Cyprus Today sol

“Çocuklar tehdit altında”

Uzmanlar, günümüzde çocuk, genç ve yaşlıların bilinçsizce ve sıkça kullandığı sosyal medyanın, ruh sağlığını ve özellikle de çocuk gelişimini olumsuz etkilediği görüşünde

“Çocuklar tehdit altında”
  • 01 Ocak 2018, Pazartesi 11:21

Tünay MERTEKCİ

Günümüzde genç yaşlı demeden, hayatımızın büyük bir yerini tutmaya başlayan sosyal medya, hiç kuşkusuz ki günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasında ancak, uzmanlar sosyal medyayı bilinçsizce kullanmanın birçok tehlikeyi de beraberinde getirdiği uyarısında bulunuyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), bilgisayar oyunu bağımlılığını bir akıl hastalığı olarak açıklamaya hazırlandığını hatırlatan uzmanlar, ülkemizde de sosyal medya kullanımı ve bilgisayar oyunları bağımlığının oldukça yaygın olduğu uyarısında bulunuyor.

Bir tuşla istenen her bilgiye, dünyanın her yerine ulaşmayı sağlayan sosyal medya platformlarının, hayatımıza getirdiği kolaylıklar kadar aslında tehlikeleri de beraberinde getirdiği uyarısı yapılıyor. Uzmanlara göre, sosyal medya bağımlılığı bir ruh sağlığı olarak karşımıza çıkıyor ve özellikle de çocuklar sosyal medyadaki kontrol edilemeyen birçok tehlikeyle karşı karşıya.

Uzmanlar, çoğu kullanıcının sosyal medya bağımlısı olduğunun bile farkına varmadığını ve ruh sağlıklarının büyük tehlike altında olduğuna vurgu yaparken, kimi uzmanlarsa, özellikle çocukların sadece sosyal medya değil, sürekli bir şekilde televizyonda izledikleri çizgi filmlerin de gelişimini olumsuz etkilediği görüşünde. Uzmanlar, çocukların bilgisayar ve televizyon karşısından kaldırılıp, spor yapma ve sokakta oyun oynamaya teşvik edilmesi görüşünde birleşiyor.

Kahraman: Zararı, faydasını etkisiz kılıyor

Psikolog Ayla Kahraman, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önümüzdeki yıl açıklayacağı, hastalıkların uluslararası sınıflandırılmasında, akıl hastalıkları başlığının altında, bilgisayar oyunu bağımlılığına yer vereceğini bildirdi.

Facebook, Instagram, YouTube, Twitter, Snapchat gibi platformların; doğru bilgi verme, iyi yönde davranış değiştirme gibi etkin görevleri yapabilecekken; çocuk, gençler ve yetişkinler açısından mayın tarlası haline geldiğini belirten Kahraman, fayda verici taraflarının, ortaya çıkardıkları yıkımın yanında etkisiz kaldığına dikkat çekti.

“Facebook birbirlerini kaybedenleri buluşturmakla, dost sohbetlerini yaymakla uğraşırken; bir de baktık ki, herkesin başrol oynadığı bir film haline gelmiş. Gerçek benliklerle sunulanın arasında bir benzerliğin olmadığı, paylaştığı az beğenilirse değersiz hissettiği bu sanal ortamda insanların ruh sağlıklarını korumaları için çok çaba harcamaları gerek” diyen Kahraman, dünyanın değişiyor olduğunu ve bu sanal gerçekliğin de yerini aldığını belirtti.

“Ölçüyü tutturmakta zorluk yaşanıyor”

Bunlardan kaçınılmasının pek mümkün olmadığını söyleyen Kahraman, bununla beraber, insanın ölçüyü tutturma konusunda, her zaman zorluk yaşayabileceğini ifade etti.

Geçmiş yıllardan bugüne, bilgisayar başında hastalanan, hatta can veren çocuk, genç, yetişkin haberlerini pek çok kez duyduğumuzu dile getiren Kahraman, ruh sağlığı uzmanlarının; bilgisayar, akıllı telefon ve bilgisayar oyun bağımlılığı ile oldukça uzun zamandır ilgilenmekte ve hizmet vermekte olduğuna dikkat çekti.

Elinde akıllı telefon, ipad, bilgisayar veya oyun konsolu ile saatler geçiren çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin olduğunu söyleyen Kahraman, bedensel zararları yanında, ruhsal ve sosyo-kültürel zararların da diz boyu olduğunu söyledi.

“Sanal alışkanlıklar yalnızlaştırıyor”

“Obezite arttı. Cinsel sorunlar artık çok genç insanlarda da görülmektedir. En önemlisi de sanal alışkanlıklar, yalnızlaştırmaktadır” diyen Kahraman, “mesela, çift ilişkisi açısından bakılırsa elinde akıllı telefonu, mesai sonrası dinlenen karı kocalar. Birbirleriyle paylaşımları kapanmış veya göstermelik. Sanal alemin rahatlatıcı ve çaba gerektirmeyen ortamında hazlarını yaşıyorlar. Sanal aldatmalar aldı başını gidiyor. Amaç, hoşça vakit geçirmek. Elbette elini taşın altına koymadan” dedi.

Aslında hem çocuklarımızın hem de bizim; efendisi olduğumuzu sandığımız bu “parmak ucu imparatorluğunun” köleleri olduğumuzu söyleyen Kahraman, sanal olsa da, elde ettiğimiz gerçek hazların bizi bağlayan en önemli neden olduğunu belirtti.

Çaba harcamadan, haz elde etmenin; bağımlılığın hızla gelişmesi için tek başına bile olacağına dikkat çeken Kahraman, “bu nedenle eşiniz sizinle paylaşması gereken gülücüklerini, başka birine yazıyor. Sohbetler yapıyor. Zahmetsiz elde edecekleri için, her sohbette sanal sevgiliye daha çok yaklaşıyor ve “sanki birbirleri için yaratılmışlar” oyununu oynuyor” diye vurguladı.

“Çocuk ve gençler için durum daha vahim”

Her şeyin parmak ucundaki beceriye bağlı olduğunu belirten Kahraman, başka bir şey için uğraşmaya gerek duyulmadığını belirtti.

Çocuk ve gençler için durumun daha vahim olduğunu belirten Kahraman, 2 yaşındaki çocuğun elinde akıllı telefon olduğunu ve Pepe, Niloya şarkılarını kendi başına bulup dinleyebildiğini bildirdi.

“Televizyonun, çocuk baktığı bir geçmişe sahibiz biz. Çocuk baktığı gibi, karşısında çok da güzel ve hızlı beslenir çocuklar. Televizyonun yetiştirdiği çocukların; günler süren grup bilgisayar oyunlarının başında olmaları doğal bir uzantı gibi değil mi?” diyen Kahraman, çocukların her türlü cezaya razı olduğunu, harçlığının kesilmesine, arkadaşlarıyla buluşmasını engellemeye dayanabileceklerini fakat iş akıllı telefonuna geldiğinde yer yerinden oynadığını vurguladı.

“Saldırganlık, oyunlar aracılığıyla normalleşiyor”

Depresyon, bilumum kaygı bozukluğunun, hem yetişkinlerin hem de çocuk ve gençlerin sanal alışkanlıkları; ruh sağlığı, duygusal ve bedensel sorunlara neden olduğunu söyleyen Kahraman, saldırganlığın, güç gösterisinin, oyunlar aracılığı ile normalleştiğine dikkat çekti.

Ruh sağlığı açısından tehlikeli ve bağımlılık yaratan oyunların olduğunu bildiren Kahraman, bunlara başlayınca oyundan çıkmanın zor olduğuna dikkat çekti. Başta yaşanan başarı hazzının yerini; zamanla korku, dışlanmışlık ve değersizlik duygusunun aldığını söyleyen Kahraman, “Amorti çıkan piyango bileti gibi. “Ya çıkarsa, ya kazanırsam bir daha” diyerek kaybedişe gidiliyor” dedi.

Artık, uyku sorunu olan çocukların olduğunu söyleyen Kahraman, çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin, sanal alem bağımlılığına dayalı bir yalnızlık içinde tükenişe gittiklerini belirtti.

“Gençlerin kendini yetersiz hissetme duygusunu körüklüyor”

“İnstagramda ki resim paylaşımlarını düşünün. Ergenin beden algısı ile ilgili hassasiyetini herkes bilir. İşte bu tip platformlar aracılığıyla, bu hassasiyete benzin dökülüyor. Dış görünüş ile ilgili endişe ve takıntılar baş gösteriyor. Bedeninden hoşnut olmayan gençler, estetik cerrahlardan, güzellik uzmanlarından medet umar hale geliyorlar” diyen Kahraman, söz konusu kişilerin, cerrahın, uzmanın yaptığının hiç bir zaman yeterli olmadığı, bir nevroza teslim olduklarını belirtti.

Dismorfobi denilen nevroza, anoroksiya, bulimia gibi ölümcül yeme bozukluklarının da eşlik edebileceğini söyleyen Kahraman, çünkü bu tip platformların, gencin kendini yetersiz hissetme duygusunu körüklediğini ifade etti.

“Faydalarını artırmayı başarmak zorundayız”

Bu sanal dünyayı yok etmenin pek mümkün olmadığını belirten Kahraman, “Kontrol bizde sandığımız noktada, çoktan idareyi elimizden kaçırdığımız da ayrı bir gerçek” olduğuna dikkat çekti.

Sosyal medya platformlarının olumsuz taraflarını sıkı denetlemek ve faydalarını artırmayı başarmak zorunda olduğumuzu söyleyen Kahraman, bunu, doğal, duygusal, sosyo-kültürel ve ailevi ilişkileri bozmadan yapmamız gerektiğine işaret etti.

Evrensel ahlak anlayışını yıkmaya kararlı şiddet olgusunun sanal platformların göz bebeği olduğunu dikkate almamız gerektiğine dikkat çeken Kahraman, önlemleri buna göre almamız gerektiğini vurguladı.

Kahraman ailelere seslenerek, “Sevgili anne babalar; çocuğunuzun oynadığı oyunları, öğrenin ve oynayın. Zararı, faydayı anlamanızı sağlayacak. O, size sormayı öğrensin ve siz bilerek yanıt vermeyi öğrenin, ezberden değil. Aile ilişkilerinde, akıllı telefonsuz, ipadsiz zaman dilimlerini çoğaltın. İlişkilerde, gerçek haz ve tutkuları harekete geçirin. Denenmiştir, yaşama katılmayı başaran aileler, çiftler, dostlar; sanal tehlikeyle savaşmada başarılıdırlar” diye ekledi.

Başel: Aileler, çocuklarına çıplak cihaz veriyor

Sosyal Hizmet Uzmanı, Barış Başel, Facebook ve sosyal medyanın çocukları nasıl etkilediğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede, ailelerin büyük bir çoğunluğunun, çocuklarına çıplak cihaz verdiklerini belirtti.

Ailelerin, çocuklara bilinçsizce çıplak cihaz verdiklerini gözlemlediklerini bildiren Başel, “Günlük hayatta nasıl bir çocuk, istismar tehdidine açıksa, internet üzerinde de çocuklar tehdit altındadırlar. Aynı sorun internet ortamında da geçerlidir. Aileler, Girne Kapısı’nda bir yere saat sabah saat 09.00’da çocuklarını bırakıp gece 01.00’de aldıklarını düşünsün. Böyle bir şey yaparlar mı? İnternet ortamı da böyle bir şeydir. Bu, aileler çocuklarını Londra’nın göbeğine ya da New York gibi bir yerin göbeğine bırakıp kaçmaları anlamına gelir” dedi.

“Dil ve zihin gelişiminde aksaklık yaşatabilir”

Ailelerin, ebeveyn kontrol uygulaması olan cihazları çocukların eline vermesi gerektiğini söyleyen Başel, 6 yaşa kadar olan çocuklarda zihinsel gelişimi olumsuz etkilememesi açısından kullanmamaları gerektiğini belirtti.

Zeka geliştirici olan uygulamalar dışında diğer uygulamaların kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Başel, çocuklarda resim yaparken, zihinlerindeki hayal dünyasının izledikleriyle sınırlı olduğunu gördüklerini ifade etti.  Başel, “Çocukların yaptığı resimlerde, insan figürü insana, hayvan figürü hayvana benzememektedir” diyerek uzun süre Baby TV gibi kanalları izleyen çocuklarda, dil ve zihin gelişmesinde bazı aksaklıkların yaşandığının gözlemlendiğini vurguladı.

“Çocuklarla nitelikli zaman geçirilmesi gerekiyor”

Bu çocukların geç konuşma, kelime haznesi darlığı gibi sorunlar yaşayabileceğini de söyleyen Başel, teknolojinin hayatımıza girdiğini, bunu güvenli kullanmamız gerektiğini ve ailelerin de bunun bilincinde olması gerektiğini belirtti. Ebeveynlerin çocuklarla nitelikli zaman geçirmesi gerektiğinin altını çizen Başel, günde en az bir saat çocuklarıyla doğru iletişim için göz göze temas kurarak nitelikli zaman geçirmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Başel, ülkemizde bilişim suçunun olmadığını, bundan dolayı da kötü niyetli insanların bu boşluğu kullandığını söyledi. Başel, “Bunun denetimi de yapılmıyor. Sosyal medya kullanımı için aileler 15-16 yaşını beklemelidirler. 15-16 yaşındaki genç kızların silikon veya dudak yaptırmak istediğini görüyoruz. Benlik saygısı dediğimiz, dıştan nasıl göründüğüyle ilgili sosyal medyada kalıplaşmış yapıya kendini uyduruyor. Ayrıca bunlarla birlikte yaşam kalitesi de düşüyor” dedi.

Erkal: Sıklık ve şiddeti artarsa, bağımlılık oluşur

Uzman Psikolog, Kognitif ve Davranışçı Terapist Deniz Erkal, öncelikle bir davranışın sağlıksız olduğunun en önemli belirleyicisinin; sıklığı, şiddeti ve hayat kalitemizi ne kadar bozduğu ile ölçüldüğünü belirtti.

İnternet ve sosyal medya kullanımı ile ilgili olarak da aynı ölçütlere dayanarak yorum yaptıklarını söyleyen Erkal, internetin de sosyal medyanın da sınırlı ve amaca yönelik kullanılması durumunda, hiçbir zararı olmayan, aksine çok keyifli ve verimli olabilen alanlar olduğunu ifade etti.

Erkal, ancak hem internet ve internet oyunları, hem de sosyal medya kullanımının, sınırsız bir zaman dilimine yayılması durumunda, hayattaki sorumluluklarımızın ve sosyal ilişkilerimizin önüne geçmesi durumunda, yani sıklık ve şiddeti çok artarsa, o zaman burada bir problem, bir bağımlılık olduğunun söylenebileceğini vurguladı.

“Önce kendimizi sonra da çocuklarımızı denetlemeliyiz”

Ailelerin, önce kendilerinin sonra da çocuklarının internet kullanım, içerik ve süresini, sürekli denetleyerek, ortada bir bağımlılık olup olmadığına karar vermeleri gerektiğini söyleyen Erkal, annenin ve babanın sürekli telefon ya da bilgisayarla ilgilenmesi durumunda, çocukların da kaçınılmaz olarak bunu öğreneceklerini dile getirdi.

“Bu yüzden, önce kendi öz denetimimizi çok iyi yapmalı sonra da çocuklarımızı denetlemeliyiz” diyen Erkal,  önce kendimize sınırlar getirmemiz gerektiğini söyledi ve sonra çocuklarımızı sınırlandırmamız gerektiğine vurgu yaptı.

“Dengeyi kurmak çok önemli”

Çocukların kaliteli zaman geçirmesi gerektiğini ifade eden Erkal, onlarla bir şeyler üretilmesi gerektiğini, spor yapılması gerektiğini, bir şeyler ekip, toprakla uğraşmalarının sağlanması gerektiğini ve en çok da onlarla oyun oynanması gerektiğine dikkat çekti.

Ergenlerle iletişimi koparmamak ve sınırlar içinde özgürlükler sunmanın oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Erkal, bu dengeyi kurmanın da çok önemli olduğuna değindi.

Erkal, “Selfie ise yine keyifli bir sosyal medya alışkanlığıdır ancak bunun sürekli yapılması, kişinin sürekli kendini göstermek için çaba harcaması, elbette yine sıklık ve yoğunluğu arttıkça sağlıksız bir ruh halinin yansıması olabilir” diye ekledi.

Beğendim 3 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
ubp popup