üretmek, var olmak, Serhan Gazioğlu ve Ömer Dayı karakteri” başlığı altında görüşlerinizi almak istiyorum.

GAZİOĞLU: Yıllar önce Murat Kanatlı bir karakter yaratmamı istedi ve ben biraz da Mavroyannis diye bilinen Rum karikatüristin, kuşaklı bir Kıbrıs Rum amca karakterinden de esinlenerek Ömer Dayı’yı yarattım. Ömer Dayı havada, uydurma şeyler söyleyen biri değildir. Karikatürün tepkisel yapısı içerisinde hiciv sanatının çok önemli bir yeri vardır. Ömer Dayı’nın değerli geçmişi, bugün söyledikleri şeylere anlam katar. 


Sözlerinin bir ağırlığı (görmüş geçirmiş-hayat tecrübesi olan) olsun diye orta yaşın üstünde bir karakter olsun dedim. Ömer Dayı benim yani. Yanındaki karakterler de Ömercik (toruncuğum Arda), İbrahim dayı ve Mehmet Salih usta ve arada bir yabancı John’dur.

  Buradaki bareya da bir nevi toplumda farklı düşüncelere sahip kişilerin birlikte yaşamını temsil eder. Mesela Mehmet Salih Usta milliyetçi biriydi.


Ben herkesin karikatürlerimi anlamasını isterim. O yüzden yazı ve çizgiyi birleştiririm.“Bozuk düzene tepki koymak” Ömer Dayı’yı en iyi yansıtacak ifade olabilir. Çok çizdiğim kişilerden biri olmasına rağmen Denktaş’tan hiçbir şekilde baskı görmediğimi de söylemeliyim. İlk kitabıma da yazı verdi.

 

SORU: Ömer Dayı gerçekten şahsına münhasır bir karakter ve kendine has bazı özellikleri / dünya görüşü var. Biraz bu karakterden bahseder misiniz?

GAZİOĞLU: Ömer Dayı tüm fetişizmlere karşıdır. Kıbrıslılığa, ada kültürüne, Kıbrıs’ın bütünlüğüne, insanlığa inanır, Kıbrıslılık üzerinden dünyayı seven hümanist bir kişidir, laga-lugaya gelmez, dağların taşların talan edilerek bayrakla doldurulmasına karşıdır.


Normal bir insandır yani. Kıbrıslıların doğasında kavga gürültü değil hoşgörü olduğunu, esprili insanlar olduğunu ima eder. İnsanlara canı sıkılır ama küsmez, düşmanlık beslemez.

Ömer Dayı, ingiliccası olan, kültüre, tarihe, edebiyata hakim, çevreci, hayvan sever, doğa sever, politik bilinci olan, ilerci ve çağdaş bir karakterdir. Bu özellikleriyle toplumun seviye olarak ilerisinde bir karakterdir. Bir nevi yol göstericidir de...


Bu çağda normal bir insanın taşıması gereken vasıfları taşıyor. Bizde anormal bir durum olduğu için bu vasıfları herkes taşımıyor. Buradaki durum, düzen sıkıntılıdır. Ömer dayı da bu düzenle cebelleşir durur.


Yani karikatür tarihi bilgiyi de barındırmalıdır. Yani bir Arif Hoca’nın dediğinden veya Çoroniği çağırayım da gelsin dediğinizde insanların kavrayacağı şeylere vurgu yaparsınız. Mesela Mustafa dayı (Çoronik) ansızın canı sıkılır ve “Bre pe...nk” diye bağırırmış. Herkes dışarı çıkıp bakınca da “Amma da çok pe....nk var memlekette” dermiş. Bu yaşamasam da dağarcığımda olan ve benim karikatürlerime yansıyan geçmişten bir anekdot dur.

Güney’de yıllarca açılan Pancyprian sergilerine katıldık ama bir yıl Hristofyas ile ilgili bir karikatür çizince “yapma etme” gibi uyarılar aldım. O yıl ayrılmadım ama bir sonraki yıl bu müdahaleye sergiye katılmayarak cevap verdim.

 

SORU: Bir de bu Ömer Dayı’nın bareyasında hiç kadın olmadığı dikkatimi çekti? Kadınsız bir yaşam veya toplum mu Ömer Dayı’ın hayali yoksa?

GAZİOĞLU: Bunu bana daha önce bazı kadın arkadaşlar da sordu. Eğer bir kadın karakter olacaksa bizim halk arasında “yırtık”  dediğimiz tipten biri olması gelir. Argo literatüre de hakim bir kadın karakteri düşünmek lazım.

 

SORU: Geldiğimiz son düzlükte ne görür Ömer Dayı durumu?

GAZİOĞLU: Bir toplumu yok etmek istersen üretimden koparacan, bağımlı hale getirecen. Bir kültürü nasıl

yok edeceksin?... Başka bir kültürü oraya taşıyıp oradaki kültürü, azınlık haline getirmekle… Üretimden koparacaksın, mideden bağlayıp aşağılayacan, kendi kendine yetmeyeceğine inandıracan.


Ömer Dayı laik bir toplumda yaşamı savunan biridir. Ama laik olmamamız için çeşit türlü bağnaz politikalar uygulanır. Bu İmam Hatipler, İlahiyat Koleji gibi de Ömer Dayı’yı rahatsız eder. Aşağılık, kimliksiz, güvenilmeyen, yağcı bir toplum yapısına geçtik.

 

SORU: Son olarak Khora Yayıncılık’tan çıkan kitabınızın çıkış sürecini de alabilir miyiz?

GAZİOĞLU: Panikos Neokleos’un 2. kitabının basılış sürecinde (5-6 yıl önce) Khora’dan Münür Rahvancıoğlu’na  karikatürlerimden bir kitap basma teklifi yaptım ve onlar da kabul etti. Biraz ağır aksak gitti ve 2 yıl önce yine gündeme gelerek kitap Khora Yayınları serisinin ilk karikatür kitabı olarak basıldı. 2011 ve 2015 arasında Afrika ve Yeni Çağ’da yayınlanan karikatürlerimi kronolojik olarak sıraladılar. Bu da ülkedeki siyasal, sosyokültürel, çevresel olayları tarihsel süreçleri ile takip etmemizi sağlıyor.

 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 TÜRK OCAĞI LİMASOL 1 1 0 0 2 3
2 ÇETİNKAYA TSK 1 1 0 0 1 3
3 CİHANGİR GSK 1 0 1 0 0 1
4 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 1 0 1 0 0 1
5 GENÇLİK GÜCÜ TSK 1 0 1 0 0 1
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 1 0 1 0 0 1
7 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
8 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
9 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
10 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
11 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
13 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
14 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
15 BAF ÜLKÜ YURDU 1 0 0 1 -1 0
16 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 1 0 0 1 -2 0
yukarı çık