HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

30.08.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Aşk olsun sana Türk ordusu…

30 Ağustos Zaferi’nin 94’ncü yıldönümü, her yılkinden farklı duygularla kutlanmaktadır…

30 Ağustos, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin onur günüdür… Ve Türk Silahlı Kuvvetleri böyle bir günde, sınır ötesi harekâtıyla, dünya genelinde gündem oluşturmuş, tartışılmaz gücünü tarih önünde bir kez daha kanıtlamıştır.

İçindeki kimi hain unsurların darbe girişiminin hemen arkasından gelen o tarihi gelişmelere bakınız: Emir – komuta zinciri içinde hızla toparlanan Türk ordusunun Suriye gibi bir bataklığa dalarak orada barış ve huzur operasyonunu gerçekleştirmesi, dünyaya da parmak ısırtan harika bir olaydır.
15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olan dış odakların bir amacı da, ülke bütünlüğüyle birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinin efsanevi gücünü yok etmekti. Hiçbir hain projenin efsaneleri yıkamayacağı, darbe girişiminin bertaraf edilmesinden sonra tam bir disiplin ve kararlık içinde gerçekleştirilen ve adına “Fırat Kalkanı” denilen askeri operasyonla komplocuların gözleri içine sokulmuştur.

O ne ataktı, o ne cesaretti, o ne disiplindi, o ne kararlıktı, o ne görkemdi… Her şey televizyonların canlı yayınlarıyla dünyanın gözleri önünde gerçekleşirken dudaklardan dökülen tek bir söz vardı: “Aşk olsun sana Türk ordusu!”

Suriye bataklığında dünyanın en modern, en güçlü ordularının, ABD’nin, Rusya’nın ve “koalisyon miğferi” altındaki Avrupa ülkelerinin uzantıları vardır. Ama hiçbirinin başaramadığını Türk ordusu saatlerle sayılabilecek bir süre içinde başararak bataklığa yepyeni bir düzen, barış ve huzur dengeleri getirdi.
 

*             *             *

Tarihe ve dünyaya sürprizler yapmak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin asil fıtratında vardır.

İşte 30 Ağustos 1922 zaferi…   Mustafa Kemal Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” adıyla da bilinen o ruhlar mucizesi zafer… 26 Ağustos’ta başlatılan Büyük Taaruz’un 'un başarıyla sonuçlanmasından sonra işgalci Yunan orduları İzmir’e kadar kovalanmıştı. Ve Büyük Taaruz’un başlatılmasından sadece 14 gün sonra, 9 Eylül 1922'de güzel İzmir'in de kurtarılmasıyla, Türk toprakları Yunan işgalinden temizlenmişti.
İşte o muhteşem zaferden 30 yıl sonra Türkiye’nin çok uzaklarında Kore’de, Birleşmiş Milletler bayrağı altında yazılan destan…

Ve işte 1974 Temmuz’unda “bekledim de gelmedin” nakaratlarının ve “Molon Lave” (Cesursan gel de al) hezeyanlarının yankıları arasında yine sınır ötesinde gerçekleştirilen operasyon: Kıbrıs Türk Barış Harekâtı…

Dünyanın en büyük güçleri arasında sayılan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin barış adına başaramayacağı hiçbir görev yoktur. Yeter ki emir verilsin…
 

*             *             *

Mehmetçiğin Suriye bataklığında direnişçi Türkmen mücahitleriyle kucaklaşması tarihin en duygulu ve en ironik anlarından biriydi.

Türkmenler, ata yadigârı topraklarında var olabilme adına yürüttükleri onurlu, özverili ve sabırlı direnişlerinin ödülünü böylece almış oluyorlardı.

Türkiye’den umutlarını hiçbir zaman kesmeyen o cesur özgürlük savaşçılarının sevinçleri ve mutlulukları, TV ekranlarından hepimizin gözleri önüne serilirken, biz Kıbrıslı Türkler 42 yıl önce, yok olmanın eşiğindeyken Mehmetçik’le kucaklaştığımız unutulmaz anları anımsadık. Gözlerimizden yaşlar geldi…

Osmanlı’nın o toprakları Casus Lawrens’in hain komplolarıyla terk etmesinden 98 yıl sonra, Osmanlı’nın torunları yeniden terk edilen o acılı topraklarda, zaferle taçlanan bir görkemle bayrağını dalgalandırıyordu.

Aylar önce Süleyman Şah’ın türbesini güvenli bölgeye taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri, o hazin olayın hesabını da sorumlu teröristlerden çok yaman biçimde soruyordu.

Aşk olsun sana Türk ordusu…

Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusu…

30 Ağustos Zafer Bayramı’n kutlu olsun ey kutlu ordu…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.