Cyprus Today sol

KKTC'nin mülteci ayıbı!

KKTC'de, sığınma talebiyle ilgili yasal bir prosedür olmaması nedeniyle, ülkelerindeki zulümden kaçıp gelen sığınmacı ve mülteciler aynı zulme geri gönderiliyor.

KKTC'nin mülteci ayıbı!
  • 15 Mayıs 2018, Salı 8:09

Ceren ÖZBİL

Dipkarpaz ve Yenierenköy'de dün ile önceki gün sahile vuran cesetler, ülkedeki mülteci sorununun bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu.

Cesetlerin, ülkelerindeki zulümden kaçan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne(KKTC) sığınmak için gelen Suriye vatandaşlarına ait olduğu tahmin ediliyor.

Bu durum ise Kıbrıs'ın kuzeyine sığınma talebinde bulunulabilmesi için yasal bir prosedür olmamasının ve Cumhuriyet Meclisi tarafından da onaylanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 14. maddesinde yer alan “Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır” ilkesine rağmen, ülkeye gelen mültecilerin, ülkelerine geri gönderilmesinin sorgulanmasına yol açtı.

Para ödeyip, tehlikeleri göze alıyorlar...

Ülkelerindeki savaştan, çatışmadan, işkenceden kaçarak ülkemize sığınmak için gelen kişilerin, yaşadıkları ülkelerden kaçmak için insan tacirlerine binlerce dolar ödediği biliniyor.

Ülkelerinden kaçmak için insan tacirlerine binlerce dolar ödeyen bu kişiler, taşıyabileceği kişi sayısının kat kat üzerinde kişi alınan bu teknelerde, kurtulmak için başka bir ülkeye sağ-salim ulaşmaya çalışıyor ancak çoğu kez faciayla sonuçlanıyor.

Çoğunluğu, Suriye, Filistin, Afrika ve Irak vatandaşları

Ülkelerindeki zulümden kaçarak KKTC'ye sığınmak için gelenlerin büyük bölümünü Suriye, Filistin, Afrika ve Irak vatandaşları oluşturuyor.

Ayrıca kaçak yollardan ve yasa dışı limanlardan ülkeye sığınmacı olarak giriş yapmaya çalışan bu kişiler tutuklanıyor ve "KKTC'ye giriş yapmaya teşebbüs etme", "askeri yasak bölgeyi ihlal etme" ve "Onaylanmış liman olmayan bir yerden KKTC'ye giriş yapma" suçlarından yargıç önüne çıkarılıyor.

KKTC'de 70 ile 80 civarında mülteci...

KKTC'de şu anda sayıları 70 ile 80 arasında değişen mülteci bulunduğu öğrenildi. Ancak ülkede mültecilerle ilgili herhangi bir yasa olmaması nedeniyle bu kişilere sadece korunma hakkı verilerek, gıda ve sağlık konusunda yardımlar yapılıyor.

Düzgün: Geçtiğimiz yıl 300 mülteci geri gönderildi

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Deniz Düzgün, 1951 Mülteci Hakları Sözleşmesi'nde, mültecilerin, “Irkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan, korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi’ olarak tanımlandığını ifade etti.

Buna rağmen, Kıbrıs’ın kuzeyinde mültecilerin sığınma talebinde bulunmaları için herhangi bir yasal düzenleme olmadığını ve insan hakları ihlali yaşadıkları için terk etmiş oldukları ülkelerine geri gönderilerek en temel hak olan sığınma hakkından mahrum bırakılarak ülkelerine geri gönderildiklerini anlattı.

Düzgün, geçtiğimiz yıl 300 mültecinin Kıbrıs’ın kuzeyine sığınmak için geldiklerini ancak ülkelerine geri gönderilmek sureti ile ihraç edildiklerini ifade etti.

"Herhangi bir yasa yok"

Deniz Düzgün, "mülteci diye tanımlanan kişi; ülkesinde ırk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek kendi devletine olan güvenini kaybeden, kendi devletinin ona tarafsız davranmayacağı düşüncesi ile ülkesini terk edip, başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından 'kabul' edilen kişidir" dedi ve Kıbrıs'ın kuzeyinde bunun yasal zemini olmadığından, ülkeye sığınan mültecilerin tutuklanıp, yargılandığını anlattı.

Yasal eksiklikler sebebi ile de bu kişilerin cezalandırılmasının önüne geçilemediğin söyleyen Düzgün, mültecilerin özel statülerini değerlendirmeye alabilecek herhangi bir yasa maddesi olmadığını ifade etti

Düzgün, mültecilerle ilgili yeterli yasaların olmayışının, onların bu tür muameleye maruz kalmalarına sebep olduğunu söyledi.

"Hiç kimse zulüm göreceği yere geri gönderilmez"

Cumhuriyet Meclisi tarafından da onaylanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 14. maddesinde “Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır” denildiğini hatırlatan Düzgün, ayrıca yine aynı sözleşmede "hiç kimse zulüm göreceği yere geri gönderilmez" dendiğine de dikkati çekti.

Düzgün, bir devletin öncelikle uluslararası hukuk normlarına saygı göstermesi gerektiğini söyledi ve devletin sadece kendi yurttaşına değil, yetki alanında bulunan her kişinin temel haklarını korumakla yükümlü olduğunu ifade etti.

"Bu insanlar suçlu muamelesi görmemeli"

Düzgün, devletin bu konuda sığınmacı ve mültecilerin güvenli bir şekilde ülkeye girişlerinin sağlanması konusunda yasal çalışmalar yapması gerektiğini ve bu kişilerin suçlu muamelesi görmelerinin önüne geçilmesi gerektiğini anlattı.

Mülteci ve sığınmacıların özgürlüklerinin kısıtlanmaması için gerekli yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasının şart olduğuna vurgu yapan Düzgün, "Sığınmacı ve mülteci tanımlarının yasalarımıza bir an önce eklenmesi ve sığınma taleplerini değerlendirebilecek birimlerin kurulması gerekmektedir" dedi.

Paşa: Yetkililerimiz ölümlerde suç ortağıdır

Mülteci Hakları Derneği Aktivisti Faika Deniz Paşa, düzensiz yollarla göç etmek zorunda kalan insanların büyük bir çoğunluğunun savaşlardan, çatışmalardan veya zulümden kaçan kişiler yani mülteciler olduklarını söyledi.

Yetkililerin sahillerimize vuran cansız bedenlerin çağımızın en şiddetli çatışmalarından birinin yaşandığı Suriye’den olduğunun tespitini yaptığını kaydeden Paşa, böylelikle, savaşların yerinden ettiği kişilerin düzenli yollarla, haklarının bütünen tanındığı, güvenli yerlere sığınamamalarının ölüme dek varan sonuçlarının gerçekliği bir kez daha yüzümüze çarptığını bildirdi.

Faika Deniz Paşa, savaşlar gibi insanları yerlerinden eden olguları sonlandırmak, denizde arama kurtarma çalışmaları yürütmek, aile birleştirmesini garanti altına almak gibi önlemler yerine, mültecilerin ve göçmenlerin seyahat ve girişlerini engellemek amacını taşıyan politikalar ada yarımızda, kıtamızda ve dünyamızda temel alındığı sürece, denizlerdeki ölümler katlanarak devam edeceğini ve insanlığımızın girdiği krizden çıkamayacağını belirtti.

Kıbrıs’ın kuzeyinde, hâlâ yerel yasalarımızda düzenli yollarla gelen uluslararası koruma ihtiyacı sahibi kişilerin girişlerini garanti altına alma ile ilgili ne bir kural ne de bununla ilgili sistematik uygulama bulunmadığına olduğuna değinen Paşa, bunun da Akdeniz’deki ölümlerle ilgili Kıbrıs’ın kuzeyindeki yetkilileri de suç ortağı yapmakta olduğunu ifade etti.

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 1 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek