Kibris Gazetesi
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Türkiye'ye Kur'an kursuna öğrenci göndermenin bir eksiklikten kaynaklandığını savunan Başbakan Soyer, din konusunda ülkede bir ihtiyaç olduğunu belirterek, bu eksikliğin doğru şekilde giderilmesi için çalışma içinde olduklarını açıkladı
   Pazar 09:22
   7 Eylül 2008
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

YASAK ÇÖZÜM DEĞİL..."Bazı insanlar, nasıl, yaz tatilinde çocuklarına tenis kursu aldırmak ister, bazı insanlar da inançları gereği, çocuğuna din kursu aldırmak isteyebilir. Bu hadiseyi ele alma şekli önemlidir. Ben, hiçbir yasağın, hiçbir hadiseyi durdurabileceğine inanmıyorum"

 

 

İÇ BORCU HALK ÖDÜYOR... "Biz, 1 katrilyon 650 trilyon iç borç aldık. Bunun sadece 350 trilyonunu ödeyebildik. Geri kalanını, halk ödemeye devam edecektir. Bu zamları yapmayıp, kamu bankalarından borçlansaydık, bunları da yine halk ödeyecekti"

 

 

KURUŞ FAZLA İSTEMEM..."Türkiye'nin 500 milyon YTL dolayında KKTC'ye katkısı vardır. Bu katkı devam edecek. Bu katkı üzerine, Türkiye bir kuruş fazla vermem diyor. Ben de diyorum ki, ben de bir kuruş fazla talep etmem. Çünkü, biri o eksiği sürekli tamladığında varlığınızı, kimliğinizi kaybedersiniz. Bu noktada onurunuz da toplumsal varlığınız da tehlikeye girer"

 

 

KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEMDEN DÜŞTÜ..."Kabine değişikliği, belli program değişiklikleri ile gündeme gelecekti, ama bununla ilgili önümüze yeni gündemler çıktı. Örneğin, görüşme süreci var. Ben kendimi tamamen çözüm sürecine konsantre etmek istiyorum"

 

 

Aysu Basri AKTER

 

   Türkiye'ye Kur'an kursuna öğrenci göndermenin ülkedeki eksiklikten kaynaklandığını ifade eden Başbakan Soyer, din konusunda ülkede bir ihtiyaç olduğunu ve okul ile cami dışında bu ihtiyaca cevap verilmesi gerektiğini vurguladı.

   Gelirlerin % 155 artmasına rağmen, personel giderlerinin de % 166 arttığını vurgulayan Başbakan Soyer, 2003 ile 2007 arasında yüzde 2,475 oranında personel artışı olduğunu ifade etti.

   KIBRIS gazetesine açıklamada bulunan Başbakan ve CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, gündemin önemli başlıkları ile ilgili dikkat çekici açıklamalar yaptı.

   TC Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkiye'de düzenlediği bildirilen Kur'an kursundan duyduğu rahatsızlığı dile getiren Başbakan Soyer, konudan TC Büyükelçiliği'nin de haberi olmadığına vurgu yaptı. Yaşananların var olan bir eksiklikten kaynaklandığını savunan Başbakan, bu eksikliğin doğru şekilde giderilmesi için de çalışma içinde olduklarını anlattı.

   Kur'an kurslarının yasallaştırılıp, imam hatip lisesi için bina verildiği yönünde basında çıkan haberleri ise "uyduruk" olarak niteleyen Başbakan Soyer, sorunların yasakçı zihniyetle çözülmesinin mümkün olmadığının altını çizdi.

   "Ülkede bir ihtiyaç var. Bazı insanlar, nasıl yaz tatilinde çocuklarına tenis kursu aldırmak ister, bazı insanlar da inançları gereği, çocuğuna din kursu aldırmak isteyebilir. Bu hadiseyi ele alma şekli önemlidir. Ben, hiçbir yasağın, hiçbir hadiseyi durdurabileceğine inanmıyorum. Nasıl ki, bir zamanlar benim okuduğum kitabı yasaklıyorlardı, ama evimi bastıklarında, o yasaklanan kitapların hiçbirini bulamıyorlardı, fakat ben bütün o kitapların hepsini okumuştum, buna da öyle bakmak gerekiyor. Ben kütüphanemde gönül rahatlığı ile kaplamadan kitap okuyacağım günlerin hayalini kurdum. Bu süreçlerden geçmiş insanlar olarak, yasakçılıkla bir yere varamayacağımızı bilmemiz lazım. Laik ve demokratik kültürü sarsmayacak ve gizli örgütlenmelerle insanların bu ihtiyaçlarını istismar etmeyecek noktalara nasıl cevap vereceğimize bakmak gerek. Müfredatının kontrol edildiği, psikolojik eğitimi almış ve her şeyin denetim altında olduğu bir noktada bu ihtiyaca cevap vermek lazım. Çünkü bunu göz ardı ettiğiniz noktada, bunlar yeraltına girecek.

   "Küçücük çocukların camilere götürülüp hurafelerle doldurulmasından herkes rahatsızlık duyar" diyen Soyer, okuldaki din derslerine rağmen, ek derse ihtiyaç duyanların da okul ve cami dışında, bu ihtiyacına cevap verebilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Soyer, bağnazlığın gelişmemesi ve kontrol dışı mekanizmaların devreye girmemesi için bunun şart olduğunu belirtti.

 

Muhtarların haklı yönleri var

 

   Yerel yönetimler reformu kapsamında köylerin belediyelere bağlanmasına karşı çıkan bazı muhtarların eleştirilerini değerlendiren Başbakan Soyer, muhtarların eleştirilerinde haklılık payı olduğunu, ancak düzenlemenin değiştirilmesi yerine, geliştirmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı. "Çağdaş bir yaşam standardını hayatın her alanına taşımamız lazım" diyen Başbakan, bu hedef kapsamında, yerel yönetimlerin etkinleştirilerek, her yörenin, yerel yönetimlerin etkisi altında yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

   "Muhtarların eleştirilerinde haklılık payı vardır, ama bu düzenlemenin değiştirilmesi değil, geliştirilmesi gerekir" şeklinde konuşan Soyer, çeşitli formüller üzerinde durulabileceğine vurgu yaptı. Muhtarların yerel yönetimlerin içine katılımıyla ilgili de çalışılması gerektiğini ifade eden Soyer, belli belediyelerin de birleşmesinin şart olduğunu açıkladı.

   Hükümetin reformlar konusunda başarısız olduğu yönündeki eleştirileri de değerlendiren Başbakan, değişimden etkilenecek kesimlerin direnci ile karşılaştıklarına vurgu yaptı.

 

Elektrik fiyatlarını fuel oil belirliyor

 

   Elektrik fiyatlarına yapılan zamlarla ilgili gündemde olan eleştirileri de yanıtlayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, elektrikte fiyatların dünyadaki fuel oil fiyatları ile şekillendiğini söyledi ve şu anda yapılan son uygulama ile petrol ve fuel oilde otomatik fiyatlandırmaya gidildiğini açıkladı.

   "Elektrik fiyatları da buna bağlıdır. Yani yükseldi mi, yükseltme, düştü mü de düşüşü gündeme getirmedir, otomatik fiyatlandırma" dedi. Elektrikte hesapların aylık yapıldığını da belirten Soyer, bugünkü fiyatlarla elektriği kaça satmak gerektiğini eleştiri yapanların ortaya koyması gerektiğini ifade etti.

   Soyer, "Bu hesaplara göre, fuel oilin fiyatı, 710 dolara çıktığı zaman, zam yapılmıştır, ancak 606 dolara düştüğü 1 Eylül'den itibaren de %10 düşürerek fiyatlandırma yaptık. Yine düşerse, elektrik yine düşecektir. "Düşmedi, geçmişten daha pahalı oldu derken de bunu belirleyenin fuel oil fiyatı olduğunu bilmek gerekir" şeklinde konuştu. Elektriğin maliyetinin % 85'inin fuel oil ile belirlendiğini anlatan Soyer, "1 Ocak 2007'de 227 dolar tonu aldık fuel oili, geçen ay, 710, bu ay 606 dolardır tonu. 30 yıl hükümette kalan UBP'de bu bilgiler yoksa, siyaset yapmasın. Bu bilgiler varsa da böyle konuşuyor yine siyaset yapmasın. DP, uzun dönem elektrikten sorumlu bakan oldu. Bu bilgiler onda da vardır. Neden fiyat şu olmalıdır diye eleştiri yöneltemiyor ve popülist tavırla siyaset yapıyor? TDP'nin de bu konularda çalışan uzmanları olması lazım. Niye içerikli bir çalışmayı kamuoyu ile paylaşmıyorlar? diyerek muhalefetten öneri beklediklerini kaydetti.

   Benzin, mazot ve elektrik fiyatlarına yapılan zamların bütçe açığını kapatmak için yapılan zamlar olduğu yönündeki eleştirileri de yanıtlayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, "elektrikten bütçeye para aktarmak mümkün değil. 2003'de 1 lt benzin üzerindeki devlet vergisi, % 61 idi, bu vergi, bugün %39'dur. Eğer bütçeye para aktarma politikası gütmüş olsaydık, devlet vergisi % 39 bazında korunmazdı" dedi.

   Elektrikte akıllı sayaçlarla, yeni döneme girileceğini açıklayan Soyer, elektriğin aktif ve reaktif arasındaki maliyet farkının Elektrik Kurumu'na getirdiği yükün hesabının yapılarak, tüketiciye doğru kompensansyon sistemine girileceğinin de altını çizdi.

 

Bin 103 memur artışı oldu

 

   Bütçede sıkıntı yaşandığının bir gerçek olduğunu vurgulayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, gelirin % 155 artmasına rağmen, personel giderlerinin de % 166 arttığını vurguladı. ancak "istihdamlar konusunda demagoji yapılıyor" diyen Başbakan, 2003 ile 2007 arasındaki artışın sadece 2,475 olduğunu söyledi.

   Devletten maaş çekenlerin toplamında, bugüne kadar toplam 1,103 memur artışı olduğunu söyleyen Soyer, bunların 500'ünün polis, 300'ünün öğretmen, 250 kişinin de hemşire ve doktor sınıfında olduğunu açıkladı. Devlet işçilerinin de 152 kişi azaldığını vurgulayan Soyer, yine ne fazla artış olduğu söylenen, KİT'lerde de 465 kişinin eksildiğinin altını çizdi. Soyer, "Biz, 1 katrilyon 650 trilyon iç borç aldık. Bunun sadece 350 trilyonunu ödeyebildik. Geri kalanını, halk ödemeye devam edecektir. Bu zamları yapmayıp, kamu bankalarından borçlansaydık, bunları da yine halk ödeyecekti" dedi.

   Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bütçede ve ekonomide sıkıntı olsa da 13. maaşların kesinlikle ödeneceğini açıkladı.

   "Ne paranı, ne seni diyen kesimler, dönüp dolaşıp, biz Türkiye'nin sınır bekçisiyiz, hükümet olarak göreviniz, Türkiye'den daha fazla para talep etmektir diyor" şeklinde konuşan Soyer, "Bu memleket bizimse ve biz yöneteceksek, kendi bütçemizi kendimiz yönetmeliyiz" dedi.

   Soyer, "bugün talep ettiğimiz hak, sendikaların talep ettiği hak değil, iktidarların, seçim öncesi kamu kaynaklarından verdiği haklardı. Peşin maaş uygulamasını da hiçbir sendika talep etmedi. Ama UBP, seçim öncesi peşin maaş uygulaması yaparak, Denktaş ile birlikte, bunu seçimde oya tahvil etti. Ama devlet battı" dedi.

   Sendikaların asli maaşla hayat pahalılığının birleşmesi konusunda da talebi olmadığına vurgu yapan Soyer, 2001 yılında bankalar krizi döneminde zamanın iktidarının Türkiye'de Şükrü Sina Gürel'le anlaşarak, hayat pahalılığını ve maaş artışını, brüt maaş üzerinden ödeme uygulaması başlatıldığına dikkat çekti. "Amaç, bankalar krizini bastırmak ve çözüme giden yolda oluşan iradeyi kendi tarafına çekmekti" diyen Soyer, bu uygulamanın ardında hiçbir sendikanın imzası olmadığını söyledi. "Mecliste muhalefet partisi olarak, bunun enflasyon oranında sürdürülebilirliği yoktur, devlet bunu yarın ödeyemeyecek duruma gelecektir dediğimizde de Mehmet Bayram, doğru, halksınız, ama o zaman da sürdürülmezse, değiştiririz dedi bize, şeklinde devam etti.

   Türkiye'nin 500 milyon YTL dolayında KKTC'ye katkısı vardır. Bu katkı devam edecek. Bu katkı üzerine, Türkiye bir kuruş fazla vermem diyor. Ben de diyorum ki, ben de bir kuruş fazla talep etmem. Çünkü, biri o eksiği sürekli tamamladığında varlığınızı, kimliğinizi kaybedersiniz. Bu noktada onurunuz da toplumsal varlığınız da tehlikeye girer.

   Açıkları kapatmak için Türkiye'den para istemesinin mümkün olmadığının altını çizen Başbakan, "Eroğlu, Ertuğruloğlu bunu yapardı ben ölürüm de bu noktaya gelmem" dedi.

 

Sendikalarla ilişkiler

 

   Sendikalarla ilişkilerde sürekli diyalog halinde olmaya çalıştıklarını söyleyen Başbakan, özellikle 1 Eylül'de iki ayrı platformda kutlamalar yapılması konusundaki görüşlerini de paylaştı. "1 Eylül konusunda da biz bir kutlama yapmadık, o yüzden bir ayrılık olduğunu düşünmüyorum. Ama farklılığını ve kendini ifade etmek için diğerini ötekileştirmeye çalışan bir zihniyet var. Bu zihniyet, her zaman için problem yaratan bir zihniyettir. Unutmayın ki bu zihniyet, BDH gibi bir partiyi, referandum öncesi bölen bir zihniyettir" şeklinde konuştu. Eğer bugün bu tartışmayı çıkaran bütün unsur ve aktörlere bakarsanız, referandum öncesi BDH'yı bölünmeye götürenler olduğunu göreceksiniz" diyen Soyer, siyasi, ideolojik ve politik hedeflerin genel toplumsal hedeflerin önüne geçirildiğini savundu. "Bu zihniyet sahiplerini siz dışlamıyorsunuz, Onlar, kendilerini var edebilmek için bir başkasını dışlayıp, ötekileştiriyor. Çünkü, kendi varlıklarını, ancak çatışma ile sürdürebileceklerini düşünüyorlar. Üsluplar, düşmancadır ve çirkindir" dedi.

 

Kabine değişikliği gündemden kalktı

 

   Bir süre önce kabine değişikliğinin parti gündeminde olduğuna ilişkin açıklamalar yapan Başbakan Soyer, konunun parti içinde tartışıldığını ancak gelinen aşamada konsantrasyonun müzakere sürecine verilmesi yönünde irade oluştuğunu açıkladı.

   Kabine değişikliği, belli program değişiklikleri ile gündeme gelecekti, ama bununla ilgili önümüze yeni gündemler çıktı. Örneğin, görüşme süreci var. Ben kendimi tamamen çözüm sürecine konsantre etmek istiyorum. Genel Sekreterimiz de bir süre önce bunu açıklıkla dile getirdi. Ama her türlü arayışımız devam ediyor. Gerekirse tekrar gündeme de alınır" şeklinde konuştu.

 

Kurultay mart sonu

 

   CTP kurultayının mart sonunda gerçekleştirileceğini de açıklayan Başbakan, parti içinde yaşanan önemli görüş ayrılıkları ve rahatsızlıkların olduğu yönündeki yorumları değerlendirdi. "CTP aynı tornadan dökülmüş insanların partisi değildir. Düşünen, konuşan, tartışan ve bununla ilgili farklılıkları bir arada bulundurabilen bir zenginliğe sahiptir" diyen Başbakan, mart sonu yapılacak kurultay sürecinin de yaşanacağını, herkesin görüşünü ifade edip, organların gerekli çalışmayı yapacağını belirtti.

   Soyer, "CTP, kurultayında hiçbir zaman UBP'nin, yaşadığını yaşamaz" dedi. Birleşik güçler konsepti de gündeme getirildiğinde, günlerce tartışıldığını hatta bakan olabilecek düzeyde birçok yetkin kişinin seçimde aday dahi olmadığını söyleyerek, buna rağmen Birleşik Güçler ile yüründüğünü vurguladı.

 

Seçimde CTP birinci parti

 

   Olası bir seçimde, CTP'nin birinci parti olacağına inandığını belirten Soyer, "her düzeyde kamuoyu araştırmaları yapıyoruz. Tamamında görülen, CTP'nin her zaman, bir ya da iki puan ile birinci, ya da ikinci parti olarak gösterildiği gerçeğidir. Bu büyük bir güçtür, çünkü bu temel oydur. 2003'e giderken de durum böyleydi" dedi. Partinin siyasi politikalarını şekillendirirken özellikle kararsızların profilinden de yararlanılabileceğine işaret eden Soyer, % 30-35 dolayında olan kararsızların, % 70'inin, kendisini Kıbrıslı Türk olarak gördüğünü, milliyetçiyim diyenlerin % 8'de kaldığını ve geri kalanların da kendilerini sosyal demokrat, ya da liberal olarak tanımladığına işaret ederek, "bu da sizin siyasi politikanızı şekillendirebilir" dedi.

   Soyer, "Kararsız kesimin önemli bir kısmı Kıbrıs sorununun çözümünü, birinci öncelik olarak görüyorsa ve Kıbrıslı Türk, liberal ya da demokrat olarak tanımlıyorsa, AB noktasında hükümeti doğru görüyorsa, UBP'nin görüşmelere karşı çıkan tavrına, sandıkta destek vermez demektir. DP'nin çözümsüzlüğü içeren siyasetiyle, asla kendini özdeşleştirmez demektir" şeklinde konuştu.

   Yapılan anketlerde özellikle "en beğenilen parti lideri" gibi tanımlamalarda 1. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın adının ön sırada yer almasını da değerlendiren Soyer, bunun doğal olduğunu belirtti. "Yıllardır Denktaş Bey, bu ülkede siyaset yapmış çok önemli bir insandır. Onun görüş ve düşünceleri ile de kendini bütünleştiren belli bir kitle var, bu memlekette. Bu bir geçektir" dedi.

 

İki torun bekliyorum

 

   Büyük bir heyecanla, "önümüzdeki günlerde kızım İlgi doğuracak" diyen Başbakan Ferdi Sabit Soyer, kısa süre önce oğlundan da müjdeli bir haber aldığını ve ikinci torununun da yolda olduğunu açıkladı. İnsanlara gençlere ve yeni doğacak olanlara barışı ve kendi kendine yeten bir ülkeyi yaşadığımız sorunlarla boğuşmamayı bir temeli görevimiz hepimizin" dedi.

   Yaşlılığın bir değer olduğunu ifade eden Soyer, dedeliğin kendisini yaşlı hissettirmediğini çünkü fiziksel olarak yaşadığı kayıpları ruhsal olarak kazandığı zenginlikle giderdiğini ve ruhunu sürekli yeni öğretilerle ve arayışlarla gençleştirdiğini belirtti.

Diğer haberleri
20 Kasım 2008, Perşembe   08:31   Fatura liderlere
20 Kasım 2008, Perşembe   08:29   Rusya Rum'a teslim
20 Kasım 2008, Perşembe   08:27   Gece kulübünden kadınları baba yollamış
20 Kasım 2008, Perşembe   08:26   Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı
20 Kasım 2008, Perşembe   08:25   Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar
20 Kasım 2008, Perşembe   08:24   Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti
20 Kasım 2008, Perşembe   08:23   Lefkoşa'da bıçaklı kavga
20 Kasım 2008, Perşembe   08:22   Nehir: Falakaya bile yatırıldım
20 Kasım 2008, Perşembe   08:20   Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek
20 Kasım 2008, Perşembe   08:19   Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu
   586 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder


© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital