Vakıflar Sağ
YIRTICI CONSTRUCTION
09-01-2017 08:46

“Adaya ilk adımım Rum kesimine oldu”

“Adaya ilk adımım Rum kesimine oldu”
Şair Ataol Behramoğlu, Kıbrıs’a, Fransa’da sürgün olduğu dönemlerde ‘Uluslararası Yazarlar Toplantısına’ katılmak için geldi… Yıl 1984 veya 1985…
“Adaya ilk adımım Rum kesimine oldu”
Haberi Paylaş:

Aliye ÖZENCİ

Türk şiirinin usta şairi Ataol Behramoğlu’nun adaya ilk gelişi 1984 veya 1985 yılında Güney Kıbrıs’a oldu…

Fransa’da sürgün olduğu dönemlerde, Kıbrıs Rum kesiminden aldığı davetle adaya gelen Behramoğlu, burada ‘Uluslararası Yazarlar Toplantısı’na katıldı.

Behramoğlu, “Kıbrıs’la 1984 veya 1985’te tanıştım” diyor.

TED Koleji’nin düzenlediği bir etkinliğe katılmak için ülkemize gelen Behramoğlu, bizim görüşme talebimizi de kırmadı ve KIBRIS Gazetesi’ne konuştu.

Kıbrıs adasıyla ilk tanışmasını anlatan Behramoğlu, o günleri yâd ederken uzaklara dalıyor, “Neler yaşandı, neler” diyerek iç çekiyor…

“Kadınlar yazarak kendini özgür hissediyor”

SORU: Yazdığınız şiirler ve yazılar çok ses getirdi… Toplumun yaşadıklarına ışık tutuyorsunuz. Toplumsuz sanat, sanatsız toplumun düşünülemediğini söyleyebilir miyiz?

BEHRAMOĞLU: Zaten böyle bir ayrım yapılamaz. Toplumsuz bilim, bilimsiz de toplum olmaz Yani sanatla toplum birbirini bütünleyen bir şey.

SORU: Türk edebiyatının gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

BEHRAMOĞLU: Özellikle roman, öykü, hikaye alanlarında çok ürün var. Şiire gelince… İstenilen düzeyde değil. Geçmiş yıllara baktığımızda, 1950-60 ve 70’li yıllara yakışan bir gelişme göremiyorum. Ama tabiî ki güzel, başarılı yazarlarımız olduğu gibi kadın yazarlarımızda da artışlar söz konusu.

SORU: Kadın yazarlardaki artışı veya daha fazla görünür olmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

BEHRAMOĞLU: Toplumda geriye gidişler hatta baskılar da yaşanmakta. Türkiye’de kentleşme de söz konusu. Kadınlar da kendilerini edebiyat alanında geliştirerek bu yönde kendilerini ifade edip, düşüncelerini dile getiriyor. Bir bakıma daha özgür hissediyorlar.

Kıbrıs’a ilk geliş…

SORU: Kıbrıs’ı daha önce ziyaret ettiniz mi?

BEHRAMOĞLU: Evet.

SORU: Kaç yılında ve neden gelmiştiniz?

BEHRAMOĞLU: 1984 veya 1985’te olabilir… İlk gelişim, adaya ilk adımım Kıbrıs Rum kesimineydi. 1980 sonrası Fransa’da sürgündeydim. O dönemde Kıbrıs Rum kesiminde Uluslararası Yazarlar Toplantısı yapılmıştı. Ben de davetli olarak toplantıya katıldım ve Kıbrıs’ı ilk kez ziyaret ettim.  Daha sonra Türk tarafına da ziyaretlerim oldu.

SORU: Kıbrıs Rum kesiminde gerçekleşen “Uluslararası Yazarlar Toplantısı”na Türk tarafından katılımcılar var mıydı?

BEHRAMOĞLU: O dönemlerde Kıbrıs Türk tarafından katılım yoktu.

“Kıbrıs’ta şiiri, Özker Yaşın’la tanıdım”

SORU: Ülkemiz edebiyatını takip ediyor musunuz? Tanıdığınız şairlerimiz, yazarlarımız var mı?

BEHRAMOĞLU:Tabii ki.. Fikret Demirağ, Neşe Yaşın, Beste Sakallı ve şu an aklıma gelmeyen başarılı şairleri takip ediyorum. Roman ve hikaye alanında pek yorum yapamayacağım.

Kıbrıs’ta şiiri Özker Yaşın’la tanıdım. Bizim kuşak olan Yaşın’ı Kıbrıs kökenli, Kıbrıslı Türk şair olarak tanıdım. 1973-74 yıllarıydı sanırım. Neşe Yaşın şiirleriyle gelmişti bana… O zamanlar Militan dergisini çıkarıyorduk. Şiirlerini o dergide yayınlamıştık. O yıllardan itibaren de bağlantım olmuştur.

SORU: O dönemdeki Kıbrıs için neler söyleyebiliriz?

BEHRAMOĞLU: Kıbrıs’ın geleceği 1970’li yıllarda belli olmuştu. 1980’lerde bugünlere geliniyordu. Adada darbe girişimi, Türkiye müdahalesi olmasa ‘Kıbrıs başka türlü gelişebilir miydi?’ diye sormak lazım. Gelişebilirdi ama bir taraftan Yunanistan bir taraftan Türkiye’nin baskısı, Rum- Türk kesimlerindeki şoven yaklaşımlar bütün ‘barış’ umutlarını yok etti.

SORU: 1965’te bir dergi yayınladınız ve kısa bir süre sonrada kapatıldı. Ne yazık ki bugün de Türkiye’de aynı şeyler yaşanmakta. O yıllar ile bugünleri kıyasladığınızda neler söylersiniz?

BEHRAMOĞLU: Bizim hayatımız hep bu anlamda sıkıntılı geçti. Türkiye’de sürekli bir demokrasi aydınlığı olamıyor. 1960’lı yıllarda biraz olur gibi oldu sonra yine 12 Mart, 12 Eylül olayları ve arkasından bugün geldiğimiz noktalar… Dolayısıyla o günler ve bugün arasındaki farktan çok; süreklilik, devamlılık var diye düşünüyorum.  İktidarlar değişse de ne yazık ki bugünler o günlerden daha kötü.

SORU: 50’nci sanat yılınızdasınız…

BEHRAMOĞLU: 1965 yılında ilk kitabımın yayınladığı günü dün gibi hatırlıyorum…

Kendi adıma yapabileceğim şeyleri yaptım sanıyorum. Yani elimden geldiğince çalışarak, yeteneğime ihanet etmemeye gayret ettiğimi söyleyebilirim.

‘Ne kadar başarılı olabildim’ diye bakacak olursam, gerçekleştirdiğim gezilerde, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileriyle yaptığım söyleşilerde görüyorum ki, benim bile dikkatimden kaçmış kimi şiirlerim, o çocuklar tarafından benimsenmiş üzerinde düşünülmüş. Açıkçası bu beni mutlu ediyor, hayatımın iyi bir sürecinde olduğumu düşünüyorum.

Yaptığım, harcadığım emeklerin bir bakıma sonuçlarını derliyorum. Genç kuşaklar tarafından ilgiyle okunmak sevilmek önemli bir şey.

SORU: Şiir neden az okunuyor?

BEHRAMOĞLU: Türkiye ve Kıbrıs olarak ayıramayız bunu… Bu dünyada da böyle… Tüketim toplumunun değerleri ağır basıyor. Şiir ise tüketim toplumunun değerlerine karşı direnen bir sanat… Özlü bir sanat türüdür. Şiir, oku at türünde üretim değildir.  İnsanlar tabii kendilerini zorlayacak bir edebiyat türüne sıcak bakmıyor.

Haberi Paylaş:
Etiketler:

HABER YORUMLARI

    Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

HABERE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.