KTV

Sulu muhallebi onun işiydi

Önünde beyaz önlüğü ile 49 yıl sulu muhallebicilik yaptı. Ölçüsü olmadan yapardı sulu muhallebiyi. Devlet büyükleri, bakanlar, milletvekilleri onun sulu muhallebisini yemek için Lefkoşa’da Posta Dairesi’nin önüne gelirdi…

Sulu muhallebi onun işiydi
  • 29 Kasım 2017, Çarşamba 9:28

Ali CANSU

Kıbrıs’ta sulu muhallebi denince akla ilk o geliyor… Herkes köylerden gelip, onun sulu muhallebisini yemek için kuyruğa girer, hatta çoğu zaman sulu muhallebi az kalınca o muhallebiyi yemek için yazı tura da atılırdı...

Önünde beyaz önlüğü ile evden sabah çıkar, el arabasını kaktıra kaktıra Lefkoşa’da şimdiki Posta Dairesi’nin önüne giderdi.

Postanın önünde Lefkoşa’nın ünlü simaları ile birlikte satıcılık yapardı… Karşısında boyacı Rauf ve sandviççi Ahmet, Osman Gezer ve Çoronik… Bunlar hep bir aradaydılar…

Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş da Mehmet Ali dayının sulu muhallebisinin hasatsıydı. Denktaş, gelir, küçük iskemleye oturur, muhallebisini yer, elindeki fotoğraf makinesi ile çevresindekilerin fotoğrafını çeker, saraya giderdi...

Mehmet Ali dayının sulu muhallebisinin ölçüsü yoktu… Bir tabağa beş kat sulu muhallebi koyar, ardından gazete kâğıdı gibi ince sulu muhallebileri keser havaya atıp tabaklara düşürüp servise sunardı.

Londra’da yaşayan oğlu Gültekin Bakıroğlu babasının hayatını KIBRIS’a anlattı.

“Babam Lefkoşa’da şimdiki Posta Dairesi’nin önünde yılların muhallebicisi meşhur Mehmet Mehmet Ali’dir. Baf’ta 1919’da Aksilu köyünde doğdu.

Lefkoşa’ya gelmeden önce İskele’de “Beyaz” diye bilinen muhallebici bir adamdan muhallebi yapmayı öğrendi. Lefkoşa’da Silihtar mahallesinde aile yanında bir odaya yerleştirilir. Ardından annem ile tanışıp, 1945’te evlenir ve dört kız üç oğlan yedi çocukları oldu. Sonra ara bölgede bulunan Rumların meşhur Ermu Sokağı’nda Raşit Dayı diye bilinen lokantada çalışmaya başlamıştı. Raşit Dayı’nın Şefik ve Ahmet diye iki oğlu vardı. Raşit Dayı, babamı besleme diye yanında çalıştırıyordu. Orada çalışırken kendisine Rumcada ‘Anari’ denen Norböreği verip onları çarşıda sattırırdı.”

“Anari Pam Pam” deyip Norböreği satardı

Bakıroğlu, o yıllarda hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların birlikte yaşadıklarını ve babasının börekleri satmak için böreklere “Anari pam pam” dediğini ifade etti.

Gültekin Bakıroğlu babasının hayatını anlatmaya şöyle devam etti:

“Babamı herkes “Anari pampam” diye tanırdı. Börekleri bandabuliyanın yanında satardı. 1955 yılında Kanlı Mescit’te Muhallebici Halil dayı vardı.

Halil dayı daima aşçı Mustafa’nın yanında muhallebi satardı. O yıllarda ben 10 yaşındaydım. Babam oraya muhallebi öğrenmeye giderdi. Babam İskele’de muhallebi yapmayı öğrendi ama, babam tam esaslı nasıl muhallebi yapılacağını Halil dayıdan öğrendi.

Babamın çok Rum müşterisi vardı. Şimdiki Posta Dairesi’nin önünde muhallebi satmaya başlamıştı. Karşısında amcam boyacı Rauf, sandviççi Ahmet, Osman Gezer ve Çoronik de vardı.. Hep bir partiydiler. Hepsi bir şeyler satardı. Lefkoşa’nın tanınmış simalarıydılar.

Babam muhallebi satarken herkesi dürterdi, ıslık çalardı.”

Gündüz muhallebici, gece humus çorbacısı

“Babam muhallebiyi evde yalnız yapardı. Babam ne kadar muhallebi yapsa satardı. Evden sabah saat 10.00’da çıkardı ve saat 14.00’te muhallebi satışı biterdi.

1959’da Silihtar’dan Kaymaklıya yerleşmiştik. Eve gelirdi ve biraz yatırdı. Hiç unutmam eve geldiğinde yemek yedikten sonra evimizin önündeki kaldırımın üzerine yatak iskemlesini koyup, bir kaç saat yatıp uyurdu. 17.00’ye kadar dinlenir sonra humus dükkâna giderdi.

