MÜTEAHHİT SAYISI 59'DAN 228'E YÜKSELDİ... İnşaat sektöründeki duraksamaya rağmen, kayıtlı müteahhit sayısı yükselmeye devam ediyor. İnşaat sektöründe 2004 yılı Annan Planı referandumundan sonra yaşanan hareketlilik, sadece çevremizde artan bina sayısına değil, kayıtlı müteahhit rakamlarına da yansıdı. 1998 yılında İnşaat Encümenliği'ne kayıtlı 59 müteahhit varken, bu rakam 2008 yılında 228'e yükseldi
"SEKTÖR AMBALE OLDU"... Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, kayıtlı müteahhit sayısının 2008'de yüksek oranda artmasının, "müteahhitler disiplin altına girdi" anlamı taşıdığını söyledi. Kısa bir süredir yeni üye kaydı yapmadıklarına çünkü sektörün "ambale" olduğuna dikkat çeken Gürcafer, adada bir çözüm olması halinde Annan Planı'ndan sonraki inşaat patlamasından çok daha fazlasının yaşanacağını söyledi. Gürcafer, çözüm olmaması halinde ise sektörün şu anki işlevini sürdüreceği görüşünde olduğunu belirtti
Ergül ERNUR
İnşaat sektöründe 2004 yılı Annan Planı referandumundan sonra yaşanan hareketlilik, sadece çevremizde artan bina sayısına değil, kayıtlı müteahhit rakamlarına da yansıdı.
1998 yılında İnşaat Encümenliği'ne kayıtlı 59 müteahhit varken, bu rakam 2008 yılında 228'e yükseldi.
Annan Planı referandumunun ardından ülkemizde yaşanan "inşaat patlaması", 2006 yılından itibaren durgunlaşmaya başladığı halde, bu durum müteahhit sayısının azalmasına neden olmadı.
Buna göre, 2003'te 51, 2004'te 60, 2005'te 71 olan kayıtlı müteahhit sayısı, 2006'da 171'e, 2007'de 215 ve 2008'de de 228'e yükseldi.
İnşaat Encümenliğinin istatistiki rakamlarına göre, İnşaat Encümenliği'nin 408 üyesi bulunduğu ancak bazı müteahhit firmaların iptali, bazısının ise kaydını yenilememesinden dolayı rakam 228 oldu.
Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, kayıtlı müteahhit sayısının 2008 yılında yüksek oranda artmasının "müteahhitlerin disiplin altına girdiği" anlamı taşıdığını vurguladı.
Kısa bir süredir yeni üye kaydı yapmadıklarını çünkü sektörün "ambale" olduğunu belirten Gürcafer, "Yasakçı bir yaklaşımı savunmuyoruz ama yasada gerekli düzenlemeler yapılana kadar, gerekli dikkati ve özeni göstermeye çalışıyoruz" dedi.
Sektörü disiplin altına almak için Haziran 2007 tarihinde de kaçak müteahhit veya inşaatlara karşı kaymakamlık ve belediyelerin de yardımıyla mücadele başlatan Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği ve İnşaat Encümenliği, bugüne kadar toplam 16 adet kaçak inşaat tespit etti.
Yüzde 70'i apartman, yüzde 30'u ise site inşaatı olan söz konusu kaçak inşaatlar, en fazla Girne bölgesi ve civarındaki yerleşim birimlerinde bulunuyor.
Kaçak müteahhitlere ve inşaatlara karşı başlattıkları denetimlerin de sektörde belli bir disiplin ve kalitenin oluşmasına katkı sağladığını kaydeden Gürcafer, tanınmamış bir ülke olmamıza rağmen çok iyi bir noktada olduğumuzu söyledi.
Adada bir çözüm olması halinde ise Annan Planı referandumundan sonra inşaat sektöründeki patlamadan çok daha fazlasının yaşanacağına vurgu yapan Gürcafer, çözüm olmaması halinde ise sektörün şu anki işlevini sürdüreceği görüşünde olduğunu belirtti.
Gürcafer, Kıbrıs sorununun çözüleceğini düşünerek, süratle hazır hale gelinmesi gerektiğini söyleyerek "Ancak şu anki süratimiz buna yeterli değildir" yorumunu yaptı.
Kayıtlı müteahhit sayısı 59'dan 228'e yükseldi
Ülkemizde en fazla ihtiyaç duyulan sektörler arasında yer alan inşaat sektörü, gerek ekonomik gerekse siyasi etkenlerden dolayı değişken dönemler yaşıyor.
Sınır kapılarının açıldığı 2003 yılı nisan ayından itibaren inşaat ve gayrimenkul sektöründe yaşanan canlanma, 2004 Annan Planı'nın ortaya çıktığı dönemlerde kısa süreli bir durgunluk yaşadı.
Kapıların açılması ve ardından da Annan Planı referandumuyla, 2003'ten 2006 yılı sonuna kadar sektörde yaşanan hareketlilik, gözle görülür bir şekilde ülkemize olumlu yansıdı.
Ülkemizdeki inşaat sektöründe henüz bir hareketlilik yaşanmadığı dönemler olan 1998 yılında kayıtlı 59 müteahhit varken, bu rakam 2003'te 51'e düştü, ancak 2008 yılında büyük bir artışla 228'e yükseldi.
1998 yılından 2003'e kadar değişken bir tablo çizen kayıtlı müteahhit sayısı, bir yıl artarken diğer yıl düşüş gösteriyor.
Buna göre, 1998'de 59 olan kayıtlı müteahhit sayısı 1999'da 15'e, 2000'de ise 8'e düştü, 2001'de 31'e yükselen sayı, 2002'de 45'e ve 2003'te de 51'e yükseldi.
2003 yılı Annan Planı'ndan sonra ise sürekli artış gösteren müteahhit sayısı, 2004'te 60 iken 2008'de 228'e ulaştı.
2003 yılındaki inşaat patlamasının etkisi, 2006 yılında yerini duraksamaya bıraktığı halde, kayıtlı müteahhit sayısındaki artış yine de yükselmeye devam etti.
2003'te 51 olan kayıtlı müteahhit sayısı, 2004'te 60'a, 2005'te 71'e, 2006'da 171'e, 2007'de 215'e ve 2008'de ise 228'e yükseldi.
İnşaat Encümenliği'nin verilerine göre, 2008'de kayıtlı 408 müteahhit bulunuyor ancak bu sene kaydını 228 tanesi yenilendi.
Bir yılda 16 kaçak inşaat
İnşaat sektöründeki gelişmelerin ardından artan müteahhit sayısını kontrol altına almak ve sektöre disiplin getirmek için Haziran 2007 tarihinden itibaren kaçak müteahhit veya inşaatlara karşı mücadele başlatan Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği ve İnşaat Encümenliği, bugüne kadar toplam 16 adet kaçak inşaat tespit etti.
Girne'de 9, Mağusa'da 4, Lefkoşa'da 2 ve Güzelyurt'ta 1 adet kaçak inşaat tespit edilirken, mühürlemeler kaymakamlık ve belediyelerin yardımıyla gerçekleştirildi.
Yüzde 70'i apartman, yüzde 30'u ise site inşaatı olan söz konusu kaçak inşaatlar, en fazla Girne bölgesi ve civarındaki yerleşim birimlerinde bulunuyor.
Gürcafer: Af üzerinde çalışıyoruz
Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, 19/98 sayılı Müteahhitleri Kayıt ve Denetim Yasası'nın Annan Planı'ndan önce uygulanırlığının yalnızca devlet ihalelerine yönelik algılandığını, özel için zorunlu olmadığı gibi düşünüldüğünü söyledi.
2003 yılı Anan Planı'ndan sonraki inşaat patlamasıyla birlikte Müteahhitler Birliği olarak harekete geçtiklerini belirten Gürcafer, yaptıkları çalışmalarda kayıtlı faaliyet gösteren firma sayısının kayıtsız faaliyet gösterenlere oranla çok düşük olduğunun tespit edildiğini ifade etti.
Karşılarına çıkan tabloda bir anda firmaların işlevlerinin durdurulmasının mümkün olmadığına işaret eden Gürcafer, sektörü disiplin altına alabilmek için müteahhitleri, Müteahhitler Birliği'nde kayıt altına alma ve ardından İnşaat Encümenliği'ne kayıtlarını yaptırmalarını sağlayarak gerekli çalışmalara başladıklarını kaydetti.
Müteahhitlerin İnşaat Encümenliği'ne kayıt yaptırmasının ise amaca ulaşmak için yeterli olmayacağını belirten Gürcafer, "af" konusunda da çalışma başlattıklarını söyledi.
19/98 sayılı Müteahhitleri Kayıt ve Denetim Yasası'nın, 1998'den sonra yapılan işleri referans olarak kabul etmediği dolayısıyla müteahhitlerin yeni kayıt olmuş gibi 5. sınıftan faaliyet göstermesi gerektiğini belirten Gürcafer, "Bir af çıkartarak, yasada düzenleme yapılacak. Böylece, firmaların yaptıkları işlerle, sahip oldukları karneleri denk duruma getirmek istiyoruz" dedi.
Gürcafer, yapılacak çalışmayla denetimlerin daha kolay ve etkin hale getirilebileceğini ifade etti.
"Müteahhit kontrollerinde üye olamayacakların üzerinde duruyoruz"
İzolasyonlar altında yaşayan bir ülke olduğumuzu anımsatarak konuşmasına devam eden Cafer Gürcafer, şöyle dedi:
"Bizim müteahhitlerimizin bu ülke dışında başka bir ülkede müteahhitlik hizmeti satmaları mümkün değildir. Kendi ülkemizdeki pastayı en azından bir çözüm olana, izolasyonlar kalkana kadar veya bizim insanlarımız da yurtdışında eşit koşullarda iş yapabilecek duruma gelene kadar bu pastayı kendi insanımıza ve ekonomimize ayrılmalıyız."
Bundan dolayı kayıtlı ve kayıtsız müteahhitlerin kontrolü yapılırken, ağırlıklı olarak üye olamayacakların üzerinde durduklarında dikkat çeken Gürcafer, Müteahhitler Birliği'ne kaydını yaptırmış ancak İnşaat Encümenliği'nden yıllık geçerli iznini alma imkanı olduğu halde bazı nedenlerden dolayı izin çıkartmamış müteahhitlere karşı esnek davrandıklarını söyledi.
Ancak hiçbir koşulda KKTC vatandaşı olmayanların üye olamayacağının altını çizen Gürcafer, "Onarla karşı da çok katıyız" diye konuştu.
Gürcafer, yasanın uygulanırlığını mümkün kılmak için çaba harcadıklarını belirterek, denetleme yaptıklarını fakat bazı durumlarda esnek davrandıklarını söyledi.
Ekonominin çok kırılgan bir nokta olduğunu da ifade eden Gürcafer, "Oluşan artı değerin ülkemizde kalmasını istiyoruz" dedi. |