KTV

Ölümden kaçıyor, vatanlarını özlüyorlar

“Sandal/tekneyle geldiler, güneye geçmeye çalışırken yakalandılar” cümleleriyle sık sık haberlere konu olan mültecilerin bir kısmı da KKTC’ye sığınmayı veya burada kalmayı tercih ediyor. Canlarını kurtarmak için ülkelerinden kaçan ve KKTC’ye sığınan yaklaşık 100 mültecinin en önemli ortak noktası ise, hepsinin de vatanlarını özlüyor olmaları.

Ölümden kaçıyor, vatanlarını özlüyorlar
  • 12 Kasım 2017, Pazar 12:16

Ahmet İLKTAÇ

Ülkelerindeki savaştan, sadece yaşayabilmek uğruna kaçıp, daha insani bir yaşam umudunu Avrupa ülkelerinde arayan, fakat insan tacirleri tarafından kandırılmaları nedeniyle yolları ülkemizle kesişen her yaştan, her meslekten mültecinin ortak söylediği doğdukları coğrafyayı özledikleri…

Ülkemizde bulunan 100’ü aşmayan sayıdaki Suriyeli, Afrikalı ve Filistinli sığınmacı arasında 3 aylık bebekten, 74 yaşına gelen dedeye kadar, mimarından, mühendisine, psikologundan, inşaat işçisine hemen hemen hepsi benzer kaderleri yaşıyor.

Ülkemize sığınan bu insanlardan evleri yıkılan, ailelerini kaybedenler “dönsek ne yapacağız?” gibi düşünürken, ülkesinde hayat normale dönerse, doğdukları topraklara geri dönmeyi ümitle bekleyenler de var.

Tabi ülkemize sığınabilenlerden çok daha fazla, yolu ülkemize düşüp de maalesef ülkemizdeki yasalarda mülteci veya sığınmacı tanımının bulunmaması nedeniyle geri dönmek zorunda kalanlar var.

Ülkemizle yolu kesişen bu canların, insani haklarını koruyabilmek ve onların daha güvende olmalarını sağlamak için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve SOS Çocuk Köyü Derneği işbirliğinde Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi, 2017 yılı Ocak ayından bu yana yürütülüyor.

Bu hayati öneme sahip projenin Koordinatörü Ülkü Taşseven, Hukuk Danışmanı Fezile Osum ve Sosyal Hizmet Sorumlusu Kezban Arıl, ülkemize ulaşan uluslararası korumaya muhtaç kişilerin zulüm ülkesine geri gönderilmeden korunmalarını sağlamak için yaptıkları çalışmaları ve izlenimlerini gazetemiz KIBRIS’la paylaştı.

Taşseven:  Proje Ocak 2017’de başladı

Gazetemiz KIBRIS’a konuşan Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Genel Koordinatörü Ülkü Taşseven, Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi’nin, SOS Çocuk Köyü ve BMMYK ortaklığında, Ocak 2017’den bu yana sürdürüldüğünü söyledi.

Ülkü Taşseven, projede görev üstlenen Proje Koordinatörü, Hukuk Danışmanı ve Sosyal Hizmet Çalışanı’nın, Kıbrıs’ın kuzeyine ulaşan uluslararası korumaya muhtaç kişilerin zulüm ülkesine geri gönderilmeden korunmalarını sağlamak için çalıştığını kaydetti.

Projenin ayrıca, BMMYK tarafınca tanınan ve Kıbrıs’ın kuzeyinde ikamet eden az sayıda mültecinin temel insan hakları standartlarına göre yaşam sürmeleri üzerine de emek verdiğini anlatan Taşseven, bu bağlamda, SOS Çocuk Köyü büyük ailesinin destekleri ile birlikte sürdürdükleri detay çalışmalarına değindi.

