HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

22.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Arada ne olmuş ki?..

Aradan çok bir zaman geçmedi, herkes anımsayabilir: Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı Mont Pelerin’den düş kırıklıkları içinde ve hatta öfkeli dönmüştü…

Ayağının tozuyla, Rum tarafının “maksimalist” siyaseti yüzünden görüşmelerin çıkmaza girdiğine ilişkin kırgın mesajlarını halkıyla paylaşmıştı…

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Barış Burcu da, Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını destekler şekilde konuşmalar yaparken Mont Pelerin’deki büyük düş kırıklığı nedeniyle görüşme heyetimizin tüm mensuplarının ağladıklarını

söylemişti…

Mont Pelerin görüşmelerini izleyen kimi gazeteci arkadaşımız yazılarında ve konuk edildikleri ekranlarda, Rum tarafının uzlaşmadan kaçarken ne denli oyunbaz olduklarını gözlemlerinden seçtikleri örneklerle anlatmışlardı…

Türkçe karşılığı “hiç doymak bilmeyen” olan “maksimalist” sözcüğü birden bire günlük literatürümüze girmiş, dilden dile, satırdan satıra dolaşır olmuştu…

Pekiiiiiii…. O kısacık zaman diliminde, arada neler oldu kamuoyumuzun hiç göremediği ki, şimdi nihai bir çözümün çatısını çatmak üzere gündeme yeni bir Cenevre umudu pompalanabiliyor?..

Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis artık “maksimalist” değil de, “minimilist” mi?.. Evliya tevazuuna ve de  Halil İbrahim cömertliğine mi büründü birden bire bu zat?..

Yoksa uzlaşmazlığın sorumluluğunu bir türlü Türk tarafının üzerine yıkamadı da, şimdi kendine Cenevre’de yeni bir fırsat mı arıyor?...

 

*             *             *

İş dünyamızın mesleki kurumlarının geçen hafta sonunda Sanayi Odası salonunda düzenledikleri panelde görüşmecimiz Özdil Nami de söz aldı…

Panelin, sırf Özdil Nami o moral yükseltici açıklamaları yapabilsin diye düzenlendiği çoğu kişide oluşan gözlemdir.

Gerçekten de kendine özgü sükûneti ve centilmenliğiyle konuşan Özdil Nami’nin söyledikleri iyimserlik rüzgârları estirecek türdendi…

Nami, güvenlik meselesi hariç, tüm konuların çözümlendiğini söylüyordu.

Gelgelelim, Rum medyası hemen akabinde onu yalanlar nitelikte iddialar seslendirdi…

O seslendirilenlerde dönüşümlü başkanlık, garantiler ve toprak düzenlemesine ek olarak 103 konunun henüz görüşme masasında kapatılmadığı duyurulmaktaydı.

Şimdi gündemde derin izler bırakan iki durum var: Birincisi, 19 ay içinde çözümlenemeyen bu kadar meselenin son birkaç görüşmede çözümlenebileceğine kuşku ile bakılmasını daha bir tetikleyen şu Rum açıklamaları… İkincisi ise, Cenevre zirvesi öncesinde,  Özdil Nami’nin söylediklerinin Rum tarafından gelen açıklamalarla örtüşmediği gerçeği…

 

*             *             *

Dahası var: Yeni Cenevre zirvesinin öncesinde Rum ve Yunan tarafı sert ve radikal söylemler kullanmaktan çekinmiyor.

Zirvenin en önemli aktörü TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Ama ona karşı “anti demokratik” ve “diktatör” gibi yakıştırmalar yapabiliyorlar. Bu etik dışı söylemler, daha şimdiden görüşme masasını sabote etmeye dönük bir algı operasyonunun işaretidir…

Radikal söylemlerden biri de “adada tek Türk askeri kalırsa çözüm olamayacağı”na ilişkindir…

Rum ve Yunan tarafının siyasetçileri bu radikal ve sert söylemleriyle, Rum kamuoyunu aşırı beklentiler bağlamında şartlandırmaktadırlar.

Bizim tarafın görüşmeci cenahı ise, siyasal çözüm beklentisindeki Kıbrıs Türk halkına, her şeyin olup bitmek üzere olduğu yönünde umut pompalamaktadır...

Oysa, ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olmak en iyisidir…

Yoksa Mont Pelerin bozgunundan sonra arada olup biten esrarengiz işler ihtiyatlı iyimserliğin üzerine çizgi çekilmesini ve daha maceracı bir atılım yapılmasını mı öngörüyor?!..

“Macera” sözcüğünü kullanmam kimseyi şaşırtmamalı… Cenevre’deki görüşme masasının çevresinde toplanacak olan aktörler arasında öylesine maceracı tipler var ki… Ve o maceracı tiplerin son birkaç haftadır kazanı öylesine karıştırdıklarına tanık olunmaktadır ki…

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.