|
"Cinsel eğilim"le ilgili ayrımcı yasalar tadil ediliyor
KOMİTE OLUŞTURULDU... Dünyada, her türlü ayrımcılığın yok edilmesi, insan hakları ve temel özgürlüklerinin evrensel olarak saygı görmesi çerçevesinde "cinsel eğilime" yönelik ayrımcılığa karşı mücadele verilirken, nihayet KKTC'de "cinsel eğilime" karşı ağır ayrımcı yasaların tadil edilmesi yönüne gidiliyor. Avrupa kriterlerini ve normlarını yakalamayı arzulayan KKTC'nin Fasıl 157 Ceza Yasası'nın, Avrupa Birliği'nin (AB) cinsel eğilime karşı ayrımcılığı yasaklayan normlarına aykırı olduğu noktasından hareket eden hükümet söz konusu yasaların tadili için girişim başlatarak mecliste bu amaçla bir komite oluşturuldu
Dünyada, her türlü ayrımcılığın yok edilmesi, insan hakları ve temel özgürlüklerinin evrensel olarak saygı görmesi çerçevesinde "cinsel eğilime" yönelik ayrımcılığa karşı mücadele verilirken, nihayet KKTC'de "cinsel eğilime" karşı ağır ayrımcı yasaların tadil edilmesi yönüne gidiliyor.
Avrupa kriterlerini ve normlarını yakalamayı arzulayan KKTC'nin Fasıl 157 Ceza Yasası'nın, Avrupa Birliği'nin (AB) cinsel eğilime karşı ayrımcılığı yasaklayan normlarına aykırı olduğu noktasından hareket eden hükümet söz konusu yasaların tadili için girişim başlatarak mecliste bu amaçla bir komite oluşturuldu.
Ceza Yasası'nın "Ahlaka Aykırı Suçlar" bölümündeki ilgili hükümler, cinsel eğilime karşı yasal ayrımcılık unsurları içeriyor. Buna göre, "bir kişi doğa düzenine aykırı olarak bir erkeğin kendisi ile cinsi münasebette bulunmasına müsaade etmesi halinde ağır suç işlemiş sayılıyor" ve 3 yıldan 14 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabiliyor.
Mayıs 2004'te Avrupa Birliği'ne katılımı öncesinde, cinsel eğilime karşı ayrımcı yasalara sahip olan Güney Kıbrıs'ın, tüm dini ve siyasi tepkilere rağmen, katılıma çok kısa süre kala söz konusu bu düzenlemelerini AB müktesebatına paralel olarak uyarladığı biliniyor.
KKTC yasalarını, AB'nin cinsiyet yasalarıyla uyumlu hale getirilmesi amacıyla mayıs ayında oluşturulan komitenin, seçimler ve ardından da kısa bir süre önce yaşanan hükümet krizi nedeniyle çalışmalarına henüz başlayamadığı belirtildi. Komitenin, kısa bir süre içerisinde faaliyetlerine başlaması ve bu konuda somut adımlar atması bekleniyor.
Ancak KKTC'deki yasaların "cinsel eğilime" yönelik ayrımcılığı yok edecek şekilde yeniden düzenlenmesi homoseksüellerin toplumdaki baskılardan tam anlamıyla kurtulacağı anlamına da gelmiyor. Yapılacak yasal düzenlemeler homoseksüellerin yasal haklarını elde etmesine olanak tanıyacak olmasına rağmen, homoseksüellerin cinsel eğilimlerini baskı altında kalmadan özgürce yaşayabilmeleri için toplumsal kültürün de gelişmesi lazım...
KIBRIS, KKTC'de "cinsel eğilim"e karşı ayrımcılık konusunun psikolojik, sosyolojik ve hukuksal açılardan ele almaya çalıştı.
İngiliz döneminden kalma yasalar
Lefkoşa Barolar Birliği Başkanı Barış Mamalı, söz konusu Ceza Yasası'nın, İngiliz döneminden kalma yasalar olduğuna işaret ederek, cinsel eğilime yönelik ayrımcılık öngören bu yasanın bazı maddelerinin de AB müktesebatına paralel olarak tadil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Avukat Rifat Reis ise, KKTC Anayasası'nda kişi temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen hükümlere göre, "herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerine sahip" olduğuna işaret ederek, KKTC'de de birçok Avrupa ülkesinde ve Türkiye'de olduğu gibi, iki hem cins arasındaki cinsi münasebetin suç olmaktan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türk toplumu içerisinde farklı cinsel eğilimleri bulunan kişilerle ilgili değerlendirmede bulunan Psikiyatrist Dr. Mehmet Çakıcı, "bir kişinin cinsel tercihinin, o kişinin psikolojik ve sosyal gelişiminin bir sonucu" olduğunu ifade ederek, farklı cinsel eğilimleri olan kişiler ile toplum arasında yaşanan çatışmada temel bir uzlaşıya varılabileceğini söyledi.
KIBRIS'a görüş bildiren ancak toplumsal baskılardan dolayı isimlerini açıklamayan bazı homoseksüeller, KKTC'deki konuyla ilgili mevcut yasalardan dolayı kendilerini büyük bir yasal baskı altında hissettiklerini ve ayrıca cinsel eğilimlerinden dolayı toplum tarafından dışlandıklarını da söylediler.
Yasalardan dolayı homoseksüeller arasında herhangi bir örgütlenmenin söz konusu olmadığını ve bunun da yasal haklarını talep etmelerine büyük bir engel teşkil ettiğini ifade eden söz konusu bu kişiler, yetkili mercilere, bir an önce bu konuda Avrupa kriterlerine uyumlu olarak gerekli yeni yasal düzenlemeleri yapmaları çağrısında bulundu.
"Cinsel Ayrımcılığı İzleme
Komitesi" oluşturuldu
Meclis Özel Kalem Müdürü Burhan Eraslan'ın KIBRIS'a verdiği bilgiye göre, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında mayıs ayında oluşturulan komitede, CTP-BG'den Ali Seylani, UBP'den Şerife Ünverdi ve DP'den Hatice Faydalı yer alıyor.
KKTC yasalarını, AB'nin cinsel haklarıyla ilgili yasalarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla oluşturulan komitenin, seçim ve hükümet krizi nedeniyle çalışmalarına başlayamadığını belirten Eraslan, komitenin, kısa bir süre içerisinde çalışmalarına başlayarak, KKTC'de bu konuda mevcut yasalarını izleyeceğini ve bunları Genel Kurula sunarak gerekli hususlarda yeniden düzenleme yapılmasını talep edeceğini söyledi.
Çakıcı: Homoseksüellik
bir hastalık değildir
Dr. Mehmet Çakıcı, farklı cinsel eğilimlerin bir hastalık olmadığını vurgulayarak, "Homoseksüellik bir hastalık değildir. Bunu bir hastalık olarak değil, bir eğilim olarak görüyoruz. Bunun nedenleri üzerine dönüp baktığımızda, bunun çocukluk dönemlerinden, 2-3 yaşlarından, başlayan bir yönlenme olduğunu görüyoruz. Bu bilinçli olan bir şey değil, bu duygusal ve güdüsel bir şey, bir öğrenim" diye konuştu.
Bir kişinin cinsel kimliğinin fallik dönem diye adlandırılan dönemde belirlendiğini belirten Dr. Çakıcı, şöyle konuştu:
"0-1,5 oral, 1,5-3 aral, 3-6 yaş arası fallik dönem. Bu fallik dönemin cinsel kimliğin belirlenmesinde ciddi bir rolü var. Bu dönemde kızlar babalarına âşık oluyorlar, erkekler annelerine âşık oluyorlar. İlk duygusal, cinsel deneyimler bu dönemlerde yaşanıyor. Bu duygusal bir dönemdir. Bu nedenle, ailelere çocuklarını, 3-6 yaş arasında erkek çocukları sünnet etmemelerini öneriyoruz. Bu dönemde erkek çocuk anneye karşı duygusal bir aşk yaşadıkları için bunun babaları tarafından bilindiğini ve babalarının da kendilerini penislerini keserek, cezalandıracaklarını düşünürler. Bu nedenle, bu korkunun kalıcı olmaması için sünnet yapamamalarını öneriyoruz. Bu dönemde her kişinin, doğal, cinsel, psikolojik ve sosyal gelişimine roller açısından engel olacak bir şey varsa, yani ortada bir erkek çocuk için bir baba yoksa daha çok çevresinde paylaşım açısından kadınlar varsa kişi cinsel tercihlenmesini ve yönlenmelerini, cinsel kimlik anlamında, bu yönde yapabilirler" dedi.
"En büyük sıkıntı,
sosyal sıkıntılar"
Farklı cinsel eğilimleri olan kişiler için en büyük sıkıntının sosyal sıkıntılar olduğunu ifade eden Çakıcı, bu konuda psikiyatri merkezlerine başvuran çok sayıda kişi olduğunu belirterek, başvuran kişilerin daha çok soysal, iş ve aile hayatlarıyla ilgili sıkıntılar yaşadıklarını kaydetti.
"Ailenin genellikle beklediği ve onlara göre olması gereken; çocuklarının evlenmeleri ve çocuk sahibi olmaları" diyen Çakıcı, ebeveynlerin, homoseksüel eğilimler içerisinde olan çocuklarını hasta olarak gördüklerini ve "tedavi edilmesi" niyetiyle psikiyatristlere başvurduklarını anlattı. Çakıcı, ailelere bunun bir hastalık olmadığını anlatmaya çalıştıklarını ve homoseksüel kişilere de cinsel tercihlenmesini kendi özel hayatı içinde yaşamalarını önerdiklerini söyledi.
"İntihara teşebbüs
oranı çok yüksek"
Dr. Çakıcı, homoseksüellerin yoğun depresyon haliyle psikiyatriste başvurduklarına işaret ederek, sosyal baskılar ve sosyal çatışmalara maruz kalan bu kişiler arasında intihara teşebbüs oranının çok yüksek olduğunu söyledi.
Çakıcı, "Cinsel tercihiniz farklı diye iş yerine kabul edilmeyeceksiniz, aileniz sizi reddedecek, toplum tarafından dışlanacaksınız ya da kendi alt kültürünüzü bulacaksınız. Eğer bu sosyal çatışmaların üstünden gelemezseniz, bu sizi intihara sürükler" dedi.
Mamalı: Çağdışı yasalar
yeniden düzenlenmeli
Lefkoşa Avukatlar Bürosu Başkanı Barış Mamalı, Fasıl 154 Ceza Yasası'nın "Ahlaka Aykırı Suçlar" bölümündeki maddelerin, İngiliz koloni dönemi yasaları olduğunu söyledi. Söz konusu bu tür ilişkilerin, 60, 70 ve 80'li yıllarda Yüksek Mahkeme'de görüşüldüğünü belirten Barış Mamalı, Yüksek Mahkeme'nin, o dönemdeki toplumsal değer yargılarını dikkate alarak, iki erkek arasındaki cinsel ilişki "doğaya aykırı ilişkiler" olarak nitelendirildiğini ve homoseksüel ilişkilerinin cezalandırılmasını öngördüğünü vurguladı. Mamalı, 21'inci yüzyıldaki değer yargılarının değişmiş olduğunun dikkate alınarak, bu yasaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Reis: Kişi temel hak ve
özgürlüklerine aykırı
Avukat Rifat Reis ise, birçok Avrupa ülkesinde ve Türkiye'de, iki hem cins arasındaki cinsi münasebetin suç sayılmadığına işaret ederek, KKTC'de de bunun, AB müktesebatı çerçevesinde, suç olmaktan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Reis, KKTC Anayasası'nın Temel Haklar, Özgürlükler ve Görevler" başlığı altındaki 10,11, 12, 13 ve 14'üncü maddelerin, kişinin temel hak ve özgürlüklerini düzenlediğine işaret ederek, bu maddelere göre, "herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerine sahiptir. Cinsel tercihte, bu haklar kapsamına girer. Kişinin üzerindeki tasarruf hakkı ve onun kullanılmasına izin verme hakkı vardır" diye konuştu.
"Yasal baskıyı yoğun bir
şekilde hissediyorsunuz"
Bu arada, isimlerini açıklamaktan çekinen ve Can olarak isimlendireceğimiz bir homoseksüel, İngiliz döneminden kalma yasaların eskisi kadar olduğu gibi günümüzde güçlü bir yaptırım gücünün bulunmadığını, ancak yine de homoseksüel ilişkiyi cezaya tabi tutan yasadan dolayı kendilerini güvende hissetmediklerini ifade ederek, "bu yasanın, baskısını üzerimizde yoğun olarak hissediyoruz" dedi.
Can, temel insan hak ve özgürlüklerinden biri olan cinsel tercihle ilgili söz konusu bu yasanın, KKTC yasalarının AB yasalarına uyumlu hale getirilmesi süreci içinde, en kısa sürede yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Can, toplumda homoseksüeller hakkında birtakım yanlış izlenimler ve önyargılar olduğunu, ancak on yıl öncesine kıyasla, toplumun bakış açısında büyük bir değişim meydana geldiğini de ifade etti.
"Toplum tarafından
damgalanıyorsunuz"
Hüseyin olarak isimlendireceğimiz başka bir homoseksüel ise, bir kişinin, kapalı bir toplumda homoseksüelliğini kabul etmesinin ve ettirmesinin çok zor olduğunu ve bu kişilerin, genellikle bir maskenin arkasında hayatlarını yaşadıklarını anlattı.
KKTC'deki yasalardan dolayı, homoseksüel bir kişinin kimliğini açıklayamadığını, zarar görmesi halinde başvurabileceği bir merci olmadığını, işten çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ve ayrıca bulunduğu sosyal ortamdan dışlandığını belirten Hüseyin, "en büyük cezanın bir damga yiyerek toplumdan dışlanması" olduğunu söyledi.
Hüseyin konuşmasına şöyle devam etti:
"Zarar görme endişesi taşıyorsunuz. Küfür yiyorsunuz. Kıbrıs'a dönmek bile bir bedel ödemek. Psikolojik, toplumsal ve yasal baskı var. Bunlar, sadece toplumsal gelişimle değişebilir. Kıbrıs'ta da ben bu değişimi görüyorum. Yeni kuşaklarla gelen bir değişim var. Heteroseksüellerin kurtuluşu homoseksüellerin özgürlüğü ile olur. Birçok kişi toplumsal baskılardan dolayı evleniyor, çocuk sahibi oluyor."
Homoseksüellerin karşılaştığı bu sıkıntıların aşılması için toplumda bir bilincin oluşmasına ihtiyaç olduğuna işaret eden Hüseyin, ancak toplumsal bir bilincin oluşmasının tamamen bir kültür sorunu olduğunu ve zaman içinde olabileceğini belirtti.
Hüseyin konuşmasını şöyle tamamladı:
"Toplum kendine aykırı gördüğü insanı iter. Bir damga yersiniz. Toplum içinde homoseksüellere karşı bir önyargı söz konusu. Bu tabunun yıkılması lazım. Bu ülkede herkes için dinamik bir süreç var. Yeni kuşak yeni bir değişim başlatacak. Ne kadar da kapalı bir toplum olsak da bir o kadar da esnek bir toplumuz. 1974 sonrası kapalılıkla gelen bir suçluluk var. Bunu aştıktan sonra hayatın her anlamında bir değişim olacak. Sınır duygularının yarattığı bir baskı var. Sınırlar kalktıkça hoşgörü ortamı da artacak. Özgür dünya ile bağlantı kuruldukça hoşgörü ve potansiyel artacak. Bu sadece homoseksüellerle ilgili değil. Bu özgürlüğün her alanda artması gerekiyor. Kadınlar da özgürleşmeli... Bu konuda toplumsal bir kültür yaratılması önemli."
"İhtiyaç ve çıkarlar kesişmeli"
Hakan olarak isimlendireceğimiz bir diğer homoseksüel ise, toplumsal algılayışın önemine işaret ederek, "ben eşcinselim denince daha çok algılanan feminen (kadına özgü) bir erkek oluyor. Oysa, eşcinsel, erkek gibi hisseden, bundan şikayeti olmayan, anma hemcinsinden hoşlanan bir kişidir. Eşcinsellik bir eğilimdir, hassasiyetle ilgilidir" dedi.
Hakan, Kıbrıs Türk toplumuna baktığınızda feminen yanları daha az bulunanların toplumda daha rahat olduklarına dikkat çekti.
Kıbrıs Türk toplumu içinde bir homoseksüel olarak, her homoseksüellin geçtiği bunalımdan geçtiğini anlatan Hakan, cinsellik kimliğini, arkadaşlarına direkt söylemediğini, onların kendiliğinden fark etmesiyle bir paylaşım yaşadıklarını belirtti. Ailesinin muhafazakâr tutumuna rağmen, kendisiyle barışık bir şekilde yaşamını devam ettirdiğini belirten Hakan, "yalan söyleyen, hırsızlık yapan bir kişi bir homoseksüel tercih edilebiliyor. Bir insan homoseksüel toplumda hemen 'kötü' damgasını yiyor. Maalesef, Kıbrıs Türk toplumu şekilsel bir toplum. Bu nedenle, ön yargıların kalkması çok önemli. Eğitim çok önemli. İnsanlara homoseksüel kavramını doğru anlatabilmek önemli" diye konuştu.
KKTC yasaları ne diyor?
Fasıl 154 Ceza Yasası'nın "Ahlaka Aykırı Suçlar" bölümünde ilgili maddeler KKTC'de homoseksüel ilişkiyi ilgili düzenlemeyi öngörüyor.
Fasıl 154 Ceza Yasası'nın "Ahlaka Aykırı Suçlar" bölümündeki ilgili maddeler şöyle:
"Doğaya aykırı suçlar
171. Her kim -
(a) Doğa düzenine aykırı olarak herhangi bir kişi ile cinsi münasebette bulunur; veya
(b) Doğa düzenine aykırı olarak bir erkeğin kendisi ila cinsi münasebette bulunmasına müsaade ederse ağır bir suç işlemiş olur ve beş yılı geçmiyen hapis cezası ile cezalandırılır.
Şiddet kullanarak doğaya aykırı suçlar
172. Her kim, yukarıdaki 171. maddede sözü edilen suçlardan birini şiddet kullanarak işlerse ağır bir suç işlemiş olur ve on dört yılı geçmeyen hapis cezası ile cezalandırılır.
Teşebbüs
173. Her kim, 171. maddede sözü edi1en suçlardan birini işlemeye teşebbüs ederse, ağır bir suç işlemiş olur ve üç yılı geçmeyen hapis cezası ile cezalandırılır."
AB müktesebatı ne diyor?
AB, çeşitli antlaşmalarında ve sözleşmelerinde "cinsel eğilime" karşı ayrımcılık yapılmasının yasak olduğunu vurguluyor.
Avrupa Topluluğu'nun 13'üncü Maddesi, "ırk ya da etnik, din ya da inanç, maluliyet, yaş ve cinsel eğilme karşı mücadele edilmesini" öngörüyor.
Kabul ettiği yönergelerle çalışma ve toplumsal hayatın her alanında cinsel ayrımcılığa karşı mücadele eden Konsey'in, 20 Kasım 2000 tarihli 2000/78/EC sayılı direktifi, "din, inanç, cinsel eğilim ve yaş göz ardı edilmeksizin iş ve eğitimde eşit muamele prensibini" düzenliyor.
Topluluk, ayrıca Konsey kararıyla, 2000-2006 yılında, Ayrımcılığa Karşı Mücadele Eylem Programı hazırladı. Programın üç hedefi bulunuyor; ayrımcılıkla ilgili konularda anlayış kapasitesini geliştirmek, ayrımcılığı etkili bir şekilde ele almak, ayrımcılığa karşı mücadelenin önemini vurgulamak.
Cinsel eğilim hakkındaki kurallarla ilgili olarak tüm üye devletlere, 2003 Aralığı'na kadar yasal sistemlerini 2000/78/EC Konsey yönergesindeki gereklikleri yerine getirmesi için süre verilmişti.
2002'de Nice Zirvesi'nde onaylanan Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi'nin Bölüm III Eşitlik başlığı altında maddede ayrımcılığı yasaklıyor. Madde 21'e göre, " 1.Cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, kalıtımsal özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya başka herhangi bir görüş, bir ulusal azınlığın üyesi olma, hususiyet, doğum, maluliyet, yaş veya cinsel eğilim gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılması yasaktır." |