HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

02.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Asılız kaygılar!.

Rum Lider Nikos Anastasiadis, New York dönüşü uğradığı Londra’da, o evlere şenlik açıklamasını yaptı:
“Kıbrıs Türk tarafının asılsız kaygılarını önemseyerek Kıbrıslı Rumlara haksızlık yapmayacağım!.”
Demek istedi ki, Kıbrıslı Türklerin güvence konusundaki ısrarları asılsız ve önemsenmemesi gereken bir kaygı şovundan ibarettir…
İki olasılık var şimdi…
Anastasiadis, ya incelendiğinde insanı tepeden tırnağa kaygılandıran Kıbrıs tarihini hiç bilmiyor, ya da çok iyi bildiği o tarihi, bu kaygılar sürecinin ille de devamı adına inkâr ediyor.
Her iki olasılık da, ürperti veren bir kaygısızlık ve sorumsuzluk belirtisidir…
Eski Rum Dışişleri Bakanlarından Nikos Rolandis, 48 yıllık görüşme sürecinde 16 kez çözümün eşiğine gelindiği halde Rum tutumu yüzünden o eşikten dönüldüğünü itiraf etmek zorunda kalmışsa, işte bu kaygısızlık ve sorumsuzluklar yüzündendir hep…
                                                                              *             *             *
Kıbrıs tarihindeki, geçmişten bugüne Türk – Rum ilişkileri, nice kaygı verici olayın kronolojik sıralamasından ibarettir…
Ortodoks Kilisesinin organizasyonu altında Kıbrıslı Rumların Enosis ve hakimiyetçilik adına giriştikleri serüvenler, ciltler dolusu tarih kitabının konusudur.
Kimi Rum siyasetçisi ve aydını bile artık 1974’e kadar gelen karanlık sürecin Kıbrıslı Türkler için acılarla dolu olduğunu itiraf etmekte ve Türklerden özür dilenmesi gerektiğine vurgu yapmaktadırlar.
İşte hâlâ yaşatılan, Rum okullarında genç beyinlere “milli tarih” diye nakşedilen ve 8'nci maddesi Kıbrıs’ın tümden Elenleştirilmesini öngören Megalo Idea dizisi...
İşte Osmanlıya ve İngiliz'e karşı yapılan ENOSİS başkaldırıları...
İşte İngiliz sömürge valisinin sarayının da yakıldığı 1931 Rum Enosis isyanı...
İşte 1951 Enosis plebisiti...
İşte 1955'de EOKA'nın faaliiyete geçirilmesi...
İşte 1963 Aralığında Türk - Rum Ortaklık Cumhuriyetinin Akritas Planıyla yıkılması...
İşte 1963’ün sonundan 1974'e kadar Kıbrıs Türk halkına "bekledim de gelmedin" şarkılarının eşliğinde yaşatılan insanlık dışı, kapkara getto serüvenleri…
İşte Temmuz 1974'deki Enosis amaçlı faşist ve ırkçı Yunan darbesi...
Bu saydıklarım yakın tarihin olayları…
                                                                              *             *             *
Dilerseniz tarihin daha bir derinliklerine bakalım:
Kıbrıs’ta 1799'da, 1804'te de, 1821’de,1835'te Türk – Rum çatışmaları olduğunda ortada henüz Yunanistan devleti bile yoktu... İngiltere de adada değildi henüz...
İşin asıl ilginç yanı, 1804'teki halklar arası çatışmayı bastırmak üzere gelen 4 Osmanlı tümenini de Rum Ortodoks Kilisesinin finanse etmiş olmasıdır. Çünkü o çatışmada Rumlar Türklerin kabarttıkları öfkesi karşısında çok zor durumda kalmışlardı…
Bu olayda, Osmanlı tümenleri kilise finansmanıyla Kıbrıs Türk halkını kılıçtan geçirdi!...
Yine 1796'da henüz ortada Yunan devleti bile yokken, Romanya'da kurulan Ethniki Eterya’nın bir üyesi de Kıbrıslı Başpiskopos Kiprianos idi...
Bu Kiprianos kim midir? 1821’de Osmanlı’nın Kıbrıs Valisi Küçük Mehmet tarafından bastırılan isyan sonrasında idam edilen piskoposların başıdır…
Bir çırpıda saydığım olaylar Türk tarihçilerin kitaplarından değil, Hill’in “Kıbrıs Tarihi” kitabından. Hill, tüm bu olayları ayrıntılarıyla yazmaktadır…
435 yıllık tarihi boyunca nice kanlı olaydan canı fena halde yanmış olan Kıbrıs Türk halkının kaygılarını “asılsız” olarak nitelendirebilen Anastasiadis, komşusu olan bu halkın duygularına politikacı olarak da, insan olarak da saygısızlık etmektedir. Kınarım onu…
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.