Cyprus Today sol

Hiç bitmeyecek bir Brezilya dizisi gibi!

Ve geliyoruz tanıklık ettiğim Hint düğününün 3 saat kadar süren ana bölümüne… Çift,  kapalı salona giriyor ve sahnedeki yerlerini alıyor. Sahne ortasında küçük bir mangal, etrafındaysa ne ararsanız var. Muzdan tutun, çiçeğe, çiçekten tutun süte, her şey

Hiç bitmeyecek bir Brezilya dizisi gibi!
  • 09 Ekim 2016, Pazar 13:15

Nibel TEKTAN

Bir haftalık düğün maceramızın sonuna geldik artık. Bir yazıda anlatmak için yola çıktığım yazıyı 3 haftaya yaymak zorunda kaldım. Umarım son günü anlatmayı bu haftaki yazıda bitirebilirim. O kadar çok ayrıntı var ki pek emin olamıyorum. En iyisi hemen anlatmaya başlayayım.

Sabah 7'de saat çaldı, hemen hazırlanmamız lazım çünkü düğünün en enteresan kısmı bugün. 'Sabah sabah düğün mü olur?' demeyin! Oluyormuş... Çok da güzel oluyormuş! Sabahki seremoni için ‘Kurti’ denen tuniklerimizi giymemiz uygunmuş. Bin bir renk ve desen arasında zar zor karar vererek aldığım 'Sâri’yi akşama giyeceğim. Hazırlanıyoruz, bizi bekleyen arabaya atlayıp salona gitmemizle birlikte ilginçlikler başlıyor.

Ne ritüel ama!

Salonun girişi sarı sarı çiçeklerle süslenmiş. İçerde hem bir iç avlu, hem de kapalı bir salon var. Her yer genelde sarı olmak üzere rengârenk çiçeklerle süslenmiş, bir köşede müzisyenler oturuyor. İki vurmalı, iki de üflemeli alet çalan müzisyenler, alçak bir platform üzerinde yerde oturuyor, enteresan ama hoş melodiler çalıyorlar.  Tam karşılarında arkası yine sarı çiçeklerle süslü 3-4 kişilik bir salıncak. Enteresan bir sabah olacağı belliydi zaten.  Bir süre sonra içerdeki bir kapıdan damat görünüyor. Diğer birçok erkek gibi geleneksel beyaz eteklerden giymiş, boynunda çiçekler asılı. Yüzünde beyaz çizgiler, alnının ortasında 'bindi'si. Onu iki tane Hindu rahip karşılıyor, kapıdan çıkar çıkmaz bir tanesi süslü bir şemsiyeyi kafasına açıyor, içinden gül yaprakları dökülüyor ve şemsiye ile damadı takip etmeye başlıyor. Damadın bir elinde baston, diğerinde bir kitap, kolunda asılı bir bohçacık yürümeye başlıyor. Rahipler peşinde, tam salonun çıkışına yaklaşırken önünü gelinin amcası kesiyor. Humaira babasını seneler önce kaybettiği için, babanın görevlerini düğün boyunca amca yerine getiriyor. Burada damat güüüüya Vişnu (bir Hindu Tanrısı) ve ihtiyacı olan şeyleri yanına almış, hac yolculuğuna çıkmaya karar vermiş de, baba, yani amca gitmemesi için onu ikna etmeye çalışıyor. “Bak diyor, gitme seni çok güzel bir gelin bekliyor”. Rahip bir şeyler söylüyor, amca tekrarlıyor, damat dinliyor ve sonunda gitmemeye karar veriyor. Tam o sırada kapıda gelin beliriyor. Gelin yine kıyafeti, saçındaki çiçekleri, mücevherleri ve makyajıyla muhteşem gözüküyor. Onu erkek kardeşi karşılıyor ve damadın yanına götürüyor. Arkalarında kalabalık bir grupla karşılıklı duruyorlar. Gelini ve damadı ailenin erkekleri omuzlarına alınca ikisinin boyunlarında uzun iplere dizili çiçeklerin sebebini anlıyoruz! Gelin ve damat, o halde yani omuzlar üzerinde bir taraftan dengelerini sağlamaya çalışırken bir taraftan da omuzlarındaki uzun çiçek zincirleri birbirlerinin başından geçirmeye çalışıyorlar. Önce kaçıyorlar, birbirlerine izin vermiyorlar, kahkahalar patlıyor ve sonunda gelin damadın, damat da gelinin başından geçiriyor çiçekleri. Alkışlar, tezahüratlarla omuzlardan indiriliyorlar ve salıncağa doğru yürüyorlar.

 

 

Rahiplerin duaları ve pirinçten topçuklar…

Salıncağa oturuyorlar, önlerinde süt ve bir tepsi dolu zerdeçal ve kumkum denen bir tozla kırmızı ve sarı renklere boyanmış pirinçten yapılmış topçuklar. Aileden yaşlı bir kadın önlerine geçiyor, bu arada rahipler dualar okumaya devam ediyor. Tepsideki pirinç topçuklarıyla bir şeyler yapıyor, onları etrafa saçıyor, çiftin etraflarında tur atıyor. Rahip dua arasında sürekli talimat veriyor belli ki, yoksa bu yaptıkları akılda tutulur gibi değil. Son olarak gelin ve damadın ayaklarının üzerine süt damlatılıyor. Süt bolluğu temsil ediyor. Etrafa saçılan pirinç topçuklar kem gözleri ve nazarı kovmak için, peki neden salıncak? Salıncağın ipleri tanrıyla aralarındaki sonsuz karmik bağı, öne ve geri sallanma hareketi ise tıpkı deniz dalgası gibi, hayatlarındaki gel gitleri temsil ederken, ruh ve bedenleri harmoni içinde, sürekli ve istikrarlı bir şekilde birlikte hareket edecektir.

Sanki Brezilya dizisi…

Veee geliyoruz 3 saat kadar süren ana bölüme. Çift kapalı salona giriyor ve sahnedeki yerlerini alıyor. Sahne ortasında küçük bir mangal, etrafında ne ararsanız var. Muzdan tutun, çiçeğe, çiçekten tutun süte, her şey... Her taraf gül yapraklarıyla kaplı. İki rahip karşılıklı oturmuş, aralarında gelin ve damat, sürekli dualar okuyorlar, direktifler veriyorlar. Gelinle damat ve aile bireyleri söylenenleri yapıyor. Üç saat boyunca anlam vermekte zorlandığımız ritüeller gerçekleşiyor. Ateşte bir şeyler yakılıyor, tasların içindeki gül yaprakları bölüştürülüyor ve bu yapılanlar bitmek bilmiyor. Ben ve Megan ise bir içeri bir dışarı girip girip çıkıyoruz çünkü mangaldan yükselen duman gözlerimizi yakıyor, seremoniyi izlemek bizi yoruyor. Zavallı gelin ile damat! Kaçmaya fırsatları da yok. Dışarıda en azından atıştırmalıklar var! Ben yine kendimi yemeğe veriyorum. Ama bir taraftan da içerde neler oluyor bitiyor diye merak ettikçe kendimizi içeriye atıyoruz. Törenin en önemli bölümlerine değinmek en mantıklısı olacak sanırım. Baba olmadığı için yine amcamız sahneye çıkıyor, Humaira amcanın kucağına oturuyor. Baba burada bir zamanlar kucağında oturan kız çocuğunu damada veriyor ve bunun karşılığında damattan kızına iyi bakacağına dair söz alıyor ve gelin ayağa kalkıyor. Damat geline yeni bir sâri hediye ediyor, boynuna bir kolye geçiriyor. Bu sırada herkes sahneye bağrış çağrış gül yaprakları atmaya başlıyor. Damat gelini beş parmağını avuçlayıp ateşin etrafında yedi tur dönüyor ve evlilikleri taş gibi sağlam olsun diye gelinin sol ayak başparmağından çekerek ayak şeklinde küçük bir değirmentaşının üzerine çıkarıyor. Ve tekrar yerlerine oturuyorlar. Biz yine kendimizi dışarıya atıyoruz. Biraz hava aldıktan sonra törenin son bölümü için geri gidiyoruz. Bu defa çift sahneden inmiş, aile büyükleri tam karşılarına toplanmış damat artık bu iş bitsin de rahat edelim tavırlarında 'tamam mıyız? “Herkes toplandı mı” diye soruyor ve cevabı alır almaz ikisi de yere kapaklanıp aile büyüklerini selamlıyorlar. Veeeee evet sanırım burada olay bitiyor. Herkes kendini bahçeye atıyor, salıncakta toplaşıp çiftle fotoğraflar çektirmek için sıraya giriyor. Ve böylece benim burada iki A4 sayfasına sıkıştırdığım tören, sabah 8'de başlayıp öğlene doğru sona eriyor. Artık otel odamıza dönüp dinlenme vakti geldi çünkü akşama düğünün son bölümü var. Kendimi hiç bitmeyen bir Brezilya dizisindeymiş gibi hissediyorum.
 

Çiçekler, tavus kuşları ve içinde bir genç kızla dev bir şarap bardağı

Akşam beklenen an geliyor ve Humaira'nın yardımcısı Mini 'sâri’lerimizi sarınmamıza yardım ediyor. ‘Bindi’lerimizi, takılarımızı takıyoruz ve yine aynı salona gidiyoruz. Girişten itibaren çiçekler göze çarpmaya başlıyor. Megan beni, ben Megan'ı poz poz fotoğraf çekerken içeriye adım atıyoruz ki kocaman ışıklandırılmış, çiçeklerden yapılmış iki tavus kuşu karşılıyor bizi. Tam ondan gözümüzü ayırdığımız anda benim gözüm başka bir şeye takılıyor. “Yok bu olamaz” diyorum, gözlerimi kırpıp tekrar bakıyorum ama sanırım gördüğüm gerçek! Karşımda kocaman demir ayaklı şarap bardağı şeklinde bir şey ve içinde oturan, bizi selamlayan genç bir kız!    Yanılmamışım! Cap canlı gerçek bir insan dev bardağın içinde oturuyor ve elleri dua pozisyonunda her gelene gülümseyip, onları selamlıyor! Anlıyorum ki o da dekorasyonun bir parçası. Bu manzara karşısında ne hissedeceğimi bilemiyorum ve kimseye de bir şey soramıyorum. Megan'la hayretler içinde salona girip beklemeye başlıyoruz ama sanki başka yermiş gibi burası, çünkü sabahki bütün çiçekler indirilmiş, yerine tamamen farklı çiçekler asılmış. Kıbrıs'taki bütün çiçekleri toplasak bu günkü süslemelere yetmeyeceğine eminim.

Tamil yemekleri…

Her yer yine çok güzel! Ama daha da güzel bir şey var, o da, koskoca salonu çevreleyen açık büfe! En uzun bölümde Tamil yemekleri var ve tabi ki hepsi vejetaryen. Tam bana göre! Diğer tarafta Moğol yemeklerinden tutun da İtalyan’a kadar her çeşit yemek var. Hatta ocak başında aşçılar bekliyor, noodles gibi bazı yemekleri maharetle önünüzde pişirip veriyor. İçecekleri tıpkı çayları gibi çok şekerli olduğu için ben kendimi yemeğe veriyorum. Artan yemeklerin fakirlere dağıtıldığını öğrenince içim daha da rahat ediyor. Gerçi, keşke fakir diye bir şey olmasa ama maalesef Hindistan’daki kast sistemi yüzünden fakir ve zengin arasındaki uçurum inanılmaz! Kapalı salonda müzik varmış diye gidip bakıyoruz, müzik pek de iç açıcı değil. Bizim klasik belediye parkı düğünlerindeki orkestralar gibi bir şey. Gelin ve damat, tebrik kabul edip insanlarla fotoğraf çektiriyorlar.

Masalın sonuna geldik…

Megan'a bu kadar törenden sonra, “evlenenler utanır boşanamaz da herhalde” diyorum… Megan kahkahayı patlatıyor. “İçerde bir numara yok” deyip dışarıda insanlarla sohbet edip eğleniyoruz. Hepsi çok hoş sohbet, komik insanlar. Son bir haftanın yorumları yapılıyor. Son gece olduğu için içimizde bir de burukluk var. Herkes birbirini Facebook'a ekliyor, birlikte fotoğraflar çekiliyor. Gecenin sonunda otele dönüp terasta buluşuluyor. Yeni evli çiftimiz ve yurtdışından gelen diğer misafirlerle bir şeyler içilip ertesi gün uçak transferlerinin nasıl yapılacağı ayarlanıyor. Ben ise trenime binip başka bir maceraya atılma heyecanı yaşıyorum. Ve böylece bir Hint düğünü masalı da sona eriyor...


  

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek