HUNKAR SAG GIYDIRME
19-03-2017 11:08

Türk sinemasının kısa tarihi

Türk sinemasının kısa tarihi
Kıbrıs Türk halkını inanılmaz biçimde yıllar boyunca sarmalında tutan Türk sinemasının tarihinde bugün önemli bir yıldönümüdür. Cevat ve Murat Boyer kardeşler 19 Mart 1908’de İstanbul’un Şehzadebaşı bölgesinde ilk Türk sinema salonunu açmışlardı.
Türk sinemasının kısa tarihi
Haberi Paylaş:

Ahmet TOLGAY

Aslında sinema fenomeninin Türkiye'ye girişi 1896’da padişah buyruğuyla Yıldız Sarayı'nda başlar. Romanya uyruklu bir Polonyalı olan Sigmund Weinberg'in Galatasaray dönemecindeki “Sponeck” adlı birahanenin salonunda düzenlediği halka açık film gösterisinin tarihi ise 1897'dir.  Önceleri çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'deki azınlıkların egemenliğinde sürdürür. Derken devreye Cevat ve Murat Boyer kardeşler girer. Şehzadebaşı'nda “Milli Sinema” adı verilen "ilk Türk sineması" 19 Mart 1908’de Boyer kardeşler tarafından açılır.

Türk sinemasının gerçek doğum tarihi

Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. “Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. 14 Kasım 1914, Türk sinemasının gerçek doğum tarihi olarak kayıtlara geçer. Uzkınay daha sonra öykülü filmlere el atacak, ancak bu filmlerini tamamlayamayacak, tamamlamak başkalarına nasip olacaktır. O filmlerin adları “Leblebici Horhor” ve “Himmet Ağa’nın İzdivacı”dır. 20 yaşlarında bir gazeteci olan “Hürriyet” gazetesinin kurucusu Sedat Simavi'nin çabalarıyla ilk konulu filmler çekilir. Genç Simavi'nin yönetmenliğini yaptığı “Pençe” ve “Casus”, Türk sinemasında yarım bırakılmadan çekilen ilk konulu filmlerdir.
1916’dan itibaren Almanya'da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmaları yapan tiyatrocu Muhsin Ertuğrul'un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan “Kemal Film” şirketinin kurulmasıyla birlikte Türk sinemasında yeni bir dönem başlar. Muhsin Ertuğrul, Kemal ve Şakir Seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu “İstanbul'da Bir Facia-i Aşk” (Şişli Güzeli Mediha Hanımın Facia-i Katli) ve “Boğaziçi Esrarı” (Nur Baba) adlı iki film çeker. Muhsin Ertuğrul, daha sonra üç filmin daha yönetmen ve yapımcısı olur. Bunlardan ilki Halide Edip Adıvar'dan uyarladığı “Ateşten Gömlek”tir. Bu aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşı'nı konu alan ilk filmdir. Filmin Türk sineması adına bir diğer özelliği de ilk kez Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir’in katkılarıyla Türk kadın sanatçıların beyaz perdede görünmesidir.

Sessiz çekildikten sonra dublajı yapılan ilk Türk filmi

Muhsin Ertuğrul'un Türk, Mısır ve Yunan sermayesiyle çekilen “İstanbul Sokaklarında” adlı filmi, Türk sinemasının ilk ortak yapımıdır. Semiha Berksoy, Talat Artemel, İ. Galip Arcan gibi Türk oyuncuların yanı sıra Mısırlı Azize Emir ve Yunanlı Gavrilides'in başrollerini paylaştığı filmin seslendirme işlemi Paris'teki Espinay stüdyolarında yapılır. Bu nedenle “İstanbul Sokakları” ayrıca sessiz çekildikten sonra dublajı yapılan ilk Türk filmi olur. Atıf Kaptan, Ferdi Tayfur, Mahmut Moralı, Hadi Ün, Hazım Körmükçü, Sait Köknar, Ercüment Behzat Lav gibi Dar-ül-bedayi sanatçılarının egemen olduğu dönemde ve bu oyuncularla çekilen “Bir Millet Uyanıyor” Muhsin Ertuğrul'un en önemli filmi,  Türk sinema tarihinin de ilk yüz akı yapımı sayılır. Bu filmde ilk kez bir oyuncu halk içinde ünlenip öne çıkar. Bu oyuncu “Yahya Kaptan” rolüyle Atıf Kaptan'dır.
Yıl 1934… Muhsin Ertuğrul “Leblebici Horhor Ağa”yı ikinci kez perdeye uyarlar. Film, İkinci Venedik Uluslararası Film Şenliği'ne katılıp onur ödülü alır. Bu Türk Sinema tarihinde yurt dışından gelen ilk ödüldür. Muhsin Ertuğrul daha sonra  “Bataklı Damın Kızı Aysel” ile Türk sinemasına ilk köy filmini kazandırır. “Aysel” rolüyle Cahide Sonku Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olur.
Tiyatrocuların dışından gelen ilk yönetmen Faruk Kenç, sinemaya 1939 yılında başlar. Muhsin Ertuğrul'un “Şehvet Kurbanı” ve özellikle de Faruk Kenç'in Yılmaz Ali adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan Suavi Tedü'yle ilk jön tipi (Jeune premier) ortaya çıkar. Yine Faruk Kenç’in kurduğu İstanbul Film yapımevinin ilk filmi olan “Hasret”te Münir Nurettin ile başrolü paylaşan Oya Sensev, tiyatro dışından gelen bir oyuncudur. 
Yıl 1948…Türk sinemasının ilk resmi yurt içi yarışması “Yerli Film Yapanlar Cemiyeti” tarafından düzenlenir. İlk Yerli Film Yarışmasının sonuçları şöylediri:
•En güzel film: “Unutulan Sır” (Şakir Sırmalı)
•En güzel 2. film: “Bir Dağ Masalı” (Turgut Demirağ)
•En başarılı rejisör: Turgut Demirağ, (Bir Dağ Masalı)
•En başarılı operatör: Kriton İlyadis
•En başarılı ses yönetmeni: Yorgo İlyadis
•En başarılı kadın artist: Nevin Aypar
•En başarılı erkek artist: Kadri Erogan (Bir Dağ Masalı)
•En başarılı kadın karakter artisti: Cahide Sonku
•En başarılı erkek karakter artisti: Talat Artemel
•En iyi senaryo: Turgut Demirağ (Bir Dağ Masalı)
•En iyi hikâye: Reşat Nuri Güntekin (Bir Dağ Masalı)
•En iyi laboratuvar: Ses Film (Necip Erses)
•En iyi montaj: Özen Sermet
•En iyi orijinal şarkı: Unutulan Sır'da
•En iyi dekor: Kadri Erogan (Yuvamı Yıkamazsınız)

İlk renkli Türk filmi “Halıcı Kız”

Lütfi Ö. Akad ve Metin Erksan dönemin en ünlü yönetmenleridir. Ayhan Işık  “Yıldız” dergisi yarışması sonucunda sinemaya girmiş, 1952’nin en önemli filmi olan “Kanun Namına” ile Türk sinemasının ilk büyük yıldızı olmuştur. Belgin Doruk’ta aynı yarışmada dikkat çekerek sinemaya adımını atmıştır. “Kanun Namına”, tiyatrocular dönemini kapatan, kamerayı da ilk kez stüdyo ortamından sokağa ve araziye çıkartarak halk arasına karıştıran Türk filmidir. Yeşilçam dönemi de bu filmle birlikte tetiklenir.
Muhsin Ertuğrul, bu arada 1953 yılında ilk renkli Türk filmi “Halıcı Kız”ı çeker.
Yıl 1955… Osman F. Seden, Memduh Ün, Abdurrahman Palay ve Mümtaz Alpaslan sinemaya girerler. 1956’da Uluslararası Berlin Film Şenliği'nde belgesel kısa film dalında “Hitit Güneşi”, ikincilik ödülü olan Gümüş Ayı'yı kazanır.
Yıl 1964…Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ve Antalya Belediyesi’nin ortak girişimleriyle Birinci Antalya Altın Portakal Film Festivali düzenlenir. Aynı yıl, Türk sinemasının ilk büyük uluslararası zaferi gelir. Metin Erksan Berlin Film Şenliği'nde Necati Cumalı’nın bir öyküsünden uyarladığı “Susuz Yaz”la en büyük ödül Altın Ayı’yı kazanır. Metin Erksan, “Susuz Yaz”la Venedik Film Festivali "Merito Biennale"de de bir ödül kazandı. 1970’de iki Türk filminin daha yurt dışında ödüllendirildiğine tanık olacağız. Yılmaz Güney’in yönetip oynadığı “Umut” Fransa Grenoble Film Şenliği'nde özel jüri ödülüne; Ümit Utku’nun yönettiği “Yara” ise Tanca Film Festivali'nde üçüncülük ödülüne layık görülür.
1975’de çekilen filmlerin tümü renklidir. Türk sinemasında siyah-beyaz film dönemi kapanır. 1970’li yıllardan 1985’ li yıllara dek Türk sineması televizyonun etkisiyle bir kriz dönemine girer. O yıllarda çekilen çeşitli konulardaki filmler, seks içerikli filmlerin darbesine hedef olur. Zerrin Egeliler, bir yılda 37 erotik film çekerek bir rekora imza atar.
1982’de Yılmaz Güney'in senaryosunu yazıp Şerif Gören'in yönettiği “Yol”, 35. Cannes Film Şenliği'nde Costa Gavras'ın “Missing” (Kayıp) adlı filmiyle birlikte en iyi film seçilerek büyük ödül altın palmiyeyi paylaşır. Bu, bir Türk filminin, Metin Erksan'ın “Susuz Yaz”la Berlin'de kazandığı büyük başarıdan sonra uzandığı  "ikinci büyük zafer"dir. 1990’lı yıllara kadar daha birçok film, yönetmen ve sanatçı değişik ülkelerde çeşitli derecelere girerek ödüller aldı. Örneğin; Hülya Koçyiğit “Kurbağalar”, Zülfü Livaneli “Yer Demir Gök Bakır”, Yavuz Turgul “Muhsin Bey”le ülkelerine ödüller taşıdılar.

Sponsorluk

1990 ve 2000’li yıllarda ise 70’li ve 80’li yıllarda girilen krizden kurtulma ve gerçek öykülere dayalı realist Türk sinemasına doğru adımlar atılır. 90’lı yılların en önemli karakteristiklerinden biri de kendi kişisel dünyalarını daha küçük ölçekli öyküler ve filmlerle anlatmak isteyen yönetmenlerin artık belli bir düzey tutturan yapıtlarla seyirci önüne çıkmalarıydı.

1990’larda ortaya çıkan bu yeni dönemde Türk sinemasının bugünkü dinamikleri şekillenmiş ve Türk sinemacıları dünya sinemasında da seslerini duyurmaya başlamışlardır. Bu dönemde televizyon kanalları sinema filmlerine senaryo aşamasından itibaren mali destek sağlamışlardır. Ayrıca reklâm, tanıtım işlerini de üstlenmişlerdir. Böylece, televizyon kanalları programlarına alacakları filmi daha yapım sürecinde edinmişler, ama aynı zamanda da birçok yeni filmin çekilmesini sağlamışlardır.
Atıf Yılmaz’ın “Düş Gezginleri”, Memduh Ün’ün “Zıkkımın Kökü” (Kanal 6), Zülfü Livaneli’nin “Şahmaran”, Orhan Oğuz’un “Manisa Tarzanı” (ATV), Sinan Çetin’in “Berlin in Berlin”, Ersin Pertan’ın “Tersine Dünya” (SHOW TV),  Yavuz Özkan’ın “Yengeç Sepeti” (Kanal D) filmleri bu tip yapımlara örnek gösterilebilir. Çekilen bazı filmlere bu dönemde bazı firmalar da sponsorluk yapmıştır. Örnek: Efes Pilsen, “Çözülmeler”, “Akrebin Yolculuğu”, “Kız Kulesi Aşıkları”, “Bir Erkeğin Anatomisi” ve ”Mektup” filmlerine, Ata Menkul Kıymetler; “Bir Erkeğin Anatomisi”ne, Kodak “Sarı Tebessüm” filmlerine sponsor olmuştur”. Telsim; “Herşey Çok Güzel Olacak”, “Şarkıcı” ve “Vizontele”ye, Persil de “Hemşo”ya sponsorluk yapmıştır.  1990 sonrası Türk sinemasının en önemli ayağını bağımsız filmler oluşturmaktadır. Bu dönemde birçok yeni yönetmen film çekmeye başlamış ve böylece Türk sinemasında yeni bir tarz oluşturmuşlardır.
Bu bilgiler ışığında Türk Sinemasındaki bazı ilkleri şöyle sıralayabiliriz:
•İlk sinema gösterimi Yıldız Sarayı’nda yapıldı. (1896)
•Sürekli film gösterilen ilk salon Beyoğlu’nda Sigmund Weinberg tarafından Cinema Pathe adıyla açıldı (1908).
•İlk Türk filmi Fuat Uzkınay tarafından çekilen “Ayastefanos’daki Rus Abidesinin Yıkılışı” (1914).
•Afişi basılarak yurtdışına satılan ilk Türk filmi Binnaz oldu (1919).
•İlk konulu Türk filmleri Sedat Simavi tarafından çekilen “Pençe” ve “Casus” (1917).
•İlk özel yapım şirketleri Kemal Film (1922) ve İpek Film (1928).
•İlk sesli Türk filmi “İstanbul Sokaklarında” Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1928).
•İlk sansür yönetmeliği Mussolini’nin sansür yasasından esinlenerek hazırlandı ve yürürlüğe girdi. (1939).
•İlk film festivali “Yerli Film Yapanlar Cemiyeti” tarafından düzenlendi. “Unutulan Sır” adlı film en iyi film seçildi. (En iyi kadın oyuncu Nevin Aypar, en iyi erkek oyuncu Kadri Erdoğan, 1948).
•Tiyatro etkisinden çıkan ilk film Kanun Namına’yı Ömer Lütfi Akad çekti (1952).
•İlk renkli Türk filmi Halıcı Kız Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1953).
•Metin Erksan’ın “Aşık Veysel’in Hayatı” adlı filmi Sansür Kurulu tarafından yasaklanan ilk film oldu.
•İlk uluslararası ödülü Metin Erksan`ın yönettiği “Susuz Yaz” aldı. Film Berlin Film Şenliğinde “Altın Ayı” büyük ödülünü aldı (1964).
(Kaynak: “Kıbrıs’ın Orta Yeri Sinema” kitabı – Ahmet Tolgay)
 

Haberi Paylaş:
Etiketler:

HABER YORUMLARI

    Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

HABERE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.