Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

04.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ajanda…

Halkımız, 2017’nin ilk ayının ilk yarısında var oluş mücadelesiyle yüklü tarihinin en kritik diplomasi savaşına hazırlanıyor. Kaderi söz konusudur ve tüm dikkatini bu diplomasi savaşına vermelidir. Gelgelelim böylesi bir ortamın ciddiyeti ve hassasiyetiyle hiç de bağdaşmayan işler yapılmakta, toplum dalgalandırılmaktadır…

Halkın tepkisine neden olan, kan bulaşan sivil itaatsizlik eylemlerinden sonra, şimdi de şu ajanda atağıyla ciddi sürtüşmeler ve huzursuzluklar yaratıldı.

Bir trafik kazası bahane edilerek günlerce sürdürülen sivil itaatsizlik şamatalarında da, ortaya dinamit gibi atılan ajanda olayında da gündemi saptırma gibi bir niyet sezenler hiç de haksız sayılmazlar.

Patlayan tepkiler karşısında, öfkeyi yatıştırıcı açıklamalar yapılacak yerde, fenomen ajandanın sahiplerinden gelen savunmaya bakınız: Ajandada yanlışlar yokmuş ama, eksikler varmış!..

Esas ve temel yanlışlık olayın bizatihi kendisidir. Ne gereği vardı şimdi bu çok duyarlı ortamda böylesi kışkırtıcı içerik taşıyan bir ajandayı yayımlamanın? Toplumu ille de bölmek marifet mi?

Ajandanın yayıncıları tepkileri önemsemediklerini duyumsatmak adına “bizi sadece üyelerimizden gelen görüşler ilgilendirir” diyorlar. İyi de, yapılan işler ve eylemler tüm halkı etkiliyor.

Ve tabii ki aynen dedikleri gibi eksikler var o ajandada... Hem de çok büyük ve çok anlamlı eksikler…

Kronolojik bir ajanda yayınlama iddiasında olanlar Kıbrıslı Türklere 50'li yıllardan bu yana faşist Enosisçiler tarafından yaşatılan ve toplam 1817 canımıza mal olan trajedilerin güncelerini de niye almadılar o ajandanın içeriğine?

1963’teki olayların bir provokasyonla çıktığı iddia edildikten sonra 21 Nisan 1967’de “Patris” gazetesinde  ifşa edilen AKRİTAS Planını da hatırlatılmış olsalardı, provokasyonun gerçek anlamı ortaya çıkmış olacaktı…

"Demokrasi", "eşitlik", “açıklık”, "dürüstlük" toz kondurulmayan değerlerse eğer, neden bu değerler böylesi kronolojik formatlı bir ajandada dışlandı?

Kaldı ki, "yanlışlar yoktur" dedikleri o olaylar için tarihi belgelerle donatılarak yazılmış kitaplar vardır. Bu kitaplardaki belgeler o ajandaya yazılanların yanlış ve çarpıtılmış olduğunu kanıtlar.

O kitaplar,1974’ten ve KKTC’nin kurulmasından önce Kıbrıs Türk halkının bir mutluluk denizinde güven, keyif ve refah içinde olmadığını haykırır…

Ama yanlış yapmadıklarını iddia edenlerin, o tür kitapları okuduklarından, o tür kitaplara saygı gösterdiklerinden hiç de emin değilim… Özel amaçlı kurmaca kitaplardan kopyalanıp, müthiş bir tarihsel sürecin içinden cımbızla çekilip ajite edici yorumlarla donatılanlar kolay çürütülür…

O ajandayı hazırlayıp dinamit gibi toplumun ortasına atanların da şu gerçeği iyi bildiğinden eminim: TMT'ciler ve TMT komutanları, TMT'yi örgütleyenler ve TMT direnişinde savaşıp şehit düşenler genellikle öğretmenlerdi. O yüzden, okullarımızın çoğuna şehit öğretmenlerimizin adı verilmiştir. Onlar hasletlerinin ve durumun gereğini yiğitçe yapmış, vatanlarına ve halklarına olan yükümlülüklerini yerine getirmiş aydın ve yurtsever öğretmenlerdi. Bir kez daha onları burada saygı ve minnetle anarım…

Enosis adına ilk Türkün öldürülmesinden 4 yıl, EOKA’dan da 3 yıl sonra devreye girmek zorunda bırakılan öğretmenlerle donanmış TMT terör örgütüydü de, ajandada melanetlerine hiç dokunulmadan aklanan EOKA çiçekçilerin örgütü müydü?

Bugünün bazı öğretmenlerinin o TMT'ci direnişçi öğretmenlere ajanda - majanda bahaneleriyle yapmakta oldukları saldırılar bu açıdan da değerlendirilmelidir. Dünyanın hiçbir toplumunda kendi mesleğinin mücadele ve özveri kuşağına bu denli hakaret eden öğretmenler görülmemiştir.

Dahası, vefasızlık, sadece bir önceki öğretmen nesline değil, ajandacıların yönetim kurulunda bulundukları KTÖS’ün tarihine de yapılmaktadır…

Bakınız neden: KKTC'nin kuruluşunu karalamaya çalışıyorlar… Oysa 1983'te KTÖS ilan edilen KKTC’ye sahip çıkmıştı... Bağımsızlık ilanından sonra KTÖS’ün yayın organı olan “Söz” gazetesi, “Kıbrıs Türk halkı mitinge katıl, bağımsızlığına sahip çık” şeklinde manşet atmıştı... KTÖS’ün o zamanki Yürütme Kurulu yayımladığı duyuruda ayrıca şunları belirtmişti:

“Günaydın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Uzun ömürler diler ve Kıbrıs Cumhuriyetleri birliğinin habercisi olarak seni selamlarız. Rumlar duygusallığı bir yana bırakıp kurulan cumhuriyeti tanımalıdırlar.”

Sonradan yerinden indirilecek olan Türk solunun efsanevi ismi, barış harekâtının Başbakanı Bülent Ecevit’in o posterini KTÖS’ün en saygın köşesine asanlar da işte KKTC’yi saygıyla selamlayan bu öğretmenlerdi… Şimdilerde ise nereden nereye!...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.