Eşya bakmaya gittiler, Ankara’da kaldılar… Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Güzelyurt Milletvekili Mehmet Çağlar’ın eşi Oya Çağlar, çocukluktan başlayarak özel yaşamını KIBRIS’a anlattı. Eşiyle bir düğünde göz göze geldiklerini ve yaklaşık 10 gün sonra, sözlenerek nişanlandıklarını belirten Oya Hanım, bir yıl içinde ise evlendiklerini söyledi. Eşya bakmak için Ankara’ya giden Çağlar çifti, 16 yıl süreyle bu şehirde yaşadı.
Ergül ERNUR
Birsel ve Özkan Altınada çiftinin tek çocuğu olarak 11 Ağustos 1966’da Baf’ta dünyaya geldi.
Tek çocuk olmasına rağmen kalabalık bir ailesi olduğundan hiçbir zaman yalnızlık çekmedi ve şımarık da yetiştirilmedi.
Babasının buldozeri vardı ve işi gereği çoğu zamanlarını Yeşilova’da anneannesinin yanında geçirirlerdi. 1974’den sonra ise Güzelyurt’a yerleştiler.
Mutlu ve güzel geçen çocukluk yıllarına birçok anısını sığdırdı ama 4 veya 5 yaşındayken ölümden döndüğü günü hiç unutmadı.
Başarılı geçen eğitim hayatı sonrasında üniversiteyi kazandı ama ailesi tek çocuk olmasından dolayı onu yüksek tahsile göndermedi.
Liseden sonra eşiyle ilk kez bir düğünde karşılaştı ve yaklaşık 10 gün içerisinde tanışıp, evlenmeye karar verdi. Ailelerin de onayıyla 1985’te sözlendiler, 1986’da da evlendiler. Hayallerinde hep Kıbrıs’ta yaşamak vardı ama eşi o dönemde Ankara’da yaptığı doktorasını dondurup, adaya gelmişti. Düğün hazırlıkları için Ankara’ya eşya bakmaya gittiler ve o andan sonra hayatları değişti.
Düğünün hemen ardından Ankara’ya yerleştiler ve16 yıl süreyle burada yaşadılar.
İyisiyle, kötüsüyle geçirdikleri yıllarda, büyük zorluklara göğüs gördüler, yalnızlığın sıkıntısını yaşadılar. Kimi zaman ceplerinde para olmadığı için taksiye de, otobüse de binemediler…
Yıllarca çalıştılar, azmettiler ve başardılar. Kendi paralarıyla aldıkları ilk elektrik süpürgesinin anlamı ise onlar için çok farklı…
Ankara’daki hayat mücadelesi içerisinde önce Birce Birsel sonra da Pınar Püren isimli kızlarını dünyaya getiren kişi CTP-BG Güzelyurt Milletvekili Mehmet Çağlar’ın eşi Oya Çağlar’dır…
20 yaşında evlenen ve hayatını Ankara’da geçiren Oya hanım, 2001-2003 yıllarında DAÜ’de Turizm Bölümü’nde öğrenci sorumlusu, daha sonra Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı’nın sekreterliğini yaptı. Güzelyurt CTP kadın Kollarında görev alan Oya hanım, şimdi “KLF For You” isimli mağazasının direktörlüğünü yapıyor.
Oya Çağlar, acısıyla tatlısıyla yaşadığı çocukluk, gençlik dönemlerini ve bugünkü yaşamını KIBRIS’a anlattı.
“Ölümden döndüm”
Birsel ve Özkan Altınada çiftinin tek çocuğu olarak 11 Ağustos 1966’da Baf’ta dünyaya gelen Oya Çağlar, ailenin tek çocuğu ve göz bebeğiydi.
Mutlu geçen çocukluk yıllarında ise 4 veya 5 yaşındayken başına gelen ve ölümden döndüğü günü hala unutmadı. Oya Hanım, dün gibi hatırladığı o günü şöyle anlattı:
“Bebekken boğazım çok iltihaplanırdı.. Sürekli doktora götürürlerdi beni. O zamanlarda da genelde ilaçlar hep hazırlanırdı. Babam yine beni doktora götürdü ve doktor alacağımız ilaçları reçeteye yazdı. Babam ilacın yapılmasını bekledi ve aldı. O gün eczacı hazırladığı antibiyotiği şampuan şişesine koymuştu. Meğer ilaçla şampuan birbirine karıştı.
İlacı içtikçe ben daha kötü oldum, vücudumdaki su bitmişti. Babam beni öyle görünce Rum bir doktora götürdü. Doktor beni görünce derimi kaldırdı ve derimle kemiğimin birbirine yapıştığını, vücudumdaki suyun bitiğini söyledi. Ama ben neredeyse bitkisel hayata girmiş gibiydim. Ölümden döndüm. Doktor babama, “şimdi bir iğne yapacağım. Eğer bu iğneyle kendine gelirse gelecek, yoksa yapabileceğimiz başka bir şey yok” demiş. O iğneden sonra doktorun odasındaki siyah deri koltukta uyandığım anı hiçbir zaman unutmuyorum”.
Çalışkan ama yaramazdı
Güzel geçen çocukluk yıllarında Baf’ta ilk eğitimine başlayan Oya hanım, 1974’ten sonra yerleştikleri Güzelyurt’ta ise Özgürlük İlkokulu’nda öğrenimini tamamladı.
Kurtuluş Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversite tahsili istemesine rağmen ailesi o yıllarda bu konuya fazla sıcak bakmadı.
Okul yıllarında edindiği arkadaşlıkları unutamadığını söyleyen Oya hanım, çalışkan ama yaramaz bir öğrenciydi. Oya hanım, o yıllarda en çok edebiyat, biyoloji ve tarih derslerini severdi.
Eşya almaya gittiler, Ankara’ya yerleştiler
Liseden mezun olduktan sonra eşini bir düğünde gören Oya hanım, ondan çok etkilendi... Tıpkı eşi Mehmet Bey gibi…
Oya hanım, unutmadığı o günü şöyle anlattı:
“Mehmet ile daha önce hiç tanışmamıştık. Mehmet’in kız kardeşinin Güzelyurt’ta düğünü vardı. Biz de gittik. Bizim tebrik edeceğimiz sırada Mehmet kız kardeşinin arkasında tepsilere pastiş yerleştiriyordu. Bir anda göz göze geldik ve ikimiz de acaba aramızda bir şey olur mu diye düşündük.
İki üç gün sonra Mehmet’in kardeşinin hanımı benim sınıf arkadaşımdı onların evinde tanıştık. Birkaç gün sonra Mehmet ailesini alıp bize kahve içmeye geldi, annesi de beni görsün diye. Beni beğendiler ve 10 gün içerisinde her şey oldu.
11 Ağustos 1985’te sözlendik, 16 Eylül 1985’te nişanlandık, 22 Şubat 1986’da nikah kıydık ve 29 Haziran 1986’da evlendik.
Mehmet ile ben, hep Kıbrıs’ta yaşayacağız diye düşünüyorduk. Evimizin eşyalarını almak için Ankara’ya gittik. O dönemlerde Mehmet, Ankara’da doktora yapıyordu ama okulu dondurmuştu. Eşya bakmaya gittiğimizde beni okuluna götürdü ve hocalarıyla tanıştırdı. Hocaları bana sürekli Mehmet’in doktorayı neden bıraktığını soruyordu. Bir gün profesör bir hocası bana, “Mehmet çok zeki ve çalışkan bir öğrenci. Onu doktorasına devam etmesi için ikna et” dedi. Ben de Mehmet ile konuştum, ona doktorasına devam etmesi gerektiğini söyledim. Mehmet, Ankara’da yaşayacağımızı ailelerimize nasıl söyleyeceğimiz endişesini yaşarken, ben, onunla birlikte bu yolda yürüyebileceğimi söyledim ve konuyu ailelerimize aktardık. Ailelerimiz de durumu kabullendi ve iç çeyizimizin Ankara’ya gidebilmesi için hemen 22 Şubat 1986’da nikah kıydık. 29 Haziran 1986’da evlendikten sonra Ankara’ya yerleştik.
Mehmet çok çalışıyordu ve günleri yoğun geçiyordu. Ben de onun desteğiyle kendimi geliştirmeye başlamıştım. Yavaş yavaş çevremiz oluyordu. Dostluklar kuruyorduk. 5 Aralık 1987’de ilk kızım Birce Birsel’i dünyaya getirdim. Zor oldu ama her şeyin üstesinden geldik. 14 Mart 1994’te de Pınar Püren isimli kızımızı doğurdum.
Parasız, arabasız geçirdiğimiz çok günler oldu. Çok zorluklar yaşadık, kimi zaman otobüse taksiye binecek paramız bile yoktu. Ama azmettik, çalıştık ve başardık.
Evimize ilk aldığımız elektrikli ev aletini ise hiç unutmuyorum. Kendi paramızla sarı renk bir elektrik süpürgesi almıştık ve arabamız olmadığı için Mehmetle birlikte onu eve kadar taşımıştık. Yorulmuştuk ama kendi paramızla aldığımız ilk eşyamızdı diye çok mutluyduk.
Ankara’da oturduğumuz ilk evin alt katında kalan Fikret ablam, bana o zamanlar hem annelik hem de ablalık yaptı. Nezahat isimli arkadaşımla da hala görüşürüz. En iyi dostum olmuştu.
Çok yoğun bir yaşamımız olmasına rağmen özellikle Mehmet, Kıbrıs ile ilişkisini hiç kesmedi. Ama Mehmet doktorasını yaparken askerlik sorunu çıktı ve bedelli askerlik yapabilmek için adaya 7 yıl hiç gelemedi. O yıllar onun için ölüm gibi geçti. Babasının vefatı için bile özel üç günlük izin alıp adaya gelebilmişti. O yıllar çok zordu.
Ankara’dayken ülkedeki siyaseti de Mehmet çok yakından takip ediyordu. 1998 seçimleri döneminde bana, “bir dahaki seçimlerde ben de olacağım” dedi ve biz 16 yıl sonra 2000 yılında Kıbrıs’a temelli dönüş yaptık.”
Kıbrıs’a döndüklerine Mağusa yerleşen Çağlar ailesi, 2002 yılına kadar burada kaldı. Daha sonra Lefkoşa’ya taşınarak hayatlarını sürdüren Çağlar ailesi, bir süre doğup büyüdükleri yer Güzelyurt’ta yaşadı.
Şimdi de Lefkoşa ve Güzelyurt arasında gidip geliyorlar.
Fikrimizi sordu, destekledik
Mehmet beyin sakin ve demokratik bir kişi olduğunu anlatan Oya hanım, hayatlarıyla ilgili her kararı ortak aldıklarını söyledi.
Oya hanım, Mehmet beyin romantik ve özel günleri unutmayan biri olduğunu belirterek, yıllardır sürdürdükleri evlilikleri boyunca birbirlerine duydukları sevginin hiç azalmadığını kaydetti.
Mehmet Çağlar’ın Ankara’da iken siyasetle yakından ilgilendiğini belirten Oya hanım, 2000 yılında adaya döndüklerinde eşine Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı teklifi yapıldığını söyledi.
Oya hanım, Mehmet beyin bu teklifi adaya yeni gelmiş olmalarından dolayı kabul etmediğini ifade ederek, kendisinin Kıbrıs’a döndükten sonra adaptasyon sorunu yaşadığını belirtti.
Eşinin sol görüşlü olduğunu ancak Annan Planı sürecine kadar ne kendisinin ne de Mehmet beyin hiçbir siyasi partiye üyeliği bulunmadığını belirten Oya hanım, şöyle devam etti:
“2003’te CTP- Birleşik Güçler konsepti oldu ve Mehmet’e seçime girmesi için teklif geldi. Mağusa, Lefkoşa ve Güzelyurt seçenekleri arasından, biz Güzelyurt’tan aday çıkmasını istedik. Çünkü onun da benim de çocukluğumuz orada geçmişti ve tüm ailemiz oradaydı.
Partiden kendisine yapılan tekliften sonra biz ailece oturduk ve konuştuk. Mehmet siyasete girmek istediğini, ona hayır dememiz durumunda çok üzüleceğini bize anlattı. Konuşmalarımız sırasında siyasete girmesi halinde, aile yapımızın değişeceğini, daha çok çalışması, eve geç geleceği günler olacağını söyledi.
Görüşümüzü alırken büyük kızım da bizimle birlikte, fikrini söylemek için masada oturuyordu. Mehmet, “eğer bu yolda arkamda değil, yanımda yürürseniz ben bu teklifi kabul etmek istiyorum” dedi. Ben de, siyasete girmesini istemediğimi ama bu teklifi kabul ederek mutlu olacaksa, bizim de mutlu olacağımızı söyledim. Ve yanında yürüyeceğimizi, ona destek olacağımızı belirttim.
Bu karar üzerine seçimlere girdi ve kazandı. Uzun süre ayrı kaldığımız Güzelyurt’ta sevdiklerimiz yüzümüzü kara çıkartmadı ve bizi destekledi. Herkese desteğinden dolayı çok teşekkür ediyorum.”
Yarın: Hayriye ÇALUDA