Cyprus Today sol

Vicdani bir iş yapıyorlar

İki senelik proje olarak başlayan ancak 14 yıldır faaliyet gösteren Kayıp Şahıslar Komitesi, Kıbrıslı Türkler ve Rumlara hem ‘en anlamlı’ hem de ‘en acı’ duyguyu bir arada yaşatıyor… Komite çalışanları da bu işi yaparken en az kayıp yakınları kadar karmaşık hisler taşıyor

Vicdani bir iş yapıyorlar
  • 10 Aralık 2017, Pazar 9:46

Tünay MERTEKCİ

Kıbrıs adası küçük ama yaşadıkları ve kayıpları büyük bir ada… Çok çetin savaş yıllarının tanığı olan Kıbrıs ve insanı, o yıllarda evini, barkını, ailesini kaybetti… Arkasına bile bakmadan canını kurtarmak için kaçtı, göç etti…

Ama birçoğu gibi şanslı olmayan insanlar da vardı… İşte onlara “şehit” adını verdik…

Kıbrıslı Türk veya Rum… Her iki toplum da kendi kayıpları, şehitleri için ağladı… Savaş yıllarında evlerinden çıkıp da geriye dönemeyen yüzlerce insanın başına ne geldiği bilinmeden senelerce yaşadı bu toplum… Ama yaklaşık 14 yıl önce bu ‘bilinmezlik’, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin kurulmasıyla son buldu…

Arkada gözü yaşlı aileler bırakan kayıpların kemiklerine ulaşıldıkça umutlar çoğaldı, o yıllara tanıklık edenler konuşmaya başladı… Artık kayıp ailelerinin bir umudu vardı… Belki yakınları eve dönmeyecekti ama artık bayramlarda ziyaret edebilecekleri bir mezar taşı olacaktı onlar için…

Kayıp Şahıslar Komitesi bu işi başardı… Bugüne kadar 635 Kıbrıslı Rum ve 197 Kıbrıslı Türk kaybı bulup, ailelerine teslim etti… Bin 510 Kıbrıslı Rum, 492 de Kıbrıslı Türk hâlâ kayıp. Ama çalışmalar sürüyor…

Kayıp Şahıslar Komitesi Çalışanları Sendikası temsilcileriyle bir araya geldik ve onlardan bu 14 yılda ne yaşadıklarını dinledik… “Biz vicdani bir iş yapıyoruz” diyor komite çalışanları… Üstüne basa basa tekrar ediyorlar… “İnsani duygular ve vicdan gerektiren bir işle uğraşıyoruz”…

Kayıp Şahıslar Komitesi Çalışanları Sendikası Başkanı Okan Oktay ve sendika basın-yayın sekreteri Yalkın Süreç, hangi şartlar altında çalıştıklarını, ne gibi zorluklar yaşadıklarını, kazandıkları deneyimlerini ve anılarını KIBRIS’a anlattı.

Kıbrıslı Rum çalışanlarla artık aile gibi olduklarını belirten sendika temsilcileri, birbirlerinin düğünlerine gittiklerini, aynı masada yemek yediklerini ifade etti. Projede görülmeyen ancak büyük özveriyle çalışıp, katkı koyan çok kişi olduğuna dikkat çeken sendika temsilcileri, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya da desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Sendika temsilcileri, en büyük teşekkürü ise kazı yerleriyle ilgili bilgi veren halka, özel mülkünün kazılmasına izin veren insanlara ve Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Eş Başkanı Gülden Plümer Küçük’e sundu.

Oktay: Rum çalışanların sendikasıyla da görüşeceğiz

Kayıp Şahıslar Komitesi Çalışanları Sendikası Başkanı Okan Oktay, komitede Kıbrıslı Türk 48 kişinin çalıştığını belirterek, tüm çalışanların sendikaya üye olduğunu söyledi. Oktay, 48 kişiden 18’inin arkeolog olduğunu ifade etti.

Kazı yapılan arazilerde ve laboratuarlarda Kıbrıslı Rumlarla ortak çalıştıklarını belirten Oktay, Rum çalışanların da sendikası olduğunu ifade etti ve temasa geçtiklerini, ayrıca sene sonuna kadar görüşeceklerini belirtti.

Kıbrıslı Rum çalışanların da bir sendikası olduğunu söyleyen Oktay, Rum çalışanların çok daha önceden bu alanda çalışanları olarak sendika kurduklarına dikkat çekti.

“Her şeyimizi bırakıp geldik”

Oktay, bu projeye 1-2 senelik bir proje olarak başladıklarını belirterek, projenin, on dördüncü seneye giriyor olduğuna dikkat çekti ve bu projeye başlarken tüm iş güçlerini bırakıp bu projede çalışmaya geldiklerine dikkat çekti.

Bu gibi projelerde, bulunamayacak birçok insanın da olabileceğini belirten Oktay, bu projenin ancak kayıpların büyük bir çoğunluğunun bulunmasından sonra, artık kayıpların bulunma olasılığı yüzdesinin düşmesi durumunda, son bulabileceğini söyledi.

“Sağlıksız ve tehlikeli ortamlarda çalışıyoruz”

Sağlık açısından en kritik ortamlarda arkeologların çalıştığını belirten Kayıp Şahıslar Komitesi Çalışanları Sendikası Başkanı Okan Oktay, asbestli ortamlara maruz kalarak çalıştıklarını söyledi.

Çoğu gömü yerlerini molozların içinde bulduklarını belirten Oktay, gömü yerlerinin üzerinde bulunan bu molozların havaya karıştığı zaman insan sağlığında bazı hastalıklara yol açabildiğini ifade etti.

Bu gibi sağlıksız ortamlarda yıllardır çalıştıklarını bildiren Oktay, son iki senedir daha tedbirli çalıştıklarını, örneğin kazı yaparken maske taktıklarını belirtti.

Yazın yüksek sıcaklıklarda, kırmızı alarm verilen zamanlarda da arazilerde çalışmaya devam ettiklerini belirten Oktay, herhangi bir kalıntıya ulaştıkların zaman, büyük bir motivasyon elde ettiklerini ve hiçbir engeli görmeksizin çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

“Bayılanlar bile oluyor”

Sıcağın altında arama çalışmaları olurken bazen bayılanların bile olduğunu belirten Oktay, tifüs kapan kişilerin de olduğunu vurguladı. Oktay, sinekli ortamlarda kazı çalışmaları yapan ve kulağına, gözüne, boğazına kurt atılan kişilerin de olduğuna dikkat çekti.

Oktay, yılanların, akreplerin olduğu yerlerde de kazı çalışmaları yaptıklarını ama asla vazgeçmediklerini söyledi.

Özellikle mandıra yakınlarında yapılan kazılarda kenelerin çok büyük problem teşkil ettiğini belirten Oktay, belediyelerden çok büyük yardım aldıklarını, belediyelerin gelip söz konusu bölgeleri ilaçladığını söyledi.

Oktay, tüm bu sıkıntıları görmezden gelerek çalışmaya devam ettiklerine de dikkat çekti.

“Tüm dünyadan bizi örnek alıyorlar”

Projenin başında, yerel kapasitenin bu işi yapamayacağının düşünüldüğünü söyleyen Oktay, bu işe dört elle sarıldıklarını, bu projeyi tüm güçleriyle sahiplendiklerini ve şimdi ise bütün dünyadan, bu projeye başlayan ya da başlayacak olan insanların gelip buradaki sistemi örnek aldıklarını vurguladı.

Oktay, bu kadar uzun süredir dünyada böyle bir projenin de bulunmadığını ifade etti.

Oktay: Çok büyük bir sorumluluğun altındayız

Oktay, üzerilerinde çok büyük bir sorumluluk olduğunun altını çizdi ve olaylara inançlı bir şekilde yaklaştıklarını, ayrıca bunu bir iş olarak değil, büyük bir sosyal sorumluluk projesi olarak gördüklerini ifade etti.

Kayıp ailelerini yakından tanıyan tanımayan herkesin de bu işi sosyal sorumluluk projesi olarak görebileceğini söyleyen Okan Oktay, bu ailelerin travmalarını artık kendi travmaları gibi yaşadıklarına da dikkat çekti.

Tüm çalışanların kendini bir kayıp yakını gibi hissettiğini söyleyen Oktay, çalışanların arasında da kayıp yakını olan kişilerin bulunduğunu dile getirerek, kayıp olan dedesini bulan çalışanın dahi olduğunu ifade etti.

“Hedefe yaklaştıkça, motivasyon artıyor”

Ofiste çalışanların, her yaşanan olayla iç içe olduğunu belirten Oktay, kayıp yakınlarıyla sürekli iletişimde olanların genellikle ofis çalışanları olduğunu söyledi.

Tüm bunların çok yıpratıcı bir şey olduğunu belirten Oktay, hedefe yaklaştıkça, motivasyonlarının arttığına dikkat çekti. Bütün kayıp yakınlarının adresinin ofisleri olduğunu ifade eden Oktay, bir de psikologlarının ofiste hazır bulunduğunu vurguladı.

Oktay, ofis çalışanlarının fiziki değil, psikolojik bir mücadele verdiğine dikkat çekti.

“Halkımız hiçbir sorun yaşatmıyor”

Kazı yaptıkları yerlerin çoğu zaman bir özel mülk olduğunu vurgulayan Oktay, kimilerinin tarlası, kimilerinin su kuyusu kimilerinin bir ağacının altında kazı çalışması yaptıklarını belirterek, halkımızın, Kayıp Şahıslar Komitesi adını duyunca ikiletmeden kazı yapılmasını kabul ettiğini ifade etti.

Örneğin bir köylünün tarlasında kazı yaptıkları zaman, aldıkları gibi bıraktıklarını dile getiren Oktay, gittikleri yerde kazı çalışmasından dolayı 1-2 ay kaldıklarını, bunun da tarlasını eken bir insan için büyük bir süreç olduğunu ifade ederek, buna rağmen halkımızın hiçbir sorun yaşatmadığına dikkat çekti.

“Bize, kendini borçlu hissederdi”

Geçtiğimiz dönemlerde yaşlı bir kadının, kayıp kocası için yürütülen çalışmadan bahseden Okan Oktay, kadının kendini, çalışanlara karşı borçlu hissettiğini belirtti.

Çalışanlarla, kayıp yakınları arasında duygusal bir bağ oluştuğunu belirten Oktay, kocası kayıp olan kadının, her gün kendilerine yemekler yaptığını, her öğle arayıp yemeğe davet ettiğini vurguladı.

Kadının, çalışanları her gün çocuğu gibi beslediğini söyleyen Oktay, kadının çalışanları çocuğu gibi gördüğünü vurguladı.

Kadının hasta ve ayakta bile zor durduğuna dikkat çeken Oktay, buna rağmen orada yapılan çalışma boyunca her türlü yardımı yapmaya çalıştığını söyledi.

Oktay, çalışanların, yanlarında yemek olmasına rağmen ve kadına bu durumu açıklamalarına rağmen kadının her gün öğle yemeğine davet etmesinin aslında bu işin ne kadar insani bir mesele olduğunun göstergesi olduğunu söyledi.

“Karşı topluma sevgiyle bakıyorlar”

Kayıp ailelerinin tamamının insani duyguları önde olan insanlar olduğunu belirten Oktay, karşı topluma sevgiyle baktıklarını vurguladı. Bunun neden olduğunun tahmin edilmesi zor bir durum olduğunu ifade eden Oktay, kötü anıların ve hatıraların kolay unutulduğunu söyledi.

Kayıp yakınlarının karşı topluma bu şekilde ılıman yaklaşmasının sebebinin, belki de bir daha böyle acıların yaşanmaması için olabileceğini bildirdi.

Oktay, bu acının tarifsiz bir acı olduğundan dolayı insanların olaya duygusal yaklaştığını belirtti.

Kimi kişilerin yıllardır babasının geleceğine inanarak beklediğini belirten Oktay, bu acıların bir daha yaşanmaması için kayıp yakınlarının insani duygularla düşünüp hareket ettiğini ifade etti.

“Artık bir aile olduk”

Oktay, Kıbrıslı Rumlar ile ortak projeye ilk başlayacakları 2005 yılında bir tereddütlerinin olduğunu söyleyerek, bir araya geldikleri andan 15 dakika sonrasında tüm tereddütlerinin bittiğini belirtti.

Oktay, amaçlanan insanı bir proje olduğundan ve karşı tarafın da olaya gayet insani ve vicdani bir şekilde yaklaştığından dolayı tereddütlerinin ilk 15 dakikada bittiğine vurgu yaptı.

Kıbrıslı Rum çalışanlarla artık bir aile gibi olduklarını belirten Oktay, birbirlerinin düğünlerine gittiklerini ve bayramlarını bile kutladıklarına dikkat çekti.

Yakınlaşmamak için hiçbir nedenin olmadığını söyleyen Oktay, araya çizilen sınırların bu şekilde duygusal ve vicdani durumlarda kalktığını belirtti.

“Kayıp baba ve kardeşe mektup”

Okan Oktay, Mesarya’da, bir kayıp yakınıyla yaşadığı bir olayı şöyle anlattı:

“Babasını ve kardeşini arayan bir kayıp yakınıyla, kaybını arayanlar için umut vaat eden güneşli bir Akdeniz günü yola çıktık. Kayıp yakını oldukça düşünceli ve dalgındı, fakat ben ‘onları bulacağız, araştırmamız devam ediyor’ diyerek umut verdim. ‘Size güveniyorum’ dedi, gözleri dolu ve rahatladığını göstermek için derince nefes alıp bize baktı...

Aradan bir kaç hafta geçti ve araştırmayı tamamladık, tam nokta yeri bulduk ve kazıya başladık. 1- 2 hafta sonra ormanda izbe bir alanda aradığımız kayıpları bulduk. Ardından antropolojik çalışma ve sonrasında DNA sonuçları ve sonuç; bulunan baba ve kardeş. Sonrasında defin işlemleri…

İki topluma dair Kıbrıs trajedisi burada başlıyor. Kayıp yakını elinde küçük bir kağıt, babasına ve kardeşine yazdığı bir mektup, babası ve kardeşinin yüreğinin çarpmadığı zamanlarda olan olayları anlatan bir mektup… Neleri kaçırdıklarını anlatan bir mektup, insana dair, hayata dair ve Kıbrıs’a dair bir mektup…43 senede neler yaşandığını anlatan bir mektup, sadece bir kağıt ama çok trajik.”

“Kimseden şikayetçi değildi”

“Kayıp yakını sonrasında, araştıranlara, arkeologlara tüm emeği geçenlere ayrıca teşekkür etti. Kimseden şikayetçi değildi, bu işi yapanların sadece iki toplumda da bulunan sayıları çok olmayan fanatik aşırı milliyetçi kişilerden ibaret olduğunu söyledi. Her iki toplumda da bu tarz kişilerin olduğunu ifade ederek aynı trajedinin her iki toplumda da yaşandığını vurguladı. Yaşanan karşılıklı trajedilerden hepimizin sorumluluğu olmakla birlikte, bunlarla yüzleşerek yeniden barışı inşa etmemiz gerektiğini söyledi. Kendisinin, kimseden hiç bir şikayeti yok diyerek rahatlıyor, babasına ve kardeşine kavuşuyor sonunda.”

Süreç: Çok yoğun çalışıyoruz

Arkeologların maruz kaldığı tüm olaylara araştırma ekibinin de maruz kaldığını belirten Kayıp Şahıslar Komitesi Çalışanları Sendikası Basın ve Yayın Sekreteri Yalkın Süreç, arkeologlara kazı yerlerini araştırma ekibinin gösterdiğini söyledi.

Çok yoğun çalışılması gereken bir iş olduğuna da dikkat çeken Süreç, insanlarla sürekli muhatap olduklarını belirtti.

Bu proje insani bir proje olduğu için insanların da yardımcı olduğunu söyleyen Süreç, araştırmacıların halkın her kesimiyle konuştuğuna dikkat çekti.

Araştırmacılığın saati ve tatili olmayan bir iş olduğunu söyleyen Süreç, 24 saat gelecek olan her türlü bilgiye açık olduklarını ifade etti.

“Gönüllülük üzerine sürdürüyoruz”

Süreç, kazı yapacakları alanlarda, özel mülk olması durumunda, kimseyi izin vermesi için zorlamadıklarını dile getirdi ve gönüllülük esasına dayalı izin aldıklarını ifade etti.

Halkın da hiçbir zorlama olmadan özel mülklerinin kazılmasına onay verdiğini vurgulayan Süreç, bu proje vicdani bir proje olduğu için insanların da çok hoş karşıladığını belirtti.

“181 kayıp şahısları bildirim hattı”

24 saat aranabilecek bir hatlarının olduğunu belirten Süreç, bu hattın, kayıp şahısların olabileceği yerlerin bildirme hattı olduğunu vurguladı.

Süreç, çalışanlara ulaşma şansı olmayan ya da kayıplar hakkında bilgi vermek isteyip de adını veya numarasını vermek istemeyen kişilerin bu hattan kendilerine ulaşabileceğini ifade etti.

Süreç bu hattın ücretsiz bir hat olduğunu vurguladı ve bu hattın bilgi saklama koşulu olduğunu belirtti.

“Projede görünmeyen birçok kişinin özverisi var”

Projede görülmeyen birçok kişinin büyük özverisi olduğuna dikkat çeken sendika temsilcileri, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya teşekkür etti. Sendika temsilcileri, kazı yerleriyle ilgili bilgi veren halka, özel mülkünün kazılmasına izin veren insanlara ve Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Eş Başkanı Gülden Plümer Küçük’e teşekkürlerini ilettiler.

Beğendim 1 Muhteşem 4 Haha 0 İnanılmaz 1 Üzgün 0 Kızgın 1

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 19 11 4 4 13 37
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 19 3 6 10 -14 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık