KTV

Tarihle Muhabbet: Nam-ı diğer hacılar bayramı…

Kurban Bayramı uzatılan bir tatil ortamında geçen pazartesine kadar sürdü. Çoğumuz hâlâ bayram etkinliklerinin, gezilerinin ve ziyaretlerinin yorgunluğu içindeyiz dersem, yeridir… Farkındasınız ki, eski bayramlara dair anılarımız seslendirilirken eskiden Kurban Bayramlarına “Hacılar Bayramı” dendiğini seslendirenlerimiz de olmuştur… Neden böyle bir betimleme yapılırdı bu bayrama? Çünkü inanmışların hacca giderek hacılık mertebesine ulaştıkları günleri barındırır bu bayram…

Tarihle Muhabbet: Nam-ı diğer hacılar bayramı…
  • 10 Eylül 2017, Pazar 12:50

Bu arada gruplar oluşturarak adak yerlerinin gezilmesi Kıbrıs Türklerinin tarihe karışan geleneklerindendir. İşte aynı zamanda "Hacılar Bayramı" olarak da bilinen Kurban Bayramı'nda o gelenek yoğunlaşırdı.
Erken dönemli bir iç turizm hareketi olan toplu adak yerleri gezileri, toplumsal tarihimizin unutturulmaması gereken renklerinden ve zenginliklerindendir.
Adamızı ilk otobüslerin onurlandırdığı 40'lı yılların başında gelişmeye başlayan bu gelenek, otobüsçülük sektörünü de canlandırarak 60'lı yılların başına dek sürer. Otobüslerden önce hayvanlı araçlarla mı sürdürülürdü o gelenek? Araştırılmalı doğrusu… Araştırılmaya değer.
60'ların başında neden son buldu bu gelenek?
İki yanıtı var sorumuzun:
Birincisi toplumlararası çatışmaların şiddetlenmesi ve Türk halkının korunma kaygısıyla gettolara kapanması. İkincisi ise toplu taşımacılıktan özel araçlı taşımacılığa geçilmesi ve herkesin kendi özel arabasına sahip olmaya başlaması.
Adak yerlerinin toplu olarak ziyaret edilmesi genellikle eskilerin "Hacılar Bayramı" da dediği Kurban Bayramlarında oldukça yoğunlaşır ve patlamaya dönüşürdü.
O toplu ziyaretlere en fazla ilgi gösterenler Baflılar ve Leymosunlulardı.
Saatte 35-40 mil hız yapan otobüslerin kiralanmasından sonra başkent Lefkoşa'ya doğru yola çıkılırdı. İlk mola Geçitkale'de...
Otobüslerin motorları kaportalar açılarak soğumaya bırakılırken, kadınlı - erkekli gruplar eski adları "Köfünye" ya da "Skarino" olan şirin köylerdeki iki restoranda sabah kahvaltısına otururlardı. Bu restoranların biri Türklere, öteki Rumlara aitti.

Ziyaretler dizisi…

Başkent Lefkoşa'ya ulaşıldığında adak yolcuları ayaklarının tozuyla önce güzergâhtaki Bayraktar ve Ömerge Camilerini, arkasından Selimiye Camii ile Mevlevi Tekkesi'ni ziyaret ederlerdi. Mevlevi dervişlerinin seması varsa izlenir, yoksa Girne'ye dümen kırılırdı. Öğle yemeği molası için tercih edilen yer Lapta Başpınarı'dır. O günlerde gürül gürül akan ve suyuna konulan karpuzları soğuğuyla patlatan bir pınar!.. Lambusa efsanesinin gölgesindeki o mekân!..
Oradaki yemek süresinin kısa tutulmasına özen gösterilirdi. Çünkü Hazreti Ömer Türbesi'ne yüz sürülüp adaklarda bulunulmasından sonra gecelemek için Lefkoşa'ya dönülmesi gerekirdi. Lefkoşa'daki konaklamalar ya yakın akraba evlerinde, ya da birkaç mütevazı otelde yapılırdı.
Gecelemenin arkasından, sabahın erken saatlerinde Karpaz'ın ucundaki Apostolos Andreas'a doğru bir uzun yolculuk başlardı. Lefkoşa'nın çıkışında, o zamanki adı “Timbu” olan Ercan Havaalanı yöresindeki Kırklar Türbesi'ni ziyaret, programın vazgeçilmeziydi. Orası, Arap akınlarında şehit düşen 40 savaşçının sıra mezarlarını barındıran kutsal bir mekân... Larnaka programında, geniş ve serin bahçesinde öğle yemeğinin alınacağı Hala Sultan Tekkesi, arkasından da Turabi Dede Türbesi vardı. Yine Arap akınlarında atından düşüp şehit olan Hazreti Muhammed'in halası Ümmü Haram'ın türbesini içerir o tekke. Selvi ve limon ağaçları altıdaki toplu yemekte, herkes beraberinde getirdiği azığı ortaya koyardı. Hala Sultan, Larnaka Tuz Gölü’nün sisi içinde kaybolurken, otobüsler yorucu bir yolculukla Karpaz'a yönelirdi bu kez… Burunun en ucundaki Apostolos Andreas Manastırı'na varıldığında, artık güneş batmak üzeredir.
Manastırın Ortodoks Rum papazları, sıcak bir konukseverlikle, içten karşılardı Müslüman Türkleri: "Galosorises, galosorises!"
"Müslümanların bir Ortodoks ibadetgahında ne işi var?" sorusu, her zaman çoğu kişinin kafasını kurcalamıştır.
Kutsal topraklardan Hazreti İsa'nın havarisi olarak gelip 2000 kusur yıl önce Kıbrıs'ta inanç misyonerliği yapan Aziz Andreas, dinlere duyarlı Türk halkının hep saygısını toplamıştır. İnançlara saygılı Osmanlı anlayışının engin hoşgörüsü de, bu eğilimde etken olmuştur hiç kuşkusuz.

Fethin anıları…

Ne ki, manastırın Osmanlı geleneğinde daha başka özellikleri de var. Kıbrıs'ın 1571'de fethi sırasında bölgedeki vuruşmalarda şehit düşen 3 yüksek rütbeli Türk askeri manastır dolaylarında defnedildi. Dahası, çetin savaşlar boyunca Karpaz Burnu'nun o yöresindeki granit kayalıklar yontulup top mermisi olarak kullanılmıştı. Ki o mermilerin bir bölümü oralarda atılı durumda hâlâ ziyaretçilerine tarihi fısıldar… Apostolos Andreas'ın Müslüman Türkler tarafından ziyaretgâha dönüştürülmesinin kaynağında bu tarihi yaşanmışlıklar da vardı, çoğu kişi farkında olmasa da…
Adak ziyaretçileri, son durakları olan manastırda konuklar için ayrılmış sade lojmanlarda gecelerlerdi. Bu Karpaz konaklamasında topluluğun getirdiği azık, papazlarla paylaşılırdı. Papazlar ise kendi üretimleri olan süt, yumurta, ekmek, pilavuna ikramında bulunurlardı…
Geleneksel adak yerleri turlamasından sonra kendilerini "yarı hacı olmuş" sayan topluluk, neşe ve mutluluk içinde evlerine doğru dönüş yolculuğuna çıkardı. Baf Kasabası’ndaki çocukluk günlerimden belleğimde kalan bir söylence, işte dönüş yolculuğundaki bu coşkuya dairdir. Otobüsle Baf’a dönüş sırasında kadın yolculardan biri sol kolunu pencereden dışarıya çıkarmış neşeyle sallamakta, şarkılara eşlik etmektedir. Tam o sırada karşı yönden gelen bir başka otobüs daracık yolda kadının havada sallanan kolunu alıp götürür. Gelgelelim o talihsiz kadın kaybettiği koluna ağlayacak yerde “altın bileziklerim gitti, altın bileziklerim gitti” diye feryat etmekteymiş. “Mal canın yongasıdır” deyimi hiç de boşuna üretilmemiş!..
Otobüslerle geçtikleri yerleri şarkılar, türküler ve çalgılarla çınlatırlardı adak ziyaretçileri... Onları izleyenler "adakçılar geçiyor" derlerdi. Çocuklara, eşe - dosta götürdükleri armağanlar nedeniyle, evlerinde dört gözle beklenen adakçılar, ziyaret ettikleri yerlerdeki insanları da kestikleri ve etini dağıttıkları kurbanlarla mutlu etmişlerdir, yıllar boyunca… Ta 1964'e dek!..
 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 2 3 5 23
2 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 7 1 4 5 22
4 YENİCAMİ AK 12 6 3 3 9 21
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 5 6 1 8 21
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 12 7 0 5 5 21
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 2 5 11 17
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 3 7 2 0 16
10 LEFKE TSK 12 4 2 6 -4 14
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 4 2 6 -9 14
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 3 4 5 -6 13
13 CİHANGİR GSK 12 3 3 6 -9 12
14 YALOVA SK 12 3 2 7 -5 11
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 12 2 5 5 -5 11
16 OZANKÖY SK 12 2 4 6 -16 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 13.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup