Cyprus Today sol

Gerginlik tırmanabilir!

Baf açıklarında, Güney Kıbrıs'ın Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan ettiği alanda yapılan hidrokarbon aramaları, Türk ve Rum toplumları arasında zıtlaşmaya neden oldu.

Gerginlik tırmanabilir!
  • 18 Ocak 2018, Perşembe 9:05

Ceren ÖZBİL

Rum yönetimi, hidrokarbon aramalarına, uluslar arası, çok uluslu şirketlerle sözleşme imzalayarak devam ederken, Türkiye de Güney Kore'den, bu bölge içerisinde arama yapmak için “Deepsea Metro-2” adlı yeni bir sondaj gemisi aldı.

Kısa süre önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, bu gemiyle ilgili ön hazırlıkların tamamlanmasının ardından Akdeniz'de kazı çalışmalarına başlanacağını açıkladı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ise bir süre önce konuyla ilgili “Türkiye eğer çok istiyorsa 'yasa dışı varlığın ' MEB’inde arama yapsın” açıklamalarında bulunmuş, bu sözler tartışmalara neden olmuştu.

KIBRIS Gazetesi'ne konuşan uluslararası ilişkiler uzmanları, hidrokarbon arayışları nedeniyle iki toplum arasında başlayan zıtlaşmanın nedenlerini ve bunun, nelere neden olabileceğini değerlendirdi.

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Profesör Dr. Ahmet Sözen, Kıbrıs konusundan dolayı uluslararası şirketlerin bu konuda Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tek muhatap aldığını ve görüşmeleri de Anastasiadis hükümetinin yürüttüğünü belirtti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. İsmail Kemal de Kıbrıslı Rumların bir yandan büyük enerji şirketleri ile anlaşmalar sağlayarak konumlarını güçlendirdiğini ve bu şirketlerin de Rum Yönetimi için bir tür kalkan görevi gördüğünü anlattı.

Sözen: Hidrokarbon, egemen aktörler tarafından yürütülüyor

DAÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Profesör Dr. Ahmet Sözen, hidrokarbon konusunun tabiatı dolayısıyla egemen aktörler tarafından yürütüldüğünü söyledi.

Bu konuları, kararları tanınmış devletlerin hükümetlerinin yürüttüğüne değinen Sözen, stratejik kararları da tanınmış devletlerin hükümetlerinin uluslararası çok uluslu şirketlerle beraber verdiğini ifade etti.

Sözen, bu konuda karar üretilirken de o devletin dünyanın meşru gördüğü hükümetleriyle karar ürettiğini anlattı.

"Uluslararası şirketler, görüşmeleri, meşru hükümetlerle yapıyor"

Kıbrıs konusundan dolayı uluslararası şirketlerin bu konuda tek muhatap olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'ni aldığını kaydeden Sözen, görüşmeleri de Anastasiadis hükümetinin yürüttüğünü belirtti.

Sözen, ayrıca, Anastasiadis'in, bu görüşmeleri hiç dağılmamış varsaydığı Kıbrıs Cumhuriyeti adına yürütüp, bütün ada adına karar aldığını söyledi.

"Argümanlarına Kıbrıs konusunu da eklediler"

Sözen, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, argümanına, sıkıntı yaşamamak adına Kıbrıs sorununu da eklediğini belirtti ve bu doğrultuda federal bir çözüm olduğu zaman doğal kaynakların kullanımının merkezi ya da federal devlete verileceğinin belirtildiğini anlattı.

Bu argümanın kullanılmasındaki amacın ise, içinde, ileride Kıbrıslı Türklerin olduğu bir hükümete uluslararası alanda sempati duyulması olduğunu söyleyen Sözen, bu argümanla, Kıbrıs Rum kesiminin, uluslararası sempatiyi topladığını ve Kıbrıs sorununun da çözülmediği süre içerisinde tek meşru hükümetin Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti görüldüğünü belirtti.

Sözen, Anastasiadis hükümetinin tüm bu argümanları kullanarak doğal kaynaklar konusunda karar verdiğini ifade etti.

"Tansiyonun yükselmesine neden oldu"

Anastasiadis hükümetinin bu şekilde karar almasının Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye'yi rahatsız ettiğini belirten Sözen, bununla birlikte bölgede tansiyonun da yükseldiğini belirtti.

Sözen, bunun yaşanmasının nedenlerinden birinin Kıbrıs sorununun çözülmemesinden kaynaklandığını ifade etti.

Kıbrıs sorununun çözülmesi durumunda bu kararı ortak federasyonun hükümetinin vereceğini belirten Sözen, "Kıbrıslı Türklerin de bu gazda hakkı var, çok doğru ve meşru bir argüman. Ancak, var olan Kıbrıs meselesinin çözümsüz kalması durumda, KKTC’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'yle istişare edip doğal kaynaklar konusundaki kararları beraber alalım " düşüncesinin uluslararası platformlarda kabul görmesi düşüncesinin saflık olduğunu belirtti.

"Gerginlik artabilir"

Anastasiadis hükümetinin doğal kaynaklar üzerinde tek taraflı karar alması nedeniyle Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin reaksiyon gösterdiğini belirten Sözen, Türkiye ile KKTC'nin imzaladığı Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması'nı, Türkiye'nin savaş gemileri ile “Kıbrıs Cumhuriyeti Münhasır Ekonomik Bölgesi” içinde manevra yapmasını ve Barbaros Gemisi'nin sondaj yapmasını verilen reaksiyonlara örnekler olarak gösterdi.

Ahmet Sözen ayrıca, Türkiye’nin, Güney Kore'den satın aldığı “Deepsea Metro-2” gemisinin, “Kıbrıs Cumhuriyeti Münhasır Ekonomik Bölgesi” ne gönderilmek istenmesinin gerginliği artırabileceğini belirtti.

Kıbrıs sorununun çözümünün tek başına bölgedeki doğal kaynaklar konusunu çözmek için yeterli olmayacağını da kaydeden Sözen, Kıbrıs sorunu çözülürken, bununla beraber Türkiye'nin, Birleşik Kıbrıs Devleti ile her iki ülkenin Münhasır Ekonomik Bölgeleri’ni belirleyen bir anlaşmayı da yapması gerektiğini söyledi.

"Tansiyon ne kadar yükselirse, müzakereler o kadar zorlaşır"

Sözen, iki taraf arasındaki tansiyonun ne kadar yükselirse, müzakere masasına oturulmasının da o kadar zor olacağını anlattı.

Tarafların müzakereye oturabilmesi için sağlıklı bir diyalog içine girmeleri gerektiğini kaydeden Sözen, tarafların bir birini tehdit ettiği bir durumda müzakerelerin de başlamasının zorlaşacağını belirtti.

 

"Bölgesel boyutu da var"

Konunun bölgesel boyutu da olduğunu kaydeden Sözen, Mısır'da iki yıl önce Zhor isimli büyük bir doğal gaz kaynağı bulunduğunu hatırlattı.

Sözen, bu gazın keşfedilmesinden sonra 2018 yılında artık Mısır'ın doğal gazının kendi kendine yeteceğinin, dışarıdan doğal gaz alma ihtiyacı duymayıp, dışarıya da satış yapan bir hal alacağının açıklandığını ifade etti.

Bu durumda da İsrail ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin planlarının sekteye uğradığından söz eden Sözen, Kıbrıs Cumhuriyeti ile İsrail’in, kendi gazını Mısır'a ulaştırıp, hali hazırda Mısır'da bulunan doğal gaz sıvılaştırma tesislerinde sıvılaştırarak dünya piyasasına satmayı hedeflediğini hatırlattı.

Sözen, Mısır'ın doğal gaz konusunda kendine yeten ve dışarıya da doğal gaz ihraç eden bir ülkeye dönüşmesi durumunda bu planın uygulanamayacağını ve farklı bir modelin, farklı bir alternatifin düşünülebileceğini söyledi.

Ahmet Sözen bu modelin de daha önce çok tartışılan İsrail ve Kıbrıs gazının birleştirilerek, borularla Türkiye'ye ulaştırılması olduğunu ifade etti.

Sözen, ancak bunun için de Kıbrıs sorununun çözülmesi ve İsrail ile Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi gerektiğini kaydetti.

Kemal: Bu zıtlaşma her zaman vardı

Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. İsmail Kemal de hidrokarbon arayışları ile ilgili taraflar arasındaki zıtlaşmanın yeni bir konu olmadığını söyledi.

Uzun zamandan beridir zıtlaşmanın devam ettiğini kaydeden Kemal, bu zıtlaşmanın zaman zaman sertleştiğini ve zaman zaman da geri plana kaymasına rağmen varlığını sürdürdüğünü anlattı.

Kemal, çözümsüzlük devam ettiği sürece zıtlaşmanın aşılmasının da mümkün görünmediğine dikkati çekerek, enerji konusunun anlaşmazlık kaynağı olduğunu ifade etti.

"Büyük şirketler Kıbrıslı Rumlar için kalkan görevi görüyor"

Kemal, Kıbrıslı Rumların bir yandan büyük enerji şirketleri ile anlaşmalar sağlayarak konumlarını güçlendirirken, diğer yandan da bölgesel ittifaklar ağını geliştirmeye çalıştıklarını belirtti ve büyük enerji şirketlerine verilen ruhsatlar temelinde sondaj çalışmalarının da yapıldığını belirtti.

Bu şirketlerin Kıbrıslı Rumlar için bir tür kalkan görevi gördüğünü söyleyen Kemal, bu açıdan büyük enerji şirketleri ile sağladıkları işbirliğini başarı hanelerine yazmak gerektiğini kaydetti.

Kemal, Türk tarafının bu dev şirketlere karşı yapabileceği fazla bir şey olmadığını belirtti ve Rumların diğer yandan da Mısır, İsrail ve Lübnan gibi Doğu Akdeniz’e kıyıdaş ve kendi Münhasır Ekonomik Bölgeleri’nde doğal gaz olduğu bilinen ülkelerle işbirliğinin güçlendirildiğini anlattı.

Yunanistan’ın da katılımıyla üçlü toplantılar gerçekleştirildiğini hatırlatan Kemal, bunların enerji satrancında hamleler olduğunu ifade etti.

İsmail Kemal, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle de işbirliğinin güçlendirildiğine işaret ederek, Ürdün Kralı Abdullah’ın adayı ziyaretinin de enerji konusu ile bağlantılı ele alınması gerektiğini söyledi.

Rum tarafı ve Yunanistan’ın bu hamleleri karşısında Türk tarafının kendi sondaj çalışmalarını yapmaya hazırlandığını belirten Kemal, zaman zaman açıklamalar yapılıp, karşılıklı atılan adımların, beraberinde zıtlaşmayı ve gerginliği getirdiğini belirtti.

Kemal, "Zıtlaşmayı artıracak başka adımlar da gündeme gelebilir" dedi.

 

"Çıkacak sonuç önemli"

Gerginliğin büyüyüp, büyümeme konusunda, büyük enerji şirketlerinin Kıbrıslı Rumlar için yaptığı ve yapacağı sondajlardan çıkacak sonuçların önemli bir rol oynayacağını söyleyen Kemal, "Kuyular kuru çıkar veya bulunan miktar az olursa, gerginlik büyümeyebilir" şeklinde konuştu.

İsmail Kemal, büyük miktarda enerji kaynakları bulunursa tartışmaların da yoğunlaşabileceğini ifade ederek, böylesi bir gelişmenin Kıbrıslı Rumların elini güçlendireceği için Türk tarafının süreçleri etkilemesinin daha da zorlaşacağını söyledi.

İki taraftaki seçim süreçlerinin tamamlanması sonrasında müzakere sürecinin yeniden başlamasının havayı yumuşatabileceğini belirten Kemal, bunun sağlanması için iki tarafın da gerginliği azaltıcı adımlar atmasının gerekeceğini kaydetti.

İsmail Kemal, Kıbrıs sorununa bütünsel bir çözüm bulunmadığı sürece enerji konusunun zıtlaşma ve gerginlik kaynağı olmaya devam edeceğini yineledi ve "Enerji konusunun işbirliği kaynağı olabileceği çok sık tekrarlanır ama pratiğe baktığımızda işbirliği değil, rekabet ve zıtlaşma görürüz" dedi.

 

"Müzakerelerin yeniden başlaması kolay olmayacak"

Müzakerelerin yeniden başlamasının zaman alacağını kaydeden İsmail Kemal, Crans Montana'daki başarısızlığın sonrasında yeniden müzakere masasına oturmak için tarafların epey pazarlık ve hazırlık yapmaları gerektiğini belirtti.

Her iki tarafın da bazı talepleri olduğuna değinen Kemal, bunların masaya yatırılıp uzlaşı üretilmesi gerektiğini ifade etti.

"Güvenlik" ve "Garantiler" başlığı gibi zor başlıkların, tarafların önünde durduğunu söyleyen Kemal, "Bunların müzakeresine nasıl başlanacak?", "Müzakereler başlamadan koşullar ortaya konur ve bunların karşı tarafça peşinen kabul edilmesi istenirse müzakereler başlayabilir mi?", "Crans Montana sonrasında taraflar arasında ciddi güven sorunu var. Bu nasıl aşılacak?" gibi soruların, cevaplanmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

İsmail Kemal, bu soruları çoğaltmanın mümkün olduğunu ve dolayısıyla müzakereler konusundaki tek zorluğun hidrokarbon kaynakları konusu olmasa bile enerji konusunun hep akıllarda olduğunu belirtti.

Kemal, "Gerginlik yaşanması tabii ki müzakereler açısından olumlu bir hava oluşturmaz. Seçimler döneminin tamamlanmasından ve sonuçların ortaya çıkmasından sonra bu konularda daha sağlıklı analizler yapabileceğiz" dedi.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık