Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

13.09.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Acılı kokteyl…

KİMDİR BU SAHALARIN SORUMLUSU?:Değerli okurum Zübeyde Tuğsal’ın mektubudur, birilerinin kulağının çınlaması dileğiyle paylaşıyorum:

"Ahmet Tolgay Bey; çevre duyarlılığınız yazılarınızda her zaman ağır basıyor. Bunu yakından izlediğim yorumlarınızda hep gözlemliyorum. Tanık olduğum bir çöplükten bahsetmek istiyorum size. Lefkoşa’da Yusuf Kaptan Sahası’nda futbol turnuvası vardı ve izlemeye gittim. Tribünlere oturduk. Orası kamu yararına düzenlenmiş bir alan mı, yoksa çöplük mü? Resmen pisliğin içinde oturduk ve manzaraya inanamadım!.. Yerlerde aklınıza gelen her türlü çöp vardı. İnsan dışkısı dahil… Kara sinekler vızıl vızıl.

Çok merak ediyorum Ahmet Bey: Acaba Belediye ne iş yapıyor. Hade mahalleleri bıraktık. Mahalleler süpürülmez. Ama spor etkinlikleri yapılan bir mekân böyle mi olmalı? Etrafta bir çöp kutusu bile yok. İnsanlar yediklerinin, içtiklerinin kaplarını ve atıklarını etrafa savuruyorlar.

Ahmet Bey bir gazeteci olarak lütfen ilgilenir misiniz? Değerli vaktinizden ayırıp bizzat yerinde görüp, resimleyip köşenize taşır mısınız bu durumu?.. Bizi yönetenleri uyarmak gerektiğini düşünüyorum. Başını almış giden bu korkunç çevre kirliliğine artık ciddiyetle eğilmek gerekir. Bence bu konu Kıbrıs meselesinin çözümünden de daha önemlidir. Önce kendimizi temizlememiz lâzım. Mümkün olsa Belediye Başkanı’nı elinden tutup o anlattığım çöplüğe götürmek isterdim."

*             *             *

KORKUNÇ IRMA: Tiyatroya, operaya ve sinemaya da konu olan bir "Tatlı Irma", ya da “Sokak Kızı Irma” var... Ama Karayipler’den şahlanıp Amerika’nın en gelişmiş, en zengin sahil bölgelerini darmadağın eden Irma fırtınasının o tatlı kadınla hiçbir ilgisi yok... ABD'ye tarihinin en büyük tahliyesini yaşatan korkunç bir Irma bu... 7 milyona yakın insan evlerini, yurtlarını, mallarını terk ederek güvenli iç bölgelere kaçışıyor. Eli kulağındadır ki, çılgın Irma'nın terk edilen o zenginler beldesini ne hale getirdiğini TV ekranlarından ürpererek izleyeceğiz. ABD'ye "geçmiş olsun" derken, bizim Akdeniz'in munis iklimine de şükredelim...

*             *             *

KADIN ADLI DEHŞET: Yüksek eğitimini ABD’de tamamlayan, eski Washington temsilcimiz Dilek Yavuz Yanık korkunç fırtınalara kadın adlarının verilmesinin öyküsünü şöyle özetledi bana: “Amerikalı bir meteoroloğun önerisiyle başlamış ve neredeyse her yıl Amerika'yı vuran fırtınalara 1978 yılına kadar hep kadın isimleri verilmişti.. Daha sonra bu fırtınalara dönüşümlü olarak bir defa erkek, bir defa da kadın isimleri verilmeye başlandı. Fırtınaların isim listesi 6 dönem olarak belirlenir ve 7’nci dönemde listenin başından başlayarak fırtınalar geçmişte verilen isimleriyle anılır... Fırtına olayı önemli bir durum teşkil ettiği için bu tür bilgiler her Amerikalı'nın ezbere bilip anlattığı şeylerdir. İşte biz de Amerikalılar arasındayken öğrenmek durumunda kaldık ve sizlerle de paylaşmak istedim..”

*             *             *

YAĞMUR VE BORU DUASI: Geçitköy Barajı'nda kapasite fazlası tonlarca suyun denize boşaltılması sürerken ülkenin büyük bölümü susuzluktan amiyane deyişle “grak-grak” etmekte. Ülkemizin o kupkuru köşelerinde medyaya da yansıyan su kavgaları yaşanmakta… Hayvancılık ve tarım susuzluktan çöküp gitmekte!..

Geçitköy'e bin bir emek ve masrafla ve de son teknolojiyle deniz altından ulaştırılan suyun susuz bölgelerimizle buluşturulmasını sağlayacak proje için 200 kilometrelik boru döşenmesi gerekiyor.  Ne ki, bu proje için bütçemizde tek kuruş yokmuş. Vah ki vah!.. Hem yağmur ve hem de boru duasına çıkmaktan başka bir çare bırakmıyorlar susuz bölgelerdeki insanlarımıza!... Tiyatro sanatçısı sevgili Hüsnü Kişi bu olayın kara mizahını “OUR WORK IS PIPE = İŞİMİZ BORUDUR” şeklinde yaptı bana…

Orada en kaliteli suyla dopdolu bir Geçitköy Barajı dururken, trajikomik haller sergiliyoruz, çok yazık!.. O su Anamur’dan niye getirildi? Denize akıtılsın diye mi?!..  Çok pahalı bir saçmalık!.. Amaç buysaydı eğer, bu kadar büyük masraflara girmeden, Kıbrıs’tan değil, Anamur’dan da denize akıtılabilirdi o su!..

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.