HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

16.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Akıncı’yı dinlerken…

Liderlerin yoğunlaştırılmış kritik görüşmeler turunu Rum Ortodoks Kilisesi’nin ve DİKO, EDEK partileri ile Ekologlar hareketinin başlattığı "hayır" kampanyasının tam da ortasında tamamladıklarının kaç kişi farkında? Farkındalık iyidir, lütfen farkına varalım!..

İple çektiğimiz, ama umulanı pek de vermeyen 14 Eylül açıklamaları, görüşmelerin henüz kronik Kıbrıs sorununu çözümleyecek anahtara ulaşamadığının sinyalleriyle yüklüdür.

Ulaşılan sonuçlar olsa da, beklentileri çok yüksek olan hakimiyetçi Rum siyasal çevrelerini bu sonuçlar doyuma ulaştıramadı. Bunun açık ve güncel göstergesi, o siyasal çevrelerin Rum lider Nikos Anastasiadis’in çevresinden çekilerek onu yalnızlaştırmaya başlamalarıdır.

Şu anda olası bir çözüm planına karşı “hayır” kampanyasına girişenler, yüzde 50’nin üstündeki bir Rum çoğunluğunun iradesini temsil eder.

Anastasiadis’i yalnızlaştırmaya soyunan etkin siyasi kurumların iddiaları, liderlerinin kendilerini gelişmelerden yeteri kadar bilgilendirmediğine ilişkindir.

Yeterli bilgiyi alabilmek adına neden Başpiskopos Hrisostomos’un kapısına dayanmıyorlar öyleyse?..

Hrisostomos bugüne dek masa başında alınan sonuçlarda her şeyi en ince ayrıntısına dek öğrenmiş olacak ki, Sent Sinod Meclisi’ni toplayarak oradan siyasal çözüme “hayır” kararı çıkarttı!..

Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı geçen akşamki canlı televizyon programında gazetecilerin sorularını yanıtlarken hedefin her iki halkın da “evet” ini alacak bir çözüm planına ulaşmak olduğunu belirtti. Kıbrıs Türk tarafının sessiz çoğunluğu suskunluğunu belirsizliklerin sarmalında korurken, Rum tarafının çığlıkçı çoğunluğu olası çözüme, ellerindeki verilerle “evet” diyemeyecekleri duyumsattılar bile…

Akıncı tek turluk basın toplantısında “yazı işleri müdürü” düzeyindeki dört gazeteci arkadaşımızın az sayıdaki sorularına ayrıntılı, ama esaslara değinmeden uzun yanıtlar verme taktiğini kullandı. O nedenle kafalardaki pek çok soru yanıtını bulamadı. Kurt politikacı Cumhurbaşkanımız “çok konuş, ama fazla bir şey söyleme” taktiğini başarıyla uyguladı. Sözlerinin başında “ayrıntılara giremem” vurgusunu yapan Cumhurbaşkanımız, bizi ayrıntıları öğrenme şansımızı yine Rum kaynaklarında denememiz seçeneğiyle karşı karşıya bıraktı…

Açıklamaları sırasında bir de yakınmasın mı Cumhurbaşkanımız “Rum kaynakları çoğu bilgiyi çarpıtarak veriyor” diye!.

Kamuoyumuzun çarpık bilgilerden korunabilmesi adına dosdoğru bilgilerin bizim yetkili kaynaklarımız tarafından verilmesini yakıcı bir özlemle beklediğimizi belirtmek zorundayım… O labirentlerine girilmesinden çekinilen ayrıntılar çok önemlidir. Çünkü şeytan her zaman ayrıntılarda gizlidir. Bu gerçeğin tarihi örneğine, 12 yıl önce halkımızın yüzde 65 oy oranıyla “evet” dediği, o yüzlerce sayfalık Annan Planı’nın satır satır ayrıntıları referandumdan sonra öğrenildiğinde tanık olundu.

Akıncı, Annan Planı’nın başkaları tarafından hazırlanan bir metin olduğunu, şimdi ise çözüm planının Kıbrıslılar tarafından hazırlandığını belirtirken orada olmak ve kendisine şu soruyu sormak isterdim:

“Peki Anastasiadis’in Annan Planı’nda ‘hayır’ dedikleri maddelerin Rum tarafı lehine iyileştirilerek onaylandığına dair açıklamasına ne buyurursunuz? Bu durum yabancıların parmağının olası plana da girdiğinin kanıtı değil mi?”

Akıncı, referanduma sıra geldiğinde çözüm planının iyice incelenip içselleştirilebilmesi için halka yeterli zaman diliminin verileceğine vurgu yaptı. İşte o içselleştirme olayının şimdiden başlayabilmesi adına keşke masada görüş birliğine varılan konuları şimdiden halkıyla paylaşmaya başlayabilse… Halkın oyunu istediği günlerde başlıca iddialarından biri de “şeffaflık” değil miydi?

Yine de çok şeyin olgunlaştırılmaya muhtaç olduğunu vurgulayan şu gerçeğin seslendirilmiş olması çok önemli: “Henüz halka tavsiye edebileceğim bir çözüm planı noktasında değiliz.”

Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis’in öne sürdüğü gibi yüzde 98 oranında değilse bile, büyük çapta uzlaşmaların olduğu açıkça seslendirilir oldu. En zor dönemeç olarak görülen son bölümde toprak, güvenlik ve garantiler gibi netameli konular vardır.

Çözüm arayışlarının 2017’ye sarkması durumundan hep kaygıyla söz eden Akıncı, geriye kalan dar süre içinde bu konuların aşılabilmesinde cesarete, kararlılığa ve irade gücüne ihtiyaç olduğunu vurguladı basın toplantısının sonunda…

Peki, hem yalnızlaştırılmaya başlandığı, hem de partisinin genel seçimlere girmeye hazırlandığı bu aşamada Anastasiadis acaba o cesareti, kararlığı ve irade gücünü gösterebilecek mi 2017’ye yönelen oyunun bu son perdesinde?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.