Kibris Gazetesi
Asrın deneyi, dünyaya bakışı değiştirebilir

Kıbrıslı Türk fizik profesörü Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, CERN'de ilk adımı atılan dünyanın en büyük deneyini değerlendirirken, bu deneyde aranan bulgulara ulaşılması durumunda çok şeylerin değişeceğine vurgu yaptı:

 

PAZARTESİ SOHBETLERİ

 

EMİN AKKOR

   Pazartesi 07:01
   13 Ekim 2008
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

DÜNYA YENİDEN ALGILANACAK... Halilsoy: CERN'deki deneyde, henüz keşfedilmeyen tek element olan higgs zerreciği, evreni basitleştireceği öngörülen süpersimetrik, dünyanın dört boyutun ötesinde olduğunu kanıtlamak için yüksek boyutlar fikri peşine düşülecek ve uzayın tespit edilmeyen maddelerine ulaşmak için karanlık enerji aranacak. Bunlara ulaşılması durumunda dünya yeniden algılanacak

 

HİGGS ZERRESİNE ULAŞMA ŞANSI YÜKSEK... Deneyde aranacaklar arasında en fazla bulunabilme ihtimalinin higgs zerreciği olduğu öngörüsünde bulunan Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, bu deneyde karanlık enerji ve süpersimetrik ile ilgili bir şeylerin bulunabilme ihtimalini düşük buldu. Prof. Dr. Halilsoy, deneyde bu bulgulara ulaşılmamasının, onların olmadıkları anlamına da gelmediğine vurgu yaptı

 

DENEY, DÜNYAYA FELAKET GETİRMEZ... Prof. Dr. Halilsoy, deneyle ilgili ortaya atılan felaket senaryolarına katılmadığını belirterek, yapılan çalışmaların da bunu gösterdiğini belirtti. Hızlandırma için uygulanan mıknatıslama yönteminin dünyanın manyetik yapısını etkileme riski bulunmadığını belirten Prof. Dr. Halilsoy, deneyle ilgili araştırma yapan bilim adamalarının bu deneyden dolayı dünyada bir deprem riski görmediklerine de dikkat çekti

  

   Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin yaptığı dünyanın en büyük deneyinde araştırılan konulara paralel Kıbrıs'ta teorik çalışmalar yapan ekibin başında bulunan Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, yürütülen deneyin dünyada yeni bir evrime yol açabileceğine vurgu yaptı.

   CERN'deki deneyin evrendeki yeni keşiflerin başlangıcı olacağını belirten Kıbrıslı Türk fizik profesörü Mustafa Halilsoy, deneyden çıkacak sonuçların dünyanın algılanışını değiştirebileceğine vurgu yaparak deneyin önemine dikkat çekti.

   Bugüne kadarki en ilginç deneyin yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, en çok yatırımın olduğu ve en çok insanın bir araya geldiği deneyde dünyanın algılanışını değiştirecek tespitler yapılabileceğini ifade etti.

   Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin (CERN) adım attığı dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma deneyi dünyanın algılanışını değiştirebileceğine dikkat çeken DAÜ Fizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, yapılan deneyin kapsamı ve deneyle ilgili beklentiler ve sonrası oluşabilecek senaryoları KIBRIS'a değerlendirdi.

 

Öncelikli amaç higgs zerreciğinin keşfi

 

   İki bin yıl önce maddenin toprak, su, hava ve ateş olmak üzere dört elementten oluştuğu kanısı olduğunu, ancak bugün maddenin altı emanetten oluştuğuna inanıldığını belirten Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, elektron, foton, gluon (yapıştırma) Quark (up-down) ve higgs olduğunu belirttiği elementlerden beşinin keşfedildiğini, CERN'deki deneyde öncelikli amacın bugüne kadar keşfedilmeyen higgs zerreciğinin keşfedilmesi olduğunu kaydetti.

   Asrın deneyiyle keşfedilmesi hedeflenen higgs zerreciğinin hangi zerreyle etkileşirse ona kütle kazandırdığını belirten Halilsoy, dolayısıyla higgs zerreciğinin kilit bir element olduğuna dikkat çekerek, kütleyi anlayabilmek açısından higgs zerreciğini tespit etmenin önemli olduğuna vurgu yaptı.

 

Yüksek enerjili çarpışma

 

   CERN'deki deneyde, aynı düzenek içinde elektronun, karşıt zerresi olan pozitran ile çarpıştırılmasıyla higgs zerresine ulaşmanın amaçlandığını kaydeden Prof. Dr. Halilsoy, bu yönde geçmişte yapılan deneylerde çarpışmanın hafif şiddetli olduğunu ama startı verilen CERN'deki deneyde enerjiyi yükseltip sonuca ulaşabilmek için Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) yönteminin kullanıldığını belirtti.

   Bu tür deneylerde zıtların çarpıştırıldığını ve bu nedenle proton ve antiprotonun çarpıştırılacağı CERN'deki deneyde büyük deneylerde bin proton olan çarpışma hızının, enerjiyi 7 bin hızına çıkartmak için proton ve antiprotonların daire içinde hızlandırıldığını kaydetti.

 

Hızlandırma dünyayı etkiler mi?

 

   Hızlandırma için uygulanan mıknatıslama yönteminin dünyanın manyetik yapısını etkileme riskiyle ilgili tartışmaları da değerlendiren Prof. Dr. Halilsoy, deney öncesi yapılan araştırmalarda dünyada olumsuz bir etkilenmenin olmayacağının görüldüğünü belirtti.

   Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, deneyle ilgili araştırma yapan bilim adamalarının bu deneyden dolayı dünyada bir deprem riski görmediklerine de dikkat çekti.

 

Deneyin başlaması 2 yılı bulabilir

 

   CERN'deki deney için ilk adım atılmasına rağmen muhtemel arızalar nedeniyle deneyin başlamasının 2 yılı bulabileceğinden bahseden Prof. Dr. Halilsoy, deneyin öncelikli hedefi olan higgs zerreciğinin 2-3 yıl içinde tespit edilebileceği kanısının yüksek olduğunu kaydetti.

   Higgs zerreciğinin, oluşurken bozulduğundan dolayı onun tespitinin uzun zaman alacağına işaret eden Prof. Dr. Halilsoy, bu zerreciğin, bozulan spekturmların incelenmesinde bozulma unsurlarına bakarak bulunabileceğini kaydetti.

   Higgs zerreciğiyle ilgili bilgilerin teorik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halilsoy, kütlesi tam olarak bilinmeyen bu zerreciğin 120-200 proton kütlesinde olduğunun tahmin edildiğini belirtti.

   Simetri kırımı yöntemiyle higgs zerreciğinin anlaşıldığını belirten Prof. Dr. Halilsoy, "sağ elinizi aynaya tuttuğunuzda onu sol el olarak görürsünüz. Ambulans yazısının da araca tersten yazılması, bakıldığında doğru olarak görülebilmesi içindir. Sol, var olmasına rağmen; sağ, aynada sol olarak görülüyor. Bu şekildeki simetrinin evrende de bulunduğu biliniyor" diyerek simetri kırmayı günlük yaşamdan örnekledi.

   Higgs zerreciğinin rolünün de etkileşime girdiği zerrelerin simetrisini kırarak onlara kütle kazandırmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, etkileşimde kütle olmayanlara kütle kazandırıldığını anımsatarak, proton ve gluon elementinin higgs elementiyle etkileşime girmediği için kütlesiz kaldığını belirtti.

 

Süpersimetri de aranacak

 

   Deneyde higgs zerreciğinin bulunması yanında başka ilgilerin de olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Halilsoy, son yüzyılda bulunan tek simetri olan süpersimetrinin de deneyde tespitine çalışılacağını belirtti.

   Süpersimetriğin çok farklı olan şeyleri, birini öbürüne çevrime özelliği bulunduğunu belirten Prof. Dr. Halilsoy, süpersimetriğin bulunmasıyla dünyanın basitleştirileceğine vurgu yaptı. Bu simetriyle zerreler bir araya gelip maddeler oluşunca evrendeki maddelerin de yarıya inmesiyle bu basitleşmenin yaşanacağını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, "eğer süpersimetri geçerliyse, çok şeylerle uğraşma yerine basite indirilecek az bir şeylerle uğraşılacak. Bu indireme yöntemiyle bilinmeyenler azalacaktır" diyerek bilimde katledilecek yola işaret etti.

   1970'lerde ortaya atılan ancak henüz bilimsel bir kanıtı olmayan ve bu deneyde amaçlandığı gibi süpersimetriğin kanıtlanması durumunda farklılıkların azalacağı ve bu farklılıklar azaldıkça kuralların da azalacağı ve evrenin daha basite indirgeneceğine vurgu yapan Halilsoy, süpersimetriğin farklı şeyleri kendi aralarında dönüştürme yeteneğine de dikkat çekerek, bu simetriğin kanıtlanması durumunda bilimde daha hızlı yol alınabileceğine dikkat çekti.

 

Yüksek boyutlar fikri

 

   CERN'deki deneyde higgs zerreciği ve süpersimetri yanında yüksek boyutlar fikrinin de peşine düşüleceğine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, dört boyutlu olduğu bilinen uzayın, fizikte son 20 yılda yaşanan gelişmelerle daha yüksek boyutlu olabileceğinin öngörüldüğünü belirtti.

   Bazı çalışmalarda uzayın 11 boyutlu olabileceği üzerinde durulduğunu belirten Prof. Dr. Halilsoy, CERN'deki deneyde uzayın dört boyuttan fazla olduğu, fazlaysa da kaç boyutlu olduğunun ortaya çıkartılmasının amaçlandığını söyledi.

   Yüksek boyutlar fikrinin neden ileri sürüldüğünü dört temel kuvvetten yola çıkarak anlatan Halilsoy, "Tabiatta dört temel kuvvet var. Birincisi güçlü kuvvetlerdir (nükleer), ikincisi ise günlük tanıdık kuvvetlerden olan elektromanyetiktir. Bunlar gömlek kiri şeklinde görünen elektrikten tutun da banyo yaparken vücuttaki statik elektriği atmamız şeklinde kendini gösterir. Üçüncüsü ise zayıf kuvvetler: Atom içerisinde dönen olayları ilgilendirdiğinden bu kuvvetler pek tanınmıyor, örneğin radyoaktif bozulma. Son kuvvet ise en düşüğü olan yerçekimi kuvvetidir" açıklamasında bulundu.

   Evrenin oluşmasının, galaksilerin yer çekiminin zayıflığından kaynaklandığını belirten Halilsoy, yerçekiminin bu kadar zayıf olmaması durumunda dünyanın güneşe yanaşarak yanacağına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, yerçekimi gücüne dikkat çekip, uzayın daha yüksek boyutlarda olması durumunda yerçekiminin gücünün artarak diğerlerine yanaşacağı öngörüsünü aktadır.

   Boyutların atom altı ölçeklerde kendini gösterirken yerçekiminin güçleneceğini belirten Prof. Dr. Halilsoy, dört boyutun ötesinde bir evrende yaşadığımızın ispatlanması durumunda yüksek boyutlu birtakım esrarengiz konuların izah edilebileceğine vurgu yaptı.

   Başka boyutların var olması durumunda dünyanın görüldüğü gibi olmadığı ve karşımıza esrarengiz şeylerin çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Halilsoy, bir nesnenin beş boyuta dönüşmesi durumunda neyin görülebileceğinin hayal bile edilemediğini vurgulayarak, deneyde bu yönde bulgular elde edilmesi durumunda dünyanın bekleyen büyük yenilikler olabileceğine işaret etti.

 

Kara delikler

 

   Higgs zerreciğinin ortaya çıkartılması sırasında yaşanan patlamaların dünyada kara delikler oluşturulabileceği yönünde ortaya atılan iddiaları da değerlendiren Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, iddia edildiği şekilde kara delikler çıkabileceğini ancak onların da anında kendi kendilerini yok edeceğinden dolayı deneyin bu açıdan dünyada bir zarara yol açmayacağını kaydetti.

   Büyük enerji seviyelerine inildiğinde mini kara deliklerin maddenin bir özelliği olarak ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Halilsoy, ancak kara deliklerin bir araya gelip büyük bir yapı oluşturmalarının tehlike yaratabileceğini kaydetti. Halilsoy, kara deliklerin birbirleriyle birleşerek etki haline gelmelerini önlemek için deney alanında 2 bin farklı alan yapıldığını belirterek bu yönde oluşabilecek bir tehlike için de önlem alındığına dikkat çekti.

   Uzayda doğal olarak sık sık kara deliklerin olduğuna işaret eden Halilsoy, bu deneyle insanoğlunun laboratuarda ilk kez mini kara delikler üreteceğini belirtti. Halilsoy, uzaydaki kara deliklerin, güneş veya dış uzaydan gelen kozmik ışınların atmosferin üst tabakasındaki zerrelere çarpmasıyla oluştuğunu ve hemen kendi kendilerini yok ettiklerinden dolayı bugüne kadar bir tehlike yaşanmadığını kaydetti.

   Uzayın dışında büyük kara delikler bulunduğunu söyleyen Halilsoy, bu kara deliklere yanaşan yıldızların parçalandığının tespit edildiğine dikkat çekerek, deneyde bu yönde bulgulara da ulaşılmasının beklendiğini kaydetti.

 

Evren nerden yapıldı?

 

   Büyük ölçüde çözülmemiş birtakım problemleri olan evrenin nerden yapıldığının da bilim adamlarının çalışma alanını oluşturduğuna dikkat çeken Halilsoy, evreni oluşturan tüm maddelerin görünüyor mu? Yoksa görünmeyen maddeler de var mı? sorusunu yanıtlarken, "Dünyayı oluşturan maddeler üçe ayrılır. Birincisi, evrenin yüzde 70'i, ne olduğu bilinmeyen karanlık enerjidir. Yüzde 25'i karanlık maddeden (izah edici birtakım maddeler var, ama tespit edilmediler) oluşan evrenin güneş, yıldızlar ve gezegenlerden oluşan yüzde 5'lik kısmı ise gördüğümüz maddeler oluşturuyor" sınıflandırmasını yaptı.

 

Karanlık enerji

 

   Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, yüzde 95'i tespit edilmemiş maddelerden oluşan evren için yapılan bu sınıflandırmanın cisimlerin uzaydaki hareketlerinden ortaya çıkartıldığını belirtti.

   Görüldüğü gibi dünyada görünmeyen bu karanlık enerjinin de deneyin araştırma konuları arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, deneydeki çarpışma sırasında binlerce zerreciğin ortaya çıkacağı ve bunların hemen hemen hepsinin ne olabileceğinin bilindiğine dikkat çekerek, karanlık enerjinin tespiti için deneyin yıllarca sürdürülmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Deneyde nelere ulaşılabilir?

 

   CERN'de yapılan deneyde arananlar arasında en fazla bulunabilme ihtimalinin higgs zerreciği olduğu öngörüsünde bulunan Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, bu deneyde karanlık enerjiyle ilgili bir şeylerin bulunabilme ihtimalini düşük buldu.

   Süpersimetriğin de bulunabilme ihtimalini düşük bulan Prof. Dr. Halilsoy, deneyde bu bulgulara ulaşılmamasının, onların olmadıkları anlamına da gelmediğine vurgu yaptı.

 

Daha yüksek enerji gerekir

 

   Bu deneyde ulaşılamayan maddeleri tespit etmek için bir sonraki çalışmada daha yüksek enerji kullanılmasının gerekeceğine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, CERN'deki deneyde kullanılacak 7 bin protonluk kütle çatışmasıyla tespit edilmesi zor görünen karanlık enerji ve süpersimetriye, ancak milyon, hatta milyar protonluk çarpışmayla ulaşılabileceğini belirtti.

   Halilsoy, özellikle karanlık enerjinin çok daha yüksek bir enerji çarpışmasıyla bulunabileceğinden dolayı ona ulaşabilecek deneylerin 10-20 yıl sonra sonuç verebileceğini söyledi.

  

Bir sonraki aşama zaman makinesi

 

   CERN'deki deneyin önemine dikkat çekmek için, "bundan sonraki en ilgi çekici deney zaman makinesini oluşturacak deneydir" ifadesini kullanan Prof. Dr. Halilsoy, şu an sahip olunan teknolojinin buna el vermediğini, ancak egzotik madde denilen sıra dışı itici basınç sağlayan mekanizmaya gerek duyulduğunu belirtti.

   Prof. Dr. Halilsoy, CERN'deki deneyde tespit edilmesi amaçlananlar arasında yer alan karanlık enerjinin de zaman makinesi için gerekli olan egzotik maddeyi barındırdığının öngörüldüğüne de dikkat çekti.

 

Kıbrıs'ta teorik çalışmalar yapılır

 

   DAÜ'de yaptıkları çalışmalarda CERN'deki deneye paralel konularda teoriler ürettiklerini kaydeden DAÜ Fizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, yerçekimi dalgaları ve kara deliklere odaklandıklarını kaydetti.

   Yer çekim dalgalarının birbirlerinin içinden geçerkenki etkileşimleriyle ilgili projeler ürettiklerinden bahseden Prof. Dr. Halilsoy, bu teorik çalışmalarının deneysel ortamda kullanamadıklarından dolayı uluslararası bilimsel yayınlarda yayınlatarak bilim dünyasına katkılarını sürdürdüklerini kaydetti.

   Ortaya attıkları teorilerin ABD'deki deneysel çalışmalarda kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Halilsoy, 2007 yılında dalgaların tespiti için teorik öneriler ortaya attıklarını ve bu teorilerin ABD dergilerinde yayınlanmasının ciddiye alındıklarını gösterdiğini söyledi.

Diğer haberleri
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:15   2009 da kurak
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:12   Pakistan'dan yatırım girişimi
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:12   Hükümet yazı görmez
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:07   Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:05   Atçılıkta önemli işbirliği
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:04   Üniversiteliler, Boğaz Piknik Alanı'nı temizledi
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:03   Atılan çöpler hepimizi etkiliyor
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:03   Dumansız hayat için Hamitköy çemberinde eylem
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:02   Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi
01 Aralık 2008, Pazartesi   07:01   Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi
   1063 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder


© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital