Vakıflar Sağ
ivieria group - Cevat Yıldız
13-08-2017 11:23

Sanatçıya değer verilmiyor

Sanatçıya değer verilmiyor
Birçok albüm ve dört kitap sahibi Hatice İntaç, eserleriyle insanlığa ve kültüre büyük katkısı olan isimlerin yaşadıkları dönemde hep görmezden gelindiğini ancak ölümlerinden sonra eserlerinin değerlendirildiğini belirtti
Sanatçıya değer verilmiyor
Haberi Paylaş:

AliyeÖZENCi

Hatice İntaç…. Yaratıcı, hayal gücü yüksek, üretmeyi seven bir sanatçı...


Sanat dalındaki üretkenliğinin yanı sıra iş yaşamında da başarılı bir geçmişe sahip… Küçük yaşta müziğe merak salan İntaç, okumaya da çok düşkün…


Üniversiteyi İstanbul’da tamamladıktan sonra birçok iş alanında tecrübe edindi. Göç yıllarında ülkeye döndüğünde İskân Dairesi’nde çalıştı, bazı okullarda öğretmenlik yaptı.


İstanbul Başkonsolosluğu’na Kültür Ataşesi olarak görevlendirildiği yıl, yine İstanbul’a yerleşen ve emekli oluncaya kadar orada yaşamını sürdüren İntaç’ın bugün sayfama konuk olmasındaki neden ‘sanatçı’ kimliği…


Hatice İntaç’la Girne’de, doğayla iç içe olan, insana huzur veren evinde bir araya geldik.


Hüznünü, sevincini, yaşadıklarını, düşündüklerini içtenlikle paylaştı benimle… Çok keyif aldığım sohbetlerden birini gerçekleştirdim Hatice İntaç’la… Tekrardan kendisine teşekkür ediyorum…
 


 Şiir yazmaktan, okumaktan ve müzikten asla vazgeçmeyen İntaç, 2002 yılında ‘Hatıra’ isimli bir albüm çıkardı. Söz ve müziği kendisine ait olan şarkılarla, ülkemiz insanına seslendi…


2006’da ikinci albüm için stüdyoya giren İntaç, 10 şarkılık ‘Şarkılar Dayanır Kapına’yı piyasaya çıkardı. 2012-2014 yılları arasında da müzik severlerle buluşturduğu albümleri de var.


İntaç’ın tüm eserleri Müzik Eserleri Sahipleri Birliği (MESAM) tarafından kayıt altına alındı. Hatice İntaç ayrıca, Türkiye’deki Müzik Yapımcıları Birliği (MÜYAP) üyesidir.


Ses sanatçılığının yanı sıra yazım sanatında da eserleri bulunan İntaç, ilk şiir kitabını 2007’de ‘Bir Yaz Gecesi İnfiali’ ismiyle yayımladı. 2008’de babasını anlatan ‘Baflı Hasan Mulla Osman’ isimli anı kitabını çıkaran İntaç, 2014’te ‘Denemeler’ ve 2016’da ikinci şiir kitabı ‘Gün Soldu, Zaman Sarardı’yı okuyucuyla buluşturdu.


Sanata büyük önem veren, her dalına ayrı ilgi duyan Hatice İntaç’ın yüreği buruk…


“Ne yazık ki ülkemde şarkılarım çok fazla paylaşılmadı. Sanatçılara gereken değer verilmiyor. Acı bir gerçek var ki; eserleriyle insanlığa ve kültüre büyük katkısı olan ‘sanatçılar’ yaşadıkları dönemde hep görmezden gelinmiş ancak ölümlerinden sonra eserleri değerlendirilmiştir” diyor İntaç, üzülerek…

 

‘Sanatçılarımızın kaçı eserlerini

toplumla paylaşabilme şansına sahiptir?’

 

  Sohbetimize başlar başlamaz, derin bir  “ahh” çeken Hatice İntaç’ı çok üzen bir konu var…


Ülkemizde sanatçıya gereken değerin verilmediğinden yakınıyor İntaç… Şöyle diyor:
 


“Gurur duyulacak kadar sanatçıya sahipken, ne yazık ki birkaç istisna dışında emeğini, zamanını ve en önemlisi de yüreğini cömertçe ortaya koyarak sanat eseri üreten sanatçılarımızın kaçı eserlerini toplumla paylaşabilme şansına sahiptir… Ama onlar yaratmaya devam ediyorlar ve edecekler. Çünkü içlerindeki yaratma coşkusu ve dürtüsü o kadar yoğun ki; o coşkunun yerinde durması mümkün değil. O coşar, taşar ve şiire, şarkıya, resme, yazıya dökülür. Dökülmek zorunda… Çünkü sanatçısının hayat felsefesi budur”.

 

“Doktor olmayı çok istedim”

 


İlkokul, ortaokul ve lise yıllarını Baf’ta geçiren Hatice İntaç, 1970’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Coğrafya Bölümü’nü kazandı.


İntaç, “Edebiyatı çok seviyordum. Çocukluğumdan beri kitaplar okuyup, şiirler yazardım. Ama ben doktor olmayı çok istemiştim. Bu yüzden hem ticaret hem de düz lise olmak üzere iki diplomam var. Tıp sınavının olduğu gün hastalanıp sınava giremedim, bu şansımı kaybettim. Kaderim coğrafya bölümünü tamamlayıp öğretmen olmaktı” dedi.


1975 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra İstanbul’da Türk Hava Yolları’nda işe başlayan İntaç, Kıbrıs’taki olaylar nedeniyle ailesinin ne durumda olduğunu çok merak etmiş ve kurulu düzenini bozarak adaya dönmüş.


 Adaya döndükten sonra ülkemizin çeşitli bölgelerinde 13 sene öğretmenlik yapan İntaç, Eğitim, Kültür Bakanlığı Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nde öğrenci müfettişliği görevi de üstlendi.


Daha sonra İstanbul Başkonsolosluğu’na Kültür Ataşesi olarak gönderilen İntaç, 2009 yılında emekliye ayrıldı.

 

İlk albümü ‘Hatıra’

 


Birçok iş alanında deneyimleri olan İntaç, şiir yazma ve beste yapma konusunda da oldukça başarılı bir isim. Bugüne kadar çıkardığı dört kitabı ve birçok albümü var.


Küçük yaşlarda şiirler yazıp, şarkılar söyleyen İntaç’ın annesinin, babasının ve kardeşlerinin de sesleri çok güzelmiş. İntaç, bir dönem de Bayrak Radyo’da spikerlik yaptı.


Sesinin güzelliğinin farkında olan İntaç, İstanbul’da olmanın verdiği avantajla, en iyi saz grupları ve stüdyolarda da albüm çalışmaları yaptı.


İntaç, ilk albümünü 2002 yılında çıkardı. İntaç, sevdiği ve değerli üstatların eserlerini ‘Hatıra’ albümünde seslendirdi.

 

Babası onun için çok özeldi

 


Edebiyat ve müziğe düşkün olduğunu yineleyen Hatice İntaç, yaşına uygun olup olmadığına bakmadan, eline geçirdiği tüm kitapları okudu.


İntaç, “İlkokulda şiirler yazardım. Savaş yıllarında çok kitap yoktu ama ben şanslıydım… Çünkü evde ablamlar vardı hatta bir tanesi yeni öğretmen olmuştu. Onlar sayesinde eve bir şekilde kitaplar giriyordu. Hatta ilk okuduğum kitabı dün gibi hatırlıyorum. Yerli bir yazarımızın, ‘Erikler Çiçek Açtı’ eseriydi” dedi.


Çocukluk dönemlerinde sokakta Bethoven’ın hayat hikayesini anlatan bir kitap bulduğunu anlatan İntaç, kitabı defalarca okuduğunu söyledi.


  O zamanlar kendisinin de sözler yazıp, kendince müzik yaptığını ifade eden İntaç, evlerinin bahçesinde toplanan aile bireylerinin, ağaçların altında şarkılar seslendirdiği günleri özlemle andı. İntaç, eski günleri şöyle yad etti:


“Çok küçüktüm ama hatırlıyorum. Babam beni dizine alır, çevresinde de kardeşlerimi ve annemi oturtur, hep birlikte Türk Sanat Müziği şarkıları söylerdik. Kalabalık bir aileydik, o günleri çok özlüyorum.


Babam Hasan Mulla Osman, okumuş, bilgili ve hazır cevaplığıyla tanınan biriydi. Zamanın medresesini bitirmiş sayılı insanlarındandı. Medrese bittikten sonra memurluk teklifleri aldı ama kabul etmedi. Özgür olmayı tercih etti. Babasından kalan bahçelerde çalışarak geçimimizi sağlıyordu. Hiç korkusu yoktu. Babamın mizahi yönü de çok düşündürürdü.

  Malûl gazi olan babamın yazdığı şiirler, fıkralar Milli Arşiv’de, kütüphanelerde yer buldu. Babam için yazdığım anı kitabım var. Orada ona dair birçok konuyu anlattım”.

Haberi Paylaş:
Etiketler:

HABER YORUMLARI

    Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

HABERE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.