Cyprus Today sol

Depreme hiç hazır değiliz

DAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Şensoy, yapı stokuyla ilgili yaptıkları çalışmalarda, ülkemizde büyük depremlerde, ciddi sorunların yaşanmasının beklendiği yönünde sonuçlar elde ettikleri açıkladı

Depreme hiç hazır değiliz
  • 15 Nisan 2018, Pazar 10:07

Ahmet İLKTAÇ

Uzmanlar, deprem kuşağındaki adamızda deprem olmasının beklenen doğal bir şey olduğunu söyledi ancak ülkemizdeki yapıların büyük bir bölümünün deprem riski düşünülmeden tasarlandığı ve binaların dayanıklılık açısından büyük depremlerde ciddi sorunlar yaşayabileceği uyarısında bulundu

“Devlet, deprem riskini azaltmalı” diyen uzmanlar, bu görüşlerini yaptıkları bilimsel araştırmalara dayandırıyor.

DAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Şensoy, asırlarca çeşitli dönemlerde yıkıcı depremlerin yaşandığı Kıbrıs adasında, deprem olmasının, doğal ve beklenmekte olduğuna dikkat çekti.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, çeşitli dönemlerde inşa edilen yapılarımızın büyük bir bölümü için deprem tasarımının yapılmadığı gibi, yıpranmaya bağlı olarak da ciddi sorunlar yaşandığını söyledi.

Mevcut yapı stoklarıyla ilgili yaptıkları çalışmaların, olası büyük depremlerde ciddi sorunlar yaşanmasının beklendiği yönünde sonuçlar ortaya koyduğunu aktaran Şensoy, özellikle 2000 yılına kadar olan yapıların birçoğunda deprem tasarımının yapılmadığını kaydetti; örneğin 1996 yılında meydana gelen depremde, Lefke bölgesinde yeni bitmiş bir yapının tamamen çöktüğünü hatırlattı.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, devletin, deprem riskinin azaltılması yönünde bir plan dâhilinde hareket etmesi ve öncelikle eğitim yapılarının ve sağlık merkezlerinin gerekli kontrollerinin yapılması için adımlar atılmasının gerektiğinin altını çizdi. Şensoy, depremleri engellemenin mümkün olmadığını ancak ortaya çıkaracağı olumsuz etkilerden kaçınmanın mümkün olduğunu vurguladı.

“Deprem konusunda son çalışma 2010’da yapıldı”

Gazetemiz KIBRIS’ın sorularını yanıtlayan DAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Şensoy, öncelikle bir bölgede deprem tehlikesinin, tarihsel depremler ile birlikte ölçülen depremlerin kayıtları, kaynakları ile birlikte fay hatlarının üretebileceği depremlerin belirlenmesi ve bu depremler için uygun azalım ilişkilerinin kullanılarak bölgesel tehlikenin belirlenmesi çalışmaları ile belirlenmekte olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu tür çalışmaların çoklu disiplinlerin birlikte çalışması neticesinde şekillendiğini kaydetti.

Kıbrıs adası için bilinen ilk deprem haritasını, Yurdatapan ve arkadaşlarının 1975 yılında yapıp yayınladıklarını anlatan Şensoy, daha sonra DAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde yapılan bir tez çalışması kapsamında ilk kez olasılıksal deprem tehlike haritası oluşturulduğunu belirtti ve daha sonra benzer çalışmanın, iki toplumlu bir proje kapsamında KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nın da yer aldığı bir çalışmada tekrarlandığını bildirdi.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu konuda yapılan en son çalışmanın Çağnan ve Tanircan’ın 2010 yılında yayınlandıkları çalışmalar olduğunu dile getirdi.

Bir bölgenin deprem tehlikesini bilmenin risk için tek başına yeterli olmadığını ifade eden Şensoy, deprem tehlikesi ile birlikte yapıların depreme karşı dayanıklılığının deprem riskini verdiğini aktardı.

“Kıbrıs’ta deprem doğal ve beklenmekte”

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu kapsamda bakıldığında asırlarca çeşitli dönemlerde yıkıcı depremlerin yaşandığı Kıbrıs adasında deprem olmasının doğal ve beklenmekte olduğunu söyledi.

Bu noktada asıl sorulması gereken sorunun, yapıların bu tehlike karşısında yeterli düzeyde olup olmadıkları yönünde olduğuna dikkat çeken Şensoy, bu konuya iki açıdan bakılması gerektiğini ifade etti.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, birincisinin yeni yapılacak yapıların tasarım ve yapım aşamalarında gerekli önlemlerin alınması ve bir diğerinin ise mevcut yapı stokunun durumunun değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması şeklinde olduğunu kaydetti.

Kısa süre öncesine kadar KKTC’de yasal bir deprem yönetmeliğinin uygulanmadığını ifade eden Şensoy, bu konunun geçmişte çeşitli dönemlerde bazı sorunların yaşanmasına neden olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, Türkiye Deprem Yönetmeliği’nin 2007 versiyonunun KKTC’ye uyarlanarak kullanılmasının, geçtiğimiz dönemde, özellikle İnşaat Mühendisleri Odası’nın girişimleri ile sonuçlandırıldığını belirtti.

Kendisine göre bunun son derece olumlu bir adım olduğunu ifade eden Şensoy, yine yapıların, yapım aşamasının kontrol edilmesi ve inşaat mühendislerinin kontrollük hizmeti vermesi ile ilgili yasal düzenlemelerin de yerinde yapılan adımlar olduğunu aktardı.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu aşamadan sonra geçtiğimiz ay Türkiye’de yasallaşan yeni yönetmeliğin irdelenerek gerekli değişikliklerin yapılması için çalışma başlatılmasının yerinde olacağı düşüncesinde olduğunu ifade etti.

“Olası depremde ciddi sorunlar yaşabiliriz”

Türkiye’de yürürlüğe giren yeni yönetmelik kapsamında deprem tehlikesi ile ilgili deprem bölgeleri yerine dijital ortamda neredeyse parsel başında etkin ivme değerlerinin oluşturulmasının uzun bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıktığını anlatan Şensoy, böylelikle yeni yapılacak yapıların yeterli deprem güvenliğine sahip olmalarının sağlanabileceğini bildirdi.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu anlamda ülkemizdeki uygulamalar, özellikle tasarım yönetmeliklerinin uygulanması, projelerin vizelenmesi ve buna bağlı olarak zemin etütlerinin talep edilmesi yönünde oldukça başarılı adımlar atıldığını belirtti.

Kendisine göre esas sorunun yapı stokumuzla ilgili olduğunu anlatan Şensoy, çeşitli dönemlerde yapılan yapıların büyük bir bölümü için deprem tasarımı yapılmadığı gibi, bu yapılarda yıpranmaya bağlı olarak da ciddi sorunlar yaşanmakta olduğunu kaydetti.

Serhan Şensoy, mevcut yapı stokuyla ilgili çalışmaların, bu tür yapılarda, olası büyük depremlerde ciddi sorunların oluşmasının beklendiği yönünde sonuçlar ortaya koyduğunu dile getirdi.

Mevcut yapıların durumunun incelenmesi gerektiği ile ilgili düşüncenin, 2000’li yılların başında, özellikle 1999 Kocaeli depreminin ardından gündeme geldiğini kaydeden Şensoy, bu konuda çeşitli tamamlanmış çalışmaların yanı sıra, özellikle yeni bilgilerin ve analiz yöntemlerinin kullanıldığı çalışmalar olduğunu bildirdi.
   Şensoy, şöyle devam etti:

“KKTC’de yapı stokumuzu 1974 öncesi yapılar, 1974-1992 yıllarında bazı önemli yapılarda 1975 Türkiye Deprem yönetmeliğinin kullanıldığı dönem, 1992 sonrası beton üretimi ile ilgili alınan önemli kararların ve de yine o dönemde İnşaat Mühendisleri Odasının “Deprem Pratik Önlemleri” adı altında koyduğu bazı kuralların uygulandığı dönem, 2000’li yıllarda yine Türkiye Deprem Yönetmeliği kapsamında tasarlanan ve yapılan yapılar ve son olarak 2007 sonrası yapılan yapılar olarak sınıflandırmak yerinde olur”.

“2000 yılına kadarki yapılarda deprem tasarımı yok”

Bu yapıların özellikle 2000 yılına kadar olanlarının birçoğunda deprem tasarımının yapılmadığını belirten Şensoy, örneğin 1996 yılında meydana gelen depremde Lefke bölgesinde yeni bitmiş bir yapının tamamen çöktüğünü aktardı.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, Deprem Yönetmeliği kapsamında tasarlanmamış yapılarda sorunların görülme olasılığının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.

Bunun yanında ada ülkesi olmamızdan dolayı ve belli dönemlerde kullanılan beton agregasının denizden temin edilmesinin bazı yapılarda ciddi anlamda korozyon sorunu yaşanmasına neden olduğunu ifade eden Şensoy, bu konuda örneğin Gazimağusa ve İskele bölgesindeki okul binaları ile ilgili çalışmalar yaptıklarını ve bazı binaların yıkılması gerektiği yönünde görüşler bildirdiklerini açıkladı.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu çalışmalar neticesinde özellikle korozyona uğrayan yapılarda dayanım kaybı olduğu ve deprem güvenliğinde ciddi zafiyet oluştuğu sonuçlarının elde edildiğini söyledi. 

“Depremin olumsuz etkilerden kaçınabiliriz”

Sonuç olarak deprem güvenliğinin gerektiği düzeyde olması, yapısal elamanların yönetmeliğe uygun olarak tasarlanması, yapımı ve mevcut yapıların özellikle korozyon gibi olumsuz etkilere maruz kalmaması neticesinde mümkün olmakta olduğunu işaret eden Şensoy, yapıların korozyondan etkilenmelerinin yanında bilindiği gibi uzun yıllar betonarme yapılarda yağmur suyu drenajı kolon içlerinden geçirilen yağmur suyu boruları ile sağlanmakta olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, geçmişte bu tür uygulamaların kolonlarda ciddi oranda dayanım kaybına neden olduğunu ve deprem güvenliğini olumsuz etkilediğini bildirdi.

Bu uygulamalara artık müsaade edilmediğini belirten Şensoy, ancak çok sayıda bu uygulamanın olduğu yapımızın da mevcut olduğunu aktardı.

Doç. Dr. Serhan Şensoy, bu konuda Doğu Akdeniz Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı laboratuarlarında yaptıkları deneylerde ve 2018 yılında yayınlanacak makalelerinde bu tür kolonlarda yağmur suyunun dışarı aktarıldığı bölgelerde ciddi hasarların oluşabileceğinin görüldüğünü ve önlemlerle ilgili önerilerin yapıldığını dile getirdi. 

Devletin deprem riskinin azaltılması yönünde bir plan dâhilinde hareket etmesi ve öncelikle eğitim yapılarının ve sağlık merkezlerinin gerekli kontrollerinin yapılması yönünde adımlar atılmasının gerektiğinin altını çizen Şensoy,  depremlerin olmasını engellememizin mümkün olmadığını ancak depremlerin ortaya çıkaracağı olumsuz etkilerden kaçınmamız mümkün olduğunu sözlerine ekledi.
 

Beğendim 5 Muhteşem 2 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 27 17 7 3 33 58
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 27 16 5 6 19 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 27 16 4 7 15 52
4 BİNATLI YSK 27 14 7 6 20 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 27 11 10 6 8 43
6 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 27 13 2 12 3 41
7 BAF ÜLKÜ YURDU 27 10 8 9 13 38
8 LEFKE TSK 27 11 5 11 10 38
9 CİHANGİR GSK 27 10 6 11 -1 36
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 27 11 2 14 1 35
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 27 9 7 11 -1 34
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 27 10 2 15 -24 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 27 7 7 13 -16 28
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 27 5 8 14 -28 23
15 YALOVA SK 27 5 7 15 -18 22
16 OZANKÖY SK 27 4 7 16 -34 19
yukarı çık