Babamın Lefkoşa’da şimdiki Zafer Sineması’nın yanında “Muhallebici Mehmet dayının dükkânı” isimli çok küçük bir dükkânı vardı ve orada gece 24.00’e kadar çok güzel humus çorbası da yapar ve satardı. Muhallebi arabasını ise dükkânda bırakırdı. O lokantada ben çok yardım ettim babama. Bütün dükkânı ben çevirirdim.”

“Her tabağa beş kat muhallebi koyardı”

“Dükkânı kapatıp eve geldikten sonra yatmazdı ve 03.00’e kadar muhallebi yapardı. Evde mutfakta büyük bir bangosu vardı. Tabakları oraya dizerdi. Tabaklara kurtarırdı. 50 tabağa her birine beş kat muhallebi koyardı.

Günde 250 muhallebi satardı. Babamın çok müşterisi vardı. Sıcak yaz günlerinde köylerden babama muhallebi yemeğe gelirlerdi.”

“Muhallebiyi havaya atar tabağa düşürürdü”

“Hiç biri babamın işini yapamazdı. Halen daha yapamaz. Benim babam, bir tabağın içine beş kat muhallebi döker sigara kâğıdı gibi çıkarırdı kendilerini. Nasıl çıkarırsa, keramet, nasıl yapardı bilemem. Havaya atardı muhallebiyi ve tabağa düşürürdü. Lefkoşa’da Posta’nın önündeki muhallebici ise kalın yapar ve tabakta parçalar. Babam incecik yapardı. İşte babamın özelliği burada idi. Bunun için hiç biri o tadı da yapamadı.”

“Futbol maçlarında muhallebi satardı”

“Babam ile futbol maçlarına da gidip muhallebi satardık. Babama benim çok yardımım oldu. Ayrıca kulüplere de muhallebi de götürürdü. Babam Çetinkaya Spor Kulübü’ne de muhallebi götürürdü.

Lefkoşa’da Küçük Kaymaklı’dan Göçmenköy’e muhallebi satmaya giderdi. Arabayı kaktıra kaktıra giderdi. Maça gider gitmez muhallebi biterdi.

Babam muhallebiyi “Mahalebici bici bici” deyip satardı.”

“Koyu bir Gençlik Gücü taraftarıydı”

“Babam koyu bir Gençlik Gücü taraftaraydı. Bir numaraydı. Gençlik Gücü’nün binasının temelinin kazılmasına babam ve ben de yardım ettik.

Babam rahmetlik olduktan sonra bir şeyler yemek için rahmetli Anibal’ın lokantasına gittik. Rahmetli Anibal yanıma gelerek ‘başın sağ olsun’ dedi. Ben de kendisine babamın kulübe üyelik borcu olup olmadığını sordum. Bana, “Yok oğlum baban altı ay önde giderdi” dedi.

Babam hayatta her şeyi doğru yapardı. Okuması yazması yoktu. Devamlı haber dinlerdi.”

“Olaylarda Rumların içerisinden geçerek arabayı almaya gittik”

“Biz de Cikko manastırına esir gittik. 15 gün orada esir kaldık. Ardından Lefkoşa’ya geri geldik.

Lefkoşa’ya geldiğimizde babamın arabası Küçük Kaymaklı’da kaldı. Babam bana ‘Bak oğlum Kaymaklı’ya gidelim ve o arabayı alalım” dedi.

Bir İngiliz tankı ile Türklerin bulunduğu bölgeye gelerek, Kıbrıslı Türklerin eşyalarını almaları için Kaymaklı’ya geri dönebileceği anonsunu yaptı. Ama bu çağrının Rumların bir politikası olduğu ortaya çıktı. Bazı isimleri yakalamak isterdi ve bu çağrı ile yakaladı da. Aranan şahıslardan üç beş kişi yakaladı.

Babam ile Kaymaklı’ya giderek islimleri ile birlikte arabayı alıp sürerek tekrar Lefkoşa’ya geldik. Eskiden Peyak mağazalarının olduğu yere trenler gelirdi. Biz oraya torbalar derdik. Orada Rumlar bizim arabayı boşaltarak yoklayıp kontrol etti. Eve döndüğümüz zaman babam adeta bayram etmişti. Çünkü ekmek teknesiydi.

1965’te babamın humus dükkânının sahibi babamdan, dükkândan çıkmasını istedi. Bugün oldu hâlâ o dükkân kapalıdır durur. Ardından babam dükkândan çıkınca sadece muhallebi satmaya başladı.”

“Kendisine ‘Nasıl yapan da sürekli güzel olur’ derlerdi”

“Türkiye’den 1974 gazileri gelmişti. Onlardan bir tanesine babam ikinci arabayı yaptığı zaman eski arabasını da Türkiyeli Rıfat’a vermişti.

Türkiyeliye muhallebi yapar verir ve o da satardı. Türkiyeli Rıfat eve gelip babamın nasıl muhallebi yaptığına bakardı. Babam ona öğretmezdi. Babam hiç ölçü ile bir şey yapmazdı. Ölçüsü yoktu.

‘Nasıl yapan da böyle güzel olur’ derlerdi kendisine o da Türkiyeli’ye “Ben hep yalançılık yaparım, hep su koyarım içerisine” derdi. Kış günleri ise sütlü muhallebi ve sütlaç yapardı. Türkiyeli öğrenmesin diye ardından ona verdiği arabayı sattı.

Kardeşim Tayfun, ben Londra’ya gittiğim zaman babama hep o yardım ediyordu. Tayfun, babama Zafer Sineması’nın yanında bir çeşme vardı oradan humus dükkânına su taşıyordu. Muhallebileri artık dükkânda yapıyordu. Ayrıca, şimdiki Maliye Bakanlığı’nın bulunduğu yerde buz fabrikası vardı ve kendisine buz da taşırdı.

Hiç unutmam cumartesi de bandabuliyaya muhallebi satmaya giderdi. İçeriye girer girmez kasaplar tabak da istemezlerdi ve ellerine muhallebiyi alıp bitirirlerdi. Hiç kalmazdı. Pazar günleri ise işlemezdi.”

“Gazeteyi göğsüne koyar motorla dükkâna giderdi”

“Muhallebileri dükkânda yapmaya başladığı zaman, sabah 04.00’te o soğukta göğsüne gazeteleri koyup dükkâna muhallebi yapmaya giderdi. Bir partiyi yaptıktan sonra soğumasını bekler ve ardından üzerine şap dökerdi. Eve geldikten sonra bazen su eksilirdi ve su taşırdı. Sabah 07.00- 07.30 sıralarında çıkıp satışa başlardı.”

“Babam 1994’te ölene kadar muhallebi sattı”

“Babam 1963’ten 1994’e kadar Posta Dairesi önünde olmak üzere 49 yıl muhallebi satışına devam etti.

Ölmeden önce muhallebi arabasını sanayi bölgesindeki bir dülgere götürüp tekrardan yenilemişti. Arabayı 30- 35 yıl kullandı.

Babam bize çok iyi bakardı. Babam bize çarşıda ne çıkarsa alırdı. O yıllarda örneğin bamya veya taze fasulye çıkardı. Hemen alırdı. Her çıkan ürünü babam alıp anneme pişirmesi için eve getirirdi. Memur ise bizim yediğimizi bir hafta sonra yerdi. Çünkü çok pahalıydı. Alınmazdı. O yıllarda herkes iyi para kazanmazdı. O yıllarda muhallebiyi bir kuruş iki kuruşa satardı. Sonradan iki şiline çıkarmıştı.”

“Muhallebinin tarifi ve tadı sadece kendindeydi”

“Muhallebinin kıvamını sadece kendisi anlardı ve herhangi bir tarifinin de olmadığını söylerdi.

Babam şekeri Bakkal Mesut’tan alır, şekeri aldıktan sonra ezip toz şeker yapardı. Gül suyunu da kendisi yapardı.

Babamın önünde çok kuyruk da olurdu. Kuyruk olduğu zaman yazı tura da atardı. Babam daima tura derdi ve sürekli tura gelirdi. Ben babamın yazı turada kaybettiğini hiç hatırlamam. Kuyrukta hangisi muhallebi alsın diye yazı tura atarlardı. ‘Yazı kaybeden tur kazanırdı’ derdi.”

“Cumhurbaşkanı Denktaş, bir numaralı müşterisiydi”

“Birinci Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Raif Denktaş babamın bir numaralı müşterisiydi. İlk zamanlar postanın önüne gelip muhallebi alıp yerdi. Denktaş, muhallebi yemeğe geldiğinde sandalyeciklere oturup muhallebi yer ve elindeki fotoğraf makinesi ile de bol bol çevreyi fotoğraf çekerdi. Haftada bir Denktaş gelirdi. Muhallebiyi yedikten sonra rahmetli amcam boyacı Rauf’a gidip ayakkabısını da boyatırdı. Denktaş’ın gelemediği zamanlarda babam saraya muhallebiyi kardeşim Tayfun ile yollardı.

Salih Coşar, o zamanın bakanları, milletvekilleri, avukatlar babamın çok müşterisiydi.

Öldükten sonra babamın arabasını tencereleri ve tabakları ile birlikte Suat Günsel istedi alıp müzeye götürdüler. Suat beyin babası rahmetli İrfan dayı da Baflı olduğu için o da babamın müşterisiydi.”

Beğendim 4 Muhteşem 3 Haha 0 İnanılmaz 1 Üzgün 8 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 2 3 5 23
2 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 7 1 4 5 22
4 YENİCAMİ AK 12 6 3 3 9 21
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 5 6 1 8 21
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 12 7 0 5 5 21
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 2 5 11 17
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 3 7 2 0 16
10 LEFKE TSK 12 4 2 6 -4 14
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 4 2 6 -9 14
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 3 4 5 -6 13
13 CİHANGİR GSK 12 3 3 6 -9 12
14 YALOVA SK 12 3 2 7 -5 11
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 12 2 5 5 -5 11
16 OZANKÖY SK 12 2 4 6 -16 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup