|
|
http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/6/news/41174/PageName/K%FClt%FCr-Sanat-E%F0itim
Kıbrıs açıklarında Refah Şilebi'ni torpilliyerek kimler batırdı? II. Dünya Savaşı başlayınca İngiltere bu gemileri Türkiye'ye vermedi; nedir Türkiye'nin Almanya'yla saldırmazlık anlaşması imzalayacağını haber alınca bunu önlemek isteyen Londra, muhripleri değilse bile Murad Reis, Oruç Reis, Burak Reis adları verilen denizaltıları teslim edeceğini bildirdi. Bunları almak için İngiltere'ye gidilmeliydi. Alman, İtalyan ve Fıransız Vichy hükümeti denizaltıları Akdeniz'de sürekli olarak "müttefik gemilerine" saldırdıklarından İngiltere'ye deniz yoluyla gitmek namümkündü. İskenderiye'ye, oradan hava yoluyla Afrika'nın kuzeyinden geçmek yoluyla İngiltere'ye ulaşılacağından Türk denizcileri de bu yolu izleyecekti. Bunun için Mersin'den İskenderiye'ye kadar "Benjamin ve Barzilay Vapurculuk Kumpanyası"na Refah adındaki eski bir şileple 23 Haziran 1943 yılgünü akşamı Mersin'den İngiltere deniz kuvvetlerinin saptadığı rotayı izleyip gizlice İskenderiye'ye gitmek üzere yola çıktı. Şilepte Mersin'de binen 1 İngiliz subay ve mürettebatla birlikte 200 kişi vardı. Refah şilebi 4 saat sonra 40 mil civarında yol almıştı ki Kıbrıs'ın 10 mil doğusunda hangi ülkeye ait olduğu belirlenemeyen bir denizaltı tarafından torpillendi. Gemide yeteri kadar filika ve canyeleği yoktu. Şilep sulara gömülürken, varolan filikalarla sallara binen 4 denizci, 5 er ve 3 mürettebat olmak üzere 32 kişi yaşamlarını kurtarabildi. Geriye kalan, aralarında gemi komutanı Zeki Işın, Kaptan İzzet Dalgakıran'ın da bulunduğu 168 kişi şehit oldu. Anadolu Ajansı'ysa 27 Haziran 1941 yılgünkü haberinde Refah'ın battığını, bunun torpillememi, yoksa mayına çarpma sonucuyla mı olduğu konusunun henüz belirlenemediğini, 135 kişinin yaşamını yitirdiğini, 50 kişininse kurtulduğunu duyurdu. Haberi veren bütün gazeteler şilebin kimlerce torpillendiğinin bilinmediğini de yazmaktaydı. Türk istihbarat ekiplerinin yaptıkları araştırmalar "Refah şilebinin Fransız Vichy hükümetine bağlı bir denizaltı tarafından Mısır gemisi zannedilerek torpillendiğini ortaya çıkardı ve Fransızlardan tazminat olarak iki savaş gemisi alındı." Türk hükümeti şehitlerin her birisinin yasal varislerine 4'er bin lira, kurtulan subaylara 8'er yüz, erbaş ve öğrencilere 4'er yüz, erlere yüzer lira tazminat ödenmek kararını aldı. " Refah şehitlerine bir anıt dikilmesi için seneler geçecek ve anıt, 1970'te Mersin'de açılacaktı." (Daha geniş bilgi için bkz.: Hürriyet Tarih, 8 Haziran 2005, s. 4-8, Savaşa girmedik ama Refah'ımız batınca girmişten beter şaşırdık, Vahdettin Engin.) 2006'da Denizler Kitabeviyayınlarında çıkan, Türkiye'de tecimsel (ticari) denizciliğin önemli isimlerinden Osman Öndeş'in 268 sayfalık Refah'ı Kim Batırdı? adlı kitabındanysa Osman Öndeş soruya yanıt olarak İtalyan sabotajcıları işaret etmektedir. Tilki İle Çobanaldatan Kıbrıslı şair Taner (Fikret) Baybars'ın yazdığı toplu şiirlerini kapsayan Tiki ile Çobanaldatan (Toplu şiirler 1951-2001) kitabı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından yayımlandı. Yapıtın duyurusu şöyle yapılmaktadır: "Taner Baybars, Kıbrıs'tan çıkmış en dikkat çekici şairlerden biri. Sıra dışı imge kullanımlarıyla, temalarının çeşitliliğiyle Taner Baybars'ın şiiri, dillerarası bir yaylım ateş. Tilki İle Çobanaldatan, günün nabzını tutan, an ve düşgücüyle yoğrulan, kendini şiire bırakan, coğrafyayı, fiziği, edebiyatı, yaşamı yolculuğuna alan bir şairin alacakaranlık yürüyüşü."
YANLIŞ - DOĞRU Terör - Terörism - Terörist / Terör - Terorism -Terorist Bunlar dilimize Fransızca'dan giren sözcüklerdir. Fransızca asılları şöyledir: Terreur, terrorisme, terroriste. Okunuşlarına göre terreur; terör, terrosime; terorism, terroriste; terorist'tir. 1983'ten sonra oluşturulan Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlük'ünde sözcüklerin yazılımı terör, terorism, terorist olarak geçmekteyken Adam Yayınları'nın Ana Yazım Kılavuzu (12. basım)'nda "terörist" sözcüğüne yer verilmezken diğerleri terör, terörizm diye belirtilmektedir. Hemen hemen bütün yayın organları üç sözcüğü terör, terörizm, terörist olarak yazmaktadır. Yeniden oluşturulan TDK'nin birçok önerisiyle yazım biçimini kabul etmeyişime karşın bu sözcükleri terör, terorizm, terorist olarak yazılması gerekliliğine inanıyorsam da çoğunluğun yazdığı biçimlerinin kullanılmasına da düzeltmelerde karışıklık/zorluk çıkaracağından öylece kullanılmasına karşı çıkamıyorum.
Takdir - Taktir Takdir sözcüğü: "1. Beğenme, beğenip belirtme, değer verme. 2. (Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini) Anlama. 3. Değer biçme. 4. Tanrı'nın uygun görmesi, Tanrı'nın isteği, kader." anlamlarındadır. Taktir'se: "Damıtma, imbikten çekme" , taktir etmek de damıtmak demektir. Birçok kişi "takdir" sözcüğünü "taktir" diye yazmaktadır. Umudum böyle yazanların bundan böyle doğrusunu yazmalarıdır.
Derler ki yıldızdır o kayanlar Bence Gökyüzü taş atıyordur Sevgilisinin penceresine. Ahmet ASLAN
Büyük medyum Helena Petrovna Blavatsky, Kıbrıs'tan da geçti Helena Petrovna Hahn, 12 Ağustos 1831 yılgününde Dinyeper nehiri kıyısındaki Ehaterinslav kasabasında doğdu. Dört yaşında Rusça, Fıransızca okuyup yazabildi. İnsanların düşüncelerini okuyabilen Helena, sonraları dünyayı yedi kez dolaşarak 20'den fazla dili konuşmağa başladı. 18 yaşında Erivan bölgesi valisi Nikifas Bılavatskiş (Blavatsky)'yle evlendi. Evlenmesinden birkaç ay sonra evden kaçtı. Babasından alıp biriktirdiği parayla Türkiye'ye, Mısır'a, Gırekistan (Yunanistan)'a, Tibet'e gitti; Tiflis'e döndü. 1868'de tekrar Tibet'e giden Helena orada Koot Hoomi'yle tanıştı. Koot Hoomi'nin Küçük Tibet'te bulunan evinde bir süre kaldı. 1870 yılının sonunda Kıbrıs ve Gırekistan'a döndü. Isis Unveile (1887), The Secret Doctrine (Gizli Doktrin, 1884), The Key to Theosophy (Teosofinin Anahtarı, 1889) adlı kitapları vardır., Batı uygarlığına Doğu'nun okütizmini tanıtan Helena Petrovna Bılatavski'nin"gerçekten satanist olup olmadığı ve medyumluk seanslarında hileye başvurup vurmadığı hâlâ tartışılmaktadır. Gelmiş geçmiş medyumlar içerisinde en büyüklerinden sayılan Helena Petrovna Bılatavski'nin; o yıllarda adamızda Türkçe, Rumca, İngilizce ya da başka dilden bir gazete yayımlanmadığından ötürü Kıbrıs'ta ne kadar kaldığı, burada medyumluk yapıp yapmadığını araştırıp bulmamız namümkün. (Bu medyum üstüne geniş bilgiyi Zeynep Dramalı'nın 14 Haziran 2006 tarihli Hürriyet Tarih dergisindeki yazısından öğrenebilirsiniz.) |