HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

16.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

60’lardan beri dinmeyen tıp sızımız…

İçinde bulunduğumuz haftaya damgasını vuran 14 Mart Tıp Bayramı, aslında bir dejavu olayıdır.

Toplumun her bireyi olanlara ve söylenenlere baktığında “ben bunları daha önce de gördüm ve dinledim” diyor…

Sağlıktaki sistemsizliğin yarattığı toplumsal acıların ve tedirginliklerin kurumsallaşmış ve hatta kronikleşmiş bir ritüelle tekrarlandığı bir yıldönümüdür işte 14 Mart Tıp Bayramı…

Nitekim bu yılki yansımaların da geçmiş yıllardan pek farkı olmadığı görüldü... Ne hekimler mutlu, ne de hastalar…

Nice yakınma arasında sistem arayışları sürüyor… Her kafadan bir ses çıkıyor ve düşünceler bağlamında bir konsensüs sağlanamıyor maalesef…

Organizasyonda ve uzlaşı kültüründe bu kadar mı yetersizdir bizim toplum?..

                                                               *             *             * 

Kamuda çalışan hekimlerle özel hekimler arasındaki gerginlikler yargıya da yansımıştır. Yargıdan çıkan karar kamuda çalışan hekimlerin özelden elini çekmesini sağlayacak sistemin 6 ay içinde gerçekleştirilmesi sorumluluğunu Sağlık Bakanlığı’na verdi…

Kamu hekimlerini maaş yönünden rahatlatacak bazı önlemler alındı alınmasına da, keşke ülke sağlığının üzerindeki kara bulutlar sadece aylık maaşlar olsa…

Ya da kamu hekimlerinin özelle ilişkini kesmek olsa…

Sisteme işlerlik getirecek “çare”nin “Genel Sağlık Sigortası” olduğunu savunanların sayısı az değildir…

Peki ne zamandan beri bu “çare” toplumun gündemine gelip gitmektedir? Çoğu kişi belki inanmayacak ama, 60’lı yıllardan beri!..

Bugünkü sistemsizliğin içinde bocalayan hekimlerin ve hastaların çoğu o yıllarda doğmamışlardı bile…

                                                                              *             *             *

Tıp camiamızın efsane hekimlerinden Dr. Kaya Bekiroğlu bir süre önce beni evine çaya davet etmişti… Gönül Hanım’ın nefis pastalarıyla tatlandırılan sohbetimiz sırasında evrak yığınlarının arasından çok eski bir gazeteyi çekip çıkardı Kaya Ağabey... “Bozkurt” gazetesinin 17 Aralık 1968 tarihli sayısıydı bu… Lütfen tarihe dikkat!.. “Bak manşette senin imzanla çıkmış bir haber var, hele oku” demişti Bekiroğlu… 

Benim çiçeği burnunda gazeteci olduğum günlerden kalma eskimiş kâğıt kokulu o gazeteyi alıp incelemeye başladığımda Kaya Ağabey ezberinde olan manşetlik haberin içeriğini seslendiriyordu… 

O zamanlar “Genel Sağlık Sigortası” kavramına “Sosyalizasyon” deniyordu. Henüz Kıbrıs Türk Hekimler Birliği Tabipler Birliği’ne dönüşmemişti. Fi tarihi!... Ve Kaya Bekiroğlu’nun başkanlığını yaptığı Hekimler Birliği’nin Saray Otel’de gerçekleştirilen genel kurulunda bu “Sosyalizayon” konusu enine boyuna tartışılmıştı…

Genel kuruldakilerin alkışlarıyla karşılanan konuşmasında Bekiroğlu “Tıp Servislerinin Sosyalizasyonu” projesini ayrıntılı biçimde anlatırken, kurtuluşun işte bu sistemde olduğunu, doktorların da, halkın da bu ideal ve çağdaş sisteme gönülden inandığını belirtiyordu…

Ancak bu sistemi gerçekleştirmek bir para ve olanak meselesiydi…  Türkiye’den de maddi ve teknik katkı sağlanmalıydı… Çünkü “bu proje için Kıbrıs Türk halkının milli geliri çok düşük” tespitine varılmıştı…

O günkü genel kurulda “Tıp Servislerinin Sosyalizasyonu” projesi ekseninde sağlık sorunlarına çözümler üretme amacıyla doktorlardan oluşan bir de komite oluşturulmuştu…

Komite toplumsal boyut kazanan tıp sızısının giderilmesini kendine temel hedef yaparak yola koyulmuştu…

Peki ne oldu?

O günlerden bu yana aradan tam yarım asır geçti!…

Çıkılan yollar, başlatılan arayışlar boyuttan boyuta girdi, evrim üstüne evrim geçirdi… Bugünlere gelindi… Ve hâlâ tıp sızımıza ne ilaç, ne de çare bulunabildi… Dejavuya devam!..    

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.