|
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, 21 Mart'ta başlayan süreç çerçevesinde görüşen Cumhurbaşkanı'nın Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, 6 çalışma grubu ve 7 teknik komite kurulması konusunda anlaştığını söyledi.
Kıbrıs Türkü'nün çözüme yönelik istikrarlı tutumu nedeniyle Kıbrıs sorunu konusunda yeni bir süreç başladığına dikkat çeken Başbakan Soyer, 21 Mart'ın, Kıbrıs Türk halkının istediği şekliyle karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm için bir adım olduğunu, çözüm için 2008 yılı sonunun hedeflendiğini belirtti.
Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Ferdi Sabit Soyer önceki akşam BRT'de yayınlanan bir programa katılarak Kıbrıs sorunu ve diğer gelişmeleri değerlendirdi.
Önemli adım
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın 21 Mart'ta yaptığı görüşmenin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik önemli bir adım olduğunu ifade eden Soyer, 2004 referandumlarından sonra Kıbrıs sorununda bir duraklama dönemi yaşandığını ancak bu duraklamanın artık sona erdiğini söyledi.
8 Temmuz'da iki lider arasında yapılan görüşmenin ve görüşmenin sonrasında oluşturulan komitelerin yaptığı çalışmaların Rum Yönetimi'nin zamana oynaması nedeniyle boşa kürek çekmekten öteye gidemediğini belirten Soyer, 8 Temmuz'un, çalışma esasları ve metotları nedeniyle sıkıntıya düştüğünü ifade etti.
21 Mart'ta başlayan süreç çerçevesinde, Cumhurbaşkanı'nın Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun ilk görüşmesini geçtiğimiz gün yaptığını anımsatan Başbakan Soyer, görüşme sonucunda 6 çalışma grubu ve 7 teknik komite kurulması konusunda anlaşıldığını açıkladı.
Başbakan Soyer, komite ve çalışma gruplarının, Kıbrıs meselesinin özlü konularını konuşmak için oluşturulduğunu söyledi.
Kıbrıs sorununun konuşulmayan konusu olmadığını ve bu konuların ilk kez ele alınmayacağını dile getiren Soyer, Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için tüm gayretin gösterileceğini belirterek, çözüm için 2008 yılının sonunun bir hedef olduğunu vurguladı.
Referandumda "evet"....
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan referandumunda 'evet' demesiyle bir şey kazanmadığını ancak siyasette önünün açıldığını kaydetti ve Kıbrıs Türk halkının, Rum halkı kadar eşit bir şekilde Avrupa Birliği içerisinde yer alması için 'evet' dediğini anımsattı.
"Kıbrıs Türk halkı olarak temel noktamız Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çalışmaları istikrarlı bir şekilde devam ederek Avrupa Birliği içerisinde yer alması olmalıdır" diyen Başbakan Soyer, Kıbrıs Türk halkının, dünya siyasetinin aktif aktörü olmak zorunda olduğunu vurguladı.
Soyer, Kıbrıs sorununa, eşitlik temelinde, iki bölgeli iki toplumlu bir çözümün sağlanması ve Rumlar kadar Avrupa Birliğinde eşit oy hakkına sahip olduğunun ortaya konulmasının şart olduğunu söyledi.
Göçmenlerin dönmesi
Rum Yönetimi'nin bugüne kadar Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olumlu bir adım atmaktan kaçındığını dile getiren Soyer, "Bütün göçmenler evlerine dönmeyecek, bunu bugüne kadar hiçbir Rum siyasi lider söylemedi ancak Dimitris Hristofyas Türk idaresi altında Rumların Kuzey'de yaşayabileceğini söyledi. Bu önemli bir adım" dedi.
Başbakan Soyer, 21 Mart görüşmelerinin en önemli sonucunun, Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler zemininde, iki eşit devlet, iki halk olarak görüşme sürecinin başlaması olduğunu söyledi.
Erken seçim konusu
Daha önceki konuşmalarında 2008'de Kıbrıs sorununda yaşanacak gelişmeleri söylediğini ancak kendisinin hayalcilikle suçlandığını anımsatan Soyer, "Kıbrıs sorununda muhtemel gelişmeleri tespit ettiğim için bir kısım tedbirler aldık ve 2008'in başında bir erken seçime soğuk durduk. Yoksa biz de bilirdik seçime gitmeyi ve seçim yasakları başladı diyerek de görüşmeleri iptal etmeyi. Böyle bir durumda seçimi de alırdık, ama biz öyle yapmadık. 2009'un sıkıntısını bilerek toplumsal sorumluluk bilinciyle, dar politik çıkardan uzak olarak erken seçime karşı çıktık" dedi.
Kosova'nın bağımsızlığı
Konuşmasında Kosova'nın bağımsızlığına da değinen Başbakan Soyer, Kosova'nın bağımsızlığını selamladığını dile getirerek, Kıbrıs Türkü ile Kosova'nın bağdaştırılmasına bir anlam vermediğini söyledi.
Birleşmiş Milletler yönetimi altında bulunan Kosova'nın egemenliğinin sınırlı olduğunu güvenliğinin ise Avrupa Birliği üye devletleri tarafından sağlandığını, Kosova'da Dışişleri Bakanı bulunmadığını dile getiren Soyer, Kosova'nın, Kıbrıs Türkü ile benzetilmesinin, tarihsel süreci de tartışmaya koyduğunu vurguladı.
Başbakan Soyer, Kuzey Kıbrıs'ın ayrı bir devlet olduğunu, seçme seçilme hakkı bulunduğunu, güvenliğinin ayrı olduğunu belirterek Kosova'dan tamamen farklı bir konumun bulunduğunu kaydetti.
Lokmacı barikatı
Lokmacı Barikatı konusunda son söylenenleri hayretle izlediğini de anlatan Başbakan Soyer, "Bu konuda rahat olunmalı. Bu barikatta ilk duvarı Kıbrıs Türk tarafı yıktı. Bunu eleştirenleri, barikatın açılmasının asker yasağına takıldı diyenleri hayretle izliyorum" dedi.
Başbakan Soyer, Kıbrıs sorununda başlatılan görüşmelerin öncesinde Rum tarafında bu tür asılsız haberlerin daima yapıldığını ve Türk tarafından da bazılarının bu haberleri dikkate aldığını belirterek, Rum yönetiminin amacının görüşmeler sırasında bir sis perdesi yaratmak olduğunu ancak bu kez bunun başarılamayacağını kaydetti.
Lokmacı'nın açılması için çalışmaların yapıldığını ve yakın bir zamanda o barikatın da açılacağını ifade eden Soyer, Lokmacı barikatının da diğer sınır kapılardaki geçişleri gibi olacağını açıkladı.
Lokmacı kapısının her zaman için Rum Yönetimi'nin ağlama duvarı ve tapınma yeri olduğunu ifade eden Soyer,"Rumlar için Lokmacı barikatı bir sembol haline geldi. Duvarın yıkılması demek sembolün kalkması demektir. Kapının açılması, Rum halkının beyinlerindeki duvarı da delmesini sağlayacak. Bunun için Lokmacı'nın açılması çok önemli bir adımdır" dedi.
"Alım gücü arttı"
Konuşmasında ekonomiye ve ülkede son yaşanan gelişmelere de değinen Başbakan Soyer, Kıbrıs Türk halkının konumunun dünden daha iyi olduğunu, ekonominin de dünden daha güçlü olduğunu söyledi.
Bankalarda 2003 yılında 2 buçuk milyar mevduat olduğunu ancak şimdi bu mevduatın 5 milyara çıktığını dile getiren Soyer, halkın alım gücünün de arttığını belirtti.
Sendikaların eylemleri
Hükümetin sendikaları baskı altına aldığı söylemleri olduğunu ve bu tür açıklamaların ise BRT'de de yapıldığını dile getiren Soyer, BRT'de bu tür açıklamaların yapılmasının çok güzel bir gelişim ve demokrasi olduğunu ifade ederek "Ben 2003'te BRT ekranlarına çıksam bayram ederdim" dedi.
Eylemlerin birer sendikal hak olduğunu ancak gerçeklerin göz ardı edilerek açıklamalar yapılmasının doğru olmadığını belirten Soyer, Irak krizi yaşandığı dönemde kendilerinin muhalefette olduğunu ve tüm sendikal talepleri geri çektiklerini hiçbir sendikacıyı da sarı sendika olarak suçlamadıklarını kaydetti.
Başbakan Soyer, "bugün bu konuda bizi eleştirenler hafızalarını kazısınlar ve Körfez krizini anımsasınlar" dedi.
Bazı açıklamalarda seviyelerin ve düzeyin çok düştüğünü ve bundan üzüntü duyduğunu ifade eden Soyer, hükümetinin güvencesinin, Kıbrıs Türk halkının duyarlılığı ve sağduyusu olduğunu vurguladı.
Toplumsal ortak paydayı yakalamak için birlikte hareket edilmesinin önemini de anlatan Soyer, kendi kendini yöneten Kıbrıs Türk halkının, kendi ayaklarının üzerinde durması ve kendi cari harcamalarını da yapabilmesi gerektiğini söyledi. |