Ülkü Taşseven, projelerinin, geri gönderme yasağına uluslararası hukukun bir kuralı olarak saygı gösterilmesini sağlamak ve bununla birlikte herhangi bir mültecinin ya da sığınmacının doğrudan ve/veya dolaylı yollarla hayatlarının ya da özgürlüğünün tehdit altında olduğu topraklara geri dönüşünü engellemek için çaba gösterdiğini bildirdi.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan az sayıda mültecinin entegrasyonuna destek vermek gayesi ile mesleki eğitim programları ve dil kursları; sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde, istihdam danışmanlığı ve kültürel aktiviteler düzenlediğini anlatan Taşseven, tüm bunlara ek olarak ise projelerinin, mülteci ve sığınmacılara, olumlu bir toplumsal algıyı teşvik etmek için, ırkçılığa, hoşgörüsüzlüğe ve yabancı düşmanlığına karşı mücadele ettiğini dile getirdi.

Ülkü Taşseven, projelerinin 2018 yıllında da önümüzdeki ay belirleyecekleri hareket planı ile yine BMMYK ve SOS Çocuk Köyü ortaklığında devam edeceğini ifade etti.

“300 mülteci için müdahalede bulunuldu”

Proje dâhilinde geçtiğimiz 10 ay içerisinde adanın kuzeyinde yaşayan ve BMMYK koruma kağıdına sahip az sayıda kişi de dahil olmak üzere, 300 sığınmacı/mülteci için yasal ve sosyal müdahalelerinin olduğuna değinen Taşseven, tüm bu müdahalelerde, sığınma ile ilgili kapsamlı bir sistemin maalesef bulunmadığı adanın kuzeyinde, buraya bir şekilde ulaşan ve sığınma talep eden kişilerin en temel insan haklarına ulaşımlarını sağlayabilmenin ancak toplumun birçok kesimi ile dayanışma sağlayarak mümkün olduğunun tecrübelerinin başında geldiğini belirtti.

Ülkü Taşseven, tam da bu yüzden adamıza ulaşarak sığınma talebinde bulunan kişiler ve/veya adamızda kalan mültecilerle ilgili sürdürmeye çalıştıkları hak arayışında etki alanlarının genişleyebilmesi için sivil toplum örgütleri, siyasi parti, sendika, oda, yerel yönetimler ve medya gibi birçok kurum/kuruluşla çok güzel işbirliği ve dayanışma içerisinde olduklarını aktardı.

Mülteci Haklar Derneği, Dayanışma, Kuir-Kıbrıs, Baraka, Barolar Birliği, CTP Gençlik Örgütü, TDP, Kızılay, DAÜ-SEN, KTÖS, DEV-İŞ, Kıbrıs Vakıflar İdaresi, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası ve Lefkoşa Türk Belediyesi’nin dayanışma içerisinde bulundukları örgütler olduğunu ifade eden Taşseven, geçtiğimiz 10 aylık proje uygulama sürecinin akabinde ve özellikle yerel otoritelerle sürdürdükleri diyalog ve işbirlikleri neticesinde daha güvenilir ve kalıcı gelişmeler gerçekleştiğini söyledi.

Ülkü Taşseven; “yasal düzenlemede yetersizliklere rağmen, mahkemelerimizden tutunda, bakanlıklarımız ve polisimiz mültecilerin lehine inisiyatifler almaktan geri durmuyor. Geçtiğimiz hafta 15 yaşında küçük bir sığınmacı çocuğun, uluslararası korumaya ulaşana kadar SOS Çocuk Köyü bakımına verilmesi kararından tutunda, süreç içerisinde güvene dayalı tüm adımlar gerçekten kapsamlı bir sığınma sistemine giden yolda umut vericidir” diye konuştu.

Ülkü Taşseven, yine geçtiğimiz hafta Lefkoşa Türk Belediyesi ve Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası arasında imzalanan işbirliği protokolünde BMMYK koruma kâğıdına sahip mültecilere yönelik tanınan ücretsiz mesleki eğitim fırsatı ise mültecilerin entegrasyonu için çok önemli bir adım atıldığına vurgu yaptı.

“Yasadaki eksikliğin bedelini sığınmacılar ödüyor”

Projemiz 2018 yılında da, genel hatlarıyla hemen hemen 2017 ile paralel bir şekilde devam edeceğini belirten Taşseven, 2018 için yeni hareket planlarının önümüzdeki haftalarda oluşturulmuş olacağını kaydetti.

Ülkü Taşseven, 2018 yılı için hedeflerinin, “geri-gönderme yasağı” ile ilgili başlatılan yasal çalışmanın yürürlüğe girmesini sağlamak yönünde, yine diğer sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerle işbirliği içerisinde çalışmalar yapmak ve bu süre zarfında da kapsamlı sığınma sisteminin oluşturulmadığı ülkemizde, BMMYK koruma kağıdı ile adamızda bulunan az sayıda mültecinin, özgüven ve adamıza entegrasyonları ile ilgili yasal ve sosyal yardım vermeye devam etmek olacağını bildirdi.

An itibari ile ülkemizdeki yasal düzenlemedeki yetersizliğin bedelini, maalesef ülkesindeki zulümden kaçarak buraya sığınmak isteyen insanların ödediğine vurgu yapan Taşseven, bunun insan hakları bağlamında ciddi ihlaller demek olduğunu, artık daha fazla zaman kaybetmeden aşılması gereken ciddi bir sorun olduğunu ifade etti. Ülkü Taşseven, 2018 yılının hareket planının bu noktadan hareketle anlam kazanacağına dikkat çekti.

Arıl: İlk günlerde güven sorunu yaşıyorlar

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Sosyal Hizmet Sorumlusu Kezban Arıl, ülkemizdeki mülteci/sığınmacıların entegrasyonları konusunda kişilerin bireysel gelişim planlarına yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Her bireyin entegrasyonu için farklı gereksinimler bulunduğunu kaydeden Arıl, özet olarak entegrasyon programlarında Türkçe dil eğitimleri, mesleki kurslar, iş bulmalarında yardımcı olma, özellikle çocukların eğitimlerinin sürekliliği ve verimliliği takibi gibi uygulamalar bulunmakta olduğunu bildirdi.

Kezban Arıl, belirli olarak sosyal toplantılar düzenlediklerini, her bir sosyal toplantının amacının önceden belirlenip, kişilere hem verimlilik sağlamak, hem de bilgi akışı sağlanırken, güzel zaman geçirmelerinin amaçlandığını belirtti.

Ülkemize gelen mültecilerin büyük çoğunluğunun ilk günlerde güven sorunu yaşadıklarını aktaran Arıl, bu nedenle de entegrasyon süreçlerinde en önemli ve birincil amacın güvende hissettirmek olduğuna dikkat çekti.

Kezban Arıl, kişisel gelişim planlarına göre uygulanan entegrasyon sürecinde, attıkları her adımda özgüvenlerinin de gelişim gösterdiğini dile getirdi.

Mültecilere otobüsle hastaneye bakınmaya gitmekten tutun, evlerine yakın olan parka gitmek gibi bizlere kolay gelen ama onlar için yapılması daha zor olup, cesaretlendirme isteyen destekler sağlandığını ifade eden Arıl, evinden çıkmaktan korkan kadının, otobüsle hastaneye gitmeyi öğrendiğinde özgüveninin bariz bir şekilde arttığını ve bir sonraki süreçte gelişim planına göre uyguladıkları adımı daha kolay kabullendiğini söyledi.

Kezban Arıl, “bak daha önce başardın, bunu da başarırsın” dediğinde kaygının yerini gülücüğe bıraktığını, o gülücüğün umut sinyali verdiğinden kendileri için çok kıymetli olduğunun altını çizdi.

“Master ve doktora yapan sığınmacı var”

Mültecilerin yaşanmışlıklarının her bireyde farklı sonuçlar göstermesi nedeniyle, her bireyin sosyal durumunun yeni kurdukları veya kurmaya çalıştıkları hayatlarında farklılık gösterdiğine değinen Arıl; “sevdiklerini kaybetmiş ya da kaybetmeden kendi hayatını kurtarma umuduyla birçok şeyi geride bırakmış insanlardan bahsediyoruz. Hep bir geride bırakma söz konusu; Sevdiklerini, evlerini, umutlarını, geleceklerini. Çok zor süreçler atlattılar ve atlatıyorlar. Bu yüzden her biri bizim için çok değerlidir. Bizim amacımız onlara tekrardan umutlarını ve geleceklerini kazandırmaktır. Bu bağlamda sosyal durumları kişilerin değişime nasıl cevap verdiklerine göre şekilleniyor aslında. Üniversite eğitimi gören, master ve doktora yapan sığınmacılarımız var. Kadınlar genellikle kültürel alışkanlıklarından dolayı çalışmıyor. Fakat çalışması için cesaretlendirdiğimiz ve çalışmaya başlayan kadınlar da var. Evli ve çocuklu olan aileler vardır. Ne mutlu ki hepsi çocuklarının eğitim almalarını çok önemsiyorlar. Çocukların arkadaşları var, ailelerin komşularıyla ilişkileri güzel. Önümüzdeki süreçte bu konuyla ilgili çok daha güzel ilerlemeler olacağına inanıyorum” dedi.

Kezban Arıl, Suriyeli, Afrikalı, Iraklı ve Filistinli olmak üzere 100’ü aşmayacak şekilde sığınmacı olduğunu söyledi.12 yıldır ülkemizde bulunan sığınmacı olduğunu kaydeden Arıl, 3 aylık bebekten, 74 yaşına kadar her yaştan insanın mevcut olduğunu bildirdi.

“Posttravmatik stres bozukluğu yaşıyorlar”

Sosyal Hizmet Sorumlusu Kezban Arıl, mültecilerin ülkemize ilk geldiklerindeki psikolojik durumlarının ne olduğuyla ilgili soruya şöyle cevap verdi:

“Öncelikle hepsi çok korkuyor ve kaygı içinde daha önce hiç bilmedikleri bir ülkeye geliyorlar. Gözlerindeki korku, kaygı ve endişeyi görebiliyorsunuz. Burada nasıl karşılanacaklarını bilmedikleri için hep bir endişe içerisindedirler. Burada değinmek istediğim nokta şudur ki, özellikle polisimiz mültecilere çok güzel davranıyor. Şanslıyız ki bugüne kadar hep merhametli ve güzel insanlara denk geldik. Çünkü tüm mültecilerin savaş psikolojisinden dolayı güvende olduklarını hissetmeye, şefkat görmeye ve anlaşıldıklarını hissetmeye ihtiyaçları vardır. Savaş baskısından çıktıkları için birçoğunda posttravmatik stres bozukluğu bulunuyor. Kapı sesini bomba sesi, bahçe makinesinin sesini tüfek sesi zannedenler oluyor. Daha önce değindiğim gibi, güven sorunları vardır. Kaygı ve endişe birbirini kovalıyor.”

Güven verdikten sonra entegrasyon sürecinin daha güzel ilerlediğini ifade eden Arıl, ilk başta entegrasyon planına göre yapılması gereken uygulamalardan da korkabildiklerini, fakat her birine amaçlarının hızlı değil, sağlam ve kalıcı bir entegrasyon sağlamak olduğunu anlattıklarını belirtti. Kezban Arıl, başaramamanın da planlarında yeri olduğunu bildiklerini, başlamaktan korkmamaları için de ikinci planı onlarla birlikte uygulayacaklarını alıştırmaya çalıştıklarını bildirdi.

“Ülkelerini özlüyorlar”

Mültecilerin hepsinin de ülkelerini özlediklerini anlatan Arıl, kiminin geri dönmeyeceğini söylediğini, evleri yıkılan, ailesini kaybedenlerin “dönsek ne yapacağız ?” dediklerini dile getirdi. Kezban Arıl, kiminin de ülkesinde hayatın normale dönmesi halinde hemen geri dönebilmek istediğini belirtti. Ülkemizde sığınmacıların evlerine yaptığı ziyaretlerde geldikleri coğrafyaya ait özlem konuşması yaptıklarını anlattı.

Arıl; “kolay değil. Şimdilik buradasınız diyorum, burası için hayatlarımızı güzelleştirelim. Şartlar değişirse, o zaman yine konuşuruz” dediğini ifade etti. Kezban Arıl, sığınmacıların birçoğunun ülkemize uyum sağladığını, komşuları, dostları, sürekli görüştükleri arkadaşları olduğunu aktardı. Türkçe bilen ve bilmeyenlerin sayılarının hemen hemen eşit olduğunu kaydeden Arıl, Türkçe Dil kurslarının bu bağlamda çok işe yarayacağına vurgu yaptı.

Kezban Arıl, mültecilerin arasında mimar, inşaat mühendisi, psikolog, bilgisayar mühendisi ve makine mühendisi olanlar olduğunu söyledi.

Uzmanlık alanı bulunmayan mültecilerden satış elemanı, inşaat işçisi, temizlik personeli ve benzeri işlerde çalışanlar olduğunu kaydeden Arıl, mülteci çocukların hepsinin de devlet okullarında eğitim aldıklarını bildirdi.

Kezban Arıl, mülteci çocukların eğitim masraflarını ailelerinin karşılayamadığı noktada devreye kendilerinin ve diğer sosyal yardım örgütlerinin girdiğini belirtti.

Nakit para yardımı yapamasalar da ihtiyaç karşılayacak şekilde yardımlar yaptıklarını anlatan Arıl, önceliklerinin her zaman çocuklar ve onların eğitimi olduğunun altını çizdi.

Kezban Arıl, henüz maalesef devletten bu konuda yardım alamadıklarını, örneğin devlet okuluna kayıt yaptırırken hiçbir çocuktan ücret alınmaması gerektiğini, 3 çocuklu bir aile için bu ücretin çok fazla olduğunu söyledi.

Bazı okullardaki öğretmenlerin bu konuda çok hassas ve anlayışlı olduğuna da değinen Arıl, üniforma bağışlayan okullar varken, hiçbir destekte bulunmayan okullarında olduğunu aktardı.

Kezban Arıl, “ben her şeyden önce herkesin empati yapmasını istiyorum. Özellikle ilkokul çağındaki bazı çocuklar sığınmacı gurubumuzdaki çocuklara Suriyeli olduklarına dair söylemde bulunup, şiddet uygulayabiliyorlar. Tabi çok da güzel karşılayan, okulun ilk günüden kucak açan çocuklar da var. Bu bağlamda ailelerin çocuklarını bilgilendirmeleri çok önemlidir” diye konuştu.

Bunun kendi çocuklarının kişisel gelişimleri için de çok önemli olduğuna değinen Arıl, elinde imkanı bulunan herkesin özellikle manevi desteğinin kendileri için çok önemli olduğunu söyledi.

Savaş atlatılmasının hiç kimse için kolay bir durum olmadığını vurgulayan Arıl, her ne kadar da çocukların bazılarının böylesi olumsuz bir durumu hatırlamayacak yaşa gelmiş olsalar da, her birinin bunun etkisinden oluşan travmaya sahip olan ailelerde büyüdüklerine dikkat çekti.

Osum: Hedefleri güneye geçmek

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Avukatı Fezile Osum, Kıbrıs’ın kuzeyine gelen sığınmacıların çok önemli bir kesiminin hedef ülkesinin Kuzey Kıbrıs olmadığını söyledi.

KKTC’ye gelen kişilerin çoğunlukla Kıbrıs’ın güneyine geçmeyi hedeflediğini kaydeden Osum, bunun nedeninin AB müktesebatı ve uluslararası hukuk normları gereği sığınma hakkının tanınmış olması olduğunu bildirdi.

Fezile Osum, bunların yanında mültecilerin bir kısmının güneyde hali hazırda yakınları bulunması olduğunu da dile getirdi. Osum, mültecilerin güneye geçmekteki amaçlarının izleyecekleri prosedürler neticesinde mülteci veya “geçici koruma” statüsü alarak yakınları ile beraber yaşayabilmek olduğunu ifade etti.

Kıbrıs’ın güneyi ve kuzeyini birlikte değerlendirecek olursak, sığınmacıların Kıbrıs’a geliyor oluşlarının en temel nedenlerinden biri coğrafi yakınlık olduğunu belirten Fezile Osum, günümüzde güneyde de kuzeyde de koruma altında bulunanların çoğunluğunun Suriyeli mültecilerden oluştuğuna değindi.

Fezile Osum, coğrafi konumumuzun göz önünde bulundurulduğunda yakınımızda süre gelen ve son dönemlerin en fazla sivil kaybına yol açan ve sadece Suriyelileri değil, tüm insanlığı tehdit eden İŞİD terör örgütünün aktif olarak var olduğu bir coğrafyada yaşadığımızı işaret etti.

Bunun sonucunda sürekli, özellikle Suriye’de sığınmacıların adamıza gelmesinin şaşırtıcı olmadığını söyleyen Osum, ancak yine de bu yakınlığa rağmen Kıbrıs’taki Suriyeli mültecilerin sayısının Almanya, Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerin çok altında olduğunu kaydetti.

Fezile Osum, bunu da farklı AB ülkelerinde mültecilere verilen hakların ve kolaylıkların tamamen ayni olmaması ve iş piyasasının değişiklik gösteriyor oluşu ile açıklanabileceğini bildirdi.

“Ülkemizde mülteci veya sığınmacı tanımı yok”

Mülteci meselesi hukuki veya siyasi bir meseleden çok aslında temelinde insani bir mesele olduğuna dikkat çeken Osum, mültecilere yapılan yanlış muameleler temelde tüm insanlara ve insanlık onuruna karşı bir tehdit barındırdığını belirtti.

Fezile Osum, bu nedenle çeşitli örgüt ve siyasi partilerden bu konuda destek alabileceklerini düşündüğünü aktardı.

Günümüze kadar acil yardım taleplerinin çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından ilgiyle karşılandığını ifade ede Osum, yalnızca kuruluşlar değil, duyarlı insanlar da yardımcı olabilmek için proje ekibiyle temasa geçtiğini, çeşitli yerlerden gelen destekler gerçekten umut aşılayan ve güç veren katkılar olduğunu dile getirdi.

Projenin avukatı Fezile Osum, ülkemizde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1951 Mülteci Sözleşmesi, İşkence, İnsanlık Dışı ve Onur Kırıcı Muameleye karşı BM Sözleşmesi, BM Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi ve BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi tek taraflı olarak kabul edilmiş olmasına rağmen, mülteci haklarına yönelik iç hukukta gerekli uyumlaştırma çalışmalarının yapılmadığını açıkladı.

Fezile Osum, bu nedenle de maalesef ülkemizde bulunan yasalarımızda mülteci veya sığınmacı tanımının bulunmadığını aktardı.

Bunun anlamının ise, uluslararası hukuk ilkelerine ters olarak mülteci veya sığınmacıların ülkemizde sair bir kişi gibi değerlendirilmemeleri olduğuna değinen Osum, 1951 Mülteci Hakları Sözleşmesi uyarınca mültecilerin bir ülkeye yasadışı yollar ile girmelerinin cezalandırılan eylemler olmadığını ve bu sözleşme KKTC tarafından kabul edildiğini söyledi.

Fezile Osum, cezalandırmamanın nedenin ise bu kişilerin zulüm, aktif çatışma veya yaygın şiddetten kaçmaları nedeni ile çoğu zaman seyahat belgelerinin bile bulunamaması olduğunu kaydetti.

Maalesef bu kişiler ülkemize yasal olmayan yollar ile girmeye çalıştıkları zaman tutuklandıklarını, haklarında soruşturma açıldığını ve “1. Dereceden Askeri Bölgeyi İhlal” veya “KKTC’ye Yasal Olmayan Bir Limandan Giriş Yapmak” gibi suçlardan yargılandıklarını belirten Osum, bu yargılama neticesinde de hapis cezası alabildiklerini bildirdi.

Yasa rafa kaldırıldı

Fezile Osum, KKTC’nin ilgili yasal mevzuatı çağdaş hale getirmek konusunda çabası var mı sorusuna; yaklaşık 2 sene önce Mülteci Hakları Derneği (MHD) tarafından yapılan bir yasa çalışması neticesinde Fasıl 105 Yabancılar ve Muhaceret Yasası’nda değişiklik öngören bir yasa tasarısı ve bu yasa tahtında oluşturulmuş bir tüzükte değişikler önerildiğini dile getirdi.

Değişiklik önerileri, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde uzun zaman bekletildiğini, ardından da rafa kaldırıldığını ifade eden Osum, bunun nedeninin ise siyasilerin bu konuda yeterli kadar kararlı ve önemseyen bir duruşlarının olmaması olduğunu düşündüğünü aktardı.

Fezile Osum, KKTC’de derhal ya mevcut Yabancılar ve Muhaceret Yasası’nda değişiklikler yaparak ya da ayrı bir Mülteci Hakları Yasası oluşturarak bir sığınma sistemi oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

Bu sistemin, adanın kuzeyine gelen ve geri döndüğünde ülkesinde 1951 Mülteci Hakları Sözleşmesi uyarınca "Irkı, dini, milliyeti veya belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasal düşünceleri” nedeniyle zulme uğramaktan haklı nedenlerle korkmakta olan kişilerin bu yöndeki iddialarını araştırabilmesi gerektiğine vurgu yapan Osum, zulme uğrayacakların tespit edilmesi halinde adanın kuzeyinde temel haklarını kullanabilecekleri şekilde kalmalarının sağlanması gerektiğini söyledi.

“Güneyde mülteci yasası mevcuttur”

Fezile Osum, Güney Kıbrıs’ta öncelikle iç hukuk bağlamında Uluslararası ve Avrupa sözleşmeleri ile protokolleri etkili olduğuna vurgu yaptı.

Fezile Osum; “insan hakları hukuku ve özellikle mülteci hakları bağlamında temel yapı taşlarını oluşturulan belgelerin ise 1951 Mülteci Sözleşmesi ve 1967 Mültecilerin Statüsüne İlişkin Protokol, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İşkence, İnsanlık Dışı ve Onur Kırıcı Muameleye karşı BM Sözleşmesi, BM Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi ve BM Ekonomik ve Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmesi’dir. Güney Kıbrıs’ın tanınmış bir Avrupa devleti olması nedeniyle bütün bu sözleşmeler ile ilgili denetime tabiidirler. Bunun yanında Mülteciler Yasası bulunmaktadır ve Mülteciler konusunda AB iltica alanı ile ilgili direktifler iç hukukun bir parçası haline getirilmiştir” dedi.

Güney Kıbrıs’ta sığınma başvurusunun kişinin bulunduğu bölgedeki polisin Muhaceret birimine veya ülkeye giriş yaptığı havalimanı veya limanlardan yapabildiklerini anlatan Osum, sığınmacıların başvurularını yapabilmeleri için kendilerine tercüman sağlanmasının zorunlu olduğunu ve başvuru için avukatlarının bulunmasının gerekmediğini bildirdi.

 

 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
6 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
7 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
8 BAF ÜLKÜ YURDU 9 4 1 4 11 13
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 24.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup