Cyprus Today sol
  • 20 Şubat 2018, Salı 8:44
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Berbatlıkların içinde…

Yeni hükümetimiz, Cumhuriyet Meclisi’ne programını sunduktan sonra güven oyunu da alarak yoğun işine girişti…Ülkemizin şu andaki durumuna baktığımızda gördüğümüz şu ki, sistemsizliğin sisteme dönüştüğü berbat bir haldeyiz!.. Gözümüzü nereye çevirsek hiç de iç açıcı olmayan durumlarla yüzleşiriz…

Bizi topyekun sarmalına alan berbat manzaralar bürokrasiye, çevreye, sağlığa, kültüre, ekonomiye, eğitime, trafiğe ve hatta sosyal yaşama dair…

İstanbul’daki tıp öğreniminden sonra Almanya’ya giderek emekliliğine dek orada çalışan sınıf arkadaşımın bana söyledikleri aklıma yeniden takılıyor şimdi… Çünkü kronikleşen berbatlıklarımızdan kaçmak zorunda kalanlarımızdandır bu arkadaşım…

Mesleğindeki başarısıyla oralarda hayli ün de yapmış bir hekimimizdir o… Gözlemlerini açıklamak konusunda iznini almadım. O nedenle adını veremeyeceğim bu arkadaşım “İstanbul’da tıbbiyeden mezun olduktan sonra Türkiye’de, ya da Kıbrıs’ta görev almak için çok uğraştım. Tatmin olabileceğim bir görev vermediler… Mecburen Almanya’ya göçtüm. Diplomam sayesinde derhal iş buldum ve Almanya hastanelerinde çalışmaya başladım” demişti bana… Yüzünde beliren acı tebessümle şunları da eklemişti:

“Düşünebiliyor musun dostum; benim uzman bir hekim olarak yetişebilmem için gerek Anavatan Türkiye, gerekse ülkem o zamanki rayiçle en az 500 bin TL’lik harcama yaptı. Sonra yetişmemde tek kuruşluk katkısı olmayan Almanya beni aldı ve kendi sağlık servislerinde, kendi vatandaşlarına hizmet vermek üzere çalıştırdı. Bu bedelsiz beyin ithalinden başka nedir ki?.. Yetişmemizin pahalı bedelini bizim ülkemiz ödüyor, ama bizden yaşamımız boyu yararlanan zengin ülkeler oluyor.”

İhraç etmekte olduğumuz beyinlerin üzerimize çıkan ağır faturası bundan daha net anlatılabilir mi?..Bu da sürekli dışa vermekte olduğumuz beyin göçüne ilişkin üzücü bir manzara…

Acı yaşanmışlıklarının burukluğu içinde olan dostuma sormuştum: “Emekli olduğuna göre şimdi geriye dönüp ülkene yerleşecek misin?..”

Şöyle yanıtlamıştı bu sorumu:

“Sevgili ülkemi sıkça ziyaret etmekteyim. Ama artık Avrupa’daki uygar sisteme alışmışım. Şimdi bu yaşımda buraya taşınırsam nasıl mutlu olabilirim ki?..”

Yaşamını ülkesinden çok uzaklarda kurmak zorunda bırakılan bu dostumun aslında köklerinden kopuk düşmekten dolayı oralarda da mutlu olamadığını birkaç yıl sonra gencecik oğlunun intiharıyla öğrenecektim!..

                                                                                              *      *      *

Sorunları kolay çözülebilecek şu minicik ülkemizde sürdürülemeyen bir düzen yarattığımızı ve bu yoz düzenin içinde hepimizin çürümekte olduğunu iliklerimize dek duyumsayabiliyoruz…

İhraç etmekte olduğumuz parlak beyinler bu yoz düzene neden dönsünler ki?..

Değer bilmezliğin sillesini her an üzerlerinde duymak için mi?..

Bal yapmaz arılar gibi didişenlerimizin yarattığı karamsar  atmosfere teslim olmak için mi?..

Gittikçe büyüyen çevre sorunlarının ortasında fiziken ve ruhen sakatlanmak için mi?

Sistemsizliği sistem eyleyen çarpık anlayışlar karşısında çıldırmak için mi?..

Sık sık kesilen elektrikle, susan ve bağlanmayan telefonlarla, çöken internet ağlarıyla, bürokrasinin hantallığıyla, bitip tükenmeyen grevler ve eylemlerle, seri katilimiz trafikle boğuşmak için mi?..

Düzensizliğin potansiyel kurbanlarından birine dönüşmek için mi?..

Sağlığını sağlıksız bir sisteme emanet etmek için mi?..

Yerlerde sürünen bir eğitimin vaat ettiği nesillere bakarak dehşete düşmek için mi?..

                                                                                              *       *       *

Batı kültürünün uygar yaşam biçimiyle donanmış insanlarımızın aramıza geri dönmelerini engelleyen daha o kadar çok yerel nedenimiz var ki… Say sayabildiğince…

Bizden çok uzaktaki mekânlarında ruhen bizimle birlikte yaşayan insanlarımıza hak vermemek elde değil…

Gelip de ülkelerinin mutsuzluklarına bir çare bulabileceklerine inansalar koşarak dönecekler aramıza. Burası kesin… Ama kronikleşen yoz düzenimiz onlara bu fırsatı da vermiyor. Bu yoz düzen “ben ıslahat istemiyorum” diye haykırıyor.

Yeni hükümet göreve başlarken sürdürülemez bir düzenin mahkûmları olmaktan kurtulabilmenin umudunu duyabiliyor muyuz? İşte bütün mesele bu… O umudu duyabilirsek kronik sorunlarımızla kavgaya öylesine bir hırsla girişeceğiz ki…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek