KıbrısFm
Vakıflar Sağ
YIRTICI CONSTRUCTION
17-06-2017 11:20

“Her yerde öteki miyiz?”

“Her yerde öteki miyiz?”
Yaşamını kuzeyde değil Kıbrıs’ın güneyinde sürdürmeyi tercih eden gurbetler, sıkıntılı günler yaşadıklarından, ayrımcılığa uğradıklarından yakınıyor
“Her yerde öteki miyiz?”
Haberi Paylaş:

Gizem ÖZGEÇ- Serkan SOYALAN
Fotoğraf: Johan Duchateau

Onlar ülkemizde ötekileştirmeye maruz kalan halklardan; Çingeneler… Ya da bizim deyişimizle ‘Gurbet’ler.

Yaşamını Kıbrıs’ın güneyinde sürdüren ve birçoğu Limasol’a yerleşen, Kıbrıs Türk toplumuna mensup gurbetler, ırkçılığa maruz kaldıklarını ve zor günler yaşadıklarını söylüyor. Ev yenileme çalışmaları, sosyal yardımlar ve istihdam konularında kendilerine ayrımcı davranıldığını düşünüyor. Derme çatma evlerde yaşamaya mecbur edildiklerini ve Türk olduklarını söylediklerinde çalışma hayatına dahil olamadıklarını anlatan gurbet yurttaşlarla Limasol’da bulunan Türk Mahallesi’nde bir araya geldik.

Maria’nın kahvesinde sohbet ettiğimiz gurbet vatandaşlardan kimi çok kötü şartlar altında hayat sürdürdüklerini kimi de yıkılmak üzere olan evlerde yaşamak zorunda bırakıldıklarını iddia etti.

Limasol’da yaşayan gurbetlerin birçoğu çalışmadığı için, devletten kendilerine yapılan yardımlarla hayatlarını sürdürürken, şimdi bu yardımların da geri çekildiğini söylüyor. Limasol’da Kıbrıslı Türklerden sorumlu kişi ise farklı konuşuyor…

Yedi çocuk, beş torun sahibi Merthoca…

Kenan Merthoca Limasol’da yaşayan yurttaşlardan biri… 1963 doğumlu Merthoca, 1983’ten beridir Limasol’da yaşıyor. Çocukluğu ve ömrü orada geçmiş.  Yedi çocuk ve beş torun sahibi…

Merthoca yaşadığı bazı sıkıntıları şu sözlerle dile getiriyor:

“Çocuklar çoğalınca ev küçüldü. Çoluk, çocuk, torunlar hep bir evde kalıyoruz.  Yüz sefer evimi değişmeleri için ilgililere başvurdum.  Bizi her yerden kovuyorlar. Buradaki basın kuruluşlarına yaşadığımız sıkıntıları anlatmak için defalarca gittim, bizimle ilgilenmiyorlar. Ben müzisyenim. Şu an da çalışmıyorum. Çocukların aldığı devlet yardımıyla geçiniyoruz… 450 Euro ile… Çocuklarımın hiçbiri çalışmıyor. Koşullar 1983 tarihinde çok daha iyiydi. Şimdi, eskisi gibi davranmıyorlar bize. Bizi baştan savıyor, yol göstermiyorlar. Sorunlarımızı konuştuğumuz bir örgüt yok. Kendi kendimize konuşuyoruz. Eğitimle ilgili sıkıntılar yaşamıyoruz, çocuklarımın hepsi okuyor. Sadece hükümet yetkilileriyle yaşadığımız sıkıntılar var.”

Yıllarını güneyde geçiren bir Kıbrıslı olarak Merthoca bir çözüm olacağına inanmasa da, adada bir anlaşma olmasını arzuluyor. Bu arzusunu da şu sözlerle dile getiriyor:

“Çözüm olsa güzel şeylerin gerçekleşeceğine inanıyorum. Ama böyle giderse çözüm falan olmayacak. Liderler görüşüyor ancak Rumlarla Türkler barışacak gibi görünmüyor.  Ben çözüm olmasını istiyorum.”

Mehmet: Hiçbir gelirim yok

Limasol’u yaşam yeri olarak seçen ve eşi dışında ailesi kuzeyde yaşayan Mahmut Mehmet… O da sıkıntılı… Mehmet son zamanlarda güneyde yaşadığı sorunları şöyle anlatıyor:

“1988 yılından beridir buradayım. Annem hastalandı ve kısa bir süre için kuzeye gittim. Geri geldiğimde evimde yaşayan başka birileri vardı. Gerekçesiz olarak yardım çeklerini kesitler. Evde ne su ne de elektrik var. Dilekçe yaptık, form doldurduk, bekliyoruz. Evliydim daha önce, daha doğrusu nikâhsız yaşıyorduk. Üç tane oğlum var. En büyüğü 24 yaşında. Eskiden çalışırdım ama hastalanıp, kanser olunca çalışamıyorum. Haplarımı da içmiyorum. Gelirim yok. Arkadaşlara giderim. Bazen onlar bana yardımcı olur. Gidip hırsızlık mı yapayım? Benim gelecek planlarım, hedeflerim, ümitlerim yok. Ben şu an ölmeyi tercih ederim. Barışı istemeyen insan olamaz. Kıbrıs’ta da barış olmasını istiyorum,  çözümü destekliyorum. Bizim için daha iyi olacak. Daha çok serbestlik olacak. Burada komşularımızla ilişkilerimiz çok iyi. Biz burada Türkler olarak zamanında sayılıydık ama zamanla çoğaldık ve her şey bozuldu.”

Dağcılar: Irkçılıkla yüz yüzeyiz

Güzelyurt’ta doğan İrfan Dağcılar da uzun yıllar İngiltere’de kaldıktan sonra, Güney Kıbrıs’a yerleşenlerden… Bir yaşında kız babası olan Dağcılar, kendisine ırkçılık yapıldığı gerekçesiyle işsiz kaldığını iddia ediyor ve şunları söylüyor:

“Güzelyurt’ta Pendaya’da doğdum. Sekiz yıl İngiltere’de kaldım. Ondan sonra askeri mecburiyetten dolayı Kıbrıs’a geldim. Bir Rum kızıyla evlendim, bir yaşında bir tane de kız çocuğum var. Bana Türk olduğum için ırkçılık yapıldığını düşünüyorum.  Daha önceden belediyede çalışırdım ve plastik toplardım. Yaşadığım sıkıntılardan dolayı ayrıldım. Şimdi yeniden iş arıyorum. İş yerinde anlaşmamız 8 saat çalışma için varken, ben 12-13 saat çalışırdım. Çalışmadığım ve boş olduğum günlerde bile aranır işe çağrılırdım. Gidip çalışırdım, en son tartışma yaşayınca ayrıldım. Ben asıl araba tamircisiyim.  Burada da sorun yaşadım,  diploma istediler. Türk olduğumuzu duyunca iş vermek istemiyorlar. Hükümete yardım için başvurdum. Bana dediler ki ‘Beş yıl dolması lazımmış.’ Ben ayda 370 Euro kira veriyorum. Ufak tefek işlerle uğraşıyorum ki gelir çıksın. Kuzeye dönmek istiyorum ama hanımım Rum. Onu annesi babası burada. Barış olsa da bir şey değişeceğine inanmıyorum.”

Darbazer: Kuzeyde kalsaydım ölürdüm

Yaşamını 17 yıldır Limasol’da sürdüren Talat Darbazer… O da epey sancılı… Darbazer yaşadığı sıkıntıları ve kendini şu sözlerle anlatıyor:

“Önceden ev kiralamıştım çünkü evliydim. Sonra bana bu evi verdiler. Sekiz yıldır burada yaşıyorum. Ev neredeyse başıma yıkılıyor. Girilmez çıkılmaz bir halde… Yaşadığımız sıkıntıları anlatmak için yetkililere gittiğimiz zaman, kimse yüzümüze bakmıyor. Yetkililerin ne zaman işi bize düşse,  gelirler buralara. Evimin tadilatı için 2012’de müracaat ettim, 6-7 yıl geçti hâlâ hiçbir şey olmadı. Hırsızlar evime giriyor, duvarlar üstüme yıkılıyor. Bizim Rumlarla alış-verişimiz, bir hukukumuz var, arkadaşlığımız var. Kıbrıslının özünde bu sevgi var, aramızda hiçbir sıkıntı yok. Ancak ben kendimi bildim bileli, şimdi 57 yaşındayım görüşmeler devam eder. Umutsuz vaka. Görüşmelerde ezilen hep halkların küçük kısımlarıdır. Zamanımı daha çok kuşlarımla geçiriyorum, onlarla ilgileniyorum. Hastalıklarım da var, yeni kalp ameliyatı oldum. Güneyde akmasa da damlar, ancak diğer tarafta olsaydım ya bir hastane köşesinde ya da hapishanenin bir köşesinde ölürdüm.”

HABERE AİT RESİMLER

Haberi Paylaş:
Etiketler:

HABER YORUMLARI

  • mete
    18.06.2017

    Görmezlikden gelemeyiz.Sürünmekmi yoksa süründülmekmi insan haklarına haykırı.Devlet bir topluma ayrıcalık yapamaz ama o toplumda eğitime önem vermelidir.Avare hayatta istikbal olmaz.

HABERE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.