Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) ile Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası’nın (Tıp-İş), dün düzenledikleri ortak basın toplantısı, sağlık hizmeti konusundaki durumu gözler önüne serdi. Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu konuşmasında, 2000’li yılların başında devlet hastanesinde yılda 100 bin olan poliklinik hizmeti sayısının 2008 sonu itibarıyla 700 bin olduğuna dikkat çekti ve bunun da ülkedeki nüfus artışından kaynaklandığını ifade etti. Şeherlioğlu, “son on yıl içindeki uygulamalarla devlet sosyal devlet olmaktan çıktı” diyerek, devletin sağlık hizmetlerinin mutfak ve güvenlikten başlayarak özelleştirildiğini şimdi de tedavinin özelleştirilmek istendiğini savundu. Erol Şeherlioğlu, devletin sağlık hizmetlerini verecek yeterli uzman, araç gereci almak yerine bunları yapmayarak kaliteyi düşürdüğünü söyledi. Ülkede kanser hastalığının gerçeklik olduğunu söyleyen Şeherlioğlu, yapılması gerekenin buna uygun projelerin yaşama getirilmesiyken devletin bunu yapmak yerine kanser tedavisini Yakın Doğu Üniversitesi’ne (YDÜ) devrettiğini ileri sürdü. Erol Şeherlioğlu, sağlık hizmetinin verilmesi konusunda hiçbir özel sektörün devlet kadar yaygın bir örgütlenmeye (hastaneler, sağlık ocaklar vs) sahip olmadığını; bu nedenle devlet kadar kaliteli hizmet veremeyeceğini iddia etti. Kanser tedavisinde kullanılan kobalt cihazının 500-600 bin dolara tamir edilip ülkedeki kanser vakalarının yüzde 80’nin tedavisinin yapılmasının mümkün olduğunu savunan Şeherlioğlu, bunu yapmak yerine bunun çok daha fazlasının YDÜ’ye ödenmesinin savurganlık olduğunu, bunun acısının ilerde sağlık çalışanları dahil tüm halk tarafından çekileceğini iddia etti. Şeherlioğlu, kendisinin mesleğe ilk başladığı dönemde devlet hastanelerinden sağlık hizmeti alan TC kökenlilerinin oranının yüzde 1-2 olduğunu, bu sayının bugün nerelerde olduğunun herkes tarafından bilindiğini de öne sürdü.
Devlet elini çekti
KTTB Başkanı Alper Baydar ise konuşmasında, uzun zamandan beri devletin kamu sağlık alanından elini çektiğini, hizmet alımı yöntemiyle sağlıkta özelleştirmeye yöneldiğini savunarak, bunun sağlığın ticarileştirmesi anlamına geldiğini söyledi. Baydar, sağlık alanının özelleştirilmesinin sağlık çalışanlarının özlük haklarının kısıtlanması süreciyle devam ettiğini, bunun devletin anayasal sorumluluğu olan sağlık hizmetlerini savsaklaması sonucunu yarattığını ileri sürdü. Baydar, özellikle merkezi hastane olan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin son sel felaketinde bozulan fiziki altyapısının onarılmadığını, onarılmasına yönelik meslek örgütlerinin katkı ve söylemlerinin dikkate alınmadığını kaydetti. |