Cyprus Today sol
  • 21 Temmuz 2017, Cuma 10:41
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Aidiyet rejimi…

Diplomat kadrolarımızda başarıyla hizmet veren değerli bir dostumun paylaşmam gereken mesajıdır:
“2004’te, Rum halkının Annan Planı’nı yüzde 75 ‘hayır’la reddetmesinden sonra lehimize bir hava esmeye başlamıştı. AB ülkeleri; başta İngiltere, KKTC’ye izolasyonun kalkmasının, hatta direk uçuşların başlamasının

gerektiğini  açıklamışlardı… İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ‘çözüm irademiz devam ediyor’ dedi ve yine başladı bitip tükenmeyen görüşmeler… Bakın, CransMontana’nın da çökmesinden sonra Rumlar  Türkiye’yi suçlamaya başladı…Maalesef biz hâlâ uyuyoruz… CransMontana’nın çökmesinin sabahında bizim tüm girişimleri yapmış ve yeni açılımlar içine girmiş olmamız gerekirdi. Biz istersek, Rumlar hemen masaya dönecekler. Çünkü tanınma girişimlerimizi ve ambargoların hafifletilmesini engelleyecek tek çare bizi masada tutabilmeleridir.”
Diplomat dostumun mesajı, Rum tarafının bizi zamana oynayarak masada belirsizlikler içinde tutma siyasetinin altını çizmektedir. Kuzeyde bizi kurmak zorunda bıraktıkları Türk devletinin kökleşmemesi ve tanınmaması için ellerinden geleni yapacaklar ve bu devleti tek darbede vurup yıkmak için eşref saatinin gelmesini bekleyecekler. Bu oyuna gelmemek boynumuzun borcu olmalı…
CransMontana’nın siyasal çözüm için son şans olduğu daha zirve başlarken en yetkili ağızlar tarafından seslendirildiğine ve bu şans heba olursa yeni parametrelerin gündeme geleceği vurgulandığına göre, şimdi bu düşüncenin gerekleri yerine getirilmelidir. Çözüm görüşmeleri fiyaskoya dönüştüğüne göre, Rumlarla bundan sonra iki ayrı devlet olarak yan yana barış içinde nasıl yaşayabileceğimize dair etik görüşmeler yapılmalı… 1968’den bu yana süregelen ve havanda su dövmekten başka bir şey olmayan görüşmelerde bize kaybettirdikleri zaman yeter olmalı…
   *          *             *
Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının tamamen olanaksızlaşmasının sorumlusu, uzlaşmaz tavrıyla Rum tarafıdır… Şimdiye dek yapılan görüşmelerde taraflar orijinal Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlardı… Oysa artık hem Güney’de, hem de Kuzey’de nüfus yapısı ve niteliği hızla değişmektedir… Akılları sıra zamana oynayan Rumlar,  zamanın aleyhlerine işlediğini ergeç göreceklerdir.
Güney’deki orijinal Kıbrıslı Rumlar da, Kuzey’deki orijinal Kıbrıslı Türkler de değişimler geçiren nüfus yapıları içinde iradelerini yeni Kıbrıslılarla paylaşmak durumundadırlar artık…
Güney’de Ruslar, Pontuslar, Yunanlar kendilerine özgü siyasal partileri oluşturacak denli çoğalırken, onların yanı sıra yatırım yapma ya da iş gücüne katılma amacıyla gelen azınlıkların da etkisiyle demografik hareketler ivme kazanmaktadır…
Tabii ki Kuzey’de de durum farksız… Kürt, Arap, Laz, Zaza, Alevi kökenli vatandaşların Kıbrıs Türk halkının bünyesine katılıp çoğalmalarıyla yepyeni bir demografik yapı oluşmakta ve kökleşmektedir… Eh, DNA fantezileri sayesinde artık kendilerini Linobambagi, Venedikli, Lüzinyan, Latin falan da görenler var artık!..
Bu demografik kökleşmeler adanın her iki yakasına da yeni vizyonlar, beklentiler ve açılımlar getirmektedir. Türk – Rum Görüşme ve uzlaşma masası işte asıl bu nedenle olanaksızlaşmaktadır… Demografilerin diğer unsurları göz ardı edilerek görüşme masası kurulabilecek zeminden hızla uzaklaşılmaktadır…
   *          *             *            
Kuzey Kıbrıs’ta şimdi yapılması gereken nedir? Irkların ve kökenlerin asla birbirleriyle sürtüşmeyeceği bir aidiyet rejimi yaratmak ve bu rejimi çağdaş bir kimliğe kavuşturmaktır. Hangi kökenden gelirse gelsin her vatandaşa bu topraklara ait ve eşit olduğunun duygusu güçlü şekilde aşılanmalıdır. Bu topraklar el birliğiyle mutlu bir vatana dönüştürülmeli… Ülkesel mutluluktan, hangi kökenden gelirse gelsin, herkes nasibini almalıdır.
Ola ki, devletin yeni şeklini yaratacak bir kurucu meclise ve o meclisin yapacağı anayasaya ihtiyaç duyulacaktır. Kuzey Kıbrıs’ta her alanda yaşanan trajik çöküntüler nedeniyle sürdürülebilir bir düzenin kalmadığı hemen herkesin üzerinde mutabık kaldığı acı gerçektir. “Her ne pahasına olursa olsun ille de çözüm” diyenlerin temel argümanı da bu değil mi? Bir siyasal çözüm sayesinde AB kriterlerinin ve geleneklerinin gelip bizi düzlüğe çıkaracağına olan inanç kimilerimizi oldukça ödüncü de yapmıştır.
O inanç da çökmüştür… Şimdi zaman, kendi kendimizi kurtarıp çağdaş düzeye çıkarmanın zamanıdır. Aidiyetini bu topraklarda görenlerin gelecekleri için yapabilecekleri tek akıllıca iş, el ve gönül birliğiyle geleceklerinin teminatı olan çağdaş düzeni birbirleriyle dayanışarak yaratmaktır…
